|
||
| kapılar dar geçilmez oldu yar.. ağır ağır wuruldu bahar... dökülen yaprak değil insanlar.. gelen, zehirli zamanlar... ağla gönül kendinle başbaşa ağla gönül... yıldızlara tutun ağla gönül.. yaranı ateşlere dağla... yalnızlık yararmış adama.. ..yarasın adına... |
||
|
||
| yalnızlık üşütürmüş yalnızlık ürkütürmüş... boyle büyürmüş insan... .................................... |
||
|
||
| eriyen bedenimi düşünme.. ..göğü giydim üstüme... ......................... |
||
|
||
| eriyen bedenim olsa buhar olayım ne çıkar, eriyen ruhumsa eger ölüm gelsede değer.... |
||
|
||
| gizemli olmalı ölüm... hak etmeliyim... yaşamı delice sewerek ölümü zaten hak etmiyor muyum... |
||
|
||
| dar kapılar gibidir hayat ruhunun inceliği kadar sızarsın... ölümün kapısı yoktur geçecek her an her yerde yakalanırsın... |
||
|
||
| Artık ebedi huzur deminin İçebilirim sırlı taşından Girmek üzereyim dar kapısından O eski rüyalar aleminin. |
||
|
||
| ölümün kol gezdiği o karanlık we hain surlarda.. acıyan yanlarımla seni yaman özledim amedim.. |
||
|
||
| oyyyyyyyyyyyyyyy istanbuleeeeeeeeeee.....oldur beni loooooooooooooooooo oldur....................ulannnnnnnnnnn sehrimi ozledimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm...surlarımı ozledim...sokaklarını ozledim....herkesi ozledimmmmmm...her sokağında ellerim cebimde ıslık çalışım şiir okuyuşum var beniiii..dayanamam .ben yakında giderim | ||
|
||
| beraber gidelim deliiiiiiiiiiiiiiiiiii.... bende amedi çok özledim...........kaçak çayını........ |
||
|
||
| gidek walla...surlara çıkalım..güneş doğsun...bir türkü tutturalım...sewda düsssün yüreğimize...yine deli ettin beni yawwwwwwwwwwwwww |
||
|
||
| çeliğine wolkan wurmuş kılıçtır nefretim... saplanacak ölümün can ewine muzaffer kurşun gibi.... |
||
|
||
| içimde intihar eden melekleri yağmur ayinleri şaman uğultuları cin çarpmış rüzgarlarıyla bile diriltemeyen gri bir kış günü idi gittiğin |
||
|
||
| yalnızlığı kutsal bir kentte hani bir de karanlığı yırtan sokak lambaları olmasa... oysa, dünyanın en kalabalık yalnızlıklarıdır onlar aslında... |
||
|
||
| seni; kızılını cehennemden aşırmış dudaklarını dudaklarımdaki cennet taklidiyle evcilleştirmek kömür saçlarını okşayıp her telini avuçlarımın nasır çakımında aşka tutuşturmak ışık isteyen düşlerle boşalmış başımı karanlık göğsüne dayayıp ölü avcılarla dolu kalbinin vahşi ormanını dinlemek ve annesini kurtlara kaptırmış çocuklar gibi çaresizliğime ağlamak ve belki de ayaklarına kapanmak için bekledim bir rahme düşüp hayatı ümit etmeyi beklercesine bekledim bir saat on dakika o penceresiz,zift kokulu odamda geldin.. |
||