|
||
| Dünyaya astım kanayan yürek resmimi Kendi ellerimle Her acıyı denedim bu kentte Girdiğim sokaklarda buluştum hüznümle Sen, benden uzak olan ama yüreğimin Ama yüreğimin en yaralı, en yaralı yerinde yatan ‘sevgili’ Hiç affedilmeyenler adına çağır beni yanına Ama hiç kimseye söyleme ben yorgun, ben yaralı, ben yalnız Tek başıma taşıyamam ben artık bu kanayan yüreği Uğruna ölümlerin olduğu bu kentte Yeni bir güne, yeni bir umuda merhaba derken Yine yaralı bir kul olur kimliğim Acılar bekçidir kapımda Gözlerime görülmez kelepçeler vurulur Yüreğimi acıtan o paslı sürgüdür çekilir Ve şimdi yalnızlık üşütür Şimdi geceler karanlık Ve ayaz… |
||
|
||
| duydumki acılar içindesin bu gece,bu geceler... duydumki çaresiz mahsun seyre dalarken mavi yıldızları özlem içindesin. bir bilsen ne kadar isterdim yıldızlara yürümeyi seninle... gözlerinde baharı yaşamayı ve yaşam çiçekleri dilinde türkü söylemeyi seninle... sakın ha!... ağlayayım deme yakışmaz sana ağlamak... şafaklarda dağlara çevir yüzünü geceleride yıldızlara birde diri tut umudunu, geleceğe dair maviliklerde arıyorum seni... mavi dağ, mavi deniz, mavi bulut ve mavi yıldızlarda arıyorum seni.. seninle maviliklerde yaşamak mavi bir özlemdir bana... hani mavi özgürlük vardı ya dilim varmıyor söylemeye, yaşam imbiğinden geçmiş düşlerimde, hayallerimde... düşünürken mavi gençliğimizi yazmak geliyor içimden yıldızlarla gökyüzüne.... |
||
|
||
| ve şimdi susma zamanıdır ey kalbim... küfürlerimi savuruyorum gökyüzüne.. giden yar'a lanet etmek neye yorulacak ..bilmiyorum... sonu varsa eğer bu ay tutulmalarının ebediyen konuşmayacağım yıldızlarla... yalan söylediniz! hepiniz birer yalancısınız! işte sizden bu yüzden nefret edemiyorum... hadi yakın şimdi kendinizi... ... kim ne derse desin bu yazıyı ben yazmadım
|
||
|
||
| sen demişsin.. yada o demiş ne çıkar... ki değil mi ki ayrılık ortak.. yar gitmiş..ne çıkar... bestesini ben yapmasam.... bak işte ayrılık ortak..... gece şiirler doğurtmuyor mu ki bize... sancılarla uyanmıyor muyuz sabaha... .......___ hem herkes yalnız değil mi.. ama ne çıkar... herkes kendi yalnızlığında yaşar.... yıldızlar hiç uzak olmayacak ama korkma, sen uyanık kaldıkça.. ay tutulmaları bitmeyecek sen dilek tuttukça....ve hayat... hep yalan olacak... sen nefret etmedikçe.... kim ne derse desin.. bu şiir senin... bak gordun mu işte .... şiirler ortak.... |
||
|
||
| bir eylül daha solmuşsa diwane gönlümün sokaklarında we bu şehir gözbebeklerime sığmıyorsa.. ..söyle, ne demeye susmamalıyım dost... fırtınanın sawurduklarından arta kalan war mı sanıyorsun... işte bu yüzden ben yazmadım!! |
||
|
||
| Sözyaşlarıda diyebirim sanırım.. | ||
|
||
| SANA ÖZLEM GİTME OLMUYOR SENSİZ,GEÇMİYOR GÜNLER RÜYA GÖRMEYİ ÖZLÜYORUM YOKLUĞUNDA UYUMAYI ÖZLÜYORUM OYSA KABUS OLUYOR GECELER AYDINLANMIYOR ODAM ÖZLEMİN KÖR EDİYOR BENİ HER YENİ GÜNE HASRETİNLE BAŞLAMAKTAN YORULUYORUM YORULUYORUM ESEN RÜZGARDA KOKUNU ARAMAKTAN,ÇALAN HER TELEFONDA SESİNİ BULMAYI UMMAKTAN HER AYAK SESİNİN SENİ GETİRECEĞİ BEKLENTİSİNDEN VE HER BEKLENTİNİN ARDINDAN YİNE SENSİZLİKTE KALMAKTAN YORULUYORUM,GİTME BIRAKMA BENİ YANIMDA KAL YANI BAŞIMDA KAL DÜŞLERİMİ DOLDUR GECEYİ ÖZLET BANA GÜNLERİMİ KARART,GÜNEŞİ ÖZLET BANA AMA KENDİ ÖZLEMİNİ YAŞATMA, SENİ ÖZLETME BANA... |
||
|
||
| Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan Ellerindeki paramparça gecmisin sig bir gövdesidir yolun ortasında Erken bir gülüşe baslarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş) Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin. Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yogunluğun ortasında bal rengi kani Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin. Eski, ep eski anlatılmamışlıktır defterlerin. Kuruyan su. Kuruyan uykusu. Ve kan yine de bal rengi derbederliğin |
||
|
||
| bu dahil bütün genellemeler yanlışmıydı? | ||
|
||
| kimdi bu sözü söyleyen...unuttm...neyse.. başlığa katılmıyorum...yaşanmışlıkların da haykırısıdır şiir.ve düşlerin...bu genellemede yanlış..bunada katılıyorum.. |
||
|
||
| Ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım Yemin ettim Yüreğimdeki ve bedenimdeki bütün yaralar adına yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda Sana olanca aydınlığım ve karanlığımla baktım aşktan yorgun düştü dinim dağıldı kehribarım gül ve buğday yetiştiren Ömrüm adına yemin ederim ki: Ben seçmedim bu ölümü Kaçmasan vurmayacaktım |
||
|
||
seni seviyorum dost(um) ![]() Ne kadar uzak görünüyordu bize Oysa geldik. İşte buradayız. Yaşlanıyor ve ayrılıyoruz. Ne zaman karşılaşsak gözlerimizi kaçırıyoruz birbirimizden Kaçamak sözler ediyoruz. Ayaküstü. Ne zaman karşılaşsak unutmak istediğimiz ne varsa karşımızda Gençliğimiz! Kimsenin olmayan gençliğimiz! Gençliğimizi tartarken boşluk tutan avucumuzda... acı çekiyoruz acı çeken yerlerimiz kalmış diye seviniyor sonra ya bira içiyor, ya televizyon seyrediyoruz Karşı çıktığımız dünyanın bir parçası olduk nicedir Ürküyoruz bizi geçmişe bağlayan halatlardan yarım yangınlar çıkardığımız gemilerde tükettik bütün yolculukları dünyayı dinleyişin sonsuzluğunda olanakların hayaletleri ve biz kirlenen, çürüyen sularda yalpalayıp duran bir gözcü ıslığıyla kendinin terk edilmiş sahilinde dolaşan şu çocuk kim ya şu koynunda içedönük bir tabancayla uyuyan melankolik haydut hayata dişlilerinin dokunduğu yerden başlayan, erken törpülenmiş şu kalabalık ne kadar uzak görünüyordu bize oysa geldik işte buradayız bu kadar mıydık? boşalan meydanların uğultusu kaldı kulaklarımızda küllerine katılıyoruz büyük yangının gündelik adresler avutmuyor aşkın kollarını balıksırtı desenlerde çapraz günler birbirini tutmuyor yalnızlıklarımız birbirimizi yitiriyoruz her buluşmada |
||
|
||
Ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım Yemin ettim Yüreğimdeki ve bedenimdeki bütün yaralar adına yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda Sana olanca aydınlığım ve karanlığımla baktım aşktan yorgun düştü dinim dağıldı kehribarım gül ve buğday yetiştiren Ömrüm adına yemin ederim ki: Ben seçmedim bu ölümü Kaçmasan vurmayacaktım ![]() Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin. Erken bir gülüşe baslarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş) Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan ................ bir yaşanmışlık anlatabilirmiydi kendini yaşanmasa.. söze gerek yok dostlar
|
||
|
||
uzun zamana yayılınca gerçek olan empati kurabiliyor bir şekilde dost ile sebepsiz üşüyoruz yüreğinde bir muştayı gezdiren günleri düşündükçe tiftiklenmiş bir sessizlikte bulunmuyor aradığımız kelimeler kabzasında uyuduğumuz şiddet rüyaları dağılıp gidiyor gündeliğin sisli peronlarında kalın bir kireç tabakası altında bütün duygularımız saat farkı var en yakınımızdakiyle bile aramızda demek ki o kadar da sebepsiz üşümüyormuşuz Umutlar kiralamıyoruz artık, kullanılmış umutlar da karşılamıyor siparişlerimizi, ilkeler rehin, değerler eksiğine bozdurulmuş Büyük Pazarda, Operadaki Hayalet yer gösteriyor ölen bir kültürün üyelerine, beşeri günahlarımıza makbuz kesiliyor, vergi yerine hayat iadesi topluyor Kent İdareleri, Kolluk Kuvvetleri kurusuz düzenleri dağıtıyor görüldüğü her yerde, eski plâk kapaklarını okşuyoruz yalnızlıktan, eski bir sıcaklığı arıyoruz magmalaşmış fotoğraflarda, kantaşıyla dindirilmiş kelimeler akıp gidiyor konuşamadıklarımızın üzerinden, takma yüreklerle sürdürdüğümüz alışkanlıklar geri tepiyor, çekimine girdiğimiz her yeni imkânın aydınlığında, tekrarlana tekrarlana içi boşalan gizleri pazarlıyoruz hayatına manşet arayanlara, naylon tadında maceralar, kalp para değerinde gecelik aşklar kırk kupona, hayatı birbirinden kopya çeken çocuklara slogan ve cıngıl üretiyor, ödüller veriyoruz düşü dar, yüreği ensiz gündüz yıldızlarına, buzlu ve hüzünlü rakılarla çınlattığımız içimizin kırılgan korunağı, iyi paketlenmiş vahşet sürüyor piyasaya. Görüldüğü gibi herkes kadar biz de benziyoruz düşmanımıza. |
||
|
||
| kuzeysçim özlemişim senin sözcüklerinin tersten bakışını göz kırpıp hayata kimseyle değil sadece kendiyle dalga geçip keyf alışını
|
||