SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Ataol Behramoğlu

Sayfa: [ 1 ]

23.11.2004 16:28:09
Bellum Omnium Cantra Omnes


      
"Insan insanin
Kurdudur" diyor
Bir düsünür
Ve ekliyor:
"Bellum omnium cantra omnes"
Yani
Yatkindir savasa
Birbiriyle herkes...

Su sonuç çikar
Bu saptamadan:
Dogasi geregi
Savasçidir insan...

Dogruluk payi
Var mi bu görüste?
Yanlislik var mi?
Varsa nerde?...

Insan insanin
Kurduydu belki
Gerçek kurttan
Yokken farki...

Onu kurttan
Ayiran özellik
Akil olmali
Ve üretkenlik

Ürününü
Emeginin
Alirsan, sevinçle
Dolar yüregin

Ve hele ortak bir
Yaratiysa bu
Daha da büyür
Mutlulugu

Oturursun
Ayni sofraya
Emektas olmanin
Mutluluguyla

Simdi sormak
Gerekir yeniden
Insan insanin kurdu mu gerçekten?

Insan insanin
Kurduydu belki
Gerçekten kurttan
Yokken farki

Ama gelisen
Bir sey var onda
Sevgiye, iyiye
Dogruluga

Yaratirken
Emegiyle
Yaratir çünkü
Kendini de...

Soruyu yeniden
Ve söyle sormali:
Sevgiye, iyiye
Barisa kim karsi?

Emeginin
Hakkini alan
Ne çikar umar
Savastan?

Dünyayi ortakça
Kardesçe üreten
Ne yarar umar
Kötülükten?

Simdi degistirip
Bu kavramlari
Yeniden ve söyle
Söylemek olasi:

Emekçi insan var, baristan yana
Dünyayi kardesçe yaratan, üreten..
Ve kurtlar - savasta çikarlari...
Vurarak, kirarak, ezerek sömüren...
      

Ataol Behramoğlu  

23.11.2004 16:29:09
Bebeklerin Ulusu Yok


      
Ilk kez yurdumdan uzakta yasadim bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Baslarini tutuslari ayni
Bakarken gozlerinde ayni merak
Aglarken ayni seslerinin tonu

Bebekler, cicegi insanligimizin
Gullerin en hasi, en goncasi
Sarisin bir IsIk parcasi kimi
Kimi kapkara bir uzum tanesi

Babalar, cikarmayin onlari akildan
Analar, koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun soyletmeyin
Savastan, yikimdan soz ederse biri

Birakalim sevdayla buyusenler
Serpilip gelissinler bir fidan gibi
Senin benim hic kimsenin degil
Butun bir yeryuzunundur onlar
Butun insanligin gozbebegi

Ilk kez yurdumdan uzakta yasadim bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok,
Bebekler, cicegi insanligimizin
Ve gelecegimizin biricik umudu.
      

Ataol Behramoğlu  
 

23.11.2004 16:30:22
Bir Gün Mutlaka

      
Bu gün sevistim, yürüyüse katildim sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayi ögrenmeliyim bu
yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarim uzuyor, her yerde gümbür
gümbür bir telas
Gencim daha, dünyayi görmek istiyorum, öpüsmek ne
güzel, düsünmek ne güzel, bir gün mutlaka yenecegiz!
Bir gün mutlaka yenecegiz, ey eski zaman sarraflari! Ey kaz
kafalilar! Ey sadrazam!
Sevgilim on sekizinde bir kiz, yürüyoruz bulvarda, sandviç
yiyoruz, dünyadan konusuyoruz
Çiçekler açiyor durmadan, savaslar oluyor, her sey nasil
bitebilir bir bombayla, nasil kazanabilir o kirli adamlar
Uzun uzun düsünüyor, sularla yikiyorum yüzümü, temiz
bir gömlek giyiyorum
Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yagma
Ama yorgunum simdi, çok sigara içiyorum, sirtimda kirli
bir pardesü
Kalorifer dumanlari çikiyor göge, cebimde Vietnamca siir
kitaplari
Dünyanin öbür ucundaki dostlari düsünüyorum, öbür
ucundaki irmaklari
Bir kiz sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
Köprülerden geçiyorum, karanlik yagmurlu bir gün, yürüyorum
istasyona
Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
Insanlar, motor sesleri, sis, akip giden su
Ne yapsam...ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu
Alnimi soguk bir demire dayiyorum, o eski günler geliyor aklima
Ben de çocuktum, sevgililerim olacakti elbette
Sinema dönüslerini düsünüyorum, annemi, her sey nasil
ölebilir, nasil unutulur insan
Ey gök! senin altinda sessizce yatardim, ey piril piril
tarlalar
Ne yapsam...ne yapsam...Dekart okuyorum sonradan...
Sakallarim uzuyor, ben bu kizi seviyorum, ufak bir yürüyüs
Çankaya' ya
Bir pazar, günesli bir pazar, nasil cosuyor yüregim, nasil karisiyorum insanlara
Bir çocuk bakiyor pencereden hülyali kocaman gözlü nefis
bir çocuk
Lermontov' un çocukluk fotograflarina benzeyen kardesi
bakiyor sonra
Ben siir yaziyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,
kus sesleri geliyor kulagima
Ben mütevazi bir sairim, sevgilim, her sey coskulandiriyor
beni
Sanki aglayacak ne var bakarken bir halk adamina
Bakiyorum adamin kulaklarina, boynuna, gözlerine, kaslarina
yüzünün oynamasina
Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir aglama
Ilençliyorum bütün bireyci sairleri, hale gidiyorum portakal
almaya
Ilençliyorum o laf kalabakliklarini, kurumus yürekleri,
bireyin kurtulusunu filan
Ilençliyorum o kitap kurtlarini, bagisliyorum sonradan
Uzun kis gecelerinden sonra kim bilir nasil olur her sey
Uzun kis gecelerinden sonra, masallarda anlatilan
Durup durup bunlari düsünüyorum, bir sevinci bir hüzün
izliyor arkadan
Yüregim ipe sapa gelmez bir bahar gögü, Türkçe bir yürek
kisaca
Beklemek usandiriyor, telasli telasli bir seyler anlatiyorum
sagda solda
Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böcegi tutarak
kanatlarindan merakla
Yürürdüm eskiden baharda, o yikintilarin ve çayirlarin
oldugu alanlara
Aklima siiri gelirdi o yasli Amerikalinin, sonbahari anlatan
siiri
Çayirlar vardi o siirde, bahari animsatan ne de olsa
Böylece yeniden hazirlaniyorum bir coskuya, yeniden
sokaklara firlamaya
Kendimi atmak için bir uçurumdan baliklama
Büyük ve mavi bir sey izlenimi var bende, gördügüm
filmlerden mi ne
Bir sapka, telasli bir gök, sicak yapay bir dünya
Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssila
Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çirpida, yagmurlu o
yollar geliyor aklima
Benzin kokulari, islak direkler, babamin esmer bir somun
gibi tombul ve sicak elleri
Uyurdum. Bir de bakmissin yeni bir film sinemada, sehirde
yeni bir kiz, kahvede yeni bir garson
O üzgün ve sabahlikli dururdu balkonda...
Simdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan
yüregimi bu telas
Sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek ya da
Gelip alacaklar kitaplarimi, bu siiri, sevgilimin
fotografini duvarda
Soracaklar babanin adi ne, nerde dogdun, tesrif eder
misiniz karakola
Dünyanin öbür ucundaki dostlari düsünüyorum, öbür
ucundaki irmaklari
Bir kiz sessizce ölüyor, sessizce Vietnam' da
Aglayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
Uyaniyorum aglayarak, bir gün mutlaka yenecegiz!
Bir gün mutlaka yenecegiz, ey ithalatçilar, ihracatçilar, ey
seyhülislam!
Bir gün mutlaka yenecegiz! Bir gün mutlaka yenecegiz!
Bunu söyleyecegiz bin defa!
Sonra bin defa daha, Sonra bin defa daha, çogaltacagiz
marslarla
Ben ve sevgilim ve arkadaslar yürüyecegiz bulvarda
Yürüyecegiz yeniden yaratilmanin coskusuyla
Yürüyecegiz çogala çogala...
      

Ataol Behramoğlu  

nurcan 04.12.2004 10:16:33
Ben Mi? Evet.

Ben mi? Evet...
bir gün çıkıp gideceğim kapıları,evleri,dergileri,hüzünler bırakarak...
bir çiçek merhaba diyecek...
hoş geldin diyecek dağ...
orman gülümseyecek...
anımsayışların,bekleyişlerin,ümitlerin ya da ümitsizliklerin
hırsların,yarışların,tasaların kalktığı yerde
tam anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir...
hiç kimseye seslenmeyen,kendi kendine yeten sadece...
kendi mantığı;kendi güzelliği içinde tutarlı...
ama halkın yaşantısı girecektir oraya,çünkü yaşayan büyük
bir şeydir halk...
deniz ve ufuk girecek,karınca yuvaları,gökyüzü,kozalaklar
ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk...
yani sevişmek denizle,koşulsuz,önyargısız,hesapsız...
yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..
doğan,ölen ve yaşayan şeyleri...
doğumu,ölümü ve yaşamayı
yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak...
ben mi?evet .çıkıp gideceğim bir gün...
tasasız,gözyaşsız,geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden ilerde...
sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek
artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle…
 

nurcan 04.12.2004 10:18:01
Bu Yangın Yerinde


Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek

"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"
 

05.12.2004 15:49:24
bi yazarın ya da şairin iyiliği, doğruluğu yazdıklarındaki samimiyetindedir diye düşünüyorum.

ataol bahramoğlu: orta sonda bir söyleşisinde asistanlığını yapana kadar çok sevdiğim, söyleşi boyunca batı hayranlığı, batıcılığı karşısında şok olduğum, viskisini yudumlarken türkiye'nin griliği, batının renkliliğinden başka bişeyden bahsetmeyen, bi de bunu türkiye'deki kadın nüfusun azlığına, erkeke nüfusun çokluğuna bağlayan, yılışık insan..  

06.12.2004 18:09:14
BU DERT BENİ ADAM EDER

 

Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda

Benim annem güzel anem beni koyver

Sağ yanımda bir sızı var, sol yanımda yandım aman altıpatlar

Bu dert beni verem eder

 

Eğri  büğrü  bakar  oldum  boyunbağı  takar  oldum  şaşkın oldum

         sakar oldum

İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum

Şunca yıl karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum

Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider

 

Dama çıktım damdan düştüm kılıç kestim esrar içtim

Şahin oldum keloğlanın külahını kaptım kaçtım

Yâre ağlar güler uçtum yarı yolda yorgun düştüm

Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana deyver

 

Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda

Aman annem güzel anem beni koyver

Sağ yanımda bir sızı var, sol yanımda dağlar duman altıpatlar

Bu dert beni adam eder.

 

1963

Ataol BEHRAMOĞLU

14.01.2005 13:01:08
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuğa
Yasamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatin sonsuz taze kani

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

ATAOL BEHRAMOGLU
(1977 Kuşatmada)
 

26.08.2007 02:02:06
BİR ÜLKE NEDİR?

bir ülke nedir diye sordum
düş kuranın birine
ülke düşlerdir dedi
gerisinden bana ne

bir ülke nedir diye sordum
kırda açan çiçeğe
ülke kokumdur dedi
gerisinden bana ne

bir ülke nedir diye sordum
gökte uçan şahine
ülke avımdır dedi
gerisinden bana ne

bir ülke nedir diye sordum
yerde sürünen yılana
ülke yuvamdır dedi
gerisinden bana ne

bir ülke nedir diye sordum
cebi dolu birine
ülke paramdır dedi

gerisinden bana ne

bir ülke nedir diye sordum
cebi delik birine
şöyle bir süzdü beni
dedi ki git işine



27.08.2007 03:28:10
dostları özlemle kucaklamayı unutma
çocuk sevmeyi, çiçek koklamayı unutma
en zorlu anındayken bile kavganın
gökyüzüne bakmayı unutma

deliçocuk 27.08.2007 03:34:42
gök yüzü parçalanmış
dışarıda ihanet warmış
sürtme lan zeyrin çekirdeğini yere..
aşk başkasının koynunda zewke dalmış..


Leydi Tavuskuşu 08.03.2008 11:09:05
Bu sabah mutluluğa aç pencereni
bi güzel arın dünki kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
çocuğum uzat ellerini...

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
duy böyle  koşturan sevinci
dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi
şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
baharın gençliğiin ve aşkın
Türküsünü söyleyelim bir ağızdan..




11.03.2008 13:11:21
Toprağa Düşen

Ona 'Haydi
Savaşa' dediler
Başkaca birşey
Söylemediler

Aldılar köyünden
Davulla zurnayla
Geride üç çocuk
Bir eş ve bir ana

Eline bir silah
Tutuşturdular
Ve karşılaştı
Düşman ordular

Vurulup düştü
İlk çatışmada
Göğsünde bir oyuk
Üç delik alnında

'Ey bu topraklar için
Toprağa düşen'
Bir karış toprağın
Var mıydı yaşarken?
 

11.03.2008 14:18:46
ÇIĞLIK

Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü
Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü

Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

Kederli yağmur, usulca düşen akşama
Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama...

 ATAOL BEHRAMOĞLU



Sayfa: [ 1 ]