|
||
| sorular sorabilmeliyiz öncelikle ve verilen cevaplarla başka sorulara da yol açmalıyız hayatta... her bitenin içinden başka bir başlayanın olduğunu görebilmeli, anlayabilmeli ve sorgulayabilmeliyiz... doğada ve hayatta hiçbir şeyin birbirinden bağımsız ve tek başına olmadığını kavrayabiliğimiz oranda bencilliğimizden arınıp; bu zinciri oluşturan her halkanın varlığımıza ve yaşantımıza getirdiği bütünselliği içimizde temellendirebildiğimiz zaman ancak insanlıktan, insanlığımızdan konuşabiliriz.... çünkü; tEK bir halka dAhİ kırıldığında bütün insanlık bundan etkilenecektir... yanılıyorsam, lütfen beni bu konuda uyarın!... |
||
|
||
| Bencillik kotu birsey midir? | ||
|
||
| hıhı.. tabii,aşırısını kasdediom..yoksa ''ben'' duygusu olmayanları tedaviye almazlardı dimi? | ||
|
||
Bencillik kötü birşeydir diyecek kadar bencilsem ya
|
||
|
||
önce imam olman gerekir..millete vercen talkımı,kendin götürcen salkımı ..öle bişi yani
|
||
|
||
| öhö öhö bidakka ciddileşiyim biraz, hesapsız ve beklentisiz olmayı, her tarafından kuşatabilmek lazım --> duygular ve düşünceler saf halleriyle yaşamalı --> korkmadan, kızmadan, susmadan && beklemek gerekiyorsa beklenilir --> olduğu gibi bakılır hayata, abanmadan yaslanarak... sonrasında bencil olmamak -> istediğin gibi davranmak olur.. |
||
|
||
Bencillik kotu birsey midir? Benlik Gelişimi Benlik gelişimi bireyin kendisini değerli bir insan olarak hissetmesini, kapasitesine güvenmesini ve farklılıklarına değer vermesini vurgular. Benlik gelişiminin sonul hedefi kendini gerçekleştiren insandır. Kendini gerçekleştiren insan, kendini ve başkalarını olduğu gibi kabul eder. Özerktir, yaratıcıdır ve yaşamdan zevk alır. Kendisi ve çevresi ile barışıktır, demokratik tutumlara sahiptir. Benlik Yapısını Etkileyen Etmenler İnsan doğasının temelinde iyi ve doğruya meyilli olduğunu kabul eden ve insana insan olarak değer veren insancı (hümanist) yaklaşımı benimseyen psikologlara göre benlik yapısı özben ve benlik tasarımından oluşur. Özben yapı olarak iyiye yöneliktir. Kötü olarak nitelendirilen tutum düşünce ve davranışların nedeni temel gereksinimlerin duyurulmaması veya engellenmesidir. Doğuştan gelen ve “iyi” kabul edilen özbeni baskı altına almaktan çok, cesaretlendirmek ve gerçekleşmesine uygun bir ortam sağlamak gerekmektedir. Benlik tasarımı ise kişinin kendisini algılayış biçimiyle ilgilidir. Doğuştan başlayarak kişinin içinde bulunduğu sosyal çevre içerisinde yavaş yavaş gelişir. Benlik tasarımı dinamik bir yapıya sahiptir. Kişinin yaşadığı olaylar ve edindiği tecrübeler benlik tasarımını etkiler. Benlik tasarımı kişinin özellik, yetenek, duygu, düşünce, inanç ve tutumlarının dinamik bir görüntüsü olarak tanımlanabilir(Erden ve Akman, 1997) Kendini Gerçekleştiren İnsanın Özellikleri 1. Kendilerini, başkalarını ve doğayı olduğu gibi kabul ederler. Kuvvetli ve zayıf yönleriyle kendilerini ve başka insanların farklı duygu ve düşüncelerini hoşgörü ile karşılayıp oldukları gibi kabul ederler. 2. Gerçeği olduğu gibi algılayıp, içinde bulundukları ortama kolay uyum sağlarlar. Eksik ve hatalardan aşırı düzeyde rahatsız olmazlar. 3. Daha derin ilişki kurabilirler. Kendilerine güveni tam olan bu insanlar herkese karşı sevgi ve saygı duyarlar. 4. Yaşamdan büyük zevk alırlar. Yapılacak işler onlar için birer “oyun” gibidir. 5. Özerk bir yapıları vardır; çevrelerinden bağımsızdırlar. Düşünce ve davranışlarında özgürdürler:neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendi özerk değerler sistemine uygun olarak karar verirler. 6. Demokratik bir kişilik yapısına sahiptirler. Herkesten bir şeyler öğrenebileceklerine inanırlar. 7. Doğal, içlerinden geldiği gibi davranırlar; yapmacık davranma gereği hissetmezler. 8. Amaçlar ve araçlar arasında uygun ayırımı yapabilirler. 9. Yalnız kalabilme gücüne sahiptirler. 10.[/b Güçlü bir mizah anlayışına sahiptirler. Ancak, yaptıkları espriler başkalarını küçültücü değildir. Bireyci Bencillik ve Ben Merkezcilik Üzerine Devletin tepesindeki bu yozlaşma ve kokuşmanın gerisinde hep aynı mantık,aynı felsefe ve psikoloji vardır.Vahşi kapitalizmin bireyci-liberal bencilliği ve merkezciliği 21 Ağustos tarihli Meydan gazetesinin başlıktan verdiği haber şöyleydi: "GÖZLÜĞÜ KAYBOLAN ÇİLLER ÇILGINA DÖNDÜ" "Başbakan Erzincan'da "Ne yapıp edin gözlüğümü bulun" diye bağırdı. Doğu gezisinde, çok sevdiği "Ray-Ban" marka güneş gözlüğünü kaybeden Başbakan, öfkeden çevresindekileri kasıp kavurdu." Gözlüğünü kendisi bir yerde unuttuğu halde Çiller, koruma polislerini, "Siz nasıl görev yapıyorsunuz? Bir gözlüğe sahip çıkamadınız" diyerek, azarladı. Kadın koruma polisi Sabiha, Başbakanın hakaretlerine dayanamayarak, bir otomobilin içine girip, hıçkıra hıçkıra ağladı. Başbakanın kayıp güneş gözlüğü için, bütün güvenlik güçleri seferber oldu. Çevre illerle telsiz bağlantısı kuruldu. Sonunda Başbakan Çiller'in çok sevdiği "Ray-Ban" marka güneş gözlüğü Tunceli'de konuşma yaptığı bir kürsünün üzerinde bulundu. Kriz yaratan gözlük, özel muhafaza altına alınarak, güvenlik görevlileri tarafından helikopterle Tansu hanıma gönderildi. Başbakanın kendi kaybettiği gözlüğünden sorumlu tuttuğu koruma polisi Sabiha'yı, Ankara'ya dönerken uçağa almayıp, Erzincan'da bırakması şaşkınlık yarattı. " Türkiye Cumhuriyeti devletinin başbakanı adına utanç verici ve yüz kızartıcı olan bu rezalet, zaten herhangi bir yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık, ama haberin sonunda denildiği gibi, acaba gerçekten şaşırtıcı mı? Meselenin asıl can alıcı tarafı budur... Bizce bu olayın hiç de öyle şaşkınlık yaratacak bir yanı bulunmamaktadır. Aksine bu, Başbakanın gerçek yüzünü ve psikolojik yapısını gözler önüne seren bir "davranış kalıbı"dır. Yüzyıl öncesinin vahşi kapitalizmini şimdilerde yaşayan ülkemizde, vahşi ve ilkel kapitalizmin siyasî felsefesini oluşturan liberalizmin birdenbire kendini kaybederek sırıtan çirkin yüzünün dışa vurumudur. Suç üstü yakalanışıdır. Çünkü; liberalizm şampiyonu olan Başbakanımız kanına işlemiş olduğu anlaşılan liberalizmin içgüdüsel tepkilerini vermiştir. Bu tepkilerinde de, liberalizm açısından bakıldığında yadırganacak ve şaşılacak hiçbir yön yoktur. Niye mi? Bu sistemin dayandığı bir felsefesi, onun psikolojik alt yapısı vardır. Liberalizmin fikir babası Adam Smith'e göre, bütün iktisadi ilişkilerin temelinde adına "homo-economicus" denilen ve yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği, yalnızca kendi yararı için üretip, kendi yararı için tükettiği varsayılan bir insan tipi bulunmaktadır. Liberal-kapitalist felsefe işte bu çıkarcı, bencil ve ben merkezci bireyciliğe dayanır. Siz, bu liberal bireyciliğin maddî çıkarcılık dışında hiçbir şeye önem vermeyen iç dünyasından haberdar değilseniz eğer, bugün karşılaşmakta olduğunuz birçok şey size şaşırtıcı gelebilir. Bireyci çıkarcı felsefenin gereği, mal-mülk toplamak ve adeta bunlara tapınmaktır. Öyle ki, liberalizmin tanıdığı tek kutsal değer vardır. O da özel mülkiyetin dokunulmazlığıdır. Örnek vermek gerekirse, bir kişinin gözlüğünü çok beğendiği için zor kullanarak alan yani gasp eden kimse yirmi yıl hapis cezasına mahkum edilir. Yok; eğer gözlüğünü almayıp da bir gözünü kör ederse, verilecek hapis cezası beş yıldır. Tabii; gasp edilen gözlüğün markası "Ray-Ban" olursa yani kıymetli ise, bu suçu ağırlaştıran bir sebeptir ve cezasına belirli oranda ilave olunur. Gözlük gasp edene yirmi yıl, göz çıkarana beş yıl! İşte liberal-kapitalizmin ahlaka ve insan doğasına aykırı felsefesinin sonucu budur. Gerçekler çarpıcıdır. Bazen de, işte böyle, onu güneş gözlüklerinin arkasına gizlemek isteyen yüzlerde şaklamaktadır. ******************************************************************************** Nisancım benlik kavramı ile bencillik kavramı arasındaki farkı görebilmek adına bu alıntıları örnek olarak verdim.Eğer bencillik bireysel olmaktan çıkıp, sistemin yapı taşlarını oluşturmaya başlamışsa ki bu da yine dönüp dolaşıp küçük bir azınlığa büyük bir kitlenin hizmet etmesi anlamına geliyor işte bu noktada mutlu ve huzurlu bir toplumdan bahsedebilmek ütopya oluyor.... Bütün insanlık bu dünya üzerinde yaşıyorken ve şu an hepimizi etkileyen kuraklığa sebep olan ozon tabakasının hasar görmesine acaba ne sebep olmuştu? ve hala olmaktadır? hangi duygu? |
||
|
||
| Himm ornekleme guzel ama bencillige iliskin olarak algilamadim ben zira anlatilan olay(Ciller'e ait) ukala veya simarik bir kisiligin yapabilecegi turden davranislar... Bana bencilligi animsatmadi. Ozon tabakasina ait soruna iliskin; Bu tabakanin hasar gormesine bence teknolojinin kontrolsuz sekilde gelismesi veya yayilmasi sebep olmustur yine kisisel veya toplumsal bencillik degil... Cep telefonunun yayilmasi veya internet kullanimina dair bilcumle olay da ayri bir ornek olarak gosterilebilir (insan veya toplum sagligini fazlaca etkilemesi dolayisiyla) Bu baglamda ben gelismis teknolojiden faydalanma istemini bencillik olarak addetmiyorum. Kaldi ki gelismis toplumlar da dahil hicbir zaman mutlu ve huzurlu bir toplumdan bahsetmek olasi degildir. En gelismis toplumlarda bile mutsuzluk veya huzursuzluk bulabilirsin. |
||
|
||
| nisancım peki kontrolsüz şekilde olan uygulamaya en çok hangi ülke sebep olmuştur sence ve neden? gelişmiş bir toplumda huzur ve mutluluk garantisi var mı? gelişmşlikte kriter ne? |
||
|
||
| En cok hangi ulke diye bir ayrima gitmek inandirici degil bana gore.. Mesela ben gelismis bir ulkede yasiyorum ama Turkiye'deki cep telefonu modelleri burada yok, bulmak oldukca guc alabilmek icinse deli olmak lazim(fiyat bakimindan)...Ilginc degil mi? Veya Turkiye'deki kadar cep cilginligi burada yasanmiyor. Bana en yakini kendi ulkem oldugu icin Turkiyeyi verdim. Burada bu uygulamayi kimin yapmasi gerekir sence? Ureticinin mi yoksa tuketici ulkelerin mi? Hangisi ? Huzur mutluluk garantisi demissin. Garantiyi verebilmek icin oncelikle huzur ve mutluluktaki kriteri bulmak gerekir. Huzur, mutluluktaki kriter ne? |
||
|
||
| kontrolsüz şekilde olan uygulamaya en çok hangi ülke sebep olmuştur sence ve neden? sorusu ozon tabakasının tahribatı ile ilgili olandı... |
||
|
||
| huzur gerçek aşkı bulmakta.... huzursuzluk aşk dediğin kişide yanılmakta bütün mesele bu...olmak ve olmamak gibi bişey... hüznüde hayata dahil edin bence.... |
||
|
||
kontrolsüz şekilde olan uygulamaya en çok hangi ülke sebep olmuştur sence ve neden? sorusu ozon tabakasının tahribatı ile ilgili olandı... Iste bende diyorum ki hepsi.. Hepsi bir sekilde destek verdi ama direk ama dolayli..Sadece ozon tabakasini orneklemek yeterli degil... Yesil yok oldu neredeyse... Cevre kirliligi had safhada..Denizden yedigimiz urunlerin icinde neler var kendimiz dahi bilmiyoruz. Yani simdi kalkip Amerika desek, bu yine inandirici olmayacak.Bizler hic mi kullanmadik deodorant vs. gaz icerikli urunler mesela? Niye deodorant tarzi seyler yasak olmadi mesela ornegin Turkiye'de? Ozon delinmeseydi de diger kirlenmeler devam etseydi acaba daha mi evla sayilirdi? |
||
|
||
| ekolojik dewrim...sivil itaatsizlik...legal örgütlenme...çoğunluk ve iktidarı zorlama... ne olduğunu bil... özgür birey örgütlü toplum yooksa dünyayı bitirecez...haberiniz ola... |
||