SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Anarşizm

Konu: Bütün Dindarlar ve ilahi inanç sahipleri Gönüllü kölelerdir.

Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ] 7 8 9 10

tachyon 30.08.2007 17:07:08
asıl noktayı necati koymuştur Smiley

Doğrudur afro

29.05.2008 22:12:32
gönüllü kölemi iyidir.
yaşamını devam ettirmek zorunda olan zorunlu kölelermi dünyada.

nzn 30.05.2008 20:58:04
köleliğe sebep iktidar hırslarına her şeyi alet eden yönetenler ve zevkleri uğruna koyunlaşmayı kabul eden yönetilenler mi,yoksa din,ideoloji vs mi?her peygamber döneminin isyankarıdır aynı zamanda.düzene başkaldıranıdır.eğer din toplumda köleleşmeye neden oluyorsa bu ekonomik ve sosyal sorunların olduğunun ve yöneten adilerin bu açıklarını gizlemek için dini kullandıkalrının göstergesidir.bugünki diyanet ve papazdan dönme imamlar buna en iyi örnektir.devlet sağolsun demeyi öğretirler,vaazlarda ecdadı kutsar,cennetten sözle arsa satarlar.okul sıralarında zihinleri iğdiş edilmeyen,devlete memur-köle mantığı ile yetişmeyenler camilerde koyunlaştırılırlar.bu dinin suçu mudur,yoksa dört ayak üzre durup sırtına semer vurulmayı hak eden halkın suçu mu?bu birini vurup silah vurdu,demek gibi bir şey.tembellik,güdülme yapımızda var,ama insan olmak mücadeleyi gerektirir.güdülüyorum..niye?din böyle emrediyor(mu?)yoksa yav kim uğraşacak,insan hakları,ekonomik sosyal adeletsizlik,soykırımlar,savaşlar...şurda bi koşu cihada katılır,şehit olur cennete giderim tembelliği mi?devlet örgütlü,yobaz(laik ve dinciler) süslemeli dinin bize hediyesi;şehitlik,saldım çayıra mevlam kayıra mantığı,yarına Allah kerim(oysa her güne kerim,biraz hareket)vs vs...hadi dini çekip alalım hayatlardan...değişen ne olacak?yönetenler ve yönetilenler değişecek mi?
hem bu toptancılık niye?bütün ne demek?sorun sistemleştirilmiş din mi?bu ise buna inananlar da karşı olmalı.isteyen hz. musa gibi inansın,isteyen gönlünü almak için peşinden çöllere düştüğü çoban gibi...kime ne?

uykucu 30.05.2008 21:07:32
köle olmayan tek bir insan görebileceğimi sanmıyorum...

inanç sahibi inancının kölesidir...

inanç sahibi olmayanda inançsızlığının...
gönüllü yada gönülsüz köleyiz sonuçta...
herkes esaret hakkını kullanır bir yerde ya inançta yada inançsızlıkta...

gönüllü yada gönülsüz sonuç aynıdır...




30.05.2008 21:15:24
Bütrün bu anlattıklarının içinden neden Din i ve oluşumunu çıkardın ki en son tahlillde ve kızdın sonra niye bütün niye genelleme tek suç din mi diye? O da bu söylediklerinin başka bir ürünü. Ama siz ilahi güçün iradesi olduğuna inandığınız için onun avukatlığını yapmaktasınız bu sötylenmlerle bir şekilde. Tüm adi yöneticiler haklarını tanrıdan aldıklarını da söyler ama adaletsizlik ve acizliklşerini de insanlık olur öyle der sıyrılırlar gözlerinizin içine baka baka. Onların kullandığı dizgine inandığınız sürece de onların adiliğinden bahsedemezsiniz Sezar ın hakkı Sezar a çünkü. Onun basmış olduğu parasıyla ticaret yapıp, vergiden ve fakirlikten kölelikten nasıl kurtulucaz diye sorulmaz.
Ayrıca sana da cevaop uykucu yukarıdaki nzn aydı. İnançsızlığın kölesi lafı tamamen sizlerin hüsnü kuruntusu. Onu çıkaramadığınız için onsuz olanı da aynı mantık ile başka bir tür inanç olarak görüyorsunuz oysa yok öyle bir bağlılık. Uydurma önkabullere ise asla yer yok beni benden başka hiç bir güç yönlendiremez. Sadece gerçek dışı bir durumun sahte umudu ve tesellisini hayatımdan çıkarıyor acı gerçekler ve insanların kesinlikle kader ve yaratılışdan olmayan sahtekarlıkları ile yüzleşiyorum böylelikle. Ama kamusal ve kurumsal inanç varolan iktidar mantığının yansıması olduğundan başkaldırıyı engellemek için uydurulmuş duygusal bir makinedir.

nzn 30.05.2008 21:48:24
dinden kastım bir kalıp değil ve bu kalıbı savunmuyorum.hz musa ve çoban örneğini bunun için verdim.Allahım gel çarıklarını yıkayayım ,diyen çoban,tüm kalıpalrdan uzak...ilahi gücün avukatlığını yapma psikolojisinden tam olarak kurtulamadım,bu da bir itiraf.aslında avukatlığını yaptığımız ilahi güç değil,dinle kutsadığımız benliğimiz.avukat değilim diyemem bu yüzden.
kızdığım katı pozitivist tavırlar.evet bir ton sakatlıklar var din adına.bir ton antitez.peki buna karşın bir tez ,çözüm.mumla ara.yönetenleri kutsamayı,babam devletin kestiği parmak acımaz,dediğinde bıraktım.bu sözün aslı şeriatın kestiği parmak acımaz.acıyordu parmağım,hem de çok.kafama o zaman dank etti.adil düzen istiyorum.böyle bir düzende yaşamak.ve inançların da buna katkısı olacağını düşünüyorum.inançsızlığın olduğu gibi.biri bana dermandan bahsetsin,derde küfretmekle iyileşmiyor yaralar.

Sapiens 30.05.2008 22:09:30
bunu söylemenize grek yok inanmak kulluğu kabul etmek demektir kul:köle tanrının kölesi olmayı onur sayar inanlar insnaın kölesi olmak asıl problem 

31.05.2008 11:46:19
...sorun sistemleştirilmiş din mi?bu ise buna inananlar da karşı olmalı....
sistemleştirilmiş din.pek çok şeye çıkar ve yorum içerir.
inananlar dini saptıranlara tabi ki karşı çıkmalı. Din asla kişiden başlayıp, toplumlaşıp, devlete kilitlenip bir menfaat furyası içine dalamaz. Daldığı noktada ayrılamaz. Oysa bir insanın nasıl evlat, eş, ebevyn, çalışan, işveren koşul ve şartlarını yerine getirebilmesi için ortamlar kolay olmayacağı gibi halkın ve insanların dine olan zaaflarından faydalanıp sömürmek kendi lehine çevirmek iş değildir. Din işverenin camiye gidip, çalışanının aylığını kırpıp ,kar yapması değildir. o kendine ait namz borcunu öder. diğer tarafta hakkı olanın hakkını vermiyerek kul affetmeden affedilmeyen bir vebalin altına girer. Bu noktada din kullanılmaz. menfaat dini değildir çünkü, işveren, devlet, kişi aynı özelliğe sahiptir. çalıp, çırpılan dünyada gözleri dine çektitp insanları dinden uzaklaştırmak iş değildir. kişilerde dinemi yoksa bunları yaratanlaramı (ortamı)kızacaklar bilsinler ve koyun olmasınlar.
...biri bana dermandan bahsetsin,derde küfretmekle iyileşmiyor yaralar.
derman kullanmamak.hiçbirşeyi kendi lehine kullanmamak. senin parmağın acıken, haksız iken ,acımalı ama bunu yapmalıyım, olması gereken bu diyebilecek yönetim olmalı. parmağı örnek verdim. ben iyi olayım başkası ne olursa olsun değil anlamında.zenginlerin kurmuş olduğu düzene başkaldıramayıp, çomak sokmaya cesaret edemeyip, fakirlerin tepesine binmek gibi. çok aslınsa.

turkuaz 31.05.2008 12:03:39
Allah, kuluna kâfi değil midir? Durmuşlar da seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi ki Allah şaşırtırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.  (Zümer Suresi 36.Ayet)

İnkar edenlere gelince,onları uyarsan da,uyarmasan da, onlar için birdir; onlar inanmazlar.
Allah, onların kalplarini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine perde inmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır.
(Bakara 6-7. ayetler)

31.05.2008 12:10:09
Allah kuluna öyle bir kafidir ki!
yeterki kullar aysın, kaybetmesin.
Sanmasın kurtuluş, kula kullukta.
yollar şaşmasın, zorluklarda.
istikamet tam olsun, çaresizliklerde.
ışık elbet, karanlıkları aydınlatacaktır,
belli merhalelerden sonra.

nzn 31.05.2008 12:30:58
Alıntı
sistemleştirilmiş din.pek çok şeye çıkar ve yorum içerir.
inananlar dini saptıranlara tabi ki karşı çıkmalı.

sistemleştirilmiş dinden kastım kalıba vurulmuş din.evet sistemleştirilmiş demek pek çok şeye çıkar ve yorum içerir,saptırılan din demek gibi.rahat bırakalım birbirimizi.isteyen istediği gibi inansın.içimdeki vahşileri serbest bırakalım,hamzaları katletsin ki,hamzanın acısı vahşiyi hazret kılsın.korkmayalım bu kadar.aman sapmayayalım,aman çizginin dışına taşmayalım derken,ne yol kaldı ne çizgi.

Alıntı
çalıp, çırpılan dünyada gözleri dine çektitp insanları dinden uzaklaştırmak iş değildir.

çalıp çırpan dünyada dine dikkat çektirip karalayanlar,müslümanların bizzat kendisidir,kendi yaşayışlarıyla.batan geminin mallarını yağmalama anlayışıdır.bunu görüp söyleyene kızmamak gerek,eğer kendinde dikakt çektiği terslikler yoksa ve üslubu insaniyse.
ateist arkadaşların eleştirdikleri bir çok şeye katılmakla beraber,durumun tarihsel süreç ve sosyal sorunlardan ayrı değerlendirilemeyeceğini,sorunun yöneten ve yönetilen ilişkisinde olduğunu düşünüyorum.
bu ülkede kendine sosyalistim diyenler ve bu söylemin peşinden giden kitleler faşistin önde gidenidir.bundan bütün sosyalistler faşisttir sonucu çıkmaz,görüntü bu olduğu halde.müslümanı fırsatçı kılandır,aynı zamanda sosyalisti budayıp sermayenin kölesi durumuna düşüren.arz taleple oluşan bir durumdur bu.güdülmeyi talep ederseniz,çobanların sürüsüne bereket.kavalının adı din olur ,sosyalizm,ulasalcılık vs...

31.05.2008 16:37:57
Sosyalist mücadelenin ilerleyişini durduran en büyük engellerden birisi de Din dir. Her ne kadar sosyalistler bu durumun egemen olanların düşüncesi diyerek açıklasalar da durumu tersine çevirmenin bir yolunu bulamadıklarından bu sosyolojik olgu tarafından kıstırılırlar.

 Örneğin faşizmin aslında neyin dışa vurumu olduğunu bilmeyen kimseler sosyalist bakış açısına kolayca faşist diyebilmekte,  Adolf Hitler ile Stalin i bir tutabilmektedir. Oysa Stalin sosyalist partinin çalışmaması yani halk ile uzlaşamamasının ve global ikinci emperyalist paylaşım savaşının eseri iken; Hitler bizzat her türlü muhafazakar ve dini inanç kullanılarak halkın coşkulu alkışlarıyla ve demokratik seçim ile ile iktidara getirilip yetkilerle donatılmış birisidir. Stalin acımasızdır ancak emperyalistler kadar değil. Onun eleştirilme nedeni de sosyalizme verdiği zarardan ötürüdür bu yüzden en büyük eleştirilere uğrar. Ancak sosyalistlerin eleştirildiğini gören muhafazakarlar kendi ezberlerine uyan bu noktayı derhal referans alarak aynı yaftayı sol a yapıştırmayı da öğrenmişlerdir. Daha doğrusu çağımız tam bir cehalet çağıdır öyle ki; radikal islamcı, sol sloganlarla gericiliğin ve baskının politikasını demokratik talepler ve insan hakları diye sunabilmektedir.
Bu noktada benim her zaman karşısında durduğum olgu ve provokatif başlığın nedenini de Din in kişisel düşünce olarak sunulma alışkanlığıdır. Nasıl ki bazıları Sovyet i eleştirirken sosyalizmin yanlış olduğunu öne sürerek çünkü yanlış olmasının kanıtının da sovyet sistemi olduğunu düşünerek öne sürüyorsa Din in aslında hiç birşey söylemediği halde ahlakın ve adaletin yegane temsili olarak sunulup olumsuzluklardanm muaf tutulması da aynı şeye karşılık gelmektedir. Bir yandan sovyet i eleştirip sosyalist bakış açısının insanlıkdışışlığından dem vururken öbür taraftan olumsuzlukları gördüğünüz halde suistimalin oluşum nedenleri içinden Dini sdüşüncenin varlığını da soyutlayamazsınız.

Kaldı ki sol düşünce ve ideolojiler merkezine insanı alarak nihai hedefte üdst sınıfları reddederken bunun tam tersi olarak sağ görüşlü gerici politikalar ve inançlar halk ın hiyerarşi
sini evrenin mutlak doğal ilkesi gibi sunma alışkanlığına sahiptirler. Bu ezber öyle kemikleşmiştir ki hiçkimse dayatılmakta olan Tanrı görüşünün, ilahi düşüncenin aslında yöneten ayrıcalığının bir geleneksel yansıması olduğunu düşünmek istemez bunun kendi zihniyle varmış olduğu nesnel bir durum olduğunu varsaymaya şartlandırılmışlardır.

Örneğin bir kişinin ben müslümanım demiş olması neyi ifade eder? İslam düşüncesi özünde nedir ne değildir tartışmasının bir anlamı yoktur. Çünkü Din kamusal alanda tam anlamıyla bir otokontrol sistemidir. Dolayısıyla da ben müslümanım elhamdülillah dediğiniz anda devlet siyasetinin sizden beklediği tüm fedakarlıklar da anında legal bir hal alır. Artık bir yönneticiye saygısızlık yapma hakkınız yoktur. O saygısızlık yapabilir sorumluluk sahibidir hakkınızı teslim etmeyerek yapmış olduğu saygısızlığın ölçüsü asla sıradan kişinin sen bir devlet başkanı değil eşşeksin deme özgürlüğü getirmediğinden adil olarak karşıtı ile yani altında ezileninki ile eşit değildir.

Kişinin ben müslümanım ya da hıristiyanım demiş olması aslında kendi inancını temsil etmemektedir. Kişi evreni ve hayatı algılayışında genellemelere vetya bencilce kendine öykünmeler edinme özgürklüğüne sahiptir. Örneğin kimse fizik bilmek zorunda değildir, dolayısıyla evreni insanbiçimci tasarıyla yapılmış bir maddi eser gibi algılama hatası yapmış olması da bir suç sayılmaz. Duygusal açıdan sınırlarınddan ve geleceğindeki ölümden dolayı korkuya kapıldığı için kendine benzer hayali bir varlığa öykünerek kısa ömrünün ötesinde tekrar ruh bulma arzusunun varolması da eleştirilemez elbette. Ancak bu düşünce genellenerek Din adı altında bir binlerce yıllık bir yabancılaşma unsuruna dönüşmüş ise durum artık o kişinin kontrolünden tamamen çıkmıştır. Artık boşu boşuna kendi zihnim ve düşüncem ile bir tanrının varlığını duyumsuyorum der bu sadece gülünç olur. Çünkü kendi inandığı inanç aslında kamu malı olmuş,türlü yetkeler tarafından sınırları çizilmektedir. Dolayısıyla müslümanım ya da hıristiyanım, museviyim demek kişisel inanç özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez bu söylem hakim egemenlerin halk ın önüne kemik atmasıdır özgür seçim ile ilgisi yoktur. Çünkü din özgürlüğü derken sadece belli inançlara ve o inançkların belli şekildeki taraflı ve amaçlı yorumlarına özgürlükler dayatılmaktadır sadece. Ülkemizdeki insanların müslümamnn olduğunun dayatması da bunun bir başka yansımasıdır. Bugüne dek hiç kimse halkın içine girip kimin ne şekilde inandığını araştırmış değildir korkuyu ve geleneği kullanarak asimilasyonm yappıulmakta ve sürekli mezhep farkları bile çoğu kez yok sayılarak Türkiyedeki insanların % 99 u müslümandır denmektedir. Oysa benim tanıdığım insanların % 99 u müslüman değildir en fazla birkaçı sadece bir tanrıya inandığını söyler bu ise başka bir tartışma konusu olduğu gibi o kişiyi müslüman da yapmaz.

Peki neden insanların müslüman olması dayatılır? Kontrol. Eğer herkes kendi inancını yaşar ise o zaman o insanlara ahlaki ya da siyasi dayatmalarda bulunmak zorlaşır. Bir Hindu yu zorla savaşa göndermek onu dinden çıkarmak ile eşdeğerdir oysa müslümanım diyen adamın savaş karşıtı olması cihad fikrine ihanetten vatan hainliği kapsamında bir yasa maddesinin temeli yapılabilir. Aynı şekilde hıristiyan ve musevi de kendi egemen sınıf yapısının kölelik sistemini reddedemez bu tanrıya ve İsa ya ihanet anlamına gelir onların kurtarıcılık ve misyonerlik fikirlerine, ilahi egemenliğin tecellisine ihanet olarak dayatılır.

6000 yıllık ortadoğu ve batı uygarlığı tüm halkları aynı şeye inandırmış olan bu egemen sınıfların eseridir. Bir benzerini asyanın çilekeş inançları vasıtasıyla sürdüren uzak doğu uygarlıklarında buluruz. Kölelik kadere inanmaktır hepsinde. Hindu henüz ruhsal olarak nirvanaya yolculuğunun başında olduğunu sandığı için onu ezen tiranın varlığına saygı duyduğu oranda kendi bedenine ve ihtiyaçklarına eziyet etme geleneğini sürdürür. Aynı şeyi başka türlü budist yapar. Hıristiyan İsa nın onu kurtaracağı günü özler, Müslüman öte dünyada kendisine sunulacak vefasının karşılığını bekler. Tüm bunların aşamalı olarak rahipler sınıfı vasıtasıyla egemenlik sisteminin legalleştirilmesi olduğunun ayırdına varmak için bütün uygarlık tarihini okuyup araştırmak ,hangi mit in hangisine dönüştüğünü, araştırmak gereklidir. Mısırlılar firavun a tapmazlar onun tanrının gölgesi olduğuna inandırılmışlardır çünkü yaşlandığını ve öldüğünü bilirler. Din, her türlü saçma düşünceye bir sebep uydurma sanatıdır. Örneğin Firavun ölümlü olduğu halde tanrıdır antik Mısır da. Bunu akılsallaştırmak ise Din in görevidir. O zaman rahipler devreye girer ve buna bir sebep yaratılır. Tanrılar arasında da bir hiyerarşi kuruluverir derhal. Büyük tanrılar,onların yardımcıları ve onlara hizmet edip görevini tamamladığında ölümlü dünyayı terkeden firavunlar ortaya çıkar. İsa ölür ama dirilmiş varsayılır. Musa dağa çıkar tanrıyla konuşup anlaşır. Muhammed tanrı değildir dinen söylemde bir kul ve insandır sadece resuldür ama Allah ın oğlu gibi kutsal ötesi bir varlıktır.

Tüm çocuklara eğitim sistemi tarafından binlerce yıl boyunca ilk önce bunların öğretilmesi aşılanır. Bunları bilmeyen tek bir insan yoktur uygar dünyada. Bazı şeyleri öğrenmek için özel okumalar araştırmalar yapmanız gerekmektedir fakat bunlar neredeyse doğuştan zihinlere kazınmıştır. Hiç bir Türk insanı ailesi fanatik ateist olsa bile Din konusunda tamamen bilgisiz büyüyemez her yerde onunla karşılaşır. Dolayısıyla eğer fazla sorgu sahibi değil ise ve hayattan da bezmiş ise zaten ömrünü çekilmez bulduğundan bir de tanrı olmadan topluma uyum sağlaması imkansız hale gelir. Dolayısıyla sürüye uymak onma karşı durmaktan daha avantajlıdır düşüncesi ile bu zincirleme reaksiyon sonucunda tünmm uygar bireyler kendi umursamazlıklarının bir sonucu olarak gönüllü kölelere dönüştürülürler. Gönüllü kölelik insanın kendini aciz kılarak üstün olduğunu varsaydığı hayali bir ruh ile özdeşleşerek teoride dindar, pratikte uysal davranmasını sağlar.

Bu noktada bir ruh hastalığı yansımasıdır. Fanatik inançların tamamı kendini aciz hisseden bireylerin kendinden üstün olan bir varoluş biçimine vebalı bir şekilde bağlanma tepkisi yaratır her ne denirse densin. Dolayısıyla Din kitabında inancı olmayanın kalbi mühürlenmiştir lafı doğrudsur. Çünkü o kişi durumun tarihsel süreçlerini ve manasını kavrayarak artık bu dayatmacı kölelik sisteminin uydurma söylemlerine de bağışıklık kazandığı için durduk yere hastalıklı tepkilere dönme ihtiyacı hissetmeyecektir. Dindar olan fanatik olan iyileştirilebilir korku ve kaygılarınfdan arındırılarak ona dışardan dayatılmış. Ancak bu konuda sağlıklı olan birinin dindar olması imkansızdır. Din kitaplarının düzelticisi rahipler sınıfı bu gerçeğin farkında olduklarından ötürü işkence ve zorlamayla bazı insanları ikna edemeyeceklerini de anladıklarından onların kalbi mühürlüdür demektedir. Azap dediği şey ise zaten o kişilere bu dünyada o rahipler sınıfınca zincirli tutulan gönüllü kölelerce daima yapılmaktadır egemenlik adına. Ortaçağda hem hıristiyanlıkça hem islamca en kötü işkencelere ve katliamlara uğramış,hala daha sürekli aşağılanmaktadırlar. Çünkü gönüllü kölelere öte dünyadan haberler ile onların bu bağlılıklarının mükafatlandırılacağı bildirilmekte ve dolayısıyla kalpleri mühürlü olmadıkları için kutsal oldukları söylenmektedir. Dolayısıyla gönüllü kölelerin istisnasız hepsinde ırkçı ve ayrımcı düşünceler de hakimdir örneğin bir müslüman için müslüman doğmuş olmak büyük ödüldür hıristiyan veya musevi için de aynı durum geçerlidir.

Sonuç olarak Din egemenlik düşüncesinin Halk a dayatılma biçimidir kişisel olarak hayatın anlamı nedir sorusunun karşılığı ya da özerk düşünce ve vicdan özgürlüğü değil. Dolayısıyla da buna bağlılığını bildiren herkes aslında egemen düşünceye bağlılık yemini etmektedir, dolayısıyla dini bakış açısının sömürgeci yönetim biçiminden ayrı bir özerk değer olarak düşünülmesi hatadır o tamamen onun eseridir. Dolayısıyla da Dini bakış açısıyla sömürü sistyemi ne eleştirilebilir pratikte nev de ona bir antitez olabilir çünkü yapısı itibariyle politik yani nabza göre şerbet veren kılıfına uyduran her olumsuzluğu egemenli
k biçiminin lehine akılsallaştırıp halk kitlelerini uyuşuk ve pasif hale getiren bir mutlak ideolojik biçimdir. En tehlikeli ideolojidir bu bakımdan da çünkü köleler efendilerine değil, efendileri adına isyan edenlere diş bilemektedirler inançlarını ve ahlaklarını koruduklarını var sayarak. Oysa onlarda artık bu bağlılık dışında özlerinde ne bir inanç ne de ahlak vardır özgün olarak tamamı işaretlenömiş ve programlanmış biçimde hareket ettiklerinden bilinçli birtakım eylemlere girişnme yetenekleri sona ermiştir. Bu yüzden gönüllü köleler gerçek kölelere göre köle olduklarının farkına varmak yerine bu kölelik vasıtasıyla övünç duyan kişilikleriyle kendilerini belli ederler. Tüm söylemleri ve davranışlarında bu güce olan tutkunun izleri grülür. Hem ona sahip olamayacaklarının farkındadırlar bu konuda kendilerini aciz görürler kader anlayışıyla hem de bir yandan gizlice nefret edip diğer yandan da o güce sahip olma arzularını ona tabi olup öykünerek dengeleme uğraşı içindedirler. Onlar alkışlarla diktatörleri karşılar, savaş naralarıyla ve savaş ile kan dökerek insanlığa ahlak ve iyilik getirdiklerini öne sürerler zincirlenmiş beyinlerindeki tanrı figürleri adına. En büyük korkuları da inandıkları değerlerin yanlış olma olasılığıdır, dolayısıyla özgürlüklerini tamamen yitirmişlerdir eylem dışında düşüncede de. Çünkü herşey ve her düşünce kalıbı dışardan verildiği için bunu yitirmeleri halinde hiç birşey bilmez anlamaz konuma geri dönecekleri için kendi düşünce ve inançlarını oluşturabilme yetenekleri de kalmamıştır. Dolayısıyla bu durum tespiti de bu düşüncelerin sonucudur kendi kendini zavallı kılma düşüncesine bağlılık yemini etmiş bir kitle bu durumun devam ettirici nedeni olduğu için olumsuzluklarının birinci dereceden sorumlusu olsa da direkt olarak bunu farketme yetenekleri kurulu sistemce engellediği ve farklı düşünmeyi kınadığı için zincirleri vasıtasıyla özgürlüğe koşmaları da beklenemez. O nedenle bu nesil bu şekilde bu kurgusal halüsinasyonunda boyunduğunu savunmayı ve ağlayıp diş gıcırdatmayı boşuna sürdürecektir. Gelecek nesiller bu anlayışlarla yetiştirilmekten alıkonamadığı ve hala desteklendiği sürece de 6000 yıl olduğu gibi sadece dış görünüşte birtakım değişmeler o da mecburen nüfus ve gelişen teknoloji ve bilginin vasıtasıyla görece olabilecektir. Ancak bilgi ve teknoloji elbet daima egemenlerin boyunduruğuna mahkum olarak varolamayacağı için de onun iktidar için kullanıldığı çağlar ilerledikçe yıkım miktarı ve katliamlar da günümüzde olduğu gibi katlanarak artacaktır. Uyuşuk halk kitlesi ise programlanmış düşüncelerle suçu kendine dayatılmış değer yargılarında değil de inatla boyunduruğunda olduğu eylem içinde öteki benzerlerini suçlama adetini sürdürdükçe,milliyetler,inançlar,devletler,mezhepler adına yapılan uydurma nedenli uydurma mücadele en büyük üretim unsurlarının mülkiyetini tekelinnde bulunduranların arzusu dahilinde onlara tebaa olmayı övünç kaynağı edinmiş kitlelerin bekçiliği vasıtasıyla sürecektir. Bu nedenle tüm ilahi inanç sahipleri kendi kişisel inançları ne olursa olsun bağlı bulundukları kurumlar vasıtasıyla pratik eylemlerinde ve düşüncelerinde,bu düşünceler vasıtasıyla verdikleri demokratik ya da politik kararlara katılımlarında gönüllü kölelerdir. İstedikleri kadar inandıkları şeyin politik yansımalarının onların arzu ettiği özlediği inancı aslında yansıtmadığını söyleselerde. Çünkü yansıyan şeyler temelini onların iyi niyetli onayından ve katılımından almaktadır.

ulgnil 31.05.2008 17:47:20
insan kendini doğanın karşısında daima aciz hiisetmiş ondan korkmuş,yeri geldiğinde onunla bütünleştirirken kendini korkusunu az da olsa hafifletmiş ama çoğu durumda da onu yücelterek sığınmış ona,bu sığınış aczini daha da büyütmüş doğayı yüceltirken onun bilinmezlerine karşın sessiz bir boyuneğiş,sorgulamadan kabulediş,dileyişler dualar ve ardından da dileyişlerin gerçekleşmesi adına adanan kurbanlar gelmiş.
tanrı vücudunu böylece bulmuş tamam o zaman da dinler kendilerini bu kadar çok insana nasıl kabul ettirmiş.şu anda inanan sayısı inanmayanlardan çok daha fazla.

Nasıl oluyor da bu çoğunluk sağlanıyor o zaman?insanın içinde doğa karşısındaki o acz hep kalmış oluyor.bilinmezden hep korkma ve yine bilinmeze sığınma.duayla arınma,sorgulamadan teslimiyet,öbürdünyayla avunma bunlar insanı daha bir insan kılıyor inanana göre.

ha gönüllü köleliğe gelince inanmayan birisi için din tam bir köleleliktir.ama yürekten inanan için yapılan ibadetler,uyulan kutrallar,edilen dualar,tam bir teslimiyettir.bu onları öyle yüce ve mutlu kılar ki.köle olan şeytanın emirlerini yerine getiren inanmayanlardır.

aslında insan o aczi saklayarak içinde kendini tanrılaştırmak istiyor.mükemmel kılarak kendini nefsini terbiye ederek tanrılaştırıyor kendini tanrıyla bütünleşiyor bir oluyor.


31.05.2008 18:03:42
Zaten köle ahlakı da teslimiyettir ve ve önkabullere dayalı farazi düşünceler vasıtasıyla vicdan rahatlatma. Dolayısıyla da inananın daha iyiniyetli baktığı görüşü sorumluluklarını bu dünyadan çıkaran tebaa lar lehine ve egemenler lehine söylenmiş bir yanılsamanın kutsal metinler vasıtasıyla akılsallaştırılmasından öte bir anlam yani nesnel gerçekleri ifade etmemektedir. Bu yanılsama ve sözde vicdan muhasebesi de yukarıda bahsedilen olguların sebepleri arasında belirtilmiş olup, inananın şeytanlıkla suçladığı kendi farazi değer sistemleri dahilinde bir hoşgörü düşüncesi tek yanlı olarak, pratikte sadece yıkım lehine ve zorbaların arzuları lehine olmayı sürdürecek her söylemlerinde bu adaletsiz durumu aklama yolu aramak vasıtasıyla da bahsedilen duruma örnek oluşturacaktır. İnsan sadece doğa ile özdeşleşebilir kendi uydurduğu dizgeler ise acizliğinin ve bilgisizliğinin özürü olarak umursamazlığının sonuçlarından onun sorumluluğunu azad edemez.

P_İn_iLtİ 31.05.2008 19:32:54
Köle ahlakı değil,insan ahlakıdır,insanın fıtratındadır teslim olmak...Her insan bir şeylere teslim...Eğer teslimiyeti kölelik olarak adlandırırsanız...O halde bütün insanlar köledir...Pinilti kurana teslim olur...Bir başkası İncile,tevrata,bir başkası bilime,doğaya,içinde İlahi din olmayan anlayış ve inanışlara...herkesin sığındığı bir kapı vardır...hepimiz teslimiz...Bundan kaçış yok...Şahıs sırf dine inanmıyor diye Teslim değildir denilemez...Bu temel bir ihtiyaçtır,yeme içme gibi...


Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ] 7 8 9 10