Ahmet Altan'ın "chat kadınları" başlıklı Son Tango tarafından yayınlanan yazısında, kadınların sanal ortamdaki eylemlerinin yorumunu yapmış. O başlıkta bazı kadın yazarlar duruma tepki gösterse de, erkeklerin aynı ortamda nasıl bir ruh haliyle hareket ettiklerine hiç değinilmemiş olduğunu görerek ben de kendi görüşlerimi belirtmek istedim.
Ahmet Altan şöyle demiş: "Aslında benim ilgimi çeken onların yaşadığı fanteziler değil onların ikilemleri. Bir yanları, derinlerde yatan ve söylenemeyen arzuları ayıplıyor, onları reddediyor, varlığını inkar ediyor, sanki onlar yokmuş gibi davranıyor, şakalara kibarca gülümsüyor, ağırbaşlı duruyor, abartılı davranışlardan kaçınıyor, nasıl olması gerektiği söyleniyorsa öyle oluyor ve bunu benimsiyor."
"O kadar benimsiyor ki bir başkasında bunun aksine bir davranış gördüğünde bunu kınıyor.Ama öbür yanları... O, ayıpladığı her şeyi yapıyor.Hem ayıplamaktan vazgeçmiyorlar, hem ayıpladıklarını yapıyorlar.Kadınları o kadar esrarengiz yapan da belki bu; ruhlarındaki ürpertici çelişki."
Kadınları erkeklerden ayıran bir özellik vardı da biz bunu Ahmet Altan'dan önce farkedemedik mi? Aynı ortamlarda erkekler kadınlarla sanal seks yaptıklarında, gündüz farklı bir erkek olmuyorlar mı? Erkekler kadınlarla sanal seks yaptıktan sonra, kendi eşlerinin giyimine, başkalarıyla konuşmasına, ilişkilerine karışıp onları kısıtlamıyorlar mı? Bunlar sadece kadınların ikilemi mi?
Her cinsin yetiştirilişi ve toplumsal görevleriyle üzerlerindeki baskının şiddeti, kimliğini belirler. Kadınların kişiliklerindeki en büyük baskı, erkeklere karşı nasıl davranış biçimlerinin yanlışlar üzerine kurulu olmasından kaynaklanıyor. Cinselliğin gizlenmesi ve bastırılması gereken bir kavram olarak benimsenmesi ve buna göre erkeklere karşı tavır alınması öğretilen kadının, bu baskıyı bir şekilde dışavurma zorunluluğu dikkate alınmadan romantik bir yaklaşımla yargılamaya hakkımız olmadığını düşünüyorum. Bekaretin erkeklere verilmemesi ve çok iyi bir şekilde korunması düşüncesi, kadının cinselliğini bastırarak doğal ortamından uzaklaşmasına, kadınlığını yaşayamamasına neden oluyor. Bu bastırılmışlığın getirdiği tedirginlik ve çelişkileri kadının "anlaşılmaz" ve "esrarengiz" kalıplarına koyarak hapsetmeye hakkımız var mı acaba?
Aynı sıkıntı erkekler üzerinde de bulunmasına karşın, erkeğin bir kadınla birlikteliğini hiç korkmadan açıklaması ve bunu toplumun tüm katmanlarında övgü nedeni yapması, "chat kadınlar"ının neden chat yaptıklarını biraz açıklıyor sanırım. Kadınlar, erkeklerle ilişki kurma düşüncesini akıllarına getiremedikleri sürece, tüm eylemlerini sanal ortamlarda "gizlice" yapmaya devam edecekler.
Kaldı ki, kadınlar kadar olmasa da erkeklerin büyük bölümü, çok uzun süre kadınlarla ilişki kuramamanın sıkıntısı ve iletişim sorunları nedeniyle sanal ortamda kadınların yaptıklarını yapıyor, gündüz bu konulardan söz etmeden, rollerini sürdürerek yaşıyorlar. Erkekler sanal ortamda yaptıklarını başka yerlerde yapan kadınları ayıplasalar da kimse onlara "erkekleri esrarengiz yapan belki de bu ruhlarındaki çelişki" şeklinde bir kişilik analizi yapmıyor nedense!
Erkeklere de kadınlarla birlikte olmamaları ve cinselliklerini saklamaları, herkesin içinde cinsellik imalarında bulunmamaları öğretilmiş olsaydı, bu kadar rahat olabilirler miydi? Erkekler esrarengiz değillerse, bunu sosyolojik bir açıdan bakarak üzerlerindeki baskının azlığına bağlayamaz mıyız?
İtiraf sitelerine girip erkeklerin itiraflarını okuduğunuzda, aynı sıkıntıları "gerçekte" yaşayan erkeklerin nasıl rol yaptıklarını ve bu baskıların getirdiği sıkıntıları sanal ortamda nasıl atmaya çalıştıklarını görürsünüz. Üstelik erkekler hem gerçek hem de sanal ortamda aldattıkları halde, hiç bir şey olmamış gibi rahatça toplumda dolaşıyor, kendilerini suçlu hissetmiyorlar. Sanırım tüm bunlar "esrarengiz yanlarının eksikliğinden" kaynaklanıyor!
|