SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: H.z Muhammed (sav)nin hayatından kıssalar

Sayfa: [ 1 ]

SWORDFİSH 23.08.2007 15:55:39
Ve bir gün...

Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselâm, içinde bulunduğu mağarada MUTLAK GERÇEĞİ bulmak için çeşitli düşünsel çalışmalar yaparken; bir gün ansızın hayatının dönüm noktasını oluşturan olağanüstü olayla karşılaştı.

Karşısına âniden bir "melek" çıktı ve O'nu şiddetle “SIKTI”; sonra da;

-"IKRA' !..." ... "OKU" dedi...
Neyi...?

Hazreti Muhammed kendi beyanına göre, "oku"yamıyordu!...

"OKU"ması gereken şeyi "OKU"yamıyordu!... Çünkü, "ÜMMİ" idi!...

"ÜMMİ" ne demekti?...

Birbiri ardında yazılı olan harfleri okuyamamak mı?..
Burada, kendisinden istenilen şey, "OKU"ması idi!...Cebrail  Aleyhisselâm’ın;

 -"İKRA" !... Yani , “OKU”

 hitâbına, Hazreti Muhammed şu cevabı veriyor:

 -Mâ ene bikariyyun!..

 -OKUYABİLENLERDEN DEĞİLİM! 
Bu "okuyamama"nın anlamı yazılı her hangi bir metni eline alıp da harfleri deşifre edememek değildi!..

"Okuma-yazması olmamak" anlamında okuyamamak değildi!.."MELEK"ler, orijin yapıları itibariyle "NUR"dan varlıklardır...

"CİN"ler ise "NÂR"dan yaratılmış varlıklardır..

Yani, her iki varlık türü de, bilmekteyiz ki, maddi yapıya sahip değillerdir..

Ve her iki yapı da, bilmekteyiz ki, insanlar üzerindeki etkilerini, beyinlere yolladıkları “ışınsal impuls” larla meydana getirmektedirler...-OKU!... RABBİNİN iSMİYLE iŞARET EDİLEN MÂNÂLAR ÖZÜNDE OLARAK HALKOLDUN!... Kİ PIHTILAŞMIŞ KANDAN iNSAN MEYDANA GELMİŞTİR... OKU!... RABBİN EKREMDİR... Kİ O YÜZDEN KALEMLE BİLDİRMİŞTİR... İNSANA BİLMEDİKLERİNİ TÂLİM ETMİŞTİR...

Burada hemen akla şu soru geliyor... "KALEM" nedir?..Çağdaş tanımlama ile, evrende varolmuş ve olacak her şeyi meydana getiren "Kalem"e günümüzde bir kısım çevrelerce “KOZMİK BİLİNÇ” denilmektedir!.
bu programlama KOZMİK KALEM ile, yani MELEKİ GÜÇ tarafından beynine yazılmıştır.... Bu yazgı sonucudur ki, artık bilmediklerini bilebilir; "OKU"yamadıklarını "OKU"yabilirsin !.

Cibrîl isimli "NUR" yapılı varlığın Hazreti Muhammed Aleyhisselâm’ın beynine yolladığı "NURLAR"; ya da günümüz anlatımıyla...

Cibrîl isimli "ışınsal" varlığın, Hazreti Rasûlullah'ın beynine yolladığı ışınsal impuls, onda büyük bir "SIKIŞMA" duygusu oluşturmuş, ve bu olay sonunda beyinde açılan ek kapasite ile de "Nebilik kemâlâtı" kendisinde açığa çıkmıştır...OKU”manın bizim klâsik mânâda anladığımız şekilde “okur-yazarlıkla” bir ilgisinin olmadığı; “OKU”ma olayının ele verilmiş bir yazılı kağıt ya da kemik parçasıyla alakası bulunmadığı iyiden iyiye anlaşılmıştır...
Bugün futbolda kullanılan bir deyim vardır...

“OYUNU OKUMAK” !.

gobilibozo 01.06.2008 17:20:33
Bu konuda biricik peygamberimizin hayatından kıssaları paylaşacağız,söylediği güze sözleri,yaptıklarını vs yani bir nevi siyer sayfası olacak burası.Öncelikle dünyanın önemli düşünürlerinin peygamber efendimiz hakkında söyledikleri övgü dolu sözlerini sizinle paylaşmak istiyorum Smiley

 Tolstoy: Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır.

Gibson: Hz. Muhammed’i sevmeyenler onu yeterince tanımayanlardır.

Dostyoyevski: Büyük İslâm Peygamberi yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.

B. Smith: Büyük liderlerin hayat ve karakterleri ile yapılan eleştiriler İslâm Peygamberi için yapılamaz.

Prens Bismark: Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm Ey Muhammed. Kur’an Allah’ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir kabiliyeti bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygı ile eğilirim.

Geothe: Hiç kimse Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir.

Shebol: Hz. Muhammed insan olması itibari ile bütün insanlık onunla övünür. Biz Avrupa’lılar 2000 sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek en mesut ve en bahtiyar nesiller oluruz.

Bernard Shaw: Ben bu hayret uyandırıcı insanın hayatını inceledim. Benim görüşüme göre onu insanlığın kurtarıcısı olarak tanımamız lâzımdır.

Voltaire: Türk kardeşime diyeceğim ki; senin dinin bana çok saygı değer bir din görünüyor... senin dinin çok asil.

İlk olarak son zamanda gündeme getirildiği için onun eşleri ve dünyaya karşı olan tutumundan bahsedeceğiz..

Peygamber efendimiz ''Muhammedül emin'' lakabıyla adlandırılmış,genç ahlaklı ve güzel bir insandı,genç yaşında sadece zenginlerin mekkenin ileri gelenlerinin katıldığı hılful fudul derneğine alınmıştır,ona her kesimden öyle büyük bir güven vardı ki,kabeyi su bastığında hecerül esved taşını yerine koymak için bütün kabile reisleri kendi haklarından feragat ederek bu görevi ona verdiler...

İslam yeni geldiğinde,mekkeli müşrikler ona bu dini bırakması için karşılığında mekkenin en güzel kadınlarını,hazinelerini,ve reisliğini teklif ettiler,o ise ''Bir elime ayı bir elime güneşi verseniz ben davamdan vazgeçmem'' dedi çok genç bir yaşta idi,ve  reddeilmesi çok güç olan bu tekliflere karşı onun verdiği cevab,dünyayı elinin tersiyle itmesi oldu...

25 yaşında dünya evine girer,kendisinden 20 yaş büyük ve dul olan haz Hatice ile evlenir ve onunla evliliği 25 sene sürer,hatice yaşlanır onun hizmetlerini göremiyecek hale gelir ve ona,sen bir peygambersin hizmetini yapamadığım için çok mahçub oluyorum der ve ona evlenmesini tavsiye eder,peygamber efendimiz onu öyle seviyorduki''böyle söyleme hatice çok üzülüyorum'' diyordu ve yaşadığı müddetçe,ve ölümünden sonra geçen üç yıl süresince evlenmez..

Savaşlar sonrasında dul kalan kadınlar ve yetim çocuklar vardı,bunların ortada kalmaması için bir nevi evlilik yolu ile himaye altına alma yoluna gidildi,peki bu yardım başka yollarla yapılamazmıydı?Bütün gözlerin üzerinde olduğu bir Peygamber,bir uyarıcı ve ıslah edici,sürekli hatası aranan bir insan, bu durumda yaşlı dahi olsa hanımlar, dedikodu kaçınılmaz olurdu,bu sebeple o dönem evlilik yolu ile sahiplenilmesi uygun düşüyordu.

Eşlerinden bir Sevde(ra)vardı 53 yaşında ve çocukları olan bir hanımdı,hafza yine aynı şekilde dul bir hanımdı,ümmü seleme 65 yaşında ve 4 çocuklu bir hanımdı,ümmü habibe 55 yaşında idi,zeynep dul idi,meymune 2 çocuklu idi,şimdi size sorarım şehvet düşkünü bir insan bu standartlarda hanımlar ile evlenirmiydi?Peygamberdi ona kızını vermek istemeyecek hiç kimse yoktu,gençti ve güzeldi,neden bu özelliklerde hanımlarla evlenmiş?Objektif bir şekilde onun hayatını inceleyen biri hiç bir evliliğinde dünyevi bir amaç olmadığını görür.

Ona düşmanları ''deli'' ''cinlenmiş'' dediler fakat asla şehvet düşkünü,dolandırıcı,hırsız,yalancı vs gibi yüz kızartıcı hiç bir suç ile anmadılar...



23.08.2008 03:51:50
Peygamberimizin ihlası

İhlas, insanın dosdoğru ve müstakim olmasının adıdır. İhlaslı insanın hayatında zikzaklar yoktur. Ruhani seyri hep yukarı doğru yücedir.Onun içindir ki, onlar işe başladıkları günkü mahviyetlerini (alçak gönüllülük) zirvelere çıkardıkları zaman da koruyup muhafaza edebilmişlerdir. Ancak onlar ne kadar azdır. İnsanlık tarihinde, bu ufkun zirvesinde sadece bir insan vardır; o da Allah Resulü' dür.Nasıl olmasın ki, davasını ilk yaymaya başladığı günkü tavrıyla Mekke'yi fethettiği gün arasında mahviyet ve tevazu bakımından zerre kadar değişme göstermemiştir. Mekke sulhla alınmıştır. Münferit bir iki hadise olsa bile, bunu umuma teşmil etmek doğru değildir. İki Cihan Serveri, senelerce evvel çıkarıldığı bu mübarek yere girerken fatih bir kumandan edasıyla girmiyordu. O gün merkube binmiş ve başını o kadar eğmişti ki, mübarek başı neredeyse eğerin kaşına değecekti.
    O, Medine' de bulunduğu devre içinde de tavrını hiç değiştirmemişti. Sahabe, O içeriye girdiğinde ayağa kalkardı...Hatta O girdiğinde cenazeler dahi kabirlerinden fırlayıp, O na ihtiram etmeliydiler.O bütün bunlara fazlasıyla layıktı. Ancak kendisi, sahabenin böyle ayağa kalkmasından ciddi rahatsızlık duyar  her defasında: "Acemlerin (büyüklerine) ayağa kalktığı gibi ayağa kalkmayın der ve tekdir ederdi.

      Ayrıca sözünün eriydi. Daha sonra sahabe olma şerefine eren bir zat diyor ki: "cahiliye devrinde Allah Resulü'yle bir yerde buluşmak üzere anlaşmıştık." Fakat, diyor bu sahabe: "Ben verdiğim sözü unuttum. üç gün sonra hatırldığımda koşarak anlaştığım yere gittim...baktım ki Allah Resulü orada bekliyor. Bana ne kızdı ne de darıldı. Üç gündür seni burada bekliyorum" dedi.


Sayfa: [ 1 ]