SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Yurtseverlik, komünistlikle iç içedir

Sayfa: [ 1 ]

25.08.2007 01:56:27
Aydemir Güler: Yurtseverlik, komünistlikle iç içedir


Yurtseverliğimiz bir seçim taktiği konusu değildir. Türkiye'de sol dışında bütün akımların emperyalizmle ilişkisi en hafifinden pazarlıkçılıktır. Alenen işbirlikçi olmayanlar da pazarlıkçıdır. Sol, yurtseverliği örgütlemekle yükümlüdür. Türkiye'de yurtseverlik emekçilerin sınıf çıkarlarının da gereğidir. Ülkenin karar süreçlerinde işçilerin, emekçilerin rol üstlenmesinin önkoşulu, ülkenin 'buradan' yönetilmesidir. Egemenlik Washington'a, Brüksel'e devrolursa, emekçiden kaçırılmış olur...

* * *

TKP Genel Başkanı Aydemir Güler'Ie, Türkiye'nin içinden geçtiği seçim sürecini ve sonuçlarını konuştuk. Temsiliyet açısından kendilerini diğer sol güçlerden ayrı bir yere koyan TKP'nin yurtsever çizgisi ve ulusalcı yaklaşımları üzerine sorular sorduk.

» Seçime bağımsız milletvekili adayı olarak giren parti genel başkanlarını parti zihniyeti taşımamak ve şekilsiz projeler üzerinde çalışmakla suçlamışsınız ama bu konuda DTP'yi tenzih etmişsiniz. DTP'yi tenzih ederek konuşmanızın sebebi Kürt hareketinin kuvveti midir?
Farklı şeyler bunlar. DTP parti olarak bir seçim taktiği benimsedi. Yüzde on barajını parti olarak aştı. Yüzde on barajının bir sonucu da, Türk kimliğiyle siyaset yapmanın kural, Kürt kimliğiyle siyaset yapmanın yasak kılınmasıdır. Bu bir özgürlük konusudur ve yasağın kadük edilmesi olumlu bir gelişmedir. Konumuz güç değil politika, program. DTP bizim görüşlerimize çok uzak ve giderek daha da uzaklaşan bir parti. Ama bir parti. Üstelik sol olma iddiası da taşımayan bir parti.
Bağımsız aday taktiği güden diğer sol partiler ise seçimde fiilen yoktu. Sol, başka şeylerin yanı sıra kitlelere, biricik kurtuluş yolunun örgütlenmekten, ortak davranmaktan, birlikte hareket etmekten geçtiğini anlatır. Bunun adı partidir. Solun kimi kesimleri ise kitlelere "biz örgütlü olarak yapamadık, şimdi bireysel olarak yapacağız" dediler. Yanlış dediler.
» TKP önceki seçimde komünist kimliğini öne çıkartırken bu seçimde 'Yurtsever Cephe' ismiyle seçime girdi. Bu siyaset nasıl bir sonuç yarattı. TKP'ye ve sola geniş bir alan açtı mı?
Komünist kimlikten yurtsever kimliğe doğru bir değişim olmaz. Çünkü yurtseverlik komünist kimliğin en önemli unsurlarından biridir. Paris Komünü'nde de böyleydi. Paris işçilerinin ayaklanmasında Prusya ordusuna karşı kentlerini ve ülkelerini sahiplenme güdüsü vardı. Mustafa Suphiler yurtsever ve komünisttiler. Nâzım Hikmet bu ülkenin tanıdığı en yurtsever ve kuşkusuz komünist şairdir. Deniz Gezmişlerin yurtseverliğinden kim kuşku duyabilir... Arada zerre kadar çelişki yoktur. Yurtseverlikle sol arasında çelişki keşfedenler, anti-emperyalizmi itibarsızlaştırmak ve emperyalizme karşı mücadeleyi faşist demagoglara terketmek gibi bağışlanmaz hatalara düşüyorlar; farkındalar mı, bilmiyorum...
Yurtsever Cephe adıyla seçimlere girmedik. TKP adıyla girdik. TKP'nin seçim politikalarında, çalışmalarda, adayların belirlenmesinde Yurtsever Cephe belirleyici rol üstlendi. Şimdi seçimden birkaç hafta sonra "şu politika çok iyi sonuçlar verdi" demek inandırıcı olmayacaktır. Aldığımız oylardan memnun değiliz. Oy kriteri seçimde önemsiz sayılamaz ve TKP oy kriteri açısından başarılı olmamıştır.
Ancak yurtseverliğimiz bir seçim taktiği konusu değildir. Türkiye'de sol dışında bütün akımların emperyalizmle ilişkisi en hafifinden pazarlıkçılıktır. Alenen işbirlikçi olmayanlar da pazarlıkçı. Hepsi bu. Dolayısıyla sol, yurtseverliği örgüdemekle yükümlüdür. Türkiye'de yurtseverlik emekçilerin sınıf çıkarlarının da gereğidir. Eğer bu çıkarlar ülkenin karar süreçlerinde işçilerin, emekçilerin rol üsdenmesini gerektiriyorsa, bu rolün oynanabilmesinin önkoşulu, ülkenin "buradan" yönetilmesidir. Egemenlik ne kadar Washington'a, Brüksel'e devrolursa, o ölçüde emekçilerden kaçırılmış demektir.
» DTP'yi Barzanici olduğu için; EMEP, ÖDP ve SDP'yi de farklı düşündükleri halde bağımsız sol adaylar projesinde birleştikleri için sol olarak görmediğinizi söylüyorsunuz.. Peki size göre Türkiye'de sol parti var mı? Ve eğer bu saydıklarınız sol olmamanın şartıysa seçimde TSİP'le TKP çatısında oybirliği yapmanızı siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz TSİP'le her konuda aynı mı düşünüyorsunuz?
Barzanicilik dediğiniz şey iki olguyu kodluyor. Bir, bugün Ortadoğu'da emperyalizm yandaşlığı ve işbirlikçilik. İki, mülk sahibi sınıfların siyasal temsili. Barzanicilik bir diğer ülkenin siyasi liderini beğenmek değildir. Emperyalizm ve sermaye ile ilişkili konumlanışın soldan, emekçilerden uzak hale gelmesidir.
Evet, solda kimileri bunları önemsememiş, solculukla ilgili olmayan işler yapmışlardır. Türkiye'de sol parti var elbette. Sadece TKP de değil. Ben kendimde hakemlik yetkisi görmüyorum. Kim solcu kim değil diye liste yapamam. Ama siyasal değerlendirme ve yorum yapma yeteneğim var. Solda bağımsız aday çalışması yürüten çevreler ve partiler, birincisi, solcu olmayan bir politik platformda yer almışlardır. İkincisi, bu herhangi bir konuda yapılmış önemsiz bir hata değil, sermaye sınıfı ve emperyalizmle ilintili bir büyük yanlış olmuştur. Üçüncüsü, daha önce değindik, kitlelere örgütsüzlük tavsiye etmişlerdir.
TSİP'e gelince... Arkadaşların yaptıkları açıklama son derece düzgün, anlaşılır, net ve sağlıklı bir içerik ve biçime sahiptir. Yasal mevzuat gereği seçime parti olarak girme imkanı olmayan TSİP'li arkadaşlarımız ülkeyi analizlerinde TKP'yle hayli paralel bir bakışa sahip olduklarını saptamışlar; TKP'nin seçim platformundaki pozisyonunun da TSİP ilke ve programına uyumlu olduğunu görmüşler. Bu zeminde TKP'yi koşulsuz olarak destekleyeceklerini ilan ettiler. Olay budur. Her konuda aynı düşünenler zaten birlikte olmalı, ayrılıkları gayrılıkları kalmamalıdır. TKP ve TSİP bu konumda değiller. Ama elbette olumlu ilişkilerimizi sürdürüyoruz.
» Seçim afişiniz sol çevrelerden çok tepki aldı. "Sürüden ayrılma zamanı" sloganı nedeniyle...
Tepki mi aldık? Sol içi tartışmalar bizim gündemimizin ilk sıralarına çıkamıyor. Solda kendi içine kapalı tuhaf dünyalar kuran ve oralarda debelenenler var. Biz bu kapalı devre işleri çok zamandır terkettik. Sloganımızı ise halk anladı. Biz şunu anlattık: Seçimlerde bir taraf halka 'sürü olun' diyor, biz ise 'sürüyü terkedin' diyoruz. Sürü nasıl terkedilir? Emperyalistleri ve para babalarını yalnız bırakarak. Tek bir köyde, kahvede, evde "bize hayvan mı diyorsunuz" diyene rastlamadık.
»Irak savaşı konusunda yaptığınız bir açıklamada "Mehmetçiğin kanı bile seçim vaadi yapılıyor" dediniz. CHP de aynı şekilde ifade ediyordu...
CHP ile bir ilişki kuramıyorum doğrusu. Mesele Mehmetçik sözcüğü ve şu ünlü TKP'nin milliyetçiliği konusuysa... Ben NATO tezgâhından geçmiş generallere, Brüksel'de ataşelik öğrenmiş üst düzey subaylara, OYAK patronlarına "Mehmetçik" dendiğini hiç duymadım. Mehmetçik sözcüğü, sıradan askere, işçi, köylü çocuklarına, halk çocuklarına yine halkımızın verdiği isimdir.
Evet, Mehmetçiğin kanı seçim vaadi yapıldı. Seçim öncesinde Güneydoğu'da operasyonlara hız verildi. Her ölüm MHP'ye oy getirdi. Evet, sınır ötesi operasyon gündemi ısıtıldı. Sınır ötesinde Türkiye halkının zerre kadar çıkarı yoktu, ama çocuklarının ölüm riski vardı. Bunların milliyetçilikle alakasını kurmak saçma bir zorlama olur. TKP barıştan yanadır. TKP enternasyonalist bir partidir. TKP, Irak'a asker gönderilmesi halinde Türkiye'nin bir Amerikan bataklığına çekileceğini söylemektedir. TKP, Irak'ta işgale direnen, elde silah ülkelerine sahip çıkan halkın yanında olduğunu her zaman ilan etmiştir. Türkiye'yi yönetenler ise işgalcinin yanındadır.
» Sizce Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olması durumunda, bir darbe tehlikesi doğar mı?
Gül'ün adaylığı ilk ilan edildiğinde büyük medya "hayırlı olsun" manşetleri atmıştı. İki gün içinde ters yüz ettiler. Neden uygun olmadığını, AKP'nin tek yanlı karar aldığını falan anlatmaya başladılar. Türkiye oynak bir zemine sahiptir. Darbe olur veya olmaz diye senet imzalanmaz, kehanette bulunulmaz. Bizce Gül, Türkiye'nin ABD ve sermaye bağlantıları en aleni, en pervasız cumhurbaşkanı adayıdır. Bunu sorun etmeyenlerin yürüteceği muhalefetten sol adına kimsenin bir beklentisi olamaz. Amerikancılığın ve sermayeperverliğin hamlesine de yine kimse demokrasi adına, istikrar adına, anti-militarizm adına soldan destek vermeye kalkmamalıdır.
» Son günlerde DTP çevrelerinde solun çatı partisi fikri tartışılıyor ve DTP'nin solun çatı partisi olması öneriliyor. Bu tartışmalara ne diyorsunuz?
Samimi olarak söylüyorum, ben böyle bir tartışma bilmiyorum. DTP çevreleri her başarısızlığı "ah, eski solcu hastalıklarımızdan kurtulamadık, hâlâ Stalinizmden arınamadık" falan diye analiz ederler. Keşke mümkün olsa da birileri bir kural koysa... Solda yeni oluşum, çatı, birlik, yeni hareket gibi sözleri kullananlara soldan ne anladığını açıklama yükümlülüğü getirilse... Ben kural koyamam ama bunu önerebilirim. Solculuk için örneğin "emperyalizm benim işime yararsa kötü olmayabilir" denmemelidir. Solcu olmak için örneğin belediyeler dahil özelleştirme ve taşeronlaştırmalara karşı mücadele etmek gerekir. Solculuk için demokrasi mücadelesini Avrupa Birliği'ne ve aday üyelik sürecine havale etmemek gerekir. Solculuk için emek ve sermaye hattında yerini bilmek gerekir.
» AB oluşumunun siyaseti sadece kişi, dernek ve vakıflara yaptırmak istediğini, sermaye sınıfının parti istemediğini söylüyorsunuz. AB üyesi ülkelerde Türkiye'den daha güçlü ve örgütlü sendikalar ve muhalif sol partiler yok mu?
Sendika ve sol dendiğinde emekçiler temsil edilmiş sayılabilir mi? İngiltere'de İşçi Partisi emekçi örgütlerinin üzerine bina edilmişti. Sonra Britanya kolonyalizminin, emperyalizminin sürdürücüsü, temsilcisi olmadı mı? İngiliz sendikaları bunu yapmıştı. Bugün de ETUC var. Avrupa Birliği emperyalizminin kurumsal parçası durumunda. 1990'ların başlarından bu yana sendikalar genel olarak geriliyor. Bu gerileme işçi sınıfı tarafından durdurulabilmiş değil. Türkiye'de gerileme geride ciddi bir şey kalmaması anlamına geldi. Sınıf hareketinin daha köklü olduğu yerlerde aynı düzeye inilmiyor. Ama gerileme genel kural.
Siyaseti sınıfsızlaştırmak ve örgütsüzleştirmek ise bugün sermaye egemenliğinin yaygın politikası. Parti istemiyor değiller. Emekçiler için istemiyorlar. Emekçiler ülkenin bütününe ilişkin kararlarla değil, evlerinin önüyle ilgilensin istiyorlar.
» Hrant Dink öldürülmeden önce bir yazınızda Ermeni konferansı düzenleyicilerine ve katılımcılarına yönelik çok sert ifadeleriniz oldu. Öldürüldükten sonra ise "Saldırı faşist bir organizasyonun eseridir. Hedef, halkların kardeşliğini savunan bir aydındır" dediniz. Çelişkiyi neye bağlıyorsunuz?
Türk ve Ermeni halkları arasındaki sorunun çözümünün önkoşulu emperyalizmin aradan çıkartılmasıdır. Emperyalizm devreye girdiğinde, ağırlık koyduğunda, çözüm olanaksızlaşır. Bu özeni göstermeyen her tür girişim, organizasyon, çalışma hakkında yaptığım değerlendirmeleri bugün de tekrar ederim. Bugün konferansla ilgili yine aynı sözü söylerim ama o zaman da Hrant Dink'in şahsına bir şey söylememiştim. Bu onun aydın olduğu gerçeğini de değiştirmez. O zaman konferansı sormuşlardı öyle bir açıklama yaptım, Dink öldürüldükten sonra Dink'i sordular, bildiğim kadarıyla tasvirledim.
* * *

AKP'nin başarısı emperyalizmindir
» AKP'nin seçim başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP'nin başarısı emperyalizmin ve para babalarının başarısıdır. Ancak emperyalizmin ve sermaye düzeninin kimseye 'istikrar' ihsan edecek bir güçleri bulunmamaktadır. Emperyalizm Ortadoğu'da yangına benzin döküyor. Türkiye'deki sermaye egemenliği ise bıçak sırtında bile değil, bıçağın sivri ucunun üstüne duruyor.
* * *
Solda herkes cinlik yapmayı bırakmalı
» Seçim sonuçlarından harekede solda yeni bir dönemin başlangıcından söz ediliyor. Bu açıdan bakıldığında solun geleceğini nerede ve nasıl görüyorsunuz. Solda yeniden bir yapılanma mümkün mü, mümkünse bunun zeminleri nelerdir. Baskın Oran ve Ufuk Uras'ın seçim kampanyaları solun birlikte davranması halinde bazı başarılar elde edilebileceğini gösterdi diye yorumlayanlar var. Siz nasıl düşünüyorsunuz?
Bizim gündemimizde böyle bir tartışma yok. Bugün sol birlik tartışmalarında eksenin ne olduğu bellidir. Modele göre Baykal'lı CHP artık bunalımdan kaçamayacak ve CHP'nin sağını da solunu da kapsayan bir yeniden harmanlanma kendini dayatacaktır. Kimileri sosyalist, düzen dışı bir solun buradan önünün açılabileceğini düşünüyor. Biz o kastedilen solun içinde değiliz. İşçilerin, emekçilerin bu tür pazarlıklar içinde nefes alabileceğini düşünmüyoruz. Biz işimize devam ediyoruz. Solda herkes cinlik peşinde koşmayı bırakmalıdır. Sol seçimlerde başarılı değilse, emekçi halkı yeterince örgütlü hale getiremediği içindir. Buna kısa, kolay çare yoktur. Aklıma gelebilecek en son şey, Oran ve Uras kampanyalarından hareketle solda yeni yapılanma, birlikte davranmanın başarıya götüreceği gibi başlıkları tartışmak olur. Zaten hesap ortada. İstanbul birinci bölgede 2002'de DEHAP ve ÖDP'nin oy toplamı 100 binin üstündeydi. Bağımsız aday 20 bin daha az aldı. Çünkü DTP (ve ÖDP de) her yerde ve burada oy kaybetti.
İkinci bölgede durum biraz farklı. Bağımsızın aldığı oy iki partinin beş yıl önceki oylarının toplamından ihmal edilebilir ölçüde fazla. DTP'nin her yerdeki gerilemeyi burada da yaşadığını düşünürsek, Oran'ın belli bir oy topladığı sonucuna varılabilir. Ama mesele şu ki, Oran bu oyları solculuk namına tek söz etmeden toplamıştır! Açık olmamız lazım; solun bugün Türkiye'de oyu yoktur. Solun sol olmayan desteklerle buluşmasının bedeli ise, solculuk yapmamaktır. İsteyen bu enkazın üstüne kat çıkmayı deneyebilir.
» TKP diğer soldan kendini kalın çizgilerle ayırarak tanımlıyor. Ayrımın bu kadar altı çizildiğinde asıl ayrılmak zorunda oldukları ile daha yakınlaşmıyor mu?
Öyle bir kaygımız hiç yok. Kimilerinin baktığı yerden öyle görünüyor olabilir. Ama biz seçimlerde de olağan zamanlarda da, Türkiye kapitaliz-miyle, emperyalizmle uğraşıyoruz. Diğer solla kendimizi ayırmak diye bir özel işimiz yok. Biz kendi değerlerimiz, doğrularımız çerçevesinde yolumuza devam ediyoruz. Bu yol solda başkala-rınınkine benzeyebilir de, benzemeyebilir de. Benzeşmek veya ayrışmak bir sonuçtur.
BU KONUDA ŞÖYLE DÜŞÜNÜYORUM:
AB
Emperyalizm
NATO
Yine emperyalizm
KAMULAŞTIRMA
İşçi sınıfı
BORSA
Şer odağı
NÜKLEER
Savaş
KUDÜS
Kardeşlik kaynağı
IMF
Tekrar tekrar emperyalizm
İNCİRLİK ÜSSÜ
İşgal
KIBRIS
Bir daha işgal
DEVRİM
Yarının değil, bugünün ihtiyacı

* * *
Aydemir Güler
Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı; Sosyalist Türkiye Partisi kurucusu; Sosyalist iktidar Partisi eski Genel Başkan

entropii 25.08.2007 02:25:51
tkp nin parti programını buraya eklermisin

25.08.2007 02:30:59
tkp nin parti programını buraya eklermisin

 
hocam  yazının tamamını ekleyemiyorum çünkü çok uzun onun için linki atıyorum burdan istediğin yerlere bakabilirsin


http://www.tkp.org.tr/secim2007/belgeler_PartiProgrami.html              :Türkiye Komünist Partisi Programı

http://www.tkp.org.tr/secim2007/belgeler_8KongreRaporu.html            :TKP 8. Kongre Raporu  (son konkre raporu)


Sayfa: [ 1 ]