SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: ABD taşeronu Aziz Nesin’e saldırdı

Sayfa: [ 1 ]

25.08.2007 00:55:00
ABD taşeronu Aziz Nesin’e saldırdı

Eski adı MAH olan MİT’in ABD kontrolüne girdiği ve anti-komünizmin düzenin temellerine kazındığı yıllarda “hizmet vermiş” bir eski istihbaratçı, Aziz Nesin’e dönük ipe sapa gelmez iddialarda bulundu. İddiaların gördüğü “ilgi” düzenin ilericilikle hesabının hiçbir zaman kapanmayacağını ortaya koyuyor.

 Aziz Nesin’e yönelik saldırılar, Nesin’in MİT ajanı olduğunu öne sürmeye kadar vardı. Eski MİT mensubu Neşet Güriş’in ağzından Tempo dergisinin yayımladığı iddialar, Aziz Nesin’in temsil ettiği düşüncelere dönük saldırganlığın hiç sona ermediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

O zamanki adıyla Milli Emniyet Hizmetleri Risayeti’ne 1931-32 yıllarında giren ve şu anda 98 yaşında olan Neşet Güriş, Tempo dergisinde yayımlanan röportajında Aziz Nesin’in MİT’ten para aldığını öne sürdü. Güriş’in sözleri şöyle:

“Aziz Nesin komünist olarak bilinen biriydi, biraz da onlara çalışıyordu. Türkiye'ye karşı da kırgındı. Teğmenken bazı haksızlıklar görmüştü. Solcu oldu. Onun bilinmeyen bir tarafı vardı: Milli Emniyet'e çalışıyordu.

1935-36 senesinde ben kendisine, Beyazıt Soğanağa Mahallesi'nde terk edilmiş bir konağın odasına aylığını götürüyordum. Bu Aziz Nesin, o odada yer şiltesi, idare lambası, bir iki de kitapla yaşıyordu. Ben Aziz'e, MİT' in aylık parasını götürüyordum. Gacur gucur bir kapıdan içeri giriyordum. Bir de onun hırpalanma meselesi var. Komünistleri çok hırpalıyorlardı. Aziz Nesin'i de yakalamışlar, fena hırpalamışlar ama konuşturamamışlar. Emniyet Müdürü Ahmet Demir de dövmüş, o esnada Aziz Nesin, ‘Ben MİT için çalışıyorum’ demiş, ‘Nee, namussuz, bize haber vermezsin haa’ diyerek iyice dövmüşler. Hastanelik olmuş. Sonra bana ‘Nedir başıma gelen, sizdenim dedim yine dayak yedim’ diye dert yanmıştı. Ne gibi görevler yaptı bilmiyorum, ama yaptı ki bir şeyler MİT para veriyordu.”

“Görev bilinci”
Aziz Nesin’in yaşam öyküsünü az çok bilenler için bu iddialardaki tutarsızlık hemen göze çarpıyor. Zira Nesin, 1935 yılında İstanbul’da Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdikten sonra Ankara’da Harp Okulu’na devam ediyor. 1937 yılında bu okuldan mezun olduktan sonra 1939 yılında da Askeri Fen Okulu’nu bitiriyor. Dolayısıyla Aziz Nesin’in 1935-36 yıllarında İstanbul’da “terk edilmiş bir konağın odasında” yaşaması mümkün değil.

Diğer yandan, İkinci Dünya Savaşı sonrası tamamıyla ABD’nin kontrolüne girdiği bilinen bir teşkilatın mensubunun Aziz Nesin’le ilgili bu tip iddialar öne sürmesi şaşırtıcı bulunmadı. Düzenin temellerine sinen anti-komünizmin uygulayıcılarından olan bir şahsın bunu yaşamının sonlarında tekrar “hatırlaması”, “görev bilincinin” halen devam ettiğinin bir göstergesi oldu.

Yaz anıyı al parayı
Aziz Nesin’e dönük saldırıların hiçbir zaman hız kesmediği görülüyor. Nesin Vakfı’na yönelik bu yılın başlarında başlayan karalama kampanyası halen devam ediyor. Vakfın Şirince’de kurmaya çalıştığı matematik köyü de geçtiğimiz günlerde kapatıldı. Yapılanların Aziz Nesin’in temsil ettiği ilericilik, aydınlanmacılık, bilimsellik gibi değerleri hedef aldığı vurgulanıyor.

Bunun yanı sıra Aziz Nesin’e saldırarak kişisel çıkar elde etmeyi umanlar da hiç eksik olmadı. Bunun son örneklerinden birini veren Ateş Nesin yayımladığı “anı kitabında” babasıyla ilgili “medyanın ilgisini çekecek” çeşitli “ifşaatlarda” bulunmuş ve bunun üzerinden prim yapmaya çalışmıştı. MİT mensubu Neşet Güriş’in de benzer bir motivasyonla hareket etmiş olabileceği belirtiliyor.


MİT’ten para aldığı iddia edilen Aziz Nesin, MİT raporlarına yabancı değil…

 Aziz Nesin hakkında 1947 yılında o zamanki adı Milli Emniyet Hizmetleri Risayeti (MAH) olan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından hazırlanan rapor geçtiğimiz yıllarda gün ışığına çıkmıştı.

Girişinde "şüphe özeti: komünist" ibaresinin yer aldığı raporda Aziz Nesin'le ilgili karşıtlarını bile isyan ettiren ve güldüren "suçlamalarda" bulunulmuştu.

Raporda, Aziz Nesin'in Nazım Hikmet'in şiirlerini farklı yöntemlerle yayımlattığından bahsedilip şunlara değiniliyor:

"Aziz Nesin'in yazdığı ve Akşam gazetesi ile Tanin gazetesinde yayımlanan 'Yaşamaya dair' ve 'Sevmek' isimli şiirlerinin Nazım Hikmet tarafından yazılıp Bulgaristan'da basılan 'Yeni Şiirler' isimli kitabından alınması sebebiyle, durum ilimiz savcılığına intikal ettirilmiş olup, savcılık tarafından gazetedeki şiirlerle kitaptaki şiirlerin karşılaştırılması için 'Yeni Şiirler' adlı kitap istenilmiş, kitap arşivimizde olmadığı için genel müdürlükten istenilerek savcılığa gönderilmişse de bu muhaberenin uzun sürmesi neticesinde dava zaman aşımına uğradığına dair karar verilmiştir."

Rapordan, Milli Emniyet’in Aziz Nesin’in her adımını yakından takip ettikleri ve olayları “kendilerine has yorumladıkları” anlaşılıyor:

“1956 yılı sonlarına doğru adı geçen Akbaba adlı mizah mecmuasında müstear adlarla mizahi hikáyeler yazdığı öğrenilmiştir. Bu hususta Akbaba mecmuası sahibi Yusuf Ziya Ortaç'la yapılan bir konuşmada, Yusuf Ziya: 'Aziz'in kendi dergisinde çalıştığını, fakat bundan sayın valimizin ve dolayısıyla da sayın başvekilimizin haberdar edildiği ve muvafakatleri alındığı bildirilmiştir' dedi. Ancak, bir müddet sonra Aziz Nesin'in Yusuf Ziya Ortaç'tan fazla ücret talep etmesi üzerine aralarında anlaşmazlık çıkmış ve Aziz, Akbaba'dan ayrılıp Dolmuş mecmuasına geçmiştir. Akbaba'da çalıştığı sıralarda aynı dergide vazife gören Meral Çelen adındaki bir kızla sevişen Aziz Nesin, 6.7.1956'da bununla evlenmiştir. 18.11.1956 tarihinde de çocuğu olmuştur.”

İki keçi
Aziz Nesin'in anılarında, “kendisini ordudan ihraç etmek için kurulan kumpas” olarak nitelendirdiği bazı suçlamalar, Milli Emniyet’in raporunda ifadesini buluyor. Böylece Aziz Nesin’in ordudan ihraç edilmesinin Milli Emniyet’in de içinde olduğu bir senaryoyla gerçekleştiği anlaşılıyor:

“1937 yılında Harp Okulu'ndan mezun olmuştur. Subay iken, üsteğmenliği sırasında Çerkeş'te vuku bulan yer depremi esnasında, enkaz altından çıkardığı bazı eşyaları mahalline göndermeyerek bölük ihtiyacına kullandığından askeri ceza kanunu'nun 115'inci maddesine istinaden 15 gün hapse mahkum olmuştur. Ayrıca yine askerliği sırasında bölük ihtiyacı için verilen iki adet keçiyi 35 liraya sattığından dolayı askeri ceza kanunu'nun 131/2'nci maddesi gereğince üç ay hapis cezası yemiştir. Yine subaylığı sırasında bölük eratının mevcudunu fazla göstererek kendisine şahsi menfaat temin ettiğinden bir ay, çavuşların maaşlarından para kestiğinden 15 gün, cem'an dört ay 10 gün hapse mahkum edilmiş ve bölük ihtiyacı için verilen iki keçiyi satarak parasını kendisi aldığından bu suçun hırsızlık addedilmesinden dolayı da ordudan ihraç edilmiştir.”


98 yaşındaki MİT’çi Aziz Nesin’le ilgili skandal derecesindeki yalan açıklamasıyla “MİT’ten emekli olunmaz” sözünü doğruluyor.

Aziz Nesin’in Milli Amele Hizmetleri’ne (MAH-1927’de kurulan ve daha sonra MİT adını alan resmi istihbarat örgütü) çalıştığını ve kendisinin Aziz Nesin’e para taşıdığını söyleyerek devletin değişik zamanlarda ilerici solcu aydınlara dönük saldırısına bir yenisini daha ekleyen Neşet Güriş’in tarihi de MİT’in tarihi kadar eski ve kirli.
Neşet Güriş 1909 yılında İstanbul’da doğuyor. Fransız misyoner okulu Saint Benoit Lisesi'ni ve Yüksek Ticaret Mektebi’ni bitirdikten sonra 1926 yılında Eyüpspor’a katılıp lisanslı futbolcu oluyor. Aynı tarihlerde Türkiye’nin ilk ajan faaliyeti yürütecek istihbarat örgütü MAH kuruluyor. Neşet Güriş’in MAH’a girişi ise asker kökenli akrabalarının yönlendirmesiyle oluyor. 1931-1932 yıllarında MAH’a katılan Güriş bir süre sonra futbolda ünlenip, tanınmış bir kişi olmakla, gizli ajan olmak arasında yaşadığı çelişkiyi futbolu bırakarak aşıyor.

Neşet Güriş MAH içerisinde “kontrespiyonaj” (Karşı casusluk: Başka istihbarat örgütlerinin ajanlarını açığa çıkarma ve diğer istihbarat örgütlerinden ajan devşirme işi) bölümünde çalışıyor. Tuncay Özkan’ın yazdığı “MİT’in Gizli Tarihi”  isimli kitaptaki uzun röportajında Neşet Güriş tek işinin kontrespiyonaj olduğunu anlatıyor. Bu anlatım akla ajan olduğu durumda “espiyonaj” yani casusluk faaliyeti yürütmesi gereken Aziz Nesin’le Neşet Güriş’in bir bağlantısının olamayacağını getiriyor. Zira o tarihte MAH espiyonaj, kontrespiyonaj, propaganda ve teknik işler olmak üzere dört bölüme ayrılıyor ve bu bölümler arasında yatay ilişki kurulamıyor.

Güriş İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıllarda Almanlardan istihbarat bilgisi aşırıp bu bilgiyle Türkiye’yi savaşa sokmadı diye Başbakan Şükrü Saraçoğlu’ndan 1000 TL ödül alıyor. Ancak yine kendi anlatımlarında bu bilginin kendisi tarafından değil başka bir ajan tarafından aşırıldığını söylüyor.

MAH’çıların maaşları CIA’den
Adnan Menderes döneminde; 1953 yılında MAH’ın başına atanan, 12 Eylül döneminin dışişleri bakanı, eski büyükelçi İlter Türkmen’in babası, Coca Cola’nın ortağı Behçet Türkmen MAH’ı tamamen CIA kontrolüne sokan bir mason olarak biliniyor. Neşet Güriş ise bu dönemde Behçet Türkmen’in yakınlarında olan az sayıda ajandan biri.

Bu dönemde CIA tarafından Türkiye’ye sokulan paralar MAH ajanlarına maaş olarak dağıtılıyor. Neşet Güriş ise hem maaşını alıyor hem de bu paraların dağıtım organizasyonunda bulunuyor. Behçet Türkmen’in aldığı paraları ise kimse bilmiyor. Bu dönem aynı zamanda CIA ajanlarının MAH ajanlarını eğitmeye başladığı dönemler ve Güriş ilk öğrencilerden biri oluyor.

“1960’larda Amerikalılarla ilişkilerimiz devam ediyordu. Amerikalılar daha ziyade Sovyet işleriyle alakalıydılar. Ben de o sıralar Sovyet Masası Müdürü’ydüm.” Neşet Güriş bu görevinden sonra 1967 yılında MİT’ten emekli oluyor. Daha doğrusu ajan faaliyetlerini devam ettiriyor ancak emekli maaşı alıyor. Kendisiyle yapılan röportajda “MİT’e bağlı olmak MİT’çi olmak büyük bir gururdur” diyen Neşet Güriş aynı zamanda MİT’in tarihindeki kanlı provokasyonlardan, İkinci Dünya Savaşı döneminde yükseltilen faşizm propagandasından, 6-7 Eylül olaylarından, ilericilere, komünistlere yapılan işkencelerden, askeri darbelerden de gurur duyduğunu söylemiş oluyor. Böylece aynı dönemlerde faşizme ve sömürüye karşı mücadele eden Aziz Nesin’in adını neden kirletmeye çalıştığını da itiraf ediyor.



Sayfa: [ 1 ]