|
||
| senin vicdanına şöyle azap lazımdır diyorlar VİCDAN : bulmak manasına bir kelime sözlükte/lugatta arapca bir kelime vicdan vücud kelimesiyle alakalı..bulmak manasına bir kelime ama neyi bulmak sende vicdan dedikleri bir buluş vücud dedikleri bir bulunuş var vicdan olmasa vücut bulunmayacak vücud olmazsa vicdan tecelli etmeyecek .. hakiki vicdan milyarda bir adamda bile az bulunur bizdeki vicdan hakiki vicdan değil senin vicdanına şöyle azap lazımdır diye boyna azap ıztırap çekeriz bir hepimiz esiriz tabiatın hayatın esririyiz bize sormadılar dünya denilen bir yer var sıkıntılı ıztıraplı bir yer buraya gelir misiniz sormadılar giderkende sormuyorlar o halde bir teslimiyet mevzuu çıkmıştır madem ki esiriz o halde hakka esir/teslim olmalıyız Hakka esir olursan o senin vicdanına bir hürriyet bahşeder verir vicdanen hür olursun hür oldun mu esir olanlar seninde esirin olur.. senin vicdanına söyle bir azap lazımdır... yoook hürsün çünkü... esir değilsin o şeye yıkılmazsın... hür .. şimdi dağıtayım mezvuuu şöyle bir soru soracam bunun sorusuda benden cevabı da benden ... Allah noksan sıfatlardan münezzehtir uzaktır temizdir değil mi evet E. öylese Allah sıkıntı çekermi Allah sıkılır mı hiç... ne anlar Allah sıkıntıdan ne anlar senin çektiğin meşakkatlerden eziyetlerden ne anlar... hiiiççç bunu anlamayan bir yerden yardım istemek abastir kardeşimm.. abes yaa abes yani taşın karşısına geçip ona boyna bana yardım edermisin diye söylenemek bir şey beklemek abestir dimi boş işle uğramaktır o halde sıkıntı nedir meşakket nedir eziyet nedir senin çektiğin sıkıntılar nedir bilimeyen bir yerden yardım istemek ABES yaaa !!??!?! Allah noksan eksikten mahrumiyetten uzak yok Allahta bunlar ne anlar O senin çektiğin sıkıntılardan azaplardan hee ne anlayacak anlamadığından yardım etmiyorr anlasa o eziyet nedir bilese TATASA ONU hemen yardım etmez mii keyfi yerinde ehl-i keyf keyfine diyecek yok keyfine diyecek bir şey olmadığından keyfi bozulmuyor sıkılmıyır sıkıntı çekmiyor sen ona bir sıkıntı veremiyorsun o sıkılmaK NEDİR bilmiyor Tatmamış yardım etmiyor ehl-i kefy keyfi bozulsa ne oluyor orada verin buna ne istiyorsa der ama keyfine diyecek yooook şimdi bu soruyu ben soruyorum size ben getirdim bunun cevabı bende sorusundan daha parlak... |
||
|
||
| Vicdan causa sui'dir. İnsanlaşma manifestosu içeriğini oluşturur. |
||
|
||
| evet | ||
|
||
• Ey dünyaya yeniden can veren güzel, gel, gel de, dünya islerini çok iyi bilen ve kendini tamamıyla dünyaya veren aklı avare kıl, onu içten, güçten et! • Ben, bir ok gibiyim, atmadıkça uçmam. Gel de yayını kur, beni bir daha at! • Herkesten sakladıgım ayıplarım, günahlarım, senin askın yüzünden yine meydana çıktı. Damdan, yani ötelerden, gökyüzünden baska bir kurtulus merdiveni gönder de, onunla günahlarla gizlenmis su yeryüzünden kurtulayım. Yukarılara çıkayım, arınayım. • Bana; "Dam, yani öteler hangi taraftadır?" diye soruyorlar. Öteler, canların bulundugu tarafta, canı getirdikleri yerdedir. • Öteler, bedenimiz her gece uykuya dalınca, rühların gittigi taraftadır. Sabah olunca, yine o taraftan gelir. Bedenimize girerek bizi uyandırırlar. • Bahar mevsimi bile, zamanı gelince yeryüzüne ötelerden kalkar gelir Sabah da günesle beraber ötelerden gökyüzüne ısık gönderir. • Sen, zaman zaman bir seyler ararsın, kurtulus yolları düsünüyorsun, onu içinde hissedersin fakat bulamazsın, ondan bir nisan, bir iz bulamazsın Çünkü o, nisansızdır, izsizdir. Iste senin gönlüne bu duygular da hep ötelerden gelmektedir. " Molla Camî hazretlerinin Türkçe'ye manzum olarak tercüme edilen su kıt'ası, anlasılması anlatılması zor olan bu beyti açıklamaktadır: "Ben bilmez idim gizli ayan hep sen imissin, Canlarda ve tenlerde nihayet hep sen imissin, . Alemde nisan isteridim ben sana senden, Gördüm ki bu alemde nisan hep sen imissin." • Zavallısın, bos yere neyi arıyorsun? Sanki sen esege binmissin de, sundan bundan; "Esek nerede?" diye soruyorsun. mevlana |
||