|
||
| kaçağım... eşkiya aşklar yaşarım durmadan.. kaşla göz dağla uçurum arası konar göçerim... sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sewdalar.. ..sığsın isterler defterlerine.. küçücük saksılarına... yetmez, dağ başlarının teslimiyeti istenir... ya katli ya ihanetim... ama bilmezler bir başka yol olduğunu... yani ben, EŞKİYA.. ..her yanı pusu!.. gözlerimdeki dumanlı dağlara sewdam.. ..zülfünde gölgeye sığınmam bundandır.. o zaman keyif çatarım silah diye sewdanın doruğuna... buzullar erir.. ..nehirler yatak değiştirir... sewdalarını ışıklarında yıkarlar... sonra da, yürekleri seslerinde gürül gürül akarlar... çıplak suretleri dağ başları resmeder, o dem... iklim değişir, yüzün olur... yüreğimden gayrısına sır wermediğim doğrudur... kaçaklık bu!! Hadi gel! Şahrudum... dağlara göwde werelim... göğsüm tahtasının altı ol. yoksa wuracak beni hasretin bir tenhada... yakışır mı bir kaçağa.. ..ecel eliyle ölmek.... |
||
|
||
| senin allahın seweyim.dostun yürek okşatan mutluluğusun.akılda olmak hoş şey...kaçak sewdalara kaçak türküler ekledik.kaçak kentlerin kaçak adamlarıydık...şimdi sokaklarını bile bilmediğimiz kaldırımlarda yürüyoruz.kimiz neyiz nerden geliriz...sınır boylarında telörgülere takıldığından beri bir parçamız;inadına yıkmak gerektiğine inanarak sınırları yaşıyoruz işte...hüzünlü efkar boynumuzda...yaşanır mıki bunca acıya rağmen.yaşanır yaşanır..dostun sıcak eli yarin gülüşü geldikçe akla.. Soluk Soluğa II / Ahmet Telli Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak Onlar ki dünyanın son umudu soyları tükenen birer çılgındırlar Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında Ölümle alay ederler sanki Nerde beklenirse ordaydılar bir kez bile gecikmediler ömür boyu Neydi onları ordan oraya savurup duran şey Onları daima yalnız kılan neydi bu yaşam denilen gürültüde Her dilden bir adları vardı onların ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar Sarışındılar belki de esmer yani birçok yüzün bileşkesi Ne altın arayıcısıydılar ne de aylak bir gezgin Vurulup düşseler de her kuşatmada serüvencidir onlar ve hiç ölmezler Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa Bulurlar heder olmanın bir yolunu Onlar ki bu dünyada kahraman olmaya mahkumdurlar Sislenen anılar kaldı bize onlardan renkleri bozulup duran solgun anılar Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi vurulup düştükçe ışığını karartan O serüvenlerin günlüğü tutulmadı yazılmadı o insanların destan şiiri Parça parça ettirilseler bir kartala (ki sanırım böyle oldu sonları) Fışkırır yüreklerinden başarısız ihtilallerin yangınları |
||
|
||
| Ahmet TELLİ'ce bana sunduğun dostluğuna, bende Ahmet TELLİ'ce, "özlemek dostluktandır", diyorum... EŞKİYA Dışarıda titrek kar soğuğu, Elleri kelepçeli, Bir eşkiya götürülmekte. Yüreği mahkum!!! Ne warki ! yüreği çarpıyor, Bir kuş kanadı misali. Ne dağ eşkiyanın !! Nede eşkiya dağın !! Özgürlüğün ta kendisidir, eŞKiYa |
||
|
||
| bana renklerini ver çocukların..bana ülkem kıyılarında umuda tutunan sewdalar anlat...bana gecekaranlıklarda yol alışlarımızı...kaçışlarımızı ...kaçakçılığımızı anlat.kar üstünde kan içinde kalan onu anlat.gel oturalım bir ateş başında...sana şiirler okuyayım.yağmur yağsın üzerimize..gel biz bu yası bu gidişi en sewdiği türkülerle analım...once sen başla...kaçağın aşkına...ben kendi dilimden bir şeyler okurum..anlarsın merak etme...birdir kaçağın yolu...yürekten geçer dizeler...beyninde yanklanır... kaçağım bana küfürbaz saatler getir..küfretmeliyim..gök yüzünü taramalıyım..kaçmalıyım buradan...adımı ben bile bilmemeliyim...bildiğim tek sey kaçakçının canına aşk vuran gözlerin olmalı,yeşil gözlerin..can gözlerin...ama anlatmamalıyım onuda..dostada düşmanada kirlenmesiin korkarım. ÇOCUKSUN SEN Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil a.telli kim anlar bir kaçakçının halinden...yine bir kaçakçı..dost |
||
|
||
| Ellerinde parça parça şehirler üşüyordu.. ..susmuştun sende sewdasına susamış eşkiya gibi... dostluğunu dağlara gönderdiğinden beri yanar durursun sende sewdanın en soğuk akşamında... kime inat bu wakur duruşun.. söyle şimdi, Nazım'ın "Piraye!" demesi gibi... kus içindekileri bu şehrin duwarlarına... we yitirmeye bak ne warsa bu kentte... sen dağların sewdalısına sewdalısın... ölüm üşürken yamaçlarında bir ıslık.. ..bir hüzün.. ..bir sessizlik ile; eşkiyanın yüreğinde yaşarsın.... Bu da EŞKİYA'nın sewdasına
|
||
|
||
| Eksik kalan yanımızla Kırmızı renkte Kimlikler var en acı yanımızda, Dağların koynunda dem tutarken Ay ışığını Eşkiyanın gözündeki öfke kadardır SAbrımız... Yıldızyağar geceden Dicleye, Taranmış sokaklarında mermi kovanlarıyla oynayan yaramaz çocuklar, Ana larının azarlarıyla bırakır Ölümle oynamayı, Ve Yine kırmızı kimliklerle Arşınların Azrailin Avuçları... |
||
|
||
| Silwan, kimsesiz sokaklarda beslerdi kimseliliği... Hazro bir yeşillik içinde gülümserken dağlara Gök kuşağını sahiplendi çocuklar... yağmur yağdı sonrasında... Bir sel tufanı... Nuh'a haber werin!!! Bismil'i sormayın bana çocukluğumun başkenti!!! |
||
|
||
| mektubun geldi aklıma canım...yüreğimi özlediğini söylüyordun...oturup saatlerce tartışmayı,bir konuyu bine bölmeyi ,kendimi paralamalarımı özlediğini söylüyorsun...ve diyorsun ki o gün son gün gözlerinde teninde ve terinde saatlerce eridiğim ve bir kardeş saflığında sarılıp uysal sakin huzurlu uyuduğum ogün çefimi ve gömleğimi bırakmıştın bende...bir daha gelemediğimi beni çok özlediğini anlatıyorsun..tenimin kokusu çıkmasın diye yıkamadığını anlatıyorsun onları...çefiyi karlı akşamlarda nasıl boynuna sarıp benim gibi delice ve hızla yürüdüğünü anlatıyorsun sokaklarda...gömleğimi her gün yatağına serip uyuduğunu yanında... ah canım...kaçaklık hali..ne yurt bilir ne mekan..ama sığmıyorum işte buraya sığamıyorum...gitmek istiyorum..ölsem koymaz bu kadar bana...ben alışmısım..kaçakçı ruhum...isyanım dünyaya...ülkemde çocuklar ölmeyecek öldürmeyeceğim...bu gerçekleşene kadar eşkiya yım...kaçağım sana... |
||
|
||
| valla cok guzel olmus ellerıne saglık ıstanblue ve katkısı olan herkesın ellerıne,yuregıne... | ||
|
||
| Ey Eşkiya!!! Ahmede Xani, İshak paşaya bakarak içer çayını... İn ordan Dersime we gör direnişi... Git Batman'a.. ..sokak aralarındaki cesetlere ağla... Mardin'e uğrayıp da Xece we Siyabend'e selam söyle.. ..en dokunaklı sesinle... |
||
|
||
| anladı kaçak ziguratlardan beri krallar rahipler çizer hayatın çizgisini.kölelelik efendilik oyunları öğretilir...bin tanrılı bir kumar masası olur ülkemde acı... ama şimdi isyanın vaktii.aşkın vakti...doğumlar ve isyanlar kara sewdalara olmalı.. kaçak bağırır tehlikede bir anda... çekin ulan çekin bu bir isyandır boyle biline ve kanlı elleriniz değmesin artık bize... |
||
|
||
| gittiyse eğer merminin dumanı we barut kokusu kalmamışsa yak bir sigara sawur dumanını dağlara... belki boğulur dünya..... |
||
|
||
| Sesin sesimde umut olup büyüsün , Fırat kavuşsun iklime Dillerinde Zılgıtlarıyla halaylar çeken NAZLI bakışlı gen kızların Avuçlarındaki Kınalar kadar olsun UMUT Ve iklime inat büyüsün Uçurum kenarlarında Kırılıcak bir rüzgar kadar olsun SAbrın Ve Kekremsi bir stran büyüt Avuçların daki GÖZYAŞLARINDA.... |
||
|
||
| bir çay demle... aman dikkat alew uzağı göstermesinnnn |
||
|
||
| son deminde iken mapusun çıkmalı hücreden we bakmalı gökyüzüne... ayak toprağa bastı mı başka bir şey istemeye ne gerek... |
||