SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Antropoloji

Konu: Evrimin Mekanizmaları - Doğal Seçme ve Adaptasyon

Sayfa: [ 1 ]

apoptozis 27.08.2007 22:27:27
--------------------------------------------------------------------------------
EVRİM ;
DOĞAL SEÇME VE ADAPTASYON
Doğal seçme nasıl çalışır ve doğal seçme adaptasyonu nasıl açıklar? Evrimsel biyolog olan Ernst Mayr , Darwin'in doğal seçme teorisininin mantığından beş gözlem üzerine dayanan üç sonuç çıkartmıştır.*(AŞAĞIDA KAYNAĞI)

GÖZLEM# 1:Tüm türler,büyük üreme potansiyeline sahiptir,eğer doğan bireylerin hepsi başarılı bir şekilde çoğalsaydı onların populasyon büyüklüğü üstsel artış gösterecekti.

GÖZLEM# 2:Mevsimsel dalgalanmalar dışında,populasyonlar,büyüklük bakımından kararlı kalma eğilimindedir.

GÖZLEM# 3:Çevresel kaynaklar sınırlıdır.

ÇIKARSAMA# 1:Çevrenin destekleyebileceğinden daha fazla sayıda bireyin meydana gelmesi,populasyondaki bireyler arasında,varlıklarını sürdürmek için,bir mücadeleye yol açar;her kuşakta,meydana gelen yavruların yalnızca bir bölümü yaşamını sürdürür.

GÖZLEM# 4:Bir populasyonda yer alan bireylerin özelliklerinde büyük ölçüde değişiklikler vardır,hiç bir iki birey birbirinin aynısı değildir.

GÖZLEM# 5:Bu varyasyonların çoğu kalıtsaldır.

ÇIKARSAMA# 2:Varlığını sürdürebilmek için verilen mücadelede hayatta kalma rastgele değildir;kısmen,bireylerin kalıtsal yapısına bağlıdır.Çevrelerine en iyi şekilde uyum göstermelerini sağlayan kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin daha az uyum gösteren bireylere göre daha fazla döl vermesi olasıdır.

ÇIKARSAMA# 3: Bireylerin hayatta kalma ve üreme yeteneklerinin eşit olmaması,populasyonda gittikçe bir değişmenin ortaya çıkmasına yol açacak ve elverişli özellikler gelecek kuşkalarda birikecektir.

Darwin'in ana fikirlerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
Doğal seçme,üremedeki farklı başarıdır(bireylerin hayatta kalma ve üremedeki yeteneklerinin eşit olmaması).
Doğal seçme,populasyonu oluşturan bireysel organizmalar arasında yer alan kalıtsal farklılıklar ile etkileşimle meydana gelir.
Doğal seçmenin ürünü,organizma populasyonlarının çevrelerine adaptasyonudur.

*Mayr,E.The Growth of Biological Thought:Diversity,Evolution and Inheritance.Cambridge,MA:Harvard University Press,1982'den uyarlanmıştır

Kaynak:
CAMPBELL  &  REECE  6.BASKIDAN ÇEVİRİ  BİYOLOJİ  PALME YAYINCILIK  ; ÜNİTE 4.   BÖLÜM 22.  SAYFA 435

akrepv 29.08.2007 19:18:56
Evrim teorisini reddeden arkadaşlara birkaç küçük sorum var

1)At'ın toynağının altında tam beş tane parmak var acaba neden?
2)yılanların derilerinin içinde kalan ve kullanamamaktan dolayı körelmiş ayakları olduğunu biliyormusunuz?
3)insandada bulunan Apendix(apandisit)organının artık insana yarardan çok zarar verdiğini biliyormusunuz?
4)insanda kuyruksokumu kemiği niçin vardır?

akrepv 30.08.2007 14:53:53
5)şu anda bilinen dört farklı insan ırkı(siyah,sarı,beyaz,kızıl)nasıl oluşmuştur....

BUDHA 30.08.2007 15:04:56
Hikaye, Darwin'le başlamıştı. Darwin, Türlerin Kökeni'nde "fonksiyonlarını yitirmiş ve fonksiyonları azalmış" organlardan söz etmişti. "Rudimentary" (ilkel) kelimesiyle tanımladığı bu organları bir kelimenin içinde yazılan, ama okunmadığı için etkisi olmayan harflere benzetmişti.74


19. yüzyılın ilkel bilim düzeyi içinde, apendiks işlevsiz ve dolayısıyla "körelmiş" bir organ sanılmıştı. 
Ama bu Darwinizm'in diğer iddiaları gibi, o dönemin ilkel bilim düzeyinden güç bulan bir hurafeydi. Bilim ilerledikçe, Darwin'in ve onu izleyenlerin "körelmiş" saydıkları bu organların gerçekte önemli fonksiyonlara sahip oldukları yavaş yavaş ortaya çıktı. "Fonksiyonsuz" denen organlar, aslında "fonksiyonu henüz tespit edilememiş" organlardı. Fonksiyonları tespit edildikçe, evrimciler tarafından sayılan uzun "körelmiş organlar" listesi de giderek küçüldü. Alman anatomist R. Wiedersheim tarafından 1895 yılında ortaya atılan "körelmiş insan organları" listesi, apendiks, kuyruk sokumu kemiği gibi yaklaşık 100 organı içeriyordu. (Apendiks (ya da apandis), toplumda 'apandisit' olarak bilinen organdır. Yanlış kullanım sonucu dilimizde bu organı tanımlamak için kullanılan 'apandisit' gerçekte bu organın enfeksiyona uğramasına verilen addır.)75 Bilim ilerledikçe, Wiedersheim'ın listesindeki organların hepsinin vücutta çok önemli işlevlere sahip oldukları ortaya çıktı. Örneğin "körelmiş organ" sayılan apendiksin, gerçekte vücuda giren mikroplara karşı mücadele eden lenf sisteminin bir parçası olduğu belirlendi. Bu gerçek, "Examples of Bad Design Gone Bad" (Kötü Tasarım Örnekleri Kötü Çıktı) başlıklı bir makalede, çeşitli temel anatomi kaynaklarına referans verilerek şöyle açıklanıyor:


Apendiksin mikroskobik düzeyde incelenmesi, bunun oldukça önemli oranda lenf dokusu içerdiğini göstermektedir. Benzer lenf dokusu birikimleri (ki bunlara GALT, yani sindirim sistemiyle ilişkili lenf dokuları denir) bağırsak sisteminin diğer alanlarında da görülür. Bunlar, vücudun yutulan maddelerdeki yabancı antijenleri tanıma yeteneğiyle ilgilidirler. Benim kendi araştırmam, özellikle, bağırsağın bağışıklık fonksiyonları üzerine yoğunlaşmıştır.

Tavşanlarda yapılan deneyler yeni doğan bireylerde apendiksin ameliyat edilmesinin mukozal bağışıklık gelişimine zarar verdiğini göstermiştir. Tavşan apandiksi üzerine yapılan morfolojik ve fonksiyonel çalışmalar ise, apandiksin, memelilerdeki hava keseciklerine denk olduğunu göstermektedir. Bu kesecikler, kuşlardaki sıvısal bağışıklığın gelişiminde kritik bir rol oynamaktadır.

Tavşan ve insan apandiksinin mikroskobik ve mikrobağışıksal benzerlikleri, insandaki apandiksin tavşandakine benzer bir görevi olduğunu göstermektedir. İnsan apandiksi özellikle yaşamın erken dönemlerinde çok önemlidir, çünkü doğumdan kısa bir süre sonra büyük gelişim geçirmekte, sonra yaş ilerledikçe gerilemektedir, ta ki sindirim sistemi organlarına, ince bağırsaktaki peyer plakları gibi diğer bazı kısımlarına benzeyene kadar. Bu yeni çalışmalar, insan apandiksinin, bir zamanlar iddia edildiği gibi zamanla küçülmüş ve faydasını kaybetmiş bir organ olmadığını göstermektedir.76

Kısacası tüm zamanların en ünlü "körelmiş organı" olarak öne sürülen apendiksin körelmiş sanılmasının nedeni, Darwin ve taraftarlarının dönemin ilkel bilim düzeyine dayanan dogmatizmleriydi. Dönemin ilkel mikroskopları altında apendiksin lenf dokusu gözükmüyordu; onlar da yapısını anlayamadıkları dokuyu kendi teorileri gereğince "fonksiyonsuz" saymışlar ve körelmiş organlar listesine dahil etmişlerdi. Darwinizm, bir kez daha, 19. yüzyılın ilkel bilim düzeyinden güç bulmuştu.

Bu durum sadece apendiks için değil, tüm diğer sözde körelmiş organlar için geçerliydi. Wiedersheim'ın "körelmiş organlar" listesinde yer alan bademciklerin de ilerleyen yıllarda boğazı, özellikle erişkin yaşlara kadar, enfeksiyonlara karşı korumada önemli rol oynadığı keşfedildi. Omuriliğin sonunu oluşturan kuyruk sokumunun ise, leğen kemiğinin çevresindeki kemiklere destek sağladığı, bu nedenle, kuyruk sokumu kemiği olmadan rahatça oturabilmenin mümkün olmadığı anlaşıldı. Ayrıca bu kemiğin pelvis bölgesindeki organların ve buradaki çeşitli kasların da tutunma noktası olduğu belirlendi.


akrepv 30.08.2007 19:11:58
madem herun yehya (sesli harfleri değiştirdim anladınız siz onu) safsataları kopyala yapıştır yapıyosunuz
bende daha kapsamlı bir araştıma yapmış bir arkadaştan(verdiği emeğe sonsuz sayğılarımla)alıntı yapayım o zaman.....buyrun sayın antievrimciler buradan yakın....


Evrimin Kanıtları
Yazan:Mantık

Aşağıda evrimin kanıtlarından birkaçını ve yaratılışçıların tartışmaktan hoşlanmadığı bazı konuları listeledim.

1) Köpeklerin fazlalık parmağı
Köpeklerin ayağının arka üst kısmındaki o küçük uzantı nedir? Hiç bir işe yaramadığına göre bu parçanın varlığının sebebi nedir? Allahın gereksiz yere böyle bir uzantıyı yaratması mi daha mantıklı bir açıklamadır, yoksa bu uzvun artık ise yaramadığı için evrim surecinde yok olmakta olan beşinci bir parmak olması mi? Nitekim, kurtların, kedilerin ve kaplanların da ayni uzvu vardır.

2) Parmaklarımız
Mesele şu ki, 5 tanedir. Bu da bizi memeliler sınıfına sokar. Tüm memelilerin kol veya kol yerine gecen uzuvlarında 5 parmak veya parmak kalıntıları bulunmaktadır. Tipik 5 parmak yapısına tam uymayan canlılarda fosil kayıtlarına bakarak bu sayıdaki azalmayı gözleyebiliyoruz. (Örneğin atlarda). Fakat prensip ayni. Memelilerin 5 parmağı vardır. Bunu gerektiren doğru dürüst bir sebep olmadığı durumlarda bile. Örneğin neden balinaların yüzgeçlerinin altına gömülmüş 5 kemik uzantısı bulunur? Neden yarasaların açıkça beş uzantıyla ayrılmış kanatları bulunur? Bunların dizayn benzerliği olması mi daha iyi bir açıklamadır, yoksa Tüm memelilerin ortak bir atadan gelmesi mi? bazı memeliler bu 5 parmağın tümünü hala kullanır, bazıları birkaçından kurtulmuştur, bazıları ise hala ise yaramayanları taşımaktadır. (Örneğin yunuslar).

3) Yılanların ve balinaların kalça kemikleri
Boa yılanı, piton yılanı ve kor Yılanların tümü vücutlarına gömülmüş, tamamen ise yaramaz birer bel kemiği artığına sahiptir. Ayni zamanda balinalar da. Niçin bir yaratıcı böyle yaratıkların vücuduna o yaratıkları için tamamen ise yaramaz olan ve tamamen bel kemiğinin evrimsel bir kalıntısı gibi görünen böyle kemikler koymuştur? Ayrıca piton ve boalarda pençe artığı birer kişim da bulunmaktadır.

4) Tavukların ayakları
Tavukların ayaklarının alt kısmi tüyle örtülü değildir. Pullarla örtülüdür. Eğer bu Tavukların reptil atalarından kalma bir kalıntı değilse nedir?

5) Erkeklerin memeleri
Allahın erkeklerde hiçbir işe yaramayan memeler ve bu memelerin altında meme dokusu yaratmasının ne sebebi olabilir? Hele de önce Adem�i yarattığı ve Havva�yı sonradan ona es olsun diye yarattığı düşünülürse. Bu meme dokusu ergenlikte uygun hormonsal sinyali almadığından erkeklerde hiçbir zaman is gören gerçek memelere dönüşmez. Bunun cinsiyetin yasam suresi boyunca değişebilir olduğu ilkel atalarımızdan kalma bir evrimsel kalıntı olması mi daha olası bir açıklamadır (nitekim bazı balık ve reptil türleri normal ömürleri boyunca birkaç kez cinsiyet değiştirirler), yoksa allahın insanları böyle ise yaramaz parçalarla donatmış olması mi? Ayrıca kötü tasarımın bir başka örneği: Niçin testisler vücudun içinden (kadınlarda yumurtalıklara karşılık gelen yerden) aşağıya, normal bölgelerine inmek zorundadırlar? (Ki nitekim bazen inmeyip sağlık sorununa yol açarlar).

6) Kör mağara balığı
Neden mağaralarda yasayan bazı balık türleri ve diğer tür canlıların işlev görmeyen gözleri vardır? Evrim sureci kör islediği için böyle tuhaflıklara yol açabilir ama bilinçli ve sonsuz güçlü bir yaratıcıdan beklenecek şeyler midir bunlar?

7) �Plantaris� kası
İnsan bacağının alt kısmındaki �plantaris� kası maymunlarda ise yarayan bir kastır. Tüm ayak parmaklarının bir anda esnemesini sağladığından ayakları kullanarak ağaçlarda daldan dala atlarken faydalıdır. İnsanlarda ise yok olmaya yüz tutmuştur. Ayak parmaklarına kadar ulaşmaz bile, �Achilles tendon�una kadar inip yok olur. İnsanlarda bu kasın bulunmasının mağmumlarla bir akrabalık haricinde mantıklı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

8) Köpek dişleri
İnsan vücudunun evrim olmadan doğru dürüst açıklanamayacak bir başka özelliği köpek dişleridir. üst Köpek dişlerimizin kökleri diğer dişlere göre çok daha iridir. Örneğin maymunlarda bu dişlerin iriliği daha da belirgindir. Fakat bizlerde bile elinizi dişetinizde gezdirdiğinizde bu gereğinden iri kökleri far kedersiniz. Daha ilkel türlerden evrimleşme haricinde bunun daha tutarlı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

9) Ensenin arkasındaki tüyler
Neden insan korktuğunda ensesinin arkasındaki tüyler diken diken olur? Evrimsel biyolojiye göre bu memeli atalarımızdan kalma bir tepkidir. diğer memeliler (kedileri düşünün) tehlikeli durumlarda tüylerini kabartırlar. Bu hayvani daha iri ve korkutucu gösterir. Biz belli ki bu sinyali çoktan terlettik, fakat geriye korktuğumuzda ensemizde oluşan bu etki kaldı.

10) Kuyruk Sokumu
Röntgende veya bir iskelette incelendiğinde kuyruk kalıntısı gibi görünür. Günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi yoktur ve Eğer bu kemiğinizi kırarsanız büyük ihtimalle allahın neden böyle gereksiz ve baş belası bir organı yarattığını merak edersiniz.

11) Doğum anormallikleri
Zaman zaman kuyruklu veya vücudu tüylerle kaplı bebekler doğar. Kuyruklu Doğum pek çok kişinin zannettiğinden çok daha yaygın bir olgudur ve karşılaşıldığında hemen cerrahi müdahaleyle kuyruk alınır. Çocuğa ise genellikle birsek söylenmez. Kürklü insanlara ise bir örnek meşhur Meksikalı bir ailedir. Bu kişilerin pek çoğu sirkte çalışmıştır.

Ayrıca, bir not olarak sunu eklemek gerekir ki, yaratılışçıların imrendiği, herkesin dine inandığı o eski günlerde bu tur Doğum anormalliklerinde, Örneğin çocuk kuyruklu doğduğunda, bu çocuklar şeytanin çocuğu kabul edilir ve hemen öldürülürdü. Tabi anneleri de onlarla birlikte. (Cadı oldukları için).

12) Apandist
Apandist gibi hiçbir ise yaramayan bir organ niye vardır? Bir faydası olmadığı gibi, zaman zaman iltihaplanarak hayati tehlikeye sokan sorunlara da yol açmaktadır. Bunun artık ise yaramayan evrimsel bir artık olması dışında, yaratılışçıların yapabileceği tutarlı bir açıklama var mıdır?

13) İse yaramayan genler
Bu genler 1994�te keşfedilmiştir. Bunlar artık işe yaramayan fakat DNA ile birlikte fazlalık bir yük olarak taşınan gen artıklarıdır. Ayrıca zaman içinde değişirler. Nesilden nesile taşınırlar. Ayrıca evrimsel soyağacı çıkarmada da çok faydalıdırlar. İki organizmanın en son ortak atası birbirinden ne kadar uzaksa bu iki organizma arasındaki ise yaramayan genlerin ortaklığı da o ölçüde az olacaktır. Şempanze ile insanin ise yaramaz genleri karşılaştırıldığında farklılık çok azdır. Bir kemirgeninkiyle karşılaştırıldığında daha fazla, bir tahıl ile karşılaştırıldığında ise çok daha fazladır.

14) C vitamini
İnsan bünyesi C vitaminine ihtiyaç duyar. Eğer düzenli bir biçimde bu vitamini almazsak iskorbit hastalığına yakalanır ve zaman içinde ölürüz. İnsan bünyesinde C vitamini üretmek için gerekli gen yukarıda bahsettiğimiz ise yaramaz genlerden biridir. Halbuki Örneğin Köpeklerin bünyelerinde bu aynı gen iş görür ve köpekler kendi C vitaminlerini kendileri yaparlar. Dışarıdan almaya ihtiyaç duymazlar. Acaba tanrı neden köpekleri daha fazla sevmiştir bu konuda? Eski yüzyıllarda uzun deniz yolculuklarına çıkan gemiciler bu hastalıktan ölürken gemideki köpeklerin basına bir şey gelmemiştir. Eğer bu olay evrimsel süreçteki kör rastlantı sonucu değil, bilinçli bir tasarım urunu olarak oluştuysa, belli ki allah gemi yolculuğuna çıkacağını bildiği kullarını değil, gemideki köpekleri kollamayı tercih etmiştir.

15) Insulin
Günümüzde seker hastalarının kullandığı Tüm insulin genetik mühendisliği yoluyla genlerinde değişiklik yapılmış E.coli bakterisi (ki bu bakterinin normalde yasadığı yer insan kalın bağırsağıdır) yoluyla üretilir. gerçek insan genleri rekombinant teknikleri kullanılarak bakterinin DNA�sı içine katılmıştır. Böylece bu bakteriler bildiğimiz insan insulini üretirler. Öyle gözüküyor ki bizi insan yapan biyokimyasal yapıyla mikropları mikrop yapan biyokimyasal yapı aynıdır ve görüldüğü gibi birbiriyle kolayca değiştirilebilmektedir. Bu biyokimyasal bir ortaklıktan başka ne anlama geliyor olabilir sizce?

16) Göz
Göz denen organ söz konusu olduğunda yaratılışçılar önce tipik söylemleri olan göz gibi bir organın basitten karmaşığa gelişemeyeceği, yarım bir gözün hiçbir ise yaramadığını falan söylerler. Fakat Darwin�in bile o zamanlar gözlediği göz gelişiminin çeşitli aşamalarındaki canlılar bunu çürütmekte ve tam tersi evrim lehine delil üretmektedir. birkaç tane ışığa duyarlı hücreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptörlere, oradan insan gözünden çok daha keskin kartalların gözüne kadar çeşit çeşit gelişmişlik düzeyinde göz bulunmaktadır doğada. Yarım gözle veya 1/100�luk gözle yasayan pek çok canlı bulunmaktadır doğada, Günümüzde bile.

Ayrıca, insan gözü, bir mühendislik hatasıdır! Retinanın içi dışı terstir. Sinirler ve kan damarları Retinanın ışığa duyarlı kısmından geçerek bir kör nokta oluştururlar ve ışık reseptörü hücrelerinin önünde dağılırlar. Böylece ışık bu fiberleri geçip reseptörlere ulaşmak zorundadır. Neden sinirler ve damarlar reseptörlerin arkasında değildir? Böylece yoldan çekilmiş olurlardı ve bir kor noktamız olmazdı. Örneğin mürekkep baliğinin gözleri öyledir. Evrim elindeki materyalle çalışmak zorunda olduğundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak için. İşte bu durum bu tür tuhaflıklara yol açabilir. Mutlak bir yaratıcı böyle bir hata yapar mıydı? Hele de daha önce yarattığı canlılarda bu hatayı yapmamışken.

akrepv 30.08.2007 19:14:28
17) Mikroorganizmalar
Mikroorganizmalar niye vardır? Bunların yaratılmasının mantığı nedir? Ayrıca Nuh�un gemisine mikroorganizmalar nasıl alınmış ve yerleştirilmiştir? (Nitekim şayisiz mikroorganizma vardır dünyada ve pek çoğu ancak belli ortamlarda yasar).

18) İnsan embriyosu
İnsan embriyosu, gelişme sürecinde, özellikle çok küçükken kuyruğa ve balık pulu benzeri pullara sahiptir. Tüm memeli, kuş, reptil, amfibi ve balık embriyoları da öyle. Embriyonun gelişim sürecini herhangi bir biyoloji kitabından kare kare izlerseniz, bunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Embriyonun gelişimi adeta canlılar arasındaki evrim tarihinin bir özetidir.

19) Yirmilik dişler
Çoğu kişinin ağzı yirmi yaş dişlerinin tam olarak çıkmasına izin vermeyecek kadar küçüktür. Bazılarında bu dişler hiç dışarı çıkmaz, bazılarında ise örneğin üsttekiler çıkıp alttakiler çıkmaz (ya da tersi) ve bu yüzden bu dişleri çiğneme için kullanamaz pek çok kişi. Pek çok kişide bu dişler çürümeye ve ağız problemlerine yol açmaktadır. Öyleyse, ya bu dişler evrimsel bir kalıntıdır, ya da yüce yaratıcı tuhaf bir is yapmış ve ağzımıza bu hiçbir işe yaramayan ve sadece dert kaynağı olan fazlalık dişleri koymuştur.

20) Ani irkilmeler
Her insanin zaman zaman yasadığı ani irkilmelerin veya uykudan irkilerek uyanmaların sebebi nedir? Evrimin güzelliği böyle ilgisiz görünen konuları bile açıklayabilmesidir. Örneğin evrim biyolojisine göre bu tur irkilmeler ağaç dallarında uyuduğumuz zamanlardan kalma evrimsel bir tepkidir. Denge hissinde olan en ufak bir değişiklik veya çevredeki bir ani hareket, bizde bu ani irkilmelere sebep olmakta ve Eğer uyuyorsak uyandırmaktadır. Peki yaratılışçılığın bu irkilmeler için açıklaması nedir? Daha doğrusu �Allahın işine akıl sır ermez� sözünden başka bir açıklamaları var midir?

21) Fosiller
Fosiller yaratılışçıların her zaman başını ağrıtmıştır. Her şeyden önce, soyu tükenmiş türlerin mükemmel bir yaratım ürünü olan bir evrende isi yoktur. Ayrıca bir diğer sorun da, fosillerin çok fazla çeşit ve sayıda olmalarıdır. Yaratılışçılar, soyu tükenmiş canlılara ait yorum yaptıklarında genellikle çok komik duruma düşmektedirler.

Örneğin yaratılışçılar tarafından bu konuda yapılan birkaç yorumun örneği:

Dinozorlar çok büyük olduklarından Nuh�un gemisine sığmadılar ve çamura gömülüp Öyle olup kaldılar. (Dinozor cağının çok daha küçük yaratıklarına ne demeli peki? Hem hani Nuh bütün canlılardan birer çift almıştı gemisine?)

Soyu tükenmiş canlılar Nuh�un gemisindeydi, fakat sonradan öldüler. (Acaba Nuh Seismosaurus ve T-Rex gibi devasa dinozorları gemisine nasıl sığdırdı?)

Fosiller canlı kalıntısı değildir. şeytanin veya materyalist bilimin uydurması olan şeylerdir.

Fosiller canlı kalıntısı değildir, tanrı tarafından inancımızı sınamak için yaratılmış şeylerdirler.

Açıklama yapmak zorunda bırakıldıklarında yaratılışçıların ağzından bu konularda çıkabilecek iddiaların içeriğine bir bakin, sonra da gelin evrime saldırırken gösterdikleri sofistike performans ile karsılaştırın. Evrime saldırırken bilimsel görünen ve moleküler biyolojiden, vs örnekler veren bireylerin, son derece basit sorulara gelince nasıl saçmalayabildiğini görmek insana hayret veriyor.

22) Geçiş fosilleri
Yaratılışçıların cahil olanları basitçe �Ara Geçiş formu yoktur� deyip çıkarlar işin içinden. Konuyla ilgili daha fazla okumuş ve muazzam sayıdaki fosil bulgusunun birkaçından haberdar olan biraz daha fazla bilgi sahibi yaratılışçılar ise, kademeli geçişi gösteren örneklerde bile sadece bir noktada çizgi çekip, örneğin şu taraf insan, şu taraf maymun der çıkar işin içinden. Eğer bir başka fosil daha bulunur ve tam bu iki bölgenin arasına denk gelirse, bunu sadece alt ya da üst gruptan birine dahil etmekle yetinirler. Gelişimin aşamaları ne kadar açıkça görünüyor olursa olsun, geçiş görmemekte direnir ve ara geçiş fosili eksiğinden yakınmaya devam ederler. A ile C arasında geçiş formu olmadığını söylerler. Bir süre sonra B bulunduğunda, bu sefer, A ile B ve B ile C arasında ara geçiş formu olmadığını söylemeye başlarlar. Ne kadar örnek getirirseniz getirin bu onları tatmin etmeye yetmez, çünkü ara geçiş formu olmadığını baştan kabul etmişlerdir. İsin komiği değişik yaratılışçı uzmanlar, örneğin insan ile maymun arasındaki çizgiyi değişik noktalarda çekmektedirler.

Çakal benzeri bir yaratık balinaya dönüşemez derler, fakat hemen ardından bilim adamları Ambulocetus, Pakicetus, Prozeuglodon ve pek çok diğerlerini çıkarır.

Kertenkeleler kanat geliştirip kuş tüyü çıkaramazlar derler, ardından Archaeopteryx bulunur. Tabi bunun sahte olduğunu iddia ederler. Ama hemen ardından Protoavis, Sinornis, Hesperornis ve Ichthyornis gelir.

Evrimcilerin tüm kara canlılarının denizden çıktığını söylemesine karşılık, nerede ara formlar diye sorarlar, karşılarına Eusthenopteron, Panderichtys ve Acanthostega getirildiğinde bunu görmezden gelirler.

İnsan ile maymun arasında geçiş yoktur derler, ardından Lucy örnek verilir (Australopithecus afarensis), fakat bunu beğenmez, başka geçiş formları sorarlar. Sonra A. ramidus, africanus ve H. Habilis ve Erectus getirilir örnek olarak, aşamalı geçişi gösteren her örnekten sonra, o örneği bir tarafa (insan ya da maymun) dahil edip başka örnek istemeye devam ederler.

Tabi bunlar yaratılışçıların biraz daha işin içinde olanlarının yaptıkları. Yaratılışçılığa inanan pek çok kişinin bu bulgulardan haberi bile yoktur.

23) İnsan Gen haritası
Gen haritası projesi DNA�mızı daha eski türlerden miras aldığımızı kanıtlamıştır. Reptillerle, böceklerle, bakterilerle, solucanlarla ve balıklarla ortak genler paylaşıyoruz. Çok sayıda işe yaramaz DNA�ya sahibiz ve bunun tek açıklaması bu DNA�ları miras aldığımız ilkel türlerdir. Tüm bilim adamları bu bulgulardan emindir.


Bu örnekler sayı olarak çoğaltılabilir. Evrimin kütüphaneler dolusu kanıtı vardır derken kafadan atmıyoruz. Daha bu yukarıdakilerden binlerce yazılabilir. Fakat bu kadar örnek bahsettiğimiz noktayı göstermek için yeterlidir. O da evrimin bir gerçek olduğu, �Evrim Teorisi�nin adına hala teori denmesine rağmen (�İzafiyet teorisi� gibi) aslında artık bir bilimsel gerçek olduğu ve bilim dünyasında işin gerçekten içinde olan hiçbir uzmanın artık bundan şüphesi olmadığı konusudur.

Amerikan NAS (National Academy of Science-Ulusal Bilimler Akademisi)�nin ünlü evrim-yaratılışçılık mahkemesinde bilirkişi raporu olarak sunduğu, tümü nobel ödüllü bilim adamları tarafından yayınlanan bildiri ve buna dayanarak mahkemenin evrimci kanat lehine karar vermesi bunun bir göstergesidir.

Evrimi bilim adamları tartışmaz. Daha doğrusu bilim adamları evrim var midir, yok mudur diye tartışmaz. Evrim nasıl olmuştur diye tartışır. Evrimin var olup olmadığını tartışanlar hala dinin etkisinden kurtulamamış, evrime karşı çıkarak farkında olmadan bilime, gelişmeye ve uygarlığa karşı çıkan, içlerinde iyi niyetli ve halk için iyilik yaptıklarını zanneden, fakat bu uğurda, topluma ve insan uygarlığına en büyük kötülüğü yaptıklarının ve gerilik, karanlık çağ, ilkellik,cahillik ve despotluğa yol açtıklarının bilincinde olmayan dinci kesimdir.


serkesh 30.08.2007 19:18:36
ilme ve araştırmaya karşı saygısız değilim lakin;yaradan çok güzel bir şekil de yaratmış ve biz insanoğlu olarak iğrençleştirmek de çok yetenekliyiz.bu tür o böyleymiş bu neden çöyleymiş diyeceğimize bunun olmasının sebebi nedir acaba bumu peki bunu nasıl bozmadan arkamızda ki nesillere aktarırız desek düşünsek ve uygulasak daha doğru olmazmı...

RenaultFerrari 30.08.2007 19:41:10
@akrepv
sana yazacam dedim vazgeçtim tekrar niyetlendim yine vazgeçtim
yani uğraş vermek gerekiyor..

http://sifirforum.com/din_felsefesi/ynt_insan_maymundan_diyenler_dunyaca_unlu_time_boyle_demiyor_04102006-t11159.0.html;msg207510#msg207510

sen bunu oku

ben demiyorum
öyle imiş Tıme dergisi öyle diyor...
ve açıklamasınıda zincirde yaptım
bilim adamları evrimin e si bilmezken
bunu söylemezken
Dİn denilen bir yer 14 asır evvel evrimi ayetiyle ilan etmiştir

 

akrepv 31.08.2007 13:38:24
@akrepv
sana yazacam dedim vazgeçtim tekrar niyetlendim yine vazgeçtim
yani uğraş vermek gerekiyor..

http://sifirforum.com/din_felsefesi/ynt_insan_maymundan_diyenler_dunyaca_unlu_time_boyle_demiyor_04102006-t11159.0.html;msg207510#msg207510

sen bunu oku

ben demiyorum
öyle imiş Tıme dergisi öyle diyor...
ve açıklamasınıda zincirde yaptım
bilim adamları evrimin e si bilmezken
bunu söylemezken
Dİn denilen bir yer 14 asır evvel evrimi ayetiyle ilan etmiştir

 

ba ba ba time insan maymundan gelmiyor demiş....flaş flaş flaş...(duyanda dünyanın en büyük antropoloji dergisi demiş sanacak) ilahi reno sen ölmeyesin hemi,kuran'dan sonra magazin ve siyaset dergilerinide referans göstermeye başladın ya artık sana ben ne diyeyim....
yani üçbeş tane evrim karşıtı bilimadamı bile diyemeyeceğim şarlatanı bir araya getirip %98 insan geniyle birebir aynı olan maymun için ''yok efenim bu %2 lik fark evrimle açıklanamaz filan demiş diye bu time denen derğiye inanacagız öylemi,peki herun yehya da inanıyomu,kesin inanıyodur bence!
peki dünyadaki binlerce bilimadamıda evrim vardır ve insan,maymunla aynı atadan gelmektedir,diyor...eeee şimdi kime inanacagız bilimemi,magazinemi......sen magazine inan kuran filan oku....

akrepv 03.09.2007 21:16:29
Evrim teorisini reddeden arkadaşlara birkaç küçük sorum var

1)At'ın toynağının altında tam beş tane parmak var acaba neden?
2)yılanların derilerinin içinde kalan ve kullanamamaktan dolayı körelmiş ayakları olduğunu biliyormusunuz?
3)şu anda bilinen dört farklı insan ırkı(siyah,sarı,beyaz,kızıl)nasıl oluşmuştur....

daha önce sormuştum ama bir yanıt alamaştım,bu soruların yanıtlarını bilen varsa yardımcı olabilirmi acaba,şimdiden teşekkürler  Smiley

apoptozis 09.09.2007 23:11:40
Dini duygularınızı istismar edenlere karşı kayıtsız kalmanız beni üzdü hatta telkinlerinde o kadar başarılı olmuşlar ki kendi telkinlerine verecek cevabı olmayanların beyinlerine yerleştirmişler.Arkadaşlar biz evrim kuramının genel geçerliliği olduğunu söylüyoruz ve ekliyorum Dinim İslam Tanrım Allah'tır.Eğer bilimsel bir ortamda bu konuyla tartışacaksanız aklınızdaki tüm soruların cevabını verebilirim.Harun Yahya beyfendinin iddaa ettiği tüm şeyleri de çürütebilirim.Şimdi bir kez daha düşünün evrime neden karşı çıktığınızı.Evrimi savunmak demek Allah'ı reddetmek demek değildir.Evrim insanların inancına karışamaz.İnançla bilimi karıştırmayalım.Saygılarımla.

conan 17.11.2008 18:15:45
1)At'ın toynağının altında tam beş tane parmak var acaba neden?
2)yılanların derilerinin içinde kalan ve kullanamamaktan dolayı körelmiş ayakları olduğunu biliyormusunuz?
3)şu anda bilinen dört farklı insan ırkı(siyah,sarı,beyaz,kızıl)nasıl oluşmuştur....

Akrep bu soruların cevapını sana açıklayayım.
Evet yılanların ayakları vardı bu bilinen bir gerçek. Ama zamanla tabiat ve çevre koşullarına dayanarak yok oldu. İnsanlara gelince ırklar nasılmı oldu sen git bakalım bir çöl sıcağında 1 ay kal bakalım ne  olacak bedeninde.


Sayfa: [ 1 ]