|
||
| Yabanlı (Yabanlü) Türkmen Aşireti Anadoluya 1071 ‘den sonra Horasan’dan gelerek AKKOYUNLU Devleti’nin 1360-1508 kurulmasına yardımcı olmuşlurdır. Bu devletinve Türkmen aşiretlerinin oluşturduğu Bozolusun 1613 yılında dan sonra Sivas'ın kuzeyinde Tokat ve Amasya’nın güney kesimlerinden geçerek konar-göçerlik durumlarını bir müddet oralarda sürdürmüşlerdir. Yozgat çevresine egemen olan Çopanoğulları’nın baskısıyla 1613 yılında Nevşehirin Avanos dolaylarına gelmek zorunda kalan YABANLI aşireti Osmanlı padişahi 3. Ahmet’ e sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın (1718-1730) Nevşehir’e yerleşmeleri emrine uymayarak kuzeye doğru göçmüşler ve obalara ayrılarak o havalade boş olan yerlere konar- göçerlikten yerleşik düzene geçmişlerdir. Bu yerleşik düzene geçme süresi 1720-1750 arasında gerçekleşmiştir. Bunların o tarihte başkanı Ahmet Ağa idi. Bu ağanın Celil Cullu,Hızır,Bayram,Seyyid,Medet,Ali, Davut,Yağmur ve Mehmet isminde on oğlu vardı.Bunlar bir olay ile üç kişiden fazla oldukları için hepsi aynı köye yerleştirilmişlerdi. Hızır ve yakınları Hızıruşağı, Seyid Sadin, Bayram ve yakınları BAYRAMUŞAĞI olarak köylere yerleşmişlerdir.diğerleride ayrılarak Kızıldağyeniyapan, Karaarkaç, Kılıçlı,Bazlamaç, Medetsiz,Yassıca,Küllüce köyüne yerleşmişleridir, bu köyleri 1720-1750 yılları arasında kurulmuş veya yerleşmişlerdir. Araştırma:Fazlı Gürler TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ KAYNAK:AHMET REFİK: ANADOLUDA TÜRKMEN YABANLININ GÖÇ ATEŞİ 10.asrın başlarında Seyhun nehri civarındaki yerlerinden, Maveraünnehir civarındaki Oğuz boylarına katılan Bayat boyu içerisindeki Yabanlı oymağı(aşireti) 11.yy.’ın ikinci yarısından itibaren yani 1050 yılından sonra Tuğrul ve Çağrı Beyler önderliğinde İran, Irak ve Suriye üzerinden Anadolu’ya geçtiler. 13. yy. da Halep ve Gaziantep civarlarında göçebe olarak hayvancılık ve ticaret yapmaya başladılar. Yaz mevsiminde sürülerine yaylak olarak Halep, Maraş ve Elbistan yaylalarını kullandılar. 10.asrın başlarında Seyhun nehri civarındaki yerlerinden, Maveraünnehir civarındaki Oğuz boylarına katılan Bayat boyu içerisindeki Yabanlı oymağı(aşireti) 11.yy.’ın ikinci yarısından itibaren yani 1050 yılından sonra Tuğrul ve Çağrı Beyler önderliğinde İran, Irak ve Suriye üzerinden Anadolu’ya geçtiler. 13. yy. da Halep ve Gaziantep civarlarında göçebe olarak hayvancılık ve ticaret yapmaya başladılar. Yaz mevsiminde sürülerine yaylak olarak Halep, Maraş ve Elbistan yaylalarını kullandılar. Dünyanın ilk milletlerarası fuarı olan ve oymağımızın(aşiret) adı ile anılan YABANLI PAZARINI kurdular. Oymağımız bu dönemde Dulkadiroğluları Beyliğinin kurulmasına da katkıda bulunmuştur. Anadolu’nun İslâmlaşmasında ve Türkleşmesinde büyük rol oynayan Yabanlı Türk oymağı 16. asrın başlarında Anadolu’nun içlerine kadar göçebelik yapmağa başlamıştır. Yaylak olarak da Sivas, Malatya arasında bulunan Yeni İl Kadılığı Bölgesinde Üsküdar, Pamucak, Kapaklı, Berçin, Uva, Keçi Hakkı, Sultan Yurdu, ve, Pazarören düzlükleri adları ile anılan güzergahta yozlarını otlattılar. Kış mevsiminin yaklaştığı zamanlarda Yabanlı oymağı Amik Ovası, Yolu ile Hatay, Suriye ve Colap deresi yolundan Halep bölgesinde kışlamışlardır. 17. y.y. sonunda oymağımız(aşiret) Osmanlı Sultanı tarafından Hac ve Ticaret konvoyların can ve mal güvenliğini sağlamak üzere bugün Suriye sınırları içerisinde bulunan Rakka vilayeti’nin Colap deresi ile Belh nehri civarına yerleştirilmişti. Oymağımızın bir kısmı bu göçe iştirak etmeyerek bulundukları yerlerde kalmışlardı. Yerlerinde kalan Yabanlıların bir kısmı bugün, Malatya iline bağlı Yabanlı köylerini kurmuşlardır. Rakka vilayetindeki sıcak iklim, Yabanlı oymağının geçim kaynağı olan hayvancılığa fazla imkan vermediği ve civardaki Arap kabileleri dirlik, huzur vermediği için, tahminen yetmiş, seksen yıl süren Osmanlının mecburî iskan politikaları gereği Rakka iskan politikasından sonra Sis Sancağı üzerinden (bugünkü Kozan ve Kadirli) Oğuz boylarının harman olduğu, Anadolu’ya geçmişlerdir. Bu yolculuk esnasında aşiretin bir kolu da ayrılarak Afyon’a yönelmiş, Emirdağ ilçesini kurmuştur. Oymağın bir kolu da Niğde ili Bor ilçesi civarına yerleşmiştir. Sis Sancağı üzerinden Anadolu’ya tekrar gelen Yabanlı oymağı Maraş, Akkışla, Topaklı, Kozaklı güzergahını izleyerek, bugün yaşadığımız topraklara yerleşmiştir. Gerçek anlamda göçebelikten yerleşik hayata ilk defa bu topraklarda geçen Yabanlı oymağı, yerleşik hayata geçen en son Türk oymaklarındandır. Daha önce de hayvancılık ve ticaret ile uğraşan Yabanlı oymağı, yerleşik hayata geçince, tarım ile de uğraşmaya başlamıştır. İçindeki Türk’ün göç ateşini devamlı, canlı ve diri tutan Yabanlı Türk oymağı insanı, seksenli yılların öncesinde Türkiye dışına; aynı yıllar sonrasında ise ülke sınırları içerisinde de göç etmeye başlamıştır. Göç üzerine Türküler yakan Yabanlı insanı, çağa ayak uydurarak deve, at gibi göç hayvanlarından biçerdöver, kamyon gibi ticari göç araçlarına geçmiştir. Türkiye dışında Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelere de göç veren Yabanlı, ülke sınırları içerisinde de Kayseri, Kırşehir, Ankara, İzmir ve Antalya gibi ticarî hayatın canlı olduğu illere de göç vermeye devam etmektedir. Çalışkanlıkları, üstün zekâları ve zorlukları aşmadaki yetenekleriyle de gittikleri yerlerde kendi iş yerlerini kurarak hem doğdukları hem doydukları yerleri kendilerine yurt edinmişlerdir. Göç ettikleri yerlerdeki topluluklarla kısa sürede kaynaşan Yabanlı insanı mazisini unutmadan, aslını koruyarak gittiği yere inancını, kültürünü ve çalışkanlığını aşılayarak hem gittikleri hem de geldikleri yerlere dinî, ticarî ve sosyal yönden canlılık kazandırıp dinamizm katmışlardır. Avrasya ekseninde en hareketli toplum olan Türklerin Bayat boyuna mensup Yabanlı oymağı, tarih boyunca devamlı hareket halinde olmuştur. Bugünkü güçlü Türkiye’nin temellerinde Yabanlının da harcı vardır. Yabanlı oymağı insanı durağanlığı sevmez. Gözü kara, riski seven, imkansızı imkan dahilinde gören bir topluluktur. Bundan dolayı hiçbir korkuya kapılmadan bir yerleşik birimden, başka bir yerleşim birimine göçmek; oralarda yeni bir hayat kurmak riskini rahatlıkla göğüsleyebilmektedir. Ekonomik, sosyal ve kültürel yapıya canlılık kazandıranlar, ümitsizliğe kapılmadan risk almasını bilenlerdir. Kişisel ve toplumsal hayatta köklü değişiklik yapabilenler Yabanlı oymağı insanı gibi risk almasını bilen insanlardır. Toplum hayatındaki canlılık, hareketten ve göçten kaynaklanır. Tarihin her döneminde hareket halinde olan Yabanlı oymağı insanı, büyüklerinden aldığı manevî mirası, hareketin bereketiyle harman etmiş, geldiği ve gittiği toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel hayatlarına yeni boyutlar katmışlardır. Dr. Nazmi ŞİMŞEK Kocasinan Sağlık Grup Başkanı KAYNAKLAR: 1) Cevdet TÜRKAY, “Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler” Tercüman Kültür Eserleri Dizisi,.İstanbul, 1975 s.12. 2) Prof..Dr. Osman TURAN, “Selçuklular Zamanında Türkiye” İstanbul 1971,s.112 3) İsmail.Hakkı Uzunçarşılı, “Anadolu Beylikleri”, TTKY. Ankara 1984, s.158-159 4) Abdullah Çağrı ELGÜN, Akkışla ve Yöresi Ağızlar. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Kayseri, 2005 s.12-18 5) Prof. Dr. Ahmet UĞUR, “Akkışla I ”, Ankara, 1978 s. 17 6) Ali Rıza YALMAN, “ Cenupta Türkmen Oymakları” s. 127 7) Ahmet REFİK,” Anadolu’da Türk Aşiretleri”, İstanbul, 1989 ,s.84-85 8) Faruk SÜMER, Selçuklu Devrinde Doğu Anadolu’da Türk Beylikleri, TDK Ankara, 1990 s. 9. 9) Dt. Halit ERKİLETLİOĞLU, Geniş Kayseri Tarihi, s. 215. Can Matbaası, Nisan 2006) 10) Faruk Sümer, 16.Asırda Anadolu, Suriye ve Irak’ta Türk Aşiretlerine Umumi Bir Bakış, İ. F. M, 11 İstanbul 1952, s. 515 11) Yusuf HALAÇOĞLU, 18.yy’da Osmanlı İmparatorluğu İskan Siyaseti ve Aşiretlerinin Yerleştirilmesi 12) Faruk SÜMER, Yabanlu Pazarı, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1985, s.83-84 alıntıdır: http://64.233.169.104/search?q=cache:EAxlcJfAErEJ:www.asilkan.org/sabit/4/02.htm+yabanl%C4%B1+a%C5%9Fireti+tarihi&hl=tr&ct=clnk&cd=11&gl=tr |
||