|
||
| KIMSE KIMSEYI KANDIRMASIN.KARDESLIK YALANLARIDA DÖKMEYIN.MUSTAFA KEMAL KALLESLIK YAPTI. Atatürk, gercekte Atatürkiye'yi irkcilara, rantcilara, hirsizlara, cetelere, savas gruhuna armagan etmis. Ye kürküm ye! |
||
|
||
| kitleri kurup bir yandan liberal ekonomi ye kürküm ye olayına delildir | ||
|
||
Atatürk a'ydı ya da b'ydi nedir ki! Adam öleli bilmem kaç yıl olmuş hala bunun niye derdindeler anlamıyorum. Batırdığı birşeyler varsa artık bunu çıkarmayı konuşsak; çözüm basamağına geçemedik mi hala?...
|
||
|
||
| Egerki sen bir gazetede veya Televizyonda adamin batirdiklarini cikaralim deme özgurlugu bulabildigin zaman cikaralim! yoksa biz cikmamak sartiyla iceri gireriz
|
||
|
||
| Mustafa Kemal neden kalleşlik yaptı ? Ulus devlet fikri o dönemin moda anlayışlarından biri. osmanlının sadece adı osmanlı. yoksa yönetimde hakim olan millet türkler. zaten böyle olmasaydı araplar, yunanlılar, arnavutlar, sırplar,.. imparatorluktan ayrılırlar mıydı. eğer o dönemde kürtler sistemden ayrılmadı ise bu osmanlının politikalarından değil kürtlerin millet bilincinden yoksun olmaları ve güçlerinin olmamasıdır. ... ben devlet geleneğinde de atatürkle başlayan yeni bir dönemin başladığına inanmıyorum. bu tanzimattan beri süregelen bir sürecin devamıdır. şu noktada haklı olabilirsin: hanedansa yine benzer bir hanedan. dalkavuklarsa yine aynı. teba da ise zaten bir değişiklik yok. buna yapılan devrimi korumak için yeraltı güçleri ile işbirliği, adaleti yönlendirme gibi etkileri de eklersek senin bahsettiğin " irkcilar, rantcilar, hirsizlar, ceteler" gibi mekanizmaların güçlenmesi ve üremesi kaçınılmaz olur. ... ben oldum olası her türlü devrime karşıyım. isterse bu atatürkün yaptığı türden bile olsa. halk kendi talepleri doğrultusunda ilerlemelidir. halkı aptal ve kendini yaratmayacak kadar aciz görenler devrimleri yapmakta kendilerine hak görürler. ama tarih hep gösterdi ki halka rağmen devrimler hep başarızlığa mahkumdur. |
||
|
||
Alıntı Ulus devlet fikri o dönemin moda anlayışlarından biri. osmanlının sadece adı osmanlı. yoksa yönetimde hakim olan millet türkler. zaten böyle olmasaydı araplar, yunanlılar, arnavutlar, sırplar,.. imparatorluktan ayrılırlar mıydı. eğer o dönemde kürtler sistemden ayrılmadı ise bu osmanlının politikalarından değil kürtlerin millet bilincinden yoksun olmaları ve güçlerinin olmamasıdır. Onceleri Osmanli catisi altinda, daha sonra ise yine Osmanli'nin kalintisi uzerinden yeni Cumhuriyet adiyla; ve, Turk, Kurt asli unsurlarinin yer aldigi, Cerkez, Laz halklarinin da katildigi; ortakligi daha cok dine ve birlikte yasama dayandirilan bir yeniden yapilanma dusunulmektedir. Bu olusum icine cekilmek istenen Kurtler bu nedenle elbette politikanin temel hedefidir. Ama "kardeslik" soylemini salt politik cikar ile temellendirmek elbette yetersizdir. Bolge halklarinin birbiriyle kurdugu dogal iliskiler de bu turden birlikte yasam projelerini bir anlamda zorlamakta, zorunlu kilmakta idi. Bir: Kurtler ve Turkler, bu cografyanin (soz konusu olan yer Osmanli topraklaridir) butununde, birbirinden kesin cizgilerle ayirmanin mumkun olamayacagi bir toplumsal kaynasmayi yasamislardir. Osmanli ust kimligi altinda iki halkin birlikte yasami projesi, Mustafa Kemal'den daha once Mudafaai Hukuk derneklerinin ilk kararlarinda yer alir: "1- Vilayat-i sarkiyyede Turk ve Kurdun hukuk-i tarihiyye ve irkiyesi Osmanlilik milliyeti altinda muctemi' ve her iki irkin telif-i menafii -biri digerinin hakkina tecavuz etmeksizin de- kabil oldugu." (5. Aralik 1918. (Diyarbakir Tarihi, Sevket Beysanoglu, Diyarbakir Buyuksehir Belediyesi Yayini, M. Kemal de surdurur ayni dusunceyi: Ayri bir sinir cizmeye kalkisilmamalidir yani bolunme olmamalidir. Zaten kesin sinirlari belirlemek 'olanaksizdir' diye dusunulur: "Soz gelisi, Erzurum'a kadar giden, Erzincan'a Sivas'a kadar giden, Harput'a kadar giden bir sinir aramak gerekir. Ve hatta Konya collerindeki Kurt asiretlerini de gozden uzak tutmamak gerekir. Dolayisiyla baslibasina bir Kurtluk dusunmektense, bizim Anayasa geregince zaten bir tur yerel ozerklikler olusacaktir." Amasya Protokolu'nde iki asli unsurun adi verilerek cografya tanimlanir: "Bildirgenin 1. Maddesinde Osmanli devletinin dusunulen ve kabul edilen sinirlari, Turk ve Kurtler'in oturduklari yerleri kapsadigi ve Kurtler'in Osmanli toplulugundan ayrilmasinin olanaksizligi belirtildikten sonra, bu sinirin en az bir istek olmak uzere elde edilmesinin saglanmasi geregi ortaklasa kabul edildi." (Ataturk'un Kurtulus Savasi Yazismalari, Mustafa Onar, Kultur Bakanligi Yayinlari, 1995, Cilt: 1, Sayfa: 268, Belge no: 348) 11 Eylul 1919 gunu yayinlanan Sivas Kongresi Bildirgesi'nin 1. Maddesi de Amasya Protokolu'nun tanimlarini kabul edip temel alarak kurgulanir: "Bu parcalarda yasayan butun Muslumanlar; birbirlerine karsi, karsilikli saygi ve ozveri duygulariyla dolu, etnik ve sosyal haklariyla, bulunduklari yore kosullarina butunuyle bagli oz kardestirler." Bu dusunce degisik zamanlarda propagandanin temelini olusturdu: "Milli sinirlar olarak cizdigimiz daire icerisinde yasayan ve degisik Musluman unsurlar, birbirlerine karsi irksal, yerel ve hukuksal butun haklarina saygili oz kardeslerdir. Bu nedenle, onlarin isteginin disinda bir sey yapmayi biz de arzu etmeyiz. Bizce kesin olarak acik olan bir sey varsa, o da milli sinirlar icinde Kurt, Laz, Cerkez ve diger butun Musluman unsurlarin cikarlari ortaktir. Beraber yasamaya karar vermislerdir." (Gizli Oturumlarda Ataturk'un Konusmalari, Sadi Borak, Cagdas Yayinlari, Istanbul, 1977, Sayfa: 109) Iki: Millet Meclisi, Kurtlerin ve Turklerin yetkili vekillerinden olusacaktir. Nitekim 1921 anayasasina gore belirlenmis olan ilk Meclis'te, Kurt milletvekilleri zaten Kurdistan Mebusu sifatiyla yer alirlar: Ornegin Mustafa Kemal, 1 Mayis 1920'de Buyuk Millet Meclisi'nde soyle konusur: "Yuce Meclisinizi olusturan sahsiyetler yalniz Turk degildir, yalniz Cerkez degildir, yalniz Kurt degildir, yalniz Laz degildir. Hepsinin karisimi Musluman icten bir topluluktur... Kerkuk'un kuzeyinde Turk oldugu gibi Kurt de vardir... Bu nedenle, koruma ve savunmasina calistigimiz millet sadece bir ogeden ibaret degildir. Degisik Musluman ogeden (unsurdan) olusmustur.. Bu toplulugu olusturan her bir Musluman oge, bizim kardesimiz ve cikarlari tamamiyle musterek olan vatandasimizdir ve yine kabul ettigimiz asaslarin ilk satirlarinda bu degisik Musluman ogeler ki; vatandastirlar, birbirlerine karsi saygi duyarlar ve biri digerinin her turlu hukukuna (hakkina), irki, ictimai ve cografi haklarina daima saygili oldugunu tekrar vurguladik ve cumlemiz bugun ictenlikle kabul ettik..." Uc: Kurtler, cogunluk olduklari illerde kendilerini ozerk olarak yoneteceklerdir. 1921 Anayasasi boylesi bir olanaga sahiptir. (Bu onerme, gunumuzde de sorunu cozme yetenegi acisindan buyuk oneme sahiptir. Yerel yonetimler ana temasiyla ilerde ayrintida incelenecektir.) Dort M. Kemal, "Turkiye topraklarinda" Kurt halkinin varligini kabul ederken, daha da otesi, onlarin yasadigi yerin adi olarak da Kurdistan adini kullaniyordu. Kurtlerin yasadigi yerin adi Kurdistan idi. Ornegin 9. Ordu Birlikleri Mufettisi iken, 29 Mayis 1919 gunu Havza'dan Genelkurmay Baskanligi'na cektigi telgraf: "Son gunlerde edindigim bazi bilgilere gore, Kurdistan bolgesiyle de ilgilenmek gerekiyor" diye baslar. Kurdistan bolgesi olarak tanimlanan yerde belirlenen sehir isimlerinin basinda Diyaribekr gelir. Bu ismin gectigi binlerce belgeden biri de, 24 Eylul 1919 gunu Sivas'tan, Amerika Birlesik Devletleri Inceleme Kurulu Baskani General Harbord'a gonderilen M. Kemal imzali ayrintili rapordur.) Onceden belgeledigim gibi, 1919-23 arasi donemde, Turkiye'nin halki soz konusu olunca, "Kurtler de ifade edilmelidir" ongorusu vardir. Kurtler, devletin ve ulkenin tanimi icinde "ifade edilmedikleri zaman, bundan kendilerine ait sorun cikarmalari daima beklenir." Bu nedenle, soz konusu donem icinde bu cografyada yasayan halklar, "Musluman halklar", "Anadolu halki", "Turkiye halki" gibi nisbi olarak ortakligi ifade edebilecek adlarla sunulmaktaydi. (Daha sonra 'nation' sozcugunun karsiligi olarak kullanilan 'millet' sozcugu, dinsel ortakligin devam ettigini gostermeye hizmet eden bir hiledir. Arapca 'millet' sozcugu bati dillerindeki nation (Turkce'de 'ulus') sozcugunun karsiligi degil, din kardesligini anlatan, din birligini anlatan bir sozcuktur.) Bes: Bu iki halk, cikarlarini ve geleceklerini birlestirmislerdir. Ve bu nedenle, Mustafa Kemal'in, Edirne'deki 12. Kolordu Komutani Mehmet Selahattin Bey'e gonderdigi mesajda da soyledigi gibi: "Ezici cogunlugu Turk ve Kurt olan bu illerden bir karis bile verilemez..." |
||
|
||
| peki m.kemal bu fikirlerden ne zaman döndü. yani günümüzdeki ulus devlet yapısı kim tarafından ve nasıl atıldı ? |
||
|
||
| ulusculuk devletcilik zaten atatürkün fikriydi ama zannımca bu fikirleri tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullandı şöle düşünürsek ulusculuk yaparak halkın sempatisini devletcilik yaparak siyasetcilerin sempatisini kazandı bunu iyi bir şekilde kullandı ama toplumda bu fikirlerin şimdiki yeri ne | ||
|
||
| ulusçuluğu o icat etmiş gibi konuşuyorsunuz, o dönemde dünya onla çalkalanmıyordu zaten ![]() herkes gibi etkilenmiş işte, zaten ulusçulğu yok sayarak bir devlet kurmak pek mümkün olmasa gerek o sıra bu bölgede |
||
|
||
| ne alakası var yahu bu bölge diyip kestirip atmak varmı bu bölgede kürtler lazlar çerkezler cecenler boşnaklar pomaklar zartlar zurtlar var aslolan onları biraraya getirip bir devlet kurma takdişre şayan tek yön burası ama kalkıpda ne mutlu türkim diyene diyerek kaç toplumun öfkesini çektiğini sen düşün atatürk şövenistin en önde gideni durumunda şu anda ve bunca milleti bir araya getirip dini kullanması sonra kalkıp o dine karşı yaptığı laiklik propagandası bu çelkişkilere ne diyeceksin | ||
|
||
| evet bende yukardaki görüşlere katılıyorum. konjonktür ve gereklilikler icabı bu konular o dönemde bu şekilde işlenmiş olabilir. ama tarihi durdurmak mümkün değil. toplumları da. bence günümüz faşist düşünceleri atatürkün arkasına gizlenerek amaçlarını gerçekleştiriyor olabilirler. |
||
|
||
| zaten sorun bu yapılan her siyasi eylemin ardında atatürke sığınmak ve atatürkü kendilerine siper etmek örnek bugün chp atatürk bizim malımızdır diye ortalarda dolanıp duruyor ve her siyasi çıkmazda biz atatürkün eviyiz biz atatürkün partisiyi diyip çığırtkanlık yapiyor | ||
|
||
| ben de diyorum ki o zaman, o dediğin halkları bir araya getirip uluslarının bağımsızlığını unutturacak bir devlet kurmak zordu-belki de olamazdı. zaten savaştan çıkmışsın falan. e yöneten tayfa türk, kuran adam da türk olunca gidir kürt devleti kurmasını beklemezsin.. ne mutlu türküm diyene lafında da o derece art niyet- diğerlerinin asimilasyonu, yok edilmesi vs! .. aramıyorum olsa olsa dediğin gibi devletin devamı için 'türkiye'devletinionların gözünde de meşrulaştırmak istemiş diye düşünüyorum dini kullanmış olabilir. tam da kullanılmaya müsait bir araç bence. asıl fikri laiklik ise istediği düzeni kurduktan sonra bunu açıklıyor da olabilir. bunu önce söyleseydi daha çok bölünmeye sebep olacaktı tabi ki. doğrudur yanlıştır size göre, etik davranış değildir. vesaire, ama şaşılacak bir şey yokki bunda. her an herkesin yaptığı şey. |
||
|
||
| Bu konudaki eziklik ve kininizi bu biçimde kusmanız beni sadece sevindiriyor .. | ||
|
||
| her an herkesin yaptığı şey etiğe nasıl sığar sorarım sana eylül herkez ahlaksızlık çukurunda o zaman ve atatürkde bunun öncüsü konumunda herkez dini kullanacka sonra kalkacak antidini savunacka nasıl bir şeydir bu atatürk kendi el yazmalarıyal kendini ele verir nasıl diye soracak olursan dinleri sistemler yaratmıştır eski mısırıda buna örnek göstermiştir eski mısırda 3 milyon tane tanrı vardı ve bok böceğinin bile tanrı olduğuna inanılırdı bu olaya müdahale akheneton dönemind egelir ve akheneton tanrı sayısını 3 indirir sonraki dönemlerde tanrı sayısı bire indirilir ve tek tanrılı sisteme geciş yaşanır zaten bakheneton için peygamber yaftaları vurulmaktadır atatürk bunu örnek gösterip dünyada sadece fransada olan laiklik bokunu başımıza sarar din ve devlet iç içe olamaz din bir siyaset şeklidir ve hep öylede kalır her din misyoneri siyasetcidir bugün ülkelerdeki siyasi partilere bakın hiristiyan demokrat hirsitiyan liberal felan filan adı altında binlerce parti vardir sen kalkıp dinle siyaseti birbirinden ayırırsan bugün kaos ortamına yataklık etmiş olursun |
||