SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Liberalizm

Konu: Liberalizm

Sayfa: [ 1 ]

25.11.2004 22:35:49
LİBERALİZM*


" Liberalizm, İspanyolca'dan İngilizce'ye geçmiş ve ilk defa 19. Yüzyılın başlarında siyasi terminolojiye girmiştir. Bir görüşe göre Adam Smith, Wealth of Nations'daki "liberal ihracat ve ithalat sistemi" ifadesiyle liberal kavramını ilk kullanan yazar olmuştur. Zamanla kullanımı yaygınlaşan kavram, yüzyılın ortalarına ve sonlarına doğru siyaset sözlüğüne iyice yerleşerek, "laissez faire laissez passer" ifadesinin yerini almış ve düşünce özgürlüğünü, ifade hürriyetini, basın özgürlüğünü ve serbest ticareti savunanların adlandırılmasında kullanılan etiket haline gelmiştir. Etimolojik bakımdan "liberalizm" ve "liberty" (özgürlük) kelimeleri arasında bir bağlantı vardır. Bireysel hürriyetin önemi hakkındaki ortak kanaat çoğu liberalizm yorumlarının kalbinde yatmaktadır. Sabine'e göre liberalizm, dar anlamda muhafazakarlıkla sosyalizm arasında yer alan, geniş anlamda ise komünizme ve faşizme karşı olan bir siyasal teoridir.

Aslında çeşitli düşünürler liberalizmin temel özelliklerini kendilerine göre belirtmişlerdir. Fakat genel bir bakış açısıyla bakıldığına, klasik liberalizmin dört temel unsurunun olduğu söylenebilir: Bireycilik, özgürlük, kendiliğinde doğan düzen ve piyasa ekonomisi, hukukun hakimiyeti ve sınırlı devlet.

a. Bireycilik:
Liberal düşünürlerin hepsinde, birey sosyal teorinin temelini teşkil etmektedir. Liberalizmin bireyciliği hem ontolojik hem de metodolojik bir bireyciliktir. Birey temel varlıktır. Bireyin varlığı sınıf, halk gibi "bütünlerin" varlığından daha gerçektir. Birey, toplumların tüm yapılarından üstündür. Birey teorik olarak toplumdan önce var olmuştur ve dolayısıyla bireyin hakları da toplumdan önce vardır.

Diğer taraftan bireycilik, bireyin insan olarak kendi amaçlarını serbestçe seçebilmesini ve bunları gerçekleştirmek için lüzumlu eylemleri yapabilmesini gerektirir. Bunun için birey özgür olmalıdır. Ayrıca, bireyin, hiç kimsenin müdahale edemeyeceği özel bir hayat alanı mevcuttur. Diğer bireyler gibi devlet de bu alana tecavüz etmemelidir. O yüzden, devletin hareket alanı da sınırlandırılmalıdır. Böylece bireycilikten hukukun hakimiyeti ve sınırlı devlet ilkesine ulaşılır.

b. Özgürlük:
Liberalizmde en fazla kıymet verilen değerlerden biri de özgürlüktür. Liberalizmin özgürlük anlayışı genellikle negatif özgürlük olarak adlandırılmaktadır. Negatif özgürlüğün esası, bireyin dışardan gelen keyfi bir zorlama altında kalmaksızın davranabilmesi, serbestçe hareket edebilmesidir. Bir birey davranışlarına, hareketlerine diğerleri tarafından müdahale edilmediği sürece özgürdür.

Burada özgürlük birşeyden özgürlüktür ( freedom from), birşeye özgürlük (freedom to) değildir. Özgürlükte esas olan bireye bir şey sağlanması değil, onun dış baskı ve zorlamalara maruz bırakılmamasıdır.

Klasik liberal anlayışa göre özgürlüğe olan en büyük tehdit devlettir. Devletin, bireylerin özgürlüğünü hiçe sayan, yok eden bir despot olması önlenmelidir. Bunun yolu da devletin hareket alanını sınırlamak, onu bazı kurallarla bağlamaktır. Liberalizmin özgürlük anlayışının önemli bir parçası da ekonomik özgürlüktür. Bundan kastedilen, ekonomik faaliyetlerde bulunmak veya genellikle ifade edildiği gibi ekonomik girişimcilik hakkına sahip olmaktır. Bu da piyasa ekonomisinin olması demektir.

c. Kendiliğinde Doğan Düzen ve Piyasa Ekonomisi:
Piyasa sisteminin çok önemli bir özelliği, sistemdeki bütün insan ilişkilerinin gönüllü olmasıdır. Piyasa düzeninin işleyişinde zorlamanın yeri yoktur. Devletin görevi de bireylerin, piyasa ekonomisinin korunmasına ve düzgün işlemesine olan zararlı eylemlerini önlemektir. Piyasa ekonomisinin temel itici gücü, fiyat sistemidir; yani almaya ve satmaya istekli olanların karşılıklı eylemleri sonucunda beliren değişim oranları bütünüdür. Bir işlemde alan ve satan tatminkar buldukları seviyede uzlaşma sağlanır. Piyasa ekonomisi, iş bölümü altında sosyal işbirliği veya üretim araçlarının devlet veya toplum tarafından sahiplenildiği sistemden farklıdır. Piyasa ekonomisinin alternatifine sosyalizm, komünizm, planlı ekonomi veya devlet kapitalizmi denir.

Kendiliğinden doğan düzenin bir örneği olan piyasa sisteminin işleyişinde rekabetin çok fonksiyonel bir yeri vardır. Rekabet olmaksızın piyasa sistemi yaşayamaz. Rekabet, daha yararlı üretim metodlarını daha az yararlı olanların yerine yerleştirir, yüksek verimle çalışanı az verimle çalışan rakibine karşı korur. Herkesin en iyi becerdiği işi yapmasını ve her üretim faktörünün en çok gerekli olduğu yerde kullanılmasını, yani en etkin kaynak tahsisini sağlayarak ilerleme ve gelişmenin yolunu açar.

d. Hukukun Hakimiyeti ve Sınırlı Devlet:
Zor kullanmak suretiyle insan haklarını ihlal etmeye iki aday vardır. İlki bireylerdir. Bir bireyin başka bir bireye zor kullanması durumu kriminal bir olaydır. İkincisi ise devlettir. Sınırlandırılmamış, kurallarla bağlanmamış bir devlet insanın özgürlüğüne en büyük tehdittir. Liberal devletin sınırlılık niteliğinin "hukuk devleti" veya "hukukun hakimiyeti" kavramlarıyla ifade edildiğini görürüz. Doğal hukuk devletten önce vardır ve onu bağlayıcı niteliktedir.

Klkasik liberal yazarlar genelde devlete aynı sınırlı görevleri yüklemişlerdir: Adalet, iç güvenlik ve ulusal savunma. Başka bir deyişle mahkemeler, polis ve ordu. Bu sınırların aşılmasını engellemek için de devletin hukuki normlara bağlanması zorunludur. Liberal yazarlara göre devletin, "sosyal adaleti" sağlama gibi bir fonksiyonu üstlenmesi, yeniden dağıtımcı politikalar izlemesi yanlıştır. Bu süreç, özgürlüklerin kısıtlanmasıyla son bulur. Bireysel özgürlüklerin güvence altına alınabilmesi için hukukun hakimiyeti ve sınırlı devlet anlayışı şarttır.



SONUÇ
Görüldüğü üzere liberalizm ekonomik veya politik bir teori değil, bütüncül bir sosyal teoridir. Liberalizmi incelerken bu bütünlük göz önünde bulundurulmalıdır. Liberalizmin sosyal teori olarak doğması ve gelişmesiyle Batı Avrupa toplumlarının sosyal ve ekonomik gelişimi arasında belirli ilişkilerin bulunduğu ve tarihi bir kategori olarak liberalizmin temel taleplerinin bazılarının ilk defa yeni doğan ve gelişen burjuvazi tarafında dile getirildiği görülmektedir. Ancak bunun anlamı, liberalizmin tek bir sınıfın çıkarlarına hizmet ettiği değildir. Çünkü liberal yazarların hemen hepsi, izlenen liberal politikalar sonucunda toplumun bütün bireylerinin fayda sağlayacaklarını belirtmişlerdir. Liberalizm, özgürlük, hukuk önünde eşitlik, ifade hürriyeti, toplanma veya toplanmama özgürlüğü, bireylerin olduğu kadar devlet organlarının da zorundan korunma hakkı gibi temel ilkelerin öne çıktığı bir yaklaşım, sosyal teoridir. Bunların da sadece "sermaye sınıfı" tarafından kullanıldığı öne sürülemez. "


Atilla Yayla'nın "Liberalizm" adlı eserinden alınmıştır.  

25.11.2004 22:45:56
ya bende hep bu günü bekliyordum.. Bir kaç palyaço çıkıp gelsin güzel yazılar yazssın bizde soyatarıların birliğini kurup milleti eğlendirileip diyodum..Sanırım beklediğim zaman geldi...

25.11.2004 22:48:30
aslında aynı komünizm ve anarşizm için olduğu gibi liberalizm içinde ayrı bir bölüm açılsa çok güzel olur, zira son yüzyıllarda gelişen üç ideolojiden(marksizm, liberalizm, anarşizm başlıklarında toplayabiliriz sanırım) görüldüğü gibi en etkili olan ve destekleneni.

yukarıdaki haliyle ne kadar sevimli duruyor değil mi ? Smiley

liberalizm siyasi ve ekonomik olmak üzere iki yönü bulunan bir öğretidir. siyasi liberalizm insan hakları ve birey özgürlüğünü temele alırken, ekonomik liberalizm özel mülkiyet hakkı ve serbest piyasa üzerine kuruludur.

bireyi toplumdan soyutlandığı, her türlü devletçi sistemi maksatlı bir çarpıtma amacı güderek sosyalizmle bir tutulduğu, anarşizmi liberalizmin devletsiz versiyonu, aşırı özgürlük vb. olarak tanımlanarak içinin boşaltıldığı, serbest piyasa ekonomisi ile mülkiyet sahiplerinin özgür birey(!?), diğerlerinin köle haline getirildiği, bireysel özerkliğe sahip olanın mülkiyet sahibi olduğunun, çalışanların ise kollektif çalışma zorunluluğunun görmezden gelindiği ve sürekli sevimli yanlarının öne çıkarılmaya çalışıldığı bir doktrin.

biraz taraflı oldu sanırım Smiley

ayrıca dünyadaki pek çok diktatörlüğün(özellikle güney amerika) liberaller eliyle serbest piyasa düzenini kurmak adına kurulması, faşist olarak nitelenen oluşumların ekonomik liberalizmi savunması(sosyal darwinizmle yakınlık içerdiğini düşünüyorum) üzerinde düşünülmesi gereken noktalar.

bir diğer üzerinde düşünülmesi gereken nokta da liberalizm savunucusu devletlerin piyasaya ne derece karışıp karışmadığıdır. üçüncü dünya ülkelerine dayatılan liberalizmi acaba kendileri ne derece uyguluyor? serbest piyasa ekonomisinin temeli olduğu savunulan rekabet ve tekellere olan karşıtlığı ne kadar uyguluyorlar?

25.11.2004 22:51:36
aynı ları aynı ayrıları ayrı yere koyun... bayılıyorum bu ilkeye ya...  

deniz 26.11.2004 09:02:20
liberalizm çok ciddi bir noktda durmaktadır.

bilinçli ve etik bir liberalizm toplumu anarşizme taşırken
etikten yoksun liberalizm vahşi kapitalizmin kapılarını aralar.

ben her şeye rağmen liberal sistemleri destekliyorum. anarşizm ve komunizm gibi ayrı bir forumda incelenecek kadar değerli bulmakla birlikte içeriğini dolduramayacağımızdan ve çok fazla teknik bir konu olacağından şimdilik buna taraftar değilim.

konuyu gündemimize böylesi nitelikli bir şekilde taşındığı için sodhym a teşekkür ederim.

26.11.2004 16:51:17
liberalizm, çoğu liberal her ne kadar bu tip ayrımları kabul etmesede, belli bir sınıfın ideolojisi olarakta incelenmeli, yani bağımsız bir ideoloji olarak incelendiğinde benimsediğimiz yönleri artabilir fakat mevcut düzeni ve sınıfsal ayrımları göz önünde bulundurarak incelemek daha sağlıklı olacaktır diyorum.

sosyalizm ve türevlerini nasıl ekonomik sömürüye maruz kalanlar, yani işçi sınıfı açısından yorumluyorsak buna da aynı şekilde bakabiliriz.

burjuvazinin ideolojisi olarak tabiki. yazıda da zaten bu yön belirtilmeye çalışılmış:

"...liberalizmin temel taleplerinin bazılarının ilk defa yeni doğan ve gelişen burjuvazi tarafında dile getirildiği görülmektedir. Ancak bunun anlamı, liberalizmin tek bir sınıfın çıkarlarına hizmet ettiği değildir."

liberalizm siyasi yönüyle gerçekten insan hakları ve bireysel özgürlükleri içermekte, düşünce ve düşündüklerini ifade etme özgürlüğü, basın özgürlüğü, insan hakları vb. düşünce ve özgürlüklerin yayılmasını sağlamış olsa bile yazıda da belirtildiği gibi liberalizm siyasi, sosyal, ekonomik bir öğretidir ve parçalanamaz.

siyasi liberalizm konusunda ki liberalizmin siyasi yönü yalnızca liberalizm e ait değildir, liberallerle hemfikir olabilirim fakat ekonomik liberalizm siyasi liberalizmi çoğunlukla anlamsız bırakmakta.

"düşüncelerinizi özgürce belirtebilirsiniz fakat yalnızca parası olan bu fikirlerini uygulamaya geçirebilir, haa tabii çeşitli sermaye gruplarının desteğini arkanıza alabilirseniz" ideolojisi gibi geliyor bana çoğunlukla.

ayrıca liberalizmin dünyaya emperyalizm yoluyla yayılması ayrı bir nokta.

liberal sistemleri desteklediğini belirtmişsin, bir örnek verebilir misin? kuzey avrupa ülkeleri, isviçre falan mı? bildiğim kadarıyla avrupa sovyetler birliğinin kuruluşuyla ve kendi içinde işçi sınıfı hareketlerinin artmasıyla birlikte tırsmış ve liberalizmden, sosyal liberalizm ya da sosyal demokrasi denilebilecek bir sistem kurmaya çalışmıştır, bir nevi üçüncü yol, liberalizmden geri adım atmak da denilebilir.

ayrıca belirtmek istediğim bir diğer noktada nasıl "anarşist", "sosyalist", "komünist" gibi kelimeler bu insanları tanımlamak için yeterli olamıyorsa, kendi içinde bazı noktalarda fikir ayrılıkları bölünmüşlükler vb. varsa, liberaller içinde benzer bir durum söz konusu denilebilir. mesela muhafazakar eğilimlere sahip olmayan liberaller kendilerini "liberteryen" olarak tanımlıyor, liberal kelimesinin kendilerini doğru olarak tanımladığını düşünmediklerinden.

liberalizmin uç noktası için anarşizm değil fakat "anarko-kapitalizm" denilebilir, devletsiz, denetimsiz(ya da yine piyasa içi grupların denetiminde) serbest piyasa.

deniz 26.11.2004 17:07:07
liberalizm devleti küçülterek büyük bir gücü ortadan kaldırır.

devletin küçülmesi, peşi sıra bürokrasinin, militarizmin erimesi eğitimin özgürlükçü düşüncelere kapı aralaması, devlet kaynaklı çıkar grupları ve medyanın etknliğinin azaltılması demektir.

bu ortam anarşizm için uygun bir ortamdır.

destek sebeplerim bunlar.


Sayfa: [ 1 ]