|
||
| Faşizm in temel dayanaklarından biri olan ırkçı düşünce kendi ırkının diğer ırk a oranla daha üstün vasıflar taşıdığını iddia eder. Bu üstünlük ilim veya fen den, kültürden ziyade doğuştandır onlara göre. Yani insan olarak anatomik olarak fark olmasa da bir Türk salt Türk olmasından dolayı Kürt den; Alman Ari olmayan dan üstündür. Dahası Alman için Musevi, Türk için Kürt aşağı bir ırktır. Bunun ilk çıkış noktası din olmasının yanın da ilk köleler olan siyah ırk a baktığımızda tam ters bir durum ile karşı karşıya gelmekteyiz. Nefretin diyalektiğine bakacak olursak kin in altında her zaman bir ezilmişlik hissi olduğu aşikardır. Köleliği yaşam biçimi jhaline getirmiş olan emir komuta zinciri içinde yaşayan ari cve beyaz ırk insanı doğadan kopmuş,dört duvar arasında yaşasyan, asla özgür olamayan,dans edemeyen,ağaca bile çıkmakta zorluk çeken genelde ileri ya da hafif düzeyde kamburluk sorunu çeken mutant bir organizmadır. Makineleşmiş olması bu durumu arttırmakta cinsel-bedensel zayıflığı ve hastalıkları en ilereri boyutlara ulaşmaktadır. Öyle ki bu hastalıklı kitle bir çok afrikalı ve amerikalı yerliyi hastalıklarıyla yok edebilmiştir. Genellikle her zaman hastadır. Tüm bu durum onu tembelleştirilmiş fiziksel sağlıktan ve çalışma gücünden de yoksun bırakmıştır. Binlerce yıllık körelme sürecinde beyaz ırk bir koşu kasını da yitirmiştir,çünkü binlerce yıllık kent kültürünün hareketsizliği içinde hiç koşmamış bu da genetiksel olarak bacak ve kalça bölgelerinde körelmeye neden olmuştur. (Bu arada bu durum Lamark teorisi olarak geçer ve tamamen yanlış olduğu iddia edilir ancak bu yanlış anlamayı da düzeltelim. Bir kaç nesilde olmamakla birklikte yani Lamark ın sandığı kadar erken olmasa da bu durum mevcuttur. İnsandaki apandisit ve 20 lik diş 2 örnektir buna. ) Kıpırtısızlığa gömülmüş beyaz adam sex de edilgen olmayan kızılderili ve siyahi kadınlarla ve tembel olmayan erkeklerle karşılaşınca afallamıştır bir süre. Gelişmemiş olan tek şeyleri kent kültürü olan ancak bu nedenle yıkım teknolojisi az gelişmiş olan görece doğal bu insanlar beyazlarda tiksinti yaratmıştır. Her yerde sevişirler, çıplak dolaşırlar üstelik beyaz adamın sex seremonileriyle de alay ederler. Dobra ve dürüsttür kadınları da erkekleri de. Üstelik son derece sağlıklı ve güçlüdürler. Sayılarının az, hile hurdanın az az sadizmin hiç olması nedeniyle bu insanlardan faydalanılmaya başlanır. Ancak her açıdan beyazlardan üstün gelmektedirler. Kolayca kavrar, öğrenirler üstelik pratik zekaları da gelişmiştir. Sanata özellikle müziğe ve dans a çok yatkındırlar. Cinsel açıdan kıpırtısızlığa gömülmemişlerdir kasları esnek ve kasılıp kalmamıştır. Beyaz adamın ahlakı cinsel cazibesinden dolayı doğadan henüz kopup kamburlaşmamış bu nedenle de Dominant olan bu insanları yargılşamayı seçer. Ahlak alt üst olmuş, yaşam enerjisi tükenme aşamasındaki beyaz adam coşmuştur. Ancak hasta olduğundan olayı sapkınlık boyutlarına getirince Vodoo ve büyü hikayeleri anlatılmaya başlanır. Örneğin kıpırtısızlıktan kocaman göbeğe sahip,feodal beyimiz, kendinden 20 yaş genç karısı bu insanlarla çiftleşince kendini tercih etmeme nedenini farkeder yattığı kişiyle kendini azıcık kıyaslayınca. İşte ilk olarak ırkçılık böyle başladı. Cinsel bedensel eziklik hisseden yaltakçı ve çapulcu ari ırk güruhu gerçek insanların hem akıl hem de bedenen varolan üstünlüğünün bedensel-cinsel yönüne dikkati çekerek zaten hıristiyan ahlak ile küçümsediği sex i hayvansal diyerek lanetledi. Artık bu insanların hepsi hayvandılar. Bu durum hem onları köleleştirmeye hem de aşağılık sınıfına sokarak sahte ahlakı kutsayarak doğal güdüleri lanetlemekte yeni bir bahane oldu. O zamandan beri de her türlü ırkçılık bu psikolojideki insanların kendinbni ahlaklı veya erdemli ilan edip başkalarıyla karşılaştırıp sahte bir yüceliğe hazır konabilmesini sağlamıştır. Bütün ırkçılar bu bedensel-cinsel ezikliği yaşar ve kendilerini üstün kılabilecekleri hedefler ararlar. Aslen kıskançlıktan doğmuş olan bu zihniyet zamanla tüm iktidarsız erkekler ve frijit kadınlarda cinsel iğrenmenin bir yansıması haline gelmiştir. Irkçılar o nedenle aynı zamanda gençlerden ve onların cinsel eylemlerinden de nefret eder ve bu yüzden ahlakçılık kisvesi takınırlar. Oysa bunun nedeni kendi iktidarsızlıklarının neden olduğu bir tisintisir. Hatta gizli hayranlıkları nedeniyle bu zihniyet aynı zamanda nefret ettiği grubu ayartmaya da uğraşır ve onun gözünde yüceltilme arzusu yüzünden sürekli karşı olduğu bu gruplara üstünlüğünü ispata uğraşır komik yollarla. Bu da bastırdığı eşcinsel cinsel davranışuın bir görünümüdür alenen uygulamaya geçirmekten korkar çünkü heteroseksüel ilişkideki becerisiksizliği ile aynı oranda bir yeteneksizliği vardır her davranışında. Irkçılığın nedeni de bu tiksinti ve cinsel iktidarsızlığın sonucu oluşmuş gösterişe dayalı abartılmış üstünlük kurgulamasıdır. Kişiler her açıdan kendişilerini boş hissettiğinden sözde üstünlüklerini bağıra çağıra zorbalıkla ifade ederler. Her türlü suça,ahlaksızlığa,sadizme de bu nedenle yatkındırlar. |
||
|
||
| ewet aslında katılabilrim iyi bir başlık..süperde anlatılmış..aslında bunu milliyetçilerin kendiside biliyor...ama ne ilginçtirki ataerkil sistemin allahına kadar benliğinde yaşayıp savunananlar hep cinsel organlardan söz ederler..kahvede orda veya burda..cinsellikleriyle gurur duyarlar..soylediklerinin onda dokuzunun yalan olduğunu tahmın etmek zor olmasa gerek...bu durumda iktidarsız ve ya bastırılmış duyguları vardır diyebiliriz...lafla peynir gemiside yürümez değilmi yani.. senin konuya uymadı ama idare et..mahalle ağzı işte..fazla okumayınca bukadar yazabiliyo insan |
||
|
||
| Irkçılığın ve faşizmin temeli olarak psikolojik ve biyolojik etkenler gösterlimiş yazıda.Ben buna katılamayacağım çünkü herşeyden öte ekonomik temeli olan bir durumun biyolojik ve psikolojik temellere dayandırılmaya çalılışması romantizmin etkilerinin göstergesidir. Amerika kıtasının keşfi ile Kuzey Amerika,Batı Avrupa,ve Afrika kıtaları arasında haritada gösterildiğinde üçgen şeklinde bir ticaret hattı ortaya çıkarmıştır yazımızda bu ticaret hattının nasıl meydana geldiğini ve bunun da ırksal kibiri nasıl etkilediğini inceleyeceğiz. Amerika kıtasının keşfi bol maden yataklarının keşfi ile aynı manaya denk gelmektedir.Zengin gümüş,bakır,altın madenlerinin derhal çıkarılıp Tedavüle girmesi gerekiyordu.Bu ivedilik amerika kıtasında bir emek sorunu haline geldi.Çünkü Amerika yerlileri ağır çalışma koşullarına hiç mi hiç alışık değillerdir.Bu yüzden amerika yerli nüfusunun yaklaşık 3/4 ü altın madenlerinde büyük tarım çiftliklerinde hayatlarını kaybetmişler bu da Kıtada büyük bir emek sorununu gün ışığına çıkarmıştır. Bu sorunda Afrika yerlilerin Amerika kıtasına köle olarak satılmaları sonucunu doğurdu.Kabileler arası savaşlar köle tacirlerine muazzam fırsatlar sunmaktaydı.Ve üçgen ticaret hattının ilk zinciri köle ticareti yoluyla Afrika ile amerika arasında kurulmuştu. Dayanıklı Afrika yerlilerinin yarattıkları artı değer amerika kıtasında muzzam bir zenginlik yarattı.Ve hala güney amerika'nın o zamandan kalma mimari yapılarına bakıldığında Köle emeğinin yarattığı zenginliğin kendi gönenci ile ne kadar ters orantılı olduğunu gözlemleyebilmek mümkündür.Batı Avrupalı İmalatçılar kendi ürettikleri sınai ürünleri yine aynı sebepten ötürü kendi iç pazarına sunamamakta ve bunu da Amerika da kölelerin kanlı emeği üzerine inşaa edilmiş muazzam zenginliğe pazarlamaya başladılar.Amerikalı madenciler ve toprak sahipleri de onlara bunlar karşılığnda değerli madenleri ve katma değeri yüksek tarım mamüllerini Batı Avrupa ya göndermeye başladılar.Böylece üçgen ticaret hatımızı tamamlamış bulunduk. Irksal kibir nasıl oluştu bu olaylar seyrederken diye soranları kulaklarım tırmalanırcasına duyuyorum.Irksal kibir bu zenginlik hattının bozulmaması için Avrupalı emekçilere enjekte edilen bir narkozdur.Çünkü ırksal kibir sayesinde emekçiler her zaman kanlı köle emeğini görmezden gelecek ve kendilerini onlardan şanslı hissederek bir nevi sisteme daha da entegre olacaklardır.Irksal kibirin oturtulması sayesinde de Emperyalist savaşlar haklı bulunacak ve genel grev e gidilemeyecektir. Benim iktisadi determinist sınırlarıma göre Faşizmin doğuşunu buralarda aramak daha makbul olacaktır.Saygılarımla.... |
||
|
||
| khaos ben neden bu arkadaş böyle diye düşünüyordum ,ama bu gün iyi ce bakınca anladım kendini ifade eden resmini görünce evet dedim bu kardeş normalçünkü resimde kafa yoktu,düşünen ,idrak eden ,beyin dediğimiz ![]() evet dedim bu yüzden bu zavalı böyle sesin çıkacagı bir yer var bunda makat seni dınleyince ıyıce nandım bu sözler anca makattan başka bi yerde çıkamaz benim merak edip, aynı zamanda üzülgüğüm konu beslenmeyideordan alıyorsan kötü,hemde çok kötü |
||
|
||
khaos ben neden bu arkadaş böyle diye düşünüyordum ,ama bu gün iyi ce bakınca anladım kendini ifade eden resmini görünce evet dedim bu kardeş normalçünkü resimde kafa yoktu,düşünen ,idrak eden ,beyin dediğimiz ![]() evet dedim bu yüzden bu zavalı böyle sesin çıkacagı bir yer var bunda makat seni dınleyince ıyıce nandım bu sözler anca makattan başka bi yerde çıkamaz benim merak edip, aynı zamanda üzülgüğüm konu beslenmeyideordan alıyorsan kötü,hemde çok kötü Yukarıdaki sözler, beni bu tür iğrenç kişilerle sürekli muhatap edip üstlerine vazife olmayan bir konuya olabildiğince tahrik edici küfürlerle beni provoke etmeye çalışmalarından dolayı ve bu tür tekrarlayan davranışların görülmeyip hala ısrarla beni hakaret ediyorsun diye suçlayan tuzu kuru kişilere postalanmıştır. Buyrun Deniz bey işte sizin foruma kazandırdığınız güzide fikir adamları. Alın bu fikirlerden de faydalanın artık bunu hangi bölüme açmayı uygun görürseniz. Önerim bu da bir düşüncedir diyerek bir Porno bölümü küfür bölümü açmanız. Heralde bu kişiye de aynen cevap verirsem yine suçlu ilan edilip iki katı değil bu kez 4 katı ceza keser hatta belki de bu kez hesabımı silersiniz. Ben bu osuruk ağızlılara laf yetiştirmek zorunda mıyım siz eğleniyor olabilirsiniz ama ben hiç eğlenmiyorum. Kendi gururunuza gösterdiğiniz hassasiyeti üyelerede gösterirseniz inandırıcılığınız olabilir. |
||
|
||
| Konu içerisinde Irkçılık öyle bir sembolize edilmiş ki, nerdeyse Milliyetçilik = Irkçılık deyip bırakasınız geliyor, Güzel laf oyunlarıyla süslenmiş, güzel bir dil kullanılmış.. Güzel bir şaheser.. Gerçek milliyetçiliği bilmeyen düşünürler için tam bir başvuru kaynağı olarak gördüm, Zaten başlıkta önyargı hemen oluşturuluyor.. Milliyetçilik eşcinsellik ve iktidarsızlık.. E doğal olarak insanlarda devamlı bir sex arzusunda olduğu için; yerim milliyetçiliği, ben iktidarsız değilim, Tek yol sex! deyip sarılırlar klavyelerinin başına değil mi ![]() Halbu ki milliyetçilik sapıklık denseydi daha uygun, olurdu sonra faşizmin getirisiyle ona buna saldırmak anlamına getirebilinirdi. O şekilde daha mantıklı olurdu kanımca. Ama sapık rölünü birileri öyle bir kapmış ki demek ki, Milliyetçiler iktidarsızlığa varacak kadar düşme eylemi göstermiş.. Burdan viegracıları sevgi ve saygıyla selamlıyor, başarılar diliyorum.. Allah kimseyi iktidarsız yapmasın.. |
||
|
||
Tigris var ya sen süper bir oyuncusun. Gerçek milliyetçilik ne yaa vır vır vır konuşacağına fikir belirt. Gıdak gıdak gıdaklamışsın ama ortada yumurta yok. Bu arada viagra da iktidarsızlık ilacı ama yan etkileri pek iyi değil bunu da belirteyim arada. İşine mi gelmedi kendini milliyetçi mi addediyordun eyw özür dilerim Tek yol sex var mı itirazın tigris? Milliyetçilik denilince cinsel yozlaşmayı ve bu yüzden durdurulması gereken özgür ilişkiye düşman kişiler böyle düşünür evet. Ben önyargılıymışım. Hadi be önyargının zerresi yok bende tüm önyargıları "gerçeğin bilgisi" diye yutturanlar sen ve saz arkadaşların. Örnek mi çoookGerçek milliyetçilik, gerçek Atatürkçülük, Gerçek İslam, Gerçek Sosyalizm... gider böyle. Ulaşılması mümkün görünmeyen gerçekler güruhu. Bunların gerçeğine ulaşılamaz çünkü hepsi temelinde belli miktar hegemonya ve özgürlüğü mutlak kıldığından dolayı yarattığı baskı düşünülenin tam tersi bir evrime ilerler zaman içinde. Milliyetçilik etnik düşmanlık yaratıp ırkçılık vasıtasıyla bölünmelere, Atatürkçülük her şeyi tek parti modelinde gören statükocu devlet anlayışı nedeniyle tam tersi bir anti-Devrim anlayışına, İslam köleliğin takdir-i ilahi olduğuna yönelik bir gönüllü boyun eğme davranışına, Sosyalizm de tanrısallaştırılmış bir devlet organına dönüşür. Bu düşüncelerin çıkış noktaları ise bunların zıttı olduğundan garip bir biçimde "gerçek" "uygulanan" ın tam tersi olur. Bu nedenle de bu tür sözde gerçekler bahsedilen ideoloji ve fikirler için affedilmez hainlikler ve günahlar halini almaya mahkumdur. Kısacası bunlar artık geliştirilmesi gereken eski çağ düşünceleridir ve günümüz ve yarın için ifade edebileccekleri bir gerçekleri kalmamıştır. Oluşturdukları basamağın bir ötesine geçilebilmesi için mutlak kavramlar halinde putlaştırmaya son verilip asıl gerçeklere bir an önce dönme vakti gelip geçmiştir. Bu ise sadece özgür düşünen global değerlerle yapılabilir. Din,ırk, milliyet gibi kavramlara takılıp kalmak insanları savaşlara sürükleyip bölmek dışında hiç bir işe yaramazlar. Hakimiyet savaşının maşalarıdırlar. Sapıklık diye nitelendirilen bir şey de aslında faşizan yüzeysel bir bakış açısıdır ve yukarıdaki yazıda başlıkta o nedenle kullanılmamıştır. Bazı kendini bilmezler, bir olgu olan bastırılmış eşcinsel kökenli saldırgan ve eziyetçi tutumlarla homofobik eşcinsel aşağılamayı da ayrımı billmediklerinden ya da homofobik olduklarından karıştırmış olabilirler. Bu da bir faşizm dir tabi. İster hoşunuza gitssin ister gitmesin, etkileri ve neden olduğu acı ne olursa olsun bir davranış bozukluğunu sapıklık diye nitelendirmek yararsızdır. Bir eşcinsel in cinsel seçimine karışmak ya da müdahale etmek kimsenin haddine değildir kendi seçimidir. Aynı şekilde bireylerin heteroseksüel ya da eşcinsel farketmez, yatak odalarında ahlak polislerinin işi yoktur. Bu varsa çektikleri sıkıntıyı azaltmaz tersine arttırır. Bu noktada bastırılmış eşcinselliğin aşırı ssaldırganlıkla atbaşı giden, erkek olmama kuşkusundan kaynaklı bir eylem olduğunu da belirtelim. Bu duyumlarını bastıranlar, yönelimin şiddeti ve onu bastırmaktaki sıkıntı oranında, sadist, saldırgan ve erkeklik kompleksi içinde davranışlar sergilerler. Bu kişilerin psikolojide türlü şekilde değerlendirilme ve varolan sıkıntılarını azaltmaya yönelik terapiler mevcuttur. Ağır sinirce vakaları olduklarından ilişkilerinde ve hayat anlayışllarında da aynı çatışmalardan ötürü yıkıcıdırlar. Irksal nefret de bu bastırdıkları çatışkıların başka bir görünümüdür. Yukarıda eğretileme yapılmamaktadır o nedenle de konuyla ilgi ve bilgisi olmayan yukarıdaki özenti entellektüel şahısın kenddi alanı olmayan konu hakkında ahkam kesercesine karalamaya çalıştığı egosal yazı kendi çelişkilerinin ürünü olarak görülüp dikkate alınmayacak bilgisizliğini ortaya döküp içeriksiz ve artistik yorumlarda bulunduğu her yerde kendisine gerekli cevap verilecektir. Konu hakkında fikir belirtecek bilgiden yoksun olanları, o çok sevdikleri geyik mevzularına ve laf sokma sidik yarıştırmak için de chat odalarını öneriyoruz bu söylemlerle burasda bir işleri yoktur parazit yapmak dışında. Her neyse asıl konuya dönecek olursak deliçocuk kısa ama öz bir biçimde konuyu anlatmış ve doğru tespitlerde bulunmuşsun aynen öyle. Anlayışın için teşekkür ederim konuya da uydu anlatmaya çalıştığım tam da oydu. Marksist RIFKI arkadaşım. İşte yine bu noktada bir anlaşmazlık yaşayacaz gibi geliyor bu ideolojinin canlılık sorunu var ve hala ısrarla salt ekonomi-politik değerlendirmelerin ötesine geçmiş uygarlığın 6-7000 yıllık sorunu ile başbaşayız. Bahsettiklerin dış betimlemeler açısından doğru onların tamamen yanlış olduğunu söylemeyeceğinm tabii ki ama özür dilerim ama Ortodox Marksist olarak tabir edilen sizin de içinde bulunduğunuz grubun sorunu İktisat bilimini tek geçerli bilim olarak düşünmenizden itibaren başlıyor. ROMANTİZM DİYEREK HATTA ROMANTİZM TERİMİNİ BİRAZ DA BURADA İNDİRGEMECİ BİR AŞAĞILAMADA KULLANMAK SURETİYLE YAPTIĞINIZ BU YOK SAYICI DEĞERLENDİRME TAM ANLAMIYLA ORTODOX AHLAKININ BİR DEVAMIDIR MARKSİZMİN DEĞİL. Ruhbilim denilince sizlerin aklına sevimli hayalet Casper geliyorsa bu sizin algılama sorununuzdur ve üzülerek bildiriyorum ki Marksist düşüncenin işçi sınıfından emperyalizme karşı ayaklanmasını beklediği çoğu yerde (Almanya,Avrupa, Latin Amerika, Ortadoğu ve İran, Hindistan, Japonya, Türkiye, Afrika, Mısır vs vs) tam tersine Faşizmin yükselişe geçme nedeni de budur ve bunu yok sayanlar hayalet zannettikleri bu gerçekle karşı karşıya kalmışlardır. Psikoloji biliminin alanına giren ruh bilim ile Din örgütlerinin sözde hayalet bilimini aynı kefeye koyduğunuz için kendi devrimini baltalamış bir Marksist hareketle karşı karşıya kalınmıştır bir bakıma. İnsanın yaşam enerjisi olarak da biyolojide adı geçen, türlü disiplinlerde yön verilmeye çalışılan, (Libido,orgon,bio enerji vs.) ruh denen duygusal süreçlerin toplamı Marks ın eylemiyle somut etkide bulunan insanın bu eylemi yapabiliyor oluşunun temelidir. İnsanı robotlardan ve programlardan ayıran süreç eylemlerini gerçekleştirirken ruhsal arzularına danışmasıdır salt kendisine biçilmiş görevleri otomasyon içinde otomatik biçimlerde gerçekleştirmez insanlar. Sizin anlamamakta direndiğiniz nokta, insanları vahşi kapitalizmin en şiddetli biçimi olan Tek Parti Buyurganlığı faşizmin, kitleleribn ruh halinin toplu eylem biçimi olduğunu reddetmenizdir. Bu nedenle devrim başarısızlıklarını anlayamaz, İran da neden sol un değil de faşist tek part Molla Rejiminin iktidarı ele geçirdiği konusunda örneğin boş tattışmalar yaparsınız. Haxzır değiller,şartlar kapitalizme özgü değildi, kitle şaşırdı, solcular yanlış yaptı ya da kandırıldı vs vs. Aynı şey Rus sosyalizminde Türkiyedeki sol u bastırılma hareketinde de söyledikleriizin aynısıdır. Açık söylemek gerekirse devrim görevi yüklediklerinizin nasıl oluyor da efendilerine savaş açmak yerine en acımasız efendinin önünde eğilip onu en güçlü şekilde iktidara taşıdıklarını anlamak istemezsiniz bu konudaki gerçekler hoşunuza gitmez. Devrimci anlayışınız için engel gördüğünüz işçi sınıfının marksizmin öngördüğü şekilde devrimci olmadığı gerçeği yıllardız aklınızı kurcalamaktadır, bana kalırsa Marks bu noktada yanlış yorumlanmıştır. Çünkü Marks kapitalizmin vahşi dönemini görmüş olsa da ırkçı tek parti buyurganlığı ile karşılaşmamıştır. Kitlelerin Hitler, Mussolini gibi kişilerin önünde nasıl kaskatı emir bekler biçimde ve her an kendisine verilecekk emri her şekliyle uygulamaya hazır şekilde secde ettiklerini de görmemiş buna bir anlık şaşkınlık, Emperyalizmin oyunu ve kitlelerin alıklaşması gibi gerçek dışı tanımlar yaparak geçiştirmiştir. Marksizmin en büyük sorunlarından bir başkası psikolojik bozuklukları kapitalizme bağlayıp çözüm sosyalizm de diyerek ifade ettiği garip teorisidir. Örneğin bir sosyalist parti örgütüne girip cinsel sorunlardan bahsedilirse, kısmen doğru olsa da nedenin kapitalizm olduğu söylenir. Ancak tek çözümün de sosyalizmin getirilmesi olduğunu iddia etmek o anki sorunu ertelemekten başka bir işe yaramayacak ajitasyon yöntemidir ve hiç etik değildir. Hem dürüstlük hem de bilimsel anlamda. Çünkü bu süreçler bireylerin ruh sağlığını bozduğuna göre sinir hastalarından oluşmuş bir topluma mantık aşılanabilineceğini iddia etmek pek akıllıca bir öngörü değildir. Yıllardır çalışan bir işçi bezmiş olduğu hayatını sürdürebileceği inançlara da ihtiyaç duyar ancak Marksist e göre tüm insanlar aslında Ateisttir. Marksist; Din e Afyon, faşizm e narkoz der işin içinden çıkar. Peki neden Halk bu afyon a ve narkoz a bağımlıdır? Devletinden yeterli sevgi ve ilgiyi göremediği için mi? Evet. O yüzden yeni ve acımasız yani kendi intikam isteği ölçüsündeki kişileri işbaşına getirip, sahte peygamber yaratarak ona tapınır. Bu liderler de aynı kendileri gibidir. Irkçı Hitler in yahudi düşmanı orta sınıf Alman vatandaşından dan farkı yoktur. Tek fark bu tür kişilerin deli olarak nitelendirilecek ölçüde gözüpek olmalarıdır. Kitle aynadaki yüceltilmiş apoletli haline tapınır. Bütün ezzilmişlkiğinin intikamını da bu tür kişiler üzerinden yürütür. İşte artık emperyalist örgütlenmenin kontrolünden bir süreliğine çıkan bu hezeyanlı orta sınıf devrimi yapısı itibariyle kısa sürecek olsa da sönümlenene dek kıyameti de koparabilir. Çünkü basit halk tabakasına ne dayatılmışsa en abartılı biçimi ile vu pratiğe dökülmeye başlanır. Kendi monoton hayatları nedeniyle ve bunun üstüne bir de fakir düşmüş Alman orta sınıfı intikam almaya başlamış, dünyaya ve ari olmayanlara savaş açmıştır 1940 larda. Bu tüm dünyada, tüm milliyetlerde görülen yahudi düşmanlığı ve ırkçılığın en aşırı biçimidir çünkü direk doğru kabul edilerek katliam a neden olmuştur. Yaşam standartları kötüye giden tüm kitlere suçlayacak birini arar ve bulması zor değildir. Ondan farklı olan önemsiz ya da kötüdür. Türk için en önemli şey Türk olmaktır, Alman için alman. Diğer herşeye öfkeyle bakan bu topluluğun ırkçılığı işbasına getirir. Halk kendisine teperden indirilmiş de olsa, birtakım ilkeler ve ahlaklarla biçimlenip ona göre biçimlenir. Onu eyleme geçiren ruhsal süreçleri aşağılayarak Romantizm ile suçlayanlar, bu romantizmin hedefi olacaklardır. Romantizmi küşümseyenler de bu nedenle devrim ile deği faşizm ile karşı karşıya kalırlar. Kitlenin inanç ve psikolojisi onun eylemlerini belirler.Yok sayılamaz. Kaldı ki Halk ın eylem biçimi tüm ideolojilerin asıl yaratıcısı olduna göre, birtakım üstün varlıklar gibi emperyalizm den bahsetmek onun nasıl bir mekanizma olduğu hakkında en ufak bilgi vermez. Irkçılığın psikolojik süreçleri bilinmeden salt kasr zarar ilişkisi içinde kölelik değerlendirilemez. Öyle olmuş olsaydı, tüm devletler ve kültürler de birbirinden nefret ederdi. Ancak ırkçılık genellikle asimilasyon ve mutlak boyun eğmede sorun çıkaran ırklara karşı uygulanan bir nefrettir. Örneğin tıpkı yahudi karşıtı kızılderili,siyahi karşıtı ırkçılıkta olduğu gibi, türk karşıtı ırkçılık da ya da türklerde var olan kürt ırkçılığında nefret edilen etnik grup, nefret eden bireyde tiksinti uyandıran ve kendisinin asla buna layık olmadığını düşündüğü özgürlük ya da özerklik isteği bulunur. Bu tür nefreti taşıyanlar yukarıda bahsedilen sinirceli yapıları nedeniyle tiksintilerine hedef ararlar. Çünkü bir türlü tatmin olamamakta ve saldırganlaşmaktadırlar. Bunun kitlesel halinin var olabilme koşulu da bir çok bu şekilde bireyin oluşması ve eyleme geçmesidir. Bir virüs gibi her artan olumsuzlukta büyüyerek katliamlara ve yıkımlara neden olur. Bu tutum zaten çoşkusal, dolayısıyla görülmek istenmeyen Romantizm dir. Ancak somut etkide bulunmasıı itibariyle ekonomik süreçlerden daha öncelikli etkide bulunur çünkü betimlenen köle ticaretinin var olabilmesi için gerkli anlayışı yaratır. Köle olabilmesi için, köle olmayı hak etmiş kişilere inanç olmalıdır. Bu ise yine afyon veya narkoz diyerek aslında hiç bilimsel olmayan şekilde soyuta indirgenmiş ve geçiştirilmiş ruhsal davranışlara bağlıdır. |
||
|
||
| Bu konunun başlığını açan kişiyi terbiyeli olmaya davet ediyorum. Bu başlığın hakaret içerikli olması, bu kişinin karakterinin ne seviyede olduğunun göstergesidir. Yok bu başlığı hakaret olarak kabul etmiyorsa o halde onda bastırılmış pasif bir eşcinsellik eğilimi olduğunu ve birgün günyüzüne çıkacağını tahmin ettiğimizi haber verelim.(ifade özgürlüğü ya!) Atatürk ilkelerinden biri olan Milliyetçilik ilkesine katılırsınız ya da katılmazsınız fakat edepsizlik yaparak bu ilkeye gönül veren insanları rencide edemezsiniz. Bu başlığı açan kişiyi yaptığı edepsizlik için kınıyorum. MILLIYETCILIK Ataturk Ilkeleri arasinda son derece onemli bir ilke olan milliyetcilik, akilcilik, gercekcilik, bariscilik ve cumhuriyetcilik ilkeleriyle butunlesen ve bu ilkelerle celisen yorumlara kapali bir ilkedir. Milliyetcilik ilkesi, ulusal savasimin cikis noktasini olusturmus ve tum tutsak uluslarin kurtulus hareketlerine isik tutmustur. Ataturk'un turlu demec ve soylevlerinde aciklik kazanmis olan bu ilke, Fransiz devriminden sonra dunyaya yayilan ozgurluk dusuncesinin tarihsel gelisimi icinde her ulusun kendi kaderini cizme inancinin dogal bir sonucu olmustur. Osmanli Imparatorlugunun cokus doneminde, ulusallik niteligini yitirmekte olan dilimizin sadelestirilmesi ve dunyaya yayilmis Turk toplumlarinin arastirilip incelenmesi hareketlerinin ortak adi olarak Turkculuk akimi biciminde belirmistir. Zaman zaman butun Turk toplumlarini birlestirmeyi amaclayan Turancilik, zaman zaman da Islam Birligi kurmak gibi bir amaca yonelik Islamcilik akimlariyla karistirilmaya baslanmisti. Bugun anayasamizda da yer alan milliyetcilik kavram bir ilke olarak, Turk ulusunun egemenligini kendi iradesine aldigi surec icinde gercek anlamini kazanmistir. Akilci, gercekci, barisci ve cumhuriyetci bir nitelik aldiktan sonra Ataturk tarafindan "Turk Milliyetciligi" deyimiyle butun aciklik ve kapsamini, gercek anlam ve kilavuzlugunu bulmustur. Bugun Ataturk ilkeleri arasinda yer alan milliyetcilik, cagdas anlamiyla siyasal, ekonomik ve kulturel bir devlet sistemi olmustur. Milliyetcilik ilkesine gore, Turk ulusu buyuk insanlik ailesinin yuksek onurlu bir uyesidir. Bu bakimdan butun insanligi sever; ulusal onur ve cikarlarina dokunulmadikca baska uluslara karsi dusmanlik beslemez ve asilamaz. Milliyetcilik ilkesi, butun cagdas uluslarla uyum icinde yasamakla birlikte, Turk toplumsal varliginin ozel karakterini ve baslibasina bagimsiz kimligini sakli tutmayi esas sayar. Bu bakimdan kendi ozune aykiri akimlarin ulkeye girmesini ve yayilmasini istemez. Ataturk milliyetciligi, gerek bagimsiz, gerek baska devletlerin uyrugu olarak yasayan butun Turkleri, hangi dinden olurlarsa olsunlar derin bir kardeslik duygusuyla candan sevmek ve onlarin refah ve gelismesini candan dilemekle birlikte, siyasal sinir olarak Turkiye Cumhuriyeti sinirlarini tanir. Milliyetcilik ilkesine gore, Turkiye Cumhuriyeti icinde, Turk dili ile konusan, Turk kulturu ile yetisen, Turk ulusunun her yonden yukselmesi dusuncesini benimseyen her birey, hangi dinden olursa olsun Turk'tur. Milliyetcilik ilkesini, ulusal bilincimize Kurtulus Savasi ile percinleyen guc, Turk toplumunu birbirine baglayan en yuce bagin uluscu bag oldugu inancidir. Bu uluscu bagin en ozlu deyisi "Ulusal Birlik Duygusu"dur. Milliyetcilik ilkesi ozet olarak: "Turk ulusunun yuksek karakterini, yorulmaz caliskanligini, dogustan gelen zekasini, bilime bagliligini, guzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusunu araliksiz olarak ve her turlu arac ve onlemlerle besleyerek gelistirmek"tir. Milliyetcilik ilkesi, Turk ulusunun "butun bireylerini, kaderde, kivancta ve tasada ortak bir butun halinde ulusal bilinc ve ulkuler cevresinde toplamak" inancidir. |
||
|
||
Hadi len ordan yürü git saçma propagadandalarını yap. Git turanaskerini falan oku. Kınıyormuş muş. Onları niye kınamadın hakaretten saymaın? Bir de dikkat çekecem diye kocaman kırmızı ile yazmış,kendi fikri de yok alıntı yapmış.İki kelime yazamıyorlar daha. Hadi hadi bır bır etme.
|
||
|
||
Hadi len ordan yürü git saçma propagadandalarını yap. Git turanaskerini falan oku. Kınıyormuş muş. Onları niye kınamadın hakaretten saymaın? Bir de dikkat çekecem diye kocaman kırmızı ile yazmış,kendi fikri de yok alıntı yapmış.İki kelime yazamıyorlar daha. Hadi hadi bır bır etme. ![]() Yeniyetme sümüklü mahalle çocuklarının cazgır edasıyla yazılmış yukarıdaki yazılara sifonu çekip sahibine tekrar iade ediyoruz. |
||
|
||
| her ne olursa olsun fazlası zarardır denilir düşünce sistemi de böyledir... ama bu bir düşüncenin diğer düşünceye hakaret etmesine müsaade etmez aksine ayıplar da... ne kadar doğru yada yanlış olduğu konuşulur tartışılır ama rencide edici konuşmaları tasvip etmiyor ve konuya hakim insanların da konuşmasına müsaade etmemektesiniz bu kötü olan bir yol... |
||
|
||
| tehdit yasak -deniz |
||
|
||
| bir düşünceyi (Her türlü milliyetçi düşünce aslında bastırılmış eşcinsellik ve iktidarsızlıktır) şeklinde toplumca rahatsız edici bir nitelik ile tanımlamak 'hakaret' olarak sınıflandırılır. konu başlığı ve içeriği düzeltilmez ise bu konu silinecektir. |
||
|
||
| eşcinsellik hakaret mi ? yada iktidarsızlık ? siz neyden bahsediyorsunuz , daha homofobiyi üzerinizden atmadan özgürlükten hakaretten rahatsızlıktan nasıl bahsediyorsunuz ? |
||
|
||
| eşcinsellik ve iktidarsızlık bizzat bu yazının sahibince hakaret olarak algılandığı için böyle bir başlık açma gereği duyulmuş.. istersen önce sorunu khaos a yönelt | ||