SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik İnsanları

Konu: Kitaro

Sayfa: [ 1 ] 2

23.11.2004 17:12:43
KITARO
 
Asıl adı Masanori Takahashi olan Kitaro, Vangelis ve Yanni gibi bu müziğin en çok tanınan temsilcilerinın başındadır. Ancak, diğerlerinden farklı olarak, müziklerinde Batı formatlı ezgilerden ziyade, parçası olduğu Uzak Doğu kültürünün izleri görülür. 4 Şubat 1953’te Japonya’da dünyaya gelen Kitaro, müzikal ilgi ve becerisini kendi imkanlarıyla geliştirmiş, lise döneminde kurduğu “Albatross” adını taşıyan müzik grubuyla bu alandaki üretiminin ilk eserlerini ortaya koymuştur. Kitaro’nun hayatınını değiştiren iki önemli olay, dönemin ünlü müzisyenleri Fumio Miyashita’yla ve onunla dünya turuna çıktığında Almanya’da karşılaştığı Klaus Schulze’yle tanışması olmuştur; zira ruhsal tedavi ve meditasyon müzikleri yapan Fumio Miyashita sayesinde  müziğe bakışı değişmiş, Klaus Schulze vasıtasıyla da ileride müziğinin ana enstrümanı olarak kullanacağı “synthesizer”la tanışmıştır. Kitaro’nun dünyayı dolaşma macerası, Tayland, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerine yaptığı gezilerle devam eder. Felsefi anlamda olgunlaştığı bu dönemlerde, gezip gördüğü yerlerden aldığı etkileri müziğine yansıtmayı da iyi başarmıştır. Hayata bakışını kendi ağzından şöyle özetler, “İç huzuruma kavuşmamı sağlayan olay, doğduğum şehirden kilometrelerce uzakta ve de ona kesinlikle benzemeyen bir başka ülkede, mesela Kalküta’nın herhangi bir sokağındaki bir dilenciyle eşit olduğumu farketmemdir”. Müzikal anlamdaki bilinen ilk çalışmaları 1980’lerin başından itibaren ortaya çıkmaya başlar. Bu dönemden sonra müziğinde de olgunluk dönemine geçer. Yaptığı müziğe kesin bir etiket koymak yanlısı değildir; genel olarak “müziğinin ruhsallığı çağrıştırdığını ve önemli olan şeyin dinleyiciyi düşünme ve hissetmeye sevketmesi” olduğunu söyler. Yanni’yle benzer yönleri, her ikisinin de müzikal yazma ve okuma eğitiminden yoksun olmasıdır; nota bilgisi olmadığı için kendi tarzını kendisi yaratmıştır, notalar yerine resimler çizer. Enstrüman çalma becerisi ise Vangelis gibi çeşitlidir, birçok tuşlu, vurmalı ve üflemeli sazı çalabilme yeteneğine sahiptir. Felsefi inanışı ise Budizm ve Şinto geleneklerini temel alır.
 
 

23.11.2004 17:13:44
Albümler:

 
Ten Kai (Wergo 1021) (Victor, 1978)
reissued as Astral Voyage (Geffen, 1985)
From The Full Moon Story (Sound Design, 1979)
Oasis (Kuckuck, 1979)
Silk Road (Kuckuck, 1980)
In Person (Kuckuck, 1981)  anthology
Ki (Canyon, 1981) (Kuckuck, 1982)
Ten Jiku (Sound Design 1342-5, 1982)
Silver Cloud (Sound Design 1342-17, 1983) (Geffen, 1985)
Silk Road Suite (Kuckuck, 1983)  with London Symphony Orchestra
Tunhuang (Kuckuck, 1985)
Queen Millennia (Geffen, 1985)  soundtrack
India (Geffen, 1985)
Toward The West (Geffen, 1985)
Asia (Geffen, 1985)
Best (Kuckuck, 1986)  anthology
Tenku (Geffen, 1986)
Light Of The Spirit (Geffen, 1987)
Ten Years (Geffen, 1988)  anthology
Kojiki (Geffen, 1990)
Live In America (Geffen, 1991)
Dream (Geffen, 1992)
Heaven & Earth (Geffen, 1994)  soundtrack
Mandala (Domo, 1994)
 

23.11.2004 17:15:08
KİTARO: KENDİMİ BESTELİYORUM
"Müziğe başladığım yıllarda başkalarının bestelerini çalıyordum. Sonra kendi bestelerimi yapmaya başladım. Şimdi yaptığım ise kendimi bestelemek. Doğa benim en büyük ilham kaynağım. Güneşin doğuşu, batışı.. Zaten doğada yaşıyorum. Seyrediyor ve dinliyorum. Bazen bir kuş sesi ilham veriyor bana. Yaprakların hışırtısı bile bir beste oluveriyor. Gece, gökyüzü ve yıldızlar... Doğa, her şeyden daha fazla doğa... İnsanlardan çok ilham aldığımı söyleyemem. Beste yaparken ve eserlerimi çalarken gözlerimi sürekli kapıyorum. Ancak böylelikle kendimi hür ve başka dünyada hissediyorum. Bir de benim için kolaylık oluyor. Hata yapmamak için kapıyorum gözlerimi. Gözlerim açık olunca hata yapıyorum."

 

 

23.11.2004 17:16:20
Kitaro'nun bilinmeyen iki yönü

Çok bilinmeyen iki yönünü de soruyoruz Kitaro'ya. Bunlardan birincisi bu sanatçı ruhlu insanın bize göre kişiliği ile pek örtüşmeyen bir başka işi ve becerisi. Kitaro lisanslı bir havai fişek yapımcısı. Japonya'da geleneksel gösterilerde bir uzman olarak yapıyor bu işi. Gülerek anlatıyor: "Japonya'da 50 kişilik bir ekibim var. Çocukluğumdan kalma bir merak bu. Bambu kamışlarının içi barutla doldurularak yapılıyor bu fişekler. Çok yükseklere kadar uçarak kıvılcımlar saçıyor. Tabii bilmeyenler için tehlikeli."

Diğeri de şu: Kitaro, her yıl Fuji dağının eteklerinde geleneksel Japon davulu olan 'Wadaika'yı bütün bir dolunay gecesinde sabaha kadar çalıyor. Sesi kilometrelerce uzağa ulaşan bu dev davulları fasılasız çalarken eli kanıyor, kimi zaman bayılıyor ve ayılınca devam ediyor. "Bu yıl eylül ayında olacak dolunay gecesi" diyor. "Bu benim tabiata olan teşekkürüm olarak anlaşılmalı. Ne politik, ne ekonomik, ne de başka hiç bir anlamı yok."

 

23.11.2004 17:16:23
aa sanırım bu kitaro,  aynı zamanda aşk zamanının yönetmeni olan takashi kitano

çünkü öyle bişey duymuştum.
yanılıyor olabilirim.  ama kitaro ve kitano isimlerini kullanıyor diye anımsıyorum.
ve o da müzisyendi.
araştırmadım ama sanırım bi yerde okumuştum.. müziklerini de dinledim.
muhtemelen aynı insanlar

23.11.2004 17:17:07
Uç; çıkabildiğin kadar yükseğe uç....  

23.11.2004 17:22:58
Yok; şöle bir baktım aynı insanlar değil. Kitaro '53 doğumlu, filmle uğraşmasına dair bir bilgi yok. Biyografilerdeki fotolarda farklı...

23.11.2004 17:27:28
hadi ya bende çok heyecanlanmıştım.
çok büyük bi tesadüf o zaman. çünkü takashi kitano nun da müzik yaptığını biliyorum.
ve farklı bi isim kullanmakta imiş müzikte.

03.07.2007 11:56:19
Kitaro'yu online dinleyip, tanıyın

Towards The East

Kitaro (喜多郎 Kitarō) Kitaro takma adı daha sonradan arkadaşları tarafından Japon çizgifilm karakteri olan "Kitaro"dan esinlenerek verilmiştir.

New Age müziğin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilir. Asıl adı Masanori Takahashi olan Kitaro, Vangelis ve Yanni gibi bu müziğin en çok tanınan temsilcilerinin başındadır. Ancak, diğerlerinden farklı olarak, müziklerinde Batı formatlı ezgilerden ziyade, parçası olduğu Uzak Doğu kültürünün izleri görülür.

4 Şubat 1953’te Japonya’da dünyaya gelen Kitaro, müzikal ilgi ve becerisini kendi imkânlarıyla geliştirmiş, lise döneminde kurduğu “Albatross” adını taşıyan müzik grubuyla bu alandaki üretiminin ilk eserlerini ortaya koymuştur. Kitaro’nun hayatınını değiştiren iki önemli olay, dönemin ünlü müzisyenleri Fumio Miyashita’yla ve onunla dünya turuna çıktığında Almanya’da karşılaştığı Klaus Schulze’yle tanışması olmuştur; zira ruhsal tedavi ve meditasyon müzikleri yapan Fumio Miyashita sayesinde müziğe bakışı değişmiş, Klaus Schulze vasıtasıyla da ileride müziğinin ana enstrümanı olarak kullanacağı “synthesizer”la tanışmıştır.

Kitaro’nun dünyayı dolaşma macerası, Tayland, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerine yaptığı gezilerle devam eder. Felsefi anlamda olgunlaştığı bu dönemlerde, gezip gördüğü yerlerden aldığı etkileri müziğine yansıtmayı da iyi başarmıştır. Hayata bakışını kendi ağzından şöyle özetler, “İç huzuruma kavuşmamı sağlayan olay, doğduğum şehirden kilometrelerce uzakta ve de ona kesinlikle benzemeyen bir başka ülkede, mesela Kalküta’nın herhangi bir sokağındaki bir dilenciyle eşit olduğumu farketmemdir”.

Müzikal anlamdaki bilinen ilk çalışmaları 1980’lerin başından itibaren ortaya çıkmaya başlar. Bu dönemden sonra müziğinde de olgunluk dönemine geçer. Yaptığı müziğe kesin bir etiket koymak yanlısı değildir; genel olarak “müziğinin ruhsallığı çağrıştırdığını ve önemli olan şeyin dinleyiciyi düşünme ve hissetmeye sevketmesi” olduğunu söyler. Yanni’yle benzer yönleri, her ikisinin de müzikal yazma ve okuma eğitiminden yoksun olmasıdır; nota bilgisi olmadığı için kendi tarzını kendisi yaratmıştır, notalar yerine resimler çizer.

Enstrüman çalma becerisi ise Vangelis gibi çeşitlidir, birçok tuşlu, vurmalı ve üflemeli sazı çalabilme yeteneğine sahiptir. Felsefi inanışı ise Budizm ve Şinto geleneklerini temel alır. (wiki)

1986’ da Amerikan Geffen firmasıyla anlaşma imzalanır. Yeni plak firmasından çıkan ilk albüm Tenku’ dur. Bu albümde yaşam ve ölüm temalarını işlemeye başlar Kitaro ve 1987’ de çıkan The Light Of The Spirit albümünde tamamlar. The Light Of The Spirit özellikli bir albümdür. O zamana kadar Kitaro, Tenkai’ de iki (sitar, koto ve biva çalanlar), Tun Huang’ da ise bir müzisyenle (keman) çalışmıştır. Bunun dışında albümlerinde klavyeleri; sitar, santur, harpı; akustik-elektro ve bas gitarları; bateri, timpani ya da çeşitli Japon davullarını, çeşitli Uzakdoğu yaylılarını ve flütleri hep kendi çalar. 1987’deki albümde Grateful Dead grubundan Micky Heart (bu grup Alacakaranlık Kuşağı’nın müzikleriyle tanınır), ünlü perküsyoncu Zakir Hussein başta olmak üzere pek çok müzisyen ve ses sanatçısı ona eşlik eder. O zamana kadar alışılmış olan Kitaro albümlerinden farklı bir çalışmadır bu. Elektrogitar kullanımı vardır, kompozisyonlar daha renkli hale gelmiştir. İlk Grammy adaylığı da bu albümdeki The Field isimli parçayla gelir ama kazanamaz.

Kitaro’ nun müziği değişmektedir. Nitekim 1988’ de yayınladığı 2 CD’ lik Ten Years albümü bir toplamadır ve Kitaro’nun eski kompozisyonlarının yeni yorumlarını içerir. Kitaro adeta bir dönemin kapandığını ilan etmektedir. 4 parçada, eski grup arkadaşlarından Hiroshi Araki elektrogitarda ona eşlik eder. Zaten çarpıcı olan parçalar, bu kez daha güçlü ses bütünlükleri ve hatta zaman zaman karanlık temalar içinde yeniden seslendirilir. Caravansary daha hüzünlü ve romantik denebilecek bir havaya bürünürken, The Clouds enerjiyle dolup taşar. Mirage tam anlamıyla hüzünlüdür, Flight ise daha sert çıkışlar içermektedir. İki de yeni parçası var Kitaro’nun bu albümde, God Of Thunder ve Song For Peace. God Of Thunder, vurmalılardan oluşan bir kompozisyon. Nitekim Kitaro’nun en sevdiği enstürmanlardan olan Japon davullarıyla hazırladığı bu kompozisyonlar, konserlerinde 1981’den beri mutlaka yer alıyor. En temel çalgı olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, Kitaro 1986’ dan beri her yıl sonbaharın ilk dolunayında Fuji Dağı eteklerine dev davulu Wadaiko’ yu kuruyor ve günbatımından gündoğumuna kadar Doğa Ana’ ya bir saygı ifadesi olarak çalıyor.

Ten Years’la bir dönemi bitiren Kitaro, 1990’da en başarılı tema albümlerinden birini, Kojiki’yi çıkardı. Skywalker Orkestrası yaylılarının yer aldığı albümde yine çeşitli müzisyenler görev yaptı. Neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir Japon yaratılış efsanesi Kojiki. Kitaro bölüm başlıklarına uygun olarak yaptığı bestelerde, Dünyanın yaratılışı, yaşam ve ölüm, Güneş’in saklanması ve kandırılması, yeniden doğuş gibi temaları işledi. (İyi ki de yapmış, yoksa o gğnlerde haber bültenlerinde acıklı temalarda kimbilir hangi parçaları kullanırdık Sorrow In A World Of Darkness yerine. Sonra Secret Garden albümleri çıktı da biraz çeşitlilik geldi). J

Kitaro’nun müziği değişmektedir. Nitekim 1988’de yayınladığı 2 CD’lik Ten Years albümü bir toplamadır ve Kitaro’nun eski kompozisyonlarının yeni yorumlarını içerir. Adeta Kitaro, bir dönemin kapandığını ilan etmektedir. 4 parçada, eski grup arkadaşlarından Hiroshi Araki elektrogitarda ona eşlik eder. Zaten çarpıcı olan parçalar, bu kez daha güçlü ses bütünlükleri ve hatta zaman zaman karanlık temalar içinde yeniden seslendirilir. Caravansary daha hüzünlü ve romantik denebilecek bir havaya bürünürken, The Clouds enerjiyle dolup taşar. Mirage tam anlamıyla hüzünlüdür, Flight ise daha sert çıkışlar içermektedir. İki de yeni parçası var Kitaro’nun bu albümde, God Of Thunder ve Song For Peace. God Of Thunder, vurmalılardan oluşan bir kompozisyon. Nitekim Kitaro’nun en sevdiği enstürmanlardan olan Japon davullarıyla hazırladığı bu kompozisyonlar, konserlerinde 1981’den beri mutlaka yer alıyor. En temel çalgı olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, Kitaro 1986’dan beri her yıl sonbaharın ilk dolunayında Fuji Dağı eteklerine dev davulu Wadaiko’yu kuruyor ve günbatımından gündoğumuna kadar Doğa Ana’ya bir saygı ifadesi olarak çalıyor.

Ten Years’la bir dönemi bitiren Kitaro, 1990’da en başarılı tema albümlerinden birini, Kojiki’yi çıkardı. Skywalker Orkestrası yaylılarının yer aldığı albümde yine çeşitli müzisyenler görev yaptı. Neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir Japon yaratılış efsanesi Kojiki. Kitaro bölüm başlıklarına uygun olarak yaptığı bestelerde, Dünyanın yaratılışı, yaşam ve ölüm, Güneş’in saklanması ve kandırılması, yeniden doğuş gibi temaları işledi. (İyi ki de yapmış, yoksa haber bültenlerinde acıklı temalarda kimbilir hangi parçaları kullanırdık Sorrow In A World Of Darkness yerine). J

Bu albümdeki parçaların yorumlandığı konserler dizisinden bir kayıt, 1991’de Live In America başlığı ile çıkar. Amerikalılar son anda Japon müzisyenlere vize vermediği için dünya turunun Amerika duraklarında JVC müzisyenleriyle çalmak zorunda kalır Kitaro. Ancak sonuç yine de başarılı sayılır ve bu duraklardan birinin kayıtları yayınlanır albüm olarak. Tam da bu sırada Kitaro, Japonya’daki sosyalist hükümetin icraatlerine bir tepki olarak Amerika’da yaşamayı seçer. Colorado’da bir dağın eteklerinde Mochi House ismini verdiği evini ve stüdyosunu kurmaya başlar. Stüdyo, aynı anda 70-80 kişiyi alacak kadar geniştir ve kayıt kapasitesi de bununla orantılıdır.

1992’de daha özel bir projeye sıra gelir. Efsanevi Yes grubunun benzersiz sesi Jon Anderson’ın dört parçada vokal yaptığı, orkestraya daha fazla ağırlık verilen Dream albümü yayınlanır. Kojiki’deki karanlık ve ürperten temalar burada da devam eder. Bugüne kadar hemen her albümde birlikte çalıştıkları flüt ustası Kristin Stordhal Kanda ile de ilk çalışmasıdır bu Kitaro’nun. Daha önce Queen Millennia melodisi Dara Sedaka tarafından Angel Queen ismiyle sözlü olarak yorumlanmış, Caravansary’nin melodisi ise söz yazılarak Pages tarafından seslendirilmiştir ama Kitaro ilk elden hiç şarkı yazmamıştır. İlk kez Dream albümünde sözlü parçalar yer alır. Hepsinin sözleri Jon Anderson’a aittir; Lady Of Dreams, Island Of Life ve muhteşem Agreement. Orkestra düzenlemeleri Kojiki’den daha ayrıntılıdır Dream’de, gerçekten özel bir çalışmadır.

1993’te bir Oliver Stone filmi olan Heaven & Earth için müzikler besteler Kitaro. Filmin yönetmeniyle birlikte bir yandan sahneleri izleyip, bir yandan da parçaları şekillendirir. Dream’de orkestral düzenlemeleri yapan Randy Miller, bu filmin müziklerinde de görev yapar. Orkestra, Uzakdoğuya özgü çeşitli müzik aletleri ve synthesizer’lar harmanlanır. Bu çalışma ödülsüz kalmaz, Kitaro Altın Küre ödülüne aday gösterilir ve kazanır. Oliver Stone, Kitaro’nun olağanüstü bir yeteneği olduğunu ve O’nun tutkulu anlatımının, filmin görselliğini tamamladığını söyleyecektir bir söyleşisinde.

1994’te bu kez Mandala çıkar piyasaya. Kitaro artık Japon müziğinin kökleriyle ilgilenmektedir, Budist-Şintoist inancın öğretileri doğrultusunda anlatımını yeniden şekillendirmeye başlamıştır. Albüme adını veren Mandala ve Dance Of Sarasvati, bunun ilk habercileridir. Winds Of Youth’da ise giden gençliğin ardından duyulan hüzün ve karamsarlık vardır adeta. Bu albümde de Angus Clarke katılır Kitaro’nun ekibine. Gitar konusunda virtüözite derecesinde başarılı olan bu genç adam, sonraki albüm ve konserlerde de yer alır. Aynı biçimde ekibe katılan bir diğer üye de perküsyonist Derek Zimmerman’dır. Kitaro da yeniden gitarı eline almıştır, bazı seslendirmeleri kendisi yapar. Bir kez daha Grammy’e, bu kez en iyi albüm dalında aday olur.

Bu albümün tanıtımını yapan konser An Enchanted Evening’dir. Eski ve yeni parçalardan oluşan konser büyük başarı kazanır ve film olarak da piyasaya sürülür. Winds Of Youth’un elektrogitarlarla bezeli yeni yorumu, Dance Of Sarasvati’nin daha akıcı hale gelen sunumu ve yine güçlü bir davul kompozisyonu olan Spirit Of Taiko, bu konser albümündeki yıldızlardır. 9 müzisyen, başarılı bir performans sergiler sahnede. İlk albümündeki Fire başta olmak üzere, toplam 12 parça seslendirilir. (Ne yazık ki şimdiye kadar basılan CD ve DVD’de bunların 8 tanesi yeralıyor). Kitaro’nun çeşitli albümlerinde eşlik eden Tibetli flüt ustası Nawang Kehocg konserde de çalar Kitaro ile birlikte. Winds Of Youth’daki karşılıklı flüt düetleri görülmeye değer.

1996’da promosyon amaçlı olarak basılan bir CD hazırlanır. Noel İlahileri, Kitaro ve bir grup müzisyen tarafından yorumlanır ve Peace On Earth başlığıyla sunulur. Çocuk korosu da eşlik eder şarkılara. Albüm daha sonra piyasaya da sürülür.

1997 yılında yine çok özel bir proje vardır Kitaro’nun gündeminde: “Cirque Ingeniaux”. Kanada’nın medar-ı iftiharı Cirque du Soleil’in Amerikan versiyonudur bu sirk. Hayvanları doğası dışında davranmaya zorlayan eskimiş anlayış yerine insan yetenekleri üzerine kurulu, bedenin sınırlarını zorlayan, basit düşüncelerden yola çıkıp onları şaşılası bir güzelliğe büründüren ve bunu da özel müzikler ve sahne düzenleriyle sunan Cirque du Soleil, Cirque Ingeniaux’ya da ilham kaynağı olmuştur. Müzikler için Kitaro ve ekibine teklif götürülür. Hikâye bildiktir: Kahramanın Yolculuğu. Maria, bir trapezle uzaklara gidecek, bir terzi ile tanışıp büyülü bir dünyaya adımını atacaktır. Yeraltına da inen bu yolculukta, yeni bir insan olmayı öğrenecektir. Doğum, yaşam, ölüm ve yeniden doğuş temalarının işlendiği bir sürü efsane gibidir yani.

Sirk gösterisinin başarısı konusunda bir fikrim yok ama müzikal anlamda Kitaro’nun bambaşka ufuklara yelken açtığı ve onun en başarılı çalışmalarından biri olduğu kesin. Bu albüm, Kitaro’nun 30 yıllık solo kariyer yolculuğunda kesinlikle farklı bir öneme sahip.

Kitaro’nun Türkiye’de yayınlanan son albümü 1998 yılında çıkan Gaia Onbashira oldu. Japonya’nın eski bir festivali olan Onbashira’nın temalarına dayanan albümde, Kitaro yine kalabalık bir müzisyen kadrosuyla çalıştı. Japon müziğinden çeşitli ilahi formlarını da parçalarına kattığı bu albümünde, üzerinde yaşadığımız yerküreyi bir bütün olarak ele alan ve tek bir us olarak gören Gaia inancından izler görmek mümkün. Bu albümle birlikte Kitaro’nun Türkiye’deki yayın macerası, hiç olmazsa şimdilik bitmiş durumda. Dinleyicileri yeni albümleri, eğer bir mağaza tek tük CD ithal ederse ya da internetten alışveriş yaparsa edinebiliyor ancak.

Oysa Kitaro, 2007’de 30. yılını dolduran müzik macerasına, 2000 yılında çıkarttığı Thinking Of You ile devam etti ve o yıl En İyi New Age Albüm dalında Grammy ödülünü kazandı. Hemen ardından, yine Japon Devlet Televizyonu NHK tarafından çekilen ve eski uygarlıkları anlatan bir belgeselin müziklerini hazırlamaya girişti. Eski Mezopotamya, Mısır, Aztek ve İnka uygarlıklarını konu alan bu belgeselin müzikleri 2001’de yayınlanan Ancient ve 2002’de yayınlanan An Ancient Journey albümlerinde toplandı. Her iki albümde Ortadoğu müziğine göndermeler yaptı ama bunu bildiğimiz anlamda arabik kemanlar, zurna, darbuka kullanarak değil de, ud ya da tambura benzer sesler ve batılı formlara yaslanmakla birlikte makamsal özellikleri önplana çıkan ses dizileriyle yaptı. Hatta Ancient Journey albümünde, Mısır’daki çeşitli toplantı ve mevlidlerde aldığı şarkı kayıtlarını kullandı. Bu iki albümden Nile, Tumba Dance, Spirit Of Harp, Itonami, Dholavira, Daichi, Tabiji, Maya Magic, Inca, Towards The East, Sitara IV, The Pharaoh ve Nile (2. versiyon) güzel parçalardır, özellikle de The Pharaoh!..

Kaynak



Kitaro - Caravansary (kitaro'nun en bilindik harika parçası. (fon music grubu)

Sadece hüznü yakalayın...  Cry
Diyorlar ya hani, insanın ölmeden dinlemesi gereken bir parça diye, işte öyle bir şey...


Kitaro - Agreement


Kitaro - Symphony Of The Forest
(on nature scenes)


Kitaro - sand



Kitaro - The Silk Road


Kitaro - Howling Thunder



Matsuri - Kitaro




Kitaro-Koi
Bir aşk şarkısı, süper....


Kitaro - Orchids


Kitaro-Kokoro


Kitaro - Dance of Sarasvati

UGraSHAMAN 03.07.2007 13:01:42
çabana sağlık. güzel olmuş. inşallah devam edersin böyle çalışmalara

03.07.2007 13:47:32
En çok dinlenesi şarkılar... 

1. Silk Road
2 Caravansary
3 Earth Born
4 Japanese Drums
5 Cosmic Love
6 Straightway To Orion
7 Cloud   
8 Theme From "Silk Road"
9 Return to Russia
10 Dawn in Malaysia
11 Oasis
12 Koi
13 Dance of Sarasvati
14 Agreement
15 Matsuri
16 Eternal Spring

Kısa dinletiler

As The Wind Blows
[stream=100,50]http://www.emusic.com/samples/m3u/song/10969935/14611243.m3u[/stream]

A Passage Of Life
[stream=100,50]http://www.emusic.com/samples/m3u/song/10969935/14611244.m3u[/stream]

Dance Of Sarasvati
[stream=100,50]http://www.emusic.com/samples/m3u/song/10969935/14611245.m3u[/stream]

Contortionists
[stream=100,50]http://www.emusic.com/samples/m3u/song/10969935/14611250.m3u[/stream]

Shizuku
[stream=100,50]http://www.emusic.com/samples/m3u/song/10969935/14611255.m3u[/stream]

Videolar


"lady of dreams" by KITARO

kitaro - joy to the world

Kitaro-Sozo


Kitaro - Cosmic Love


Kitaro - Dance of Sarasvati

asitikimperia 03.07.2007 13:49:28
melaike, şarkı isimlerinin altında olsa ya dinleti'ler, daha iyi olmaz mı? Smiley

nisan 03.07.2007 13:51:53
Aaaaa ama birak da bizde ekleyelim yahu Tongue

kiya 07.07.2007 05:09:55
progressive rock'un kıyılarında gezinirken "tangerine dream" grubunun elemanlarının "sen ne bu işlerle uğraşıyon kardeşim, git de ülkenin müziğini yap" demesi üzerine kafası ayılan, ancak bu ayılmayı pek de yararlı bir biçimde kullanmayan birisidir kanımca kitaro.

ipek yolu (silk road) belgeseline yaptığı müzikle ününü duyuran kitaro, "new age" olarak adlandırılan türün de babası sayılır. bir vakitler ise ülkemizde dinlemeyeni ve sevmeyeni dövüyorlardı nerdeyse, evinde bir kitaro kasedi olmaması bile sıkıyönetim komutanlığının araştırma alanına giren bir siyasi suç kabul ediliyordu... Smiley

ne kitaro'dan ne de ne idüğü belirsiz new age'den haz alamamış birisi olarak kitaro'ya şöyle seslenmek istiyorum:

- müziğin beş para etmez, jon anderson'un sesi olmazsa!..

07.07.2007 18:12:51
New Age Müziği bu çağın kendi dinamiğini en yaratıcı biçimde açığa çıkaran müzik türü oldu. Birde Neoclassicism'den etkilenen Neoclassical müzik...

Hep bir mesaj vardır, ama gelen mesajların tek metni, burdan bize gelen mesaj şudur:

"Kendi ruhunuzu geliştirin." Bu bir şeyi kendi dışınızda aramamak anlamına gelir.


Sayfa: [ 1 ] 2