|
||
| bilirsin hazreti Muhammedin öpüp kokladığı kucağında taşıdı koynuna yasladığı torunun başını bu gibi insanlar kestiler elini çabuk tutsun celat öğle nmazı kaçaçak diyede dövünüyorlardı yani pek uzağa gitmeğe gerek yok... akrepv bana islamdan.. dinden bashet yani bu neye benzer bilirmisin sen onu doktor sanıyorsun ama o doktor elbisesi giymiş hademe o doktor denilen kişi adamı öldürdü tıbba lüzum yoktur hastaneler kapatılsın eczaneler mühürlensin denir miii.. sana bir ilaç verildi eczaneye gittin dedi ki o doktor vermiş ama bu ilaçı bu yok bununyerine buda gider der sana başka ilaç verir iyide sen onu verme bana bunu ver de bizim alimler dediklerimizde ayne böyle bunun yerine bu gider diyorlar oruç tutuyorsun yaa sen ona bak merak etme cennettesin namazın hesabı sen merak etmeee yahu din ne diyor bir adam ki namaz kıldığı halde o namaz onu kötülükten uzaklaştırmıyor bilsin ki o namaz onu Allaha yakınlaştırmıyor uzaklaştırıyorr ama eczana zihniyetler bunun yerine buda gşider diyorrr san namaz kıl namaz kıl diye başının etini yiyooorr karmakarışık olmuşşlar bunlar herkesin görebileceği şekilde konmuştur Allah herkeze göz vermiştir zorlamyın görsünler demiştir.. islamın hakikatı için.. mazaret yok Uyarı: Siz mesajınızı yazarken 2 yeni mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun. |
||
|
||
| Öncelikle, şurası iyi anlaşılmalıdır ki bir şeyin varlığını bilmek ayrıdır, mahiyetini bilmek ayrıdır. Kainatta bir çok şey vardır ki; akıl onların varlıklarını apaçık bildiği hâlde mahiyetlerini kavrayamamaktadır. Mesela insan, bir fizik kanuna olan yerçekimini bildiği ve hatta o kanuna tabi olduğu hâlde, onun mahiyeti hakkında hiçbir fikir sahibi değildir. Annenin, evladına sarılmasıyla varlığını anladığımız şefkat hissinin nasıl bir his olduğu konusunda yine hiç kimse bir fikir sahibi değildir. Ruh, elektrik, hayal gibi hususların varlığı nasıl apaçık bir hakikat ise onların mahiyetlerinin bilinmemesi de aynı derecede açık bir hakikattir. Akıl ile anlaşılamayacak konuları anlamaya, izaha zorlanmak; demagojidir, cehalettir. Bu davranışıyla insan, doğru düşünce kulvarından sapar ve altından kalkamayacağı ve sonuçta kendisinin helâkine sebep olacak ağır bir yükün altına girer. Eser ustasının idrak edip anlayamayacağı gibi, akıl da kendisini yaratanın mahiyetini anlamaktan acizdir. Çünkü akıl, yaratılmıştır ve sanat eseridir ve sınırlıdır. Görmenin, işitmenin kısaca beş duyunun sınırlı bir algılama sahası olduğu gibi, aklında belirli bir anlama sahası, sınırlı bir algılama gücü vardır. Cenabıhakk'ın kudsî mahiyetini anlamak, idrak etmek, aklın idrak ve intikal sahasının dışındadır. Şurası bilinen bir gerçektir ki; insan değil Allah'ın zatını, kendi ruhunun, hayalinin, vicdanının dahi mahiyetini kavrayamaz. Çünkü saydığımız bu özellikler cismanî olmadığından dolayı, akıl onlara bir suret giydiremez, bir şekil veremez. Mesela, hayal için; uzunluk-kısalık, büyüklük-küçüklük, söz konusu olmadığından, akıl onlara bir şekil veremez ve bir sınır çizemez. Bununla birlikte hiçbir insan, mahiyeti bilinmemen bu duyguyu inkâr da edemez. Kendi mahiyetini bilmekten aciz olan insanın, bütün akılların, hayallerin, ruhların, hislerin, vicdanların, hafızaların ve meleklerin yaratıcısı olan Allah'ın kutsi mahiyetini anlamaya zorlanması, en büyük bir cehalet ve demagojidir. Allah'ın bütün sıfatları, sonsuzdur, sınırsızdır ezelî ve ebedîdir. Akıl, ise sınırlıdır ve sonradan yaratılmıştır. Sınırlı olan sınırsız olanı, başlangıcı ve sonu olan, ezelî ve ebedî olanı elbette kavrayamaz. İşte gerçek anlamda idrak ve doğru algılama, insanın Allah'ın mahiyetini algılamaktan aciz olduğunu anlaması, idrak etmesidir. İnsan aklı, bilinmeyene bilinenden, soyuta somuttan, zora kolaydan, genele özelden gitme eğilimindedir. Yüce Allah'ın, eşi, benzeri, ortağı, dengi yoktur ki; insan, kıyas ve temsil yoluyla; deney ve tecrübe vasıtasıyla, düşünce ve hayal aracılığıyla onun kutsi hakikatini anlamaya yol bulabilsin. Aklın, Allah'ın mahiyetini idraki, mantıksal olarak da çelişkiyi gerektirir. Çünkü o hâlde sınırlı, sınırsızı; sonradan olanın başlangıcı olmayanı kapsaması gerekir. Bu ise imkânsızdır. Akıl, Allah'ı varlığı zorunlu, kudreti sınırsız, iradesi sonsuz, ilmi her şeyi kuşatan olarak bilmekle sorumludur. Zaten yaratılış amacı da budur. Şu hâlde Allah'ın kutsal mahiyeti ne idrak ne hayal ne hissedilebilir. Akılla anlaşılan ve duygularla algılanan her şey mahluktur. Allah'ın varlığı bu dünyada, ancak aklın nuruyla görülür, kalbin sezgisiyle sezilir. Evet, aklın görevi, Allah'ın kainatta yansıyan büyüklük ve yüceliğini, kudret ve hakimiyetini ve yarattıklarında ortaya koyduğu sınırsız estetik dizaynı ve kulları için yaptığı lütuf ve yardımları gözlemlemek derinden derine düşünmektir. kölelıkmiş ![]() kendi nefsini tanrı görenler, sizden odun hammalı olmaktan başka bir şeyde olmaz,bunu allah söylüyor ben değil |
||
|
||
| RenaultFerrari bilirsin hazreti Muhammedin öpüp kokladığı kucağında taşıdı koynuna yasladığı torunun başını bu gibi insanlar kestiler elini çabuk tutsun celat öğle nmazı kaçaçak diyede dövünüyorlardı yani pek uzağa gitmeğe gerek yok... akrepv bana islamdan.. dinden bashet _________________________________________________ _________________________________ yahu birader bu verdiğim şıh örneği türkiyenin doğusundan,yani yabancı bi ülkeden değil,ama işinize gelmediği zaman ''yok bu gerçek islam değil cart curt'' yada uğur dündarın arenada ortaya çıkarttığı o sivastaki sapık tarikatta (hani şu namaz esnasında birbirlerine pandik atanlar,hani şu şeyhinin ''şey''ini öpen tarikat) bu memlekette değil,onlarda müslüman değil ateisttiler kesin.....yani müslümanlığı bi siz biliyosunuz diğer herkes külliyalan....efendi efendi o kerbelayı kana boyayanda müslümandı,sivasta insanları canlı canlı yakanda müslümandı,amerikadaki ikizkulelerdeki binlerce masumu(evet masum,ülkeleri terörist olabilir ama o insanlar masumdu)katledende müslüman,bu gün ırakta habire camilerde bile insanları katleden canlıbombalarda müslüman,hala neyi inkar ediyosunuz....yok onlar islamı bilmiyorlar,ben biliyorum...karğalar bile güler buna..... |
||
|
||
kendi nefsini tanrı görenler, sizden odun hammalı olmaktan başka bir şeyde olmaz,bunu allah söylüyor ben değil Ahaha güleyim bari işte bir kendini çürüten kanıt daha. Nasıl yani Allah odun hamalını mı küçümsemiş nefis sahibine odun mu demiş böyle de argo konuşabiliyor muş ha. Allah mı konuştu? Selam söyle ona bu üslupla çıkmasın karşıma çok gülerim ona
|
||
|
||
| yani sen böyle diyorsun.. avrupalı aydınlar amerikalı profesörler japon imamlar Allmanyalı profesörler İngiliz lordlar başka söylüyorr... yani benimde bunu gülesim geliyor bunlara islamın hangi kılıcı dokunmuş veya dokunmak ihtimali bulunmuş o Almanyayı Allamaya yapan prens bismark öbürleri.. filan... yanşi sen böyle diyorsun bend diyorum ki İslam senin dediğin kişilere kalsaydı çok daha açı neticeler alınırdı.. fakat bu islam kendi kendisini muhafaza ediyor kardeşim kimseyel sürdürmüyor islam ona kimse el süremiyor kirletemiyor o yüzden avrupalı aydınlar onu görünce aşık oluyor hürmetle karşılıyor... inanlarına kalsaydı çok acı neticeler alınırdı... sen inanlarına bakıp konuşma islam öyle bir din ki zıtlar toplayan bir din münafıkı kafiri dinsizi şusu busu hepsi onun etrafında fıldır fıldır dönüyor öyle acaip bir din ki.. zitları toplayabiliyor.... mesela peygamberimizin etrafında yüzlerce münafık vardı bilirdi yğüzlerini söylemezdi kafir vardı hepsi ondan bir şey istiyordu kimi sevgili kimi para kimi şu kimi bu elemden kurtulayım sen ne zannediyorsun islamı.... kafiri mümini münafıkı kibirlisi acizi hepsi O peygamberin etrafında toplanmıştı.. sen inanlarına bakıp konuşursann çok yanılırsın güneşi güneştyen sor ne soryorsun yarasa kuşuna ne soruyorsun taşa aradığını aradığından sor.. herhalde bir şeyler anlamışsındır.. Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun. misailn kabası olmazmış çünkü neden Allah en ufak bir mahlukuna yer veriyor kuran da sivrisineği misal getiriyor münafıklarda gülüyor Allaha bak sivrisineği misal getirdi diye.. misalin kabası olmaz en ufak mahlukuna yer veriyor Kuranda, |
||
|
||
| Sen ne diyosun ya 3. kez daha da saçmalamışın. Bi de anlayamamışım. Neyi? Sen anlaşılan seçimini yapmışsın işte bu sözlerin senin gönüllü köleliğinin kanıtıdır. İşte "herkes dindar sen nasıl inanmayacan yok öyle bir şey" Bu ne? Basbaya gönüllü kölelik de bu işte. Sürüye mecburen uymak köleliği bilerek kabul etmektir. Böyle bir karşı çıkış mı var herkes böyle sen de mecbursun. Oldu herkes ensest olursa ben de olayım toplumun geneli ne düşünüyorsa doğru odur. Mantığa bak ee? Nasıl değişcek bir şeyler bu kafayla? Daha inançsız olduğunu bile söylemeye utanan senin gibi insanlar varolursa tabii ki bende buna gönüllü kölelik diyeceğimdir. Sivasta yakılan kişiler aman ateş bulaşmasın diye o yalakaların ayağına kapansaydı o zaman senin düşündüğün gibi. Niyre yapmadılar? Niye olacak enayiler de ondan ne diyye bu ülke için ölüyosun ne işe yarayacak? Al işte göya sivastaki olayı kınayanlara bak biri mecburiyetten diğeri bu galeyanın inançla ilgisi olmadığını sürer ortaya fikir diye. Sonra da gazeteciydi,yazardı,sanatçıydı, radikal kim varsa hain,satıcı,dinsiz, şu bu ,diyee ateşe atıluır. Sözde farkında olanda oradan ülke koşulları der, mecburuz der kendinden bahsedip bi de neymiş anlamıyor muşum diye diretip durur. Hala daha sıoruyor nasıl oluyormuş gönüllü köle. Senin gibi işte herkes müslüman ben de müslüman görünmek zorundayım zihniyeti ile. Bunu anlıyorum ama banane senin seçimin ben de bunu tanımlıyorum zaten. ----------------------------------------------------------------------------------------------------- gene saçmalamışsın,söylemedigim sözleri söylemiş gibi yorumlayamazsın ben sein ifade ettigin zihniyeti ne düşünüyorum nede savunuyorum konuyuda saptırarak haklı gözükmeye çalışma senin gibi ön yargılı düşünenler her zaman yanlışın içindedir uzaydamı yaşıyon nedir sanki bu ülkede yaşamıyorsun benim söylediklerim bu ülkenin gerçekleri. ister kabul et ister kabul etme kusura bakma. |
||
|
||
| arkadaşım ,doğru senin gremediğin ,inanma talihsizliğinde bulunduğun allaha birer kul ve köleyiz-- sen göremiyorsun veya idrak dahi edemiyorsan bunları kavrayanlara neden filim oluyorsn ![]() herkes sizler gibi kör olmak yada idraksiz olmak zorundamı ?? bu tartışma bir yere varmaz ,çünkü sen gördüğüne inanırım diyen bir zihniyet,biz se ,kalbin tastiki,aklın muhasebe si,ile evet diyen !! sizlerin açtığı bu tartışma tamammiyle art niyet taşıyan şeyler bu yaklaşım çok yanlış,biraz edep saygı |
||
|
||
| insanları eleştirirken düşüncelerini iyi anlamak lazım. ---denzci Yazar Online Mesaj Sayısı: 61 Ynt: Bütün Dindarlar ve ilahi inanç sahipleri Gönüllü kölelerdir. « Yanıtla #51 : Bugün 01:10 » Alıntı -------------------------------------------------------------------------------- arkadaşım ,doğru senin gremediğin ,inanma talihsizliğinde bulunduğun allaha birer kul ve köleyiz-- sen göremiyorsun veya idrak dahi edemiyorsan bunları kavrayanlara neden filim oluyorsn herkes sizler gibi kör olmak yada idraksiz olmak zorundamı ?? bu tartışma bir yere varmaz ,çünkü sen gördüğüne inanırım diyen bir zihniyet,biz se ,kalbin tastiki,aklın muhasebe si,ile evet diyen !! sizlerin açtığı bu tartışma tamammiyle art niyet taşıyan şeyler bu yaklaşım çok yanlış,biraz edep saygı ------------------------------------------------------------------------------------- hiç bir yazımda ben inanıyorum demedim allah abirer kul ve köleyim demedim art niyetse hiç düşünmedim saygıysa her düşünceye saygı duyarım söylemedigim sözleri söylemiş gibi yorum yapmayın saygı burdan başlar. |
||
|
||
| herkes kendi gördüğüne bakar... bizim insanlarımızda maalesef algıda seçicilik herrrrr zaman ön plandadır... ilk önce art niyetini düşünür sonrasında karşı tarafın söylediğini... ben şahsen allaha we kulluğuna inanmıyorum we de kabul etmiyorum... ama edenlere de saygım sonsuz.... |
||
|
||
boyle düşünüyorsan tebrikler ![]() ben bunları ınananlar için söyledim ![]() inanmayanlar için değil inanmayan lar için sözlerim zaten açık |
||
|
||
| Online Cinsiyet: Mesaj Sayısı: 461 Ynt: Bütün Dindarlar ve ilahi inanç sahipleri Gönüllü kölelerdir. « Yanıtla #53 : Bugün 01:36 » Alıntı -------------------------------------------------------------------------------- herkes kendi gördüğüne bakar... bizim insanlarımızda maalesef algıda seçicilik herrrrr zaman ön plandadır... ilk önce art niyetini düşünür sonrasında karşı tarafın söylediğini... ben şahsen allaha we kulluğuna inanmıyorum we de kabul etmiyorum... ama edenlere de saygım sonsuz.... Moderatöre Bildir Logged -------------------------------------------------------------------------------- Kıldan köprü yaratmışsın, gelip kullar geçsin deyu... Hele biz şöyle duralım, yiğit isen sen geç Tanrı! ----------------------------------------------------------------------------------- sonunda anlayan sen oldun saol ya deminden beri söylemedigim sözleri söylemiş gibi yorum yapıyorlar ben inanıyorum demedim sadece bu ülkede var olanları dillendirdim sagol anladıgın için. |
||
|
||
| Bu yazılanlar ve aktarılanlar amaçları korkmadan gerçeği öğrenmek olanlara ve tefekkür dünyasına yeni ufuklar eklemek isteyenlere ithaf edilmiştir... İnsanın öncelikle kendini, dolayısıyla kainatı tanıması ve olduğu gibi kabul etmesi meseleye ilk ışığı tutacaktır. İnsanın her vasfının, her organının mahdut (sınırlı*) olduğuna kimsenin itirazı olacağını zannetmiyorum. Eğer her çeşit hayvanla yarışmaya girilecek olsa, şüphesiz insan idrak, düşünme kabiliyeti dışında bütün alanlarda mağlubiyet tadacaktır. Çıta koşu yarışında en iyi koşucuyu geçecek, kedi daha yükseğe çok rahat zıplayacak, köpek depremi bile hissedecek, şahin ise insana görünmediği halde uzaktan onu görecektir. Akıl ise onu ayıran tek özellik olacaktır. O da her ne kadar sınırlı da olsa (IQ bir rakamla belirlenir, sayılar ise sonsuzdur) kainatta bir hikmet elini fark etmek için kafidir. Yani yalnız gördüğüne inandığını hiç kimse düşünmeden ve tersini savunanları dinlemeden iddia edemez, çünkü onda akıl ve kalp vardır. Aklı ise onu görmediklerine de inanmaya zorlar. "İnsan görmediğine inanır. O görmediğine inanan tek varlıktır şu dünyada. Bu bir meziyettir." (1) Şimdi tefekkür havuzunda inceleyelim konuyu... "Ben, sadece gördüğüme inanırım" diyen birisi sadece Allah'ı(cc) değil birçok şeyi de beraberinde -belki de fark etmeden- inkar eder. İlk vereceğim örnekler biraz ütopik bulunabilir; ama bu mantığın bizi nerelere götürebileceğini göstermesi bakımından çarpıcı olur kanaatindeyim. Ben doğuş anımı görmedim, öyleyse ben doğmadım, aniden var oluverdim; tarih birkaç yıl önce başladı, bize tarih diye anlatılanlar, bütün yazılanlar hayal ürünü; Amerika diye bir yer yok, şu anda göremiyorum; duvarın arkasında kardeşimin odası vardı; ama olmamalı, göremiyorum zira; geçen gün bu yoldan giderken şimdi gördüğüm bina orda yoktu, yapılırken görmedim, öyleyse bina kendiliğinden olmuş olmalı. Bu mantıkla elimin yazdıkları aklım ve vicdanım tarafından kabul görmüyor, dolayısıyla iddia da kendi kaşifi tarafından reddediliyor. Şimdi biraz daha yumuşak örneklere geçelim. Burnumuza zaman zaman ilk etapta kaynağını bilmediğimiz bir koku gelir; ama nafile, biz o kokuyu göremeyiz. Sonra biraz araştırdığımızda anlarız ki, koku çiçekten geliyormuş. İşte, kainatta Allah'ı(cc) göremeyiz. Fakat Allah'ın (cc) tecellilerini bütün güzellikleriyle müşahede edebiliriz, bu da Allah'a (cc) delalet eder. İnsan karanlıkta dikkatli yürümezse bir engele çarpabilir; ama daha iyi gören bir hayvan dikkat etmeden dahi aynı engeli rahatça görmez mi?. Bir âmânın göremediklerini de başka kimseler görebilir, insan ise bu dünyada bir nevi âmâdır.Demek ki sınırlı olan gözle sınırsız olan Allah'ı (cc) göreceğini zannetmek yanılgı olacaktır. "Gözümüz 1 mm'in beşte birine kadar küçüklükteki cisimleri ancak görebilir. Daha küçük olanları ise mikroskoplarla görürüz. Işığın da ancak yedi rengini görebiliriz. Titreşimi 0,4'le 0,7 arasında olan ışınları görmekte güçlük çekmeyiz. Bu dalgaboyundaki ışınları gözümüzün retina tabakası sinirler vasıtasıyla tanıyabilirken, bunun dışındaki yüzlerce, binlerce ışığı göremeyiz. X, gama, morötesi, kızılötesi, radar, kozmik, röntgen, radyoaktif ışınları bunlar arasında sayabiliriz... Göremediğimiz daha nice varlıklar var. Çekme ve itme güçleri koca koca sistemleri ayakta tutarlar, ama görülmezler. Eğer bu güçler olmasaydı kainat alt üst olurdu... Şimdiye kadar maddenin en küçük parçası olan atomu görebilen olmamış. Mikroskopla da göremiyoruz. Ama kimse varlığı konusunda tereddüt etmiyor. Siyah delikleri de (black hole) görebilmiş değiliz. Ama varlıkları inkar edilemeyecek kadar kesin"(2) İnsan bu tür göremediği varlıkları çeşitli verilerden, iddialardan, hipotezlerden yola çıkarak tespit ediyor. Öyleyse Allah'ı(cc) da bu kadar çok öznel ve nesnel kanıt varken kabul etmek zor olmamalı. Sonuç olarak "mikro alemde olduğu gibi, makro alemde de tam bir ihataya sahip değiliz (3); evet, göz gerçi O'nu(cc) göremez; ama neye baksa O'ndan bir eser görür. Nereye dönse, O'nun fillerini müşahede eder. Onun isimlerinin tecellileriyle karşılaşır (4)" Diğer bir cihetle "Peki, Allah'ı görmeli miyiz, Allah(cc) niçin görünmez?" sorularının cevapları da bu meseleye de ışık tutmuş olacaktır. Bu soru dört şıkla cevaplandırabilir: "1- Yaratılış kapasitemizin Allah'ı görebilecek güçte olmayışı ve nurun, yani ışığın bile Kendisine perde olması. 2- Şiddet-i zuhurundan gizlenmesi 3- Zıddı olan yokluğunun düşünülemeyişi 4- İmtihan dünyasının böyle gerektirmesi" (5) 1- Evet, bu gözler daha kainatı bile doğrudüzgün ihata edemezken O'nun(cc) Yaratıcısını ihata etmesi düşünülebilir mi? "... elimizde mikroskop veya X ışınları, mikro varlıklar karşısında ihatasızlık içinde olduğumuz gibi, makro âlemde de aynı ihâtasızlık içinde bulunuyoruz. Şimdi bir de, Allah'ı (cc) düşünelim: Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki: 'Allah'ın kürsîsine nispeten, bütün kevn ü mekânla' yani ışık hızıyla trilyon defa trilyon derinlikleri bulunan kevn ü mekânlar, çöle atılmış bir halka gibidir. 'Onun arşına nispeten de kürsî, çöle atılmış bir halka gibidir'. Kemmiyet ve keyfiyet ölçüleri içinde, arş ve kürsî ele alınırken ortaya konan nispetlerle bu ne müthiş azamet!.. Allah-u Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, emir ve irâdesini bu arş ve kürsîden tenfiz ve hükmünü oradan icrâ ediyor... Şimdi, kâinatlara nispeten mikroskobik bir hüviyette olan sizlerin, bütün kevnü mekânları anlayabilme iddianız, nasıl abes bir iş ise, öyle de bütün mekânlar O'na nispeten mikroskobik bir varlık hâline gelen; Arş-ı A'zam'ı anlama gayretiniz de o derece abes bir iştir. Kaldı kı, Arş-ı Âzam da ancak, Allah'ın emirlerinin tenfîz ve icrâ mahâllidir. Böyle olunca, Allah nasıl ihata edilip kavranacak ki?.. Onun için Kurân-i Kerim'de 'Onu gözler ihata edemez; Onun ilmi ise bütün gözleri ihâta eder' duyurulmaktadır. (En'am, 103) Evet, o basar ve basiretler Ona idrâk ve ihâta edemez. Görmek için ihâta lâzımdır. O, bütün basar ve basiretleri idrâk buyurur, ihâta buyurur da, gözler Onu ihâta edemez. Mevzuun aydınlığa kavuşması için, bu cihetin de böylece bilinmesi şarttır. "(6) Ezcümle, "Hz. Musa gibi büyük bir peygamber bile Cenab-ı Hak dağa tecelli ettiği, o da uzaktan baktığı halde Onu görmeye dayanamamış, şiddetinden düşüp bayılmıştır" (7) 2- Şiddet-i zuhurundan gizlenmesi nasıl olur açıklamaya çalışalım. Söz gelimi güneş her yeri kaplasaydı ve gece hiç olmasaydı bizim ne güneş ne de gece diye bir şeyden haberimiz bile olacaktı. Çünkü farklı bir ortam düşünme imkanımız var olmayacaktı. Mesela "her an havayı teneffüs ettiğimiz ve her nimetten çok ona muhtaç olduğumuz, ondan birkaç dakika olsun ayrılığımız söz konusu olmadığı halde, nerdeyse havanın varlığını, değerini unutur hale geliriz. O da adeta şiddet-i zuhurundan gizlenmiştir." (8) Örnekler çoğaltılabilir. Netice itibariyle "Allah da (cc) her an, her saniye kainatta hayat, ilim, kudret, irade, görme, işitme, yaratma gibi sıfatlarıyla varlığını hissettirmektedir."(9) Lakin biz bunlar olmadan bir durum tasavvur edemediğimizden Allah'ın (cc) şiddet-i zuhurundan gizlendiğini söylemek durumundayız. "Bir diğer yönüyle; Nur, Allah'ın (cc) hicâb'ıdır (perde) . Biz, nuru bile ihâta edemiyoruz. Efendimize (sav) Miraç'tan dönüşte, sahâbî sordu: "Rabbini gördün mü?" Bir defa şöyle buyurdular: (Ebû Zerr naklediyor) “O bir Nûr; nasıl görürüm Onu”. Başka bir yerde buyururlar ki: "Ben bir nûr gördüm." Halbuki nur, mahlûktur. Allah, Münevviru'n Nûr'dur . Nûr'a şekil veren, biçim veren, tasvîrini yapan Allah'tır (cc). Nûr, Allah değildir; Onun mahlûkudur. Başka bir hadiste tavzih buyururlar: "Allah in hicâbi nûrdur. " Yânî sizinle Onun arasında bir nûr vardır. Siz, nûr ile muhâtsınız. Burada da ayrı bir derinlik var! Yine muhât diyoruz; ama sıfatları ile, başkası ile değil. Sıfatları ne gayri, ne de aynı... Ulûhiyete dâir meselelere girince, mevzû derinleşiyor, ağırlaşıyor ve altından kalkılamaz bir hâl alıyor. Netice olarak diyebiliriz ki: Allah (cc) görülmez. Hicâbi, nurdur Onun. Siz, görseniz-görseniz ancak nur görürsünüz" (10) 3- Çevremize bir baktığımızda ve düşündüğümüzde idrak edebildiklerimizin hepsini bir zıddının, niddinin (eş, misal, aynı) ya da mertebelerinin olmasıyla bildiğimizi fark ederiz. Işık, karanlık var olduğu için ya da karanlıkta(karanlıkla beraber) bilinir. Üç metre, beş metre olduğu için bilinir. Kalem odundan yapıldığı için bilinir, anlaşılır. Ama Allah (cc) tamamen bizim bilebildiklerimizin ve ölçülerimizin dışındadır. Ne zıddı vardır, ne niddi vardır, ne de mertebeleri vardır, yani O'nu (cc) bu hususiyetlerimizle(özelliklerimizle) görmemiz mümkün değildir. "O'nun görme sıfatının her türlü sınırlamadan münezzeh oluşu, O'nu göremeyişimizi de açıklamaya kafidir." (11) 4- Allah (cc) eğer görünmek ya da varlığını sözgelimi gökte çok açık, herkesin anlayacağı şekilde ilan etmek isteseydi, peygamberler göndermesinin, insanları imtihan etmesinin bir anlamı kalır mıydı? O zaman herkes kayıtsız, şartsız inanırdı, bu imtihan sırrına tamamen aykırı bir durum teşkil ederdi. Ne peygamber göndermeye gerek vardı ne de kitap! Ama Allah(cc) sonsuz ilmi ve hikmetiyle insanları imtihana tabi tutmuştur... Allah'ın (cc) herkese çok net bir şekilde görünmesi "...tıpkı imtihan yapan bir öğretmenin soruları sorduktan sonra cevaplarını da yazdırmasına benzer" (12) Bu konuyu da inşallah başka yazılarda etraflıca incelemek nasip olur. Aklı, gözün seviyesinde hapsetmek akla karşı yapılabilecek hakaretlerin en büyüklerinden biri olur. Velhasıl, "Akıl, 'her eserin bir ustası vardır, kainatın da bir sanatkarı olmalı,' hükmünü verirken, nakil 'o sanatkar zat Allah'tır' derken, göz, şaşkınlık içinde, 'nerede, ben göremiyorum,' diye sızlanmakta. Hangisine güveneceğiz? Benzeri hayvanlarda da bulunan göze mi, yoksa insanı diğer varlıklardan üstün kılan akla mı? İşte konunun can alıcı noktası! "Görmediğime inanmam" demekle, "ben gözlerimle düşünürüm" demek arasında fark yok. Şu halde akıl ne işe yarayacak?" (13) Allahü Teala (cc) aklını doğru kullanabilenlerden ve gayb perdesi açılsa imanı ziyadeleşmeyeceklerden olmayı nasip etsin.Amin. (*) Parantez içindeki kelimelerin anlamı "Küçük Lugat (Ömer Sevinçgül- Zafer Yayınları)" adlı eserden alınmıştır. Dipnotlar: 1- Felsefi Kavramlar (Ömer Sevinçgül- Zafer Yayınları, 2001) s.15 2- İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları (9.Baskı,Eylül 2000)-Montaj,Baskı ve Cilt:Bayrak Matbaası) Sayfa: 180-182 3-Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s.26 4-İnanca Tuzak Kuran Sorular ve Cevapları-3 (Zafer- Araştırma Grubu; Zafer Yayınları . Gerçege Doğru Kitapları-25, Mart 1993 -İST) s.9 -Yazının akışı içinde değiştirilerek aktarılmıştır- 5-İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları (9.Baskı,Eylül 2000)-Montaj,Baskı ve Cilt:Bayrak Matbaası Sayfa: 183 6-Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s.26, 27 ya da http://www.m-fgulen.org (Tam adres: http://www.m-fgulen.org/eser/article.php?id=524) 7- İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları (9.Baskı,Eylül 2000)-Montaj,Baskı ve Cilt:Bayrak Matbaası Sayfa: 183 8- a.ge. s.184 9- a.g.e. s. 184 10- Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s.27 ya da http://www.m-fgulen.org (Tam adres: http://www.m-fgulen.org/eser/article.php?id=524 ve http://www.m-fgulen.org/eser/article.php?id=524&pageno=1) 11- İnanca Tuzak Kuran Sorular ve Cevapları-3 (Zafer- Araştırma Grubu; Zafer Yayınları . Gerçeğe Doğru Kitapları-25, Mart 1993 -İST) s.7 12- İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları (9.Baskı,Eylül 2000)-Montaj,Baskı ve Cilt:Bayrak Matbaası Sayfa: 186 13- Felsefi Kavramlar (Ömer Sevinçgül- Zafer Yayınları, 2001) s.617 Genel Olarak İstifade Edilen Kaynaklar: 1-İlimlerin Diliyle Allah-Saban Döğen-Gençlik Yayınları (9.Baskı,Eylül 2000)-Montaj,Baskı ve Cilt:Bayrak Matbaası Sayfa: 179-187 2-Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s.25-30 3-İnanca Tuzak kuran Sorular ve Cevapları-3 (Zafer- Araştırma Grubu; Zafer Yayınları . Gerçeğe Doğru Kitapları-25, Mart 1993 -İST) s.5-9 4-http://www.m-fgulen.org/ (Tam adres: http://www.m-fgulen.org/eser/article.php?id=524 ve http://www.m-fgulen.org/eser/article.php?id=524&pageno=1 ) 5-Felsefi Kavramlar (Ömer Sevinçgül- Zafer Yayınları, 2001) s.14-17 6-Küçük Lugat (Ömer Sevinçgül- Zafer Yayınları) alıntı-------- tanya --kardeş allaha meydan okuyan yazında bir garip,yiğit isen sen geç tanrı ![]() ya sen allahın anlamını bilmiyorsun ,yada neyazdığını |
||
|
||
Doğru tabi bütün dindarlar O'nun kulu,kölesi olduğunu memnuniyetle kabul eder zaten bu yüzden dindar olunuor bunu çok ilginç bir gerçekmiş ya da çok kötü birşeymiş gibi açıklamanın ne faydası var anlamadım doğrusu. Hatta bu şey gibi olmuş "bütün yazarlar, yazıorlar! " Şükür ki onun kulu olduğumu kabul ettiğimi sanmıyorum; kulu olduğumun farkındayım...NOT: Abi ,abi diyecem sana Adnan abi gerçekten çok güzel yazmışın, tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum sana...
|
||
|
||
alıntı-------- tanya --kardeş allaha meydan okuyan yazında bir garip,yiğit isen sen geç tanrı ![]() ya sen allahın anlamını bilmiyorsun ,yada neyazdığını denzci onu yazan benim ![]() |
||
|
||
| şimdi allah akıl fikir versin derler ya egerki,bu aklımı allah verdiyse verdigi bu akıl onun kuranını ve kendisini akllım kabul etmiyor inanmıyor mantıgıma aykırı ne olacak şimdi kulmu haklı tanrımı. kusura bakmasın artık bu akla yatmıyor. |
||