SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sanat Çalışmalarımız

Konu: tatile giden şiir yürekli privateye...

Sayfa: [ 1 ]

ANKA21 20.08.2007 23:48:27
Bütün yıldızları topladık bu gece
Karanlığı gözlerimizin ışıltısıyla tutuşturmak için
Bir ateş yaktık
Sevdaların en kızıl olanından
Alevi göğü sardı
Kıvılcımlarını düşürerek yükseliyor uçurtmamız!
Ve ateş böcekleri üşüşmeye başladı bile
Bu görkemli şölenin ahengine katılmak için
Hadi söyle esmer yüzlü kız!
Düştümü bir parçası
Gözlerinin menevişinde gizlediğin o hüzünlü çocuk gülüşüne?
Balıkçıların ağları takılmış
Yakamozlar çekiyorlar gözlerinden.
Ama bu hangi gücün yansımasıdır böyle
                                                    Yüzünde dağılan?
Gülüşün öylesine esrik ve mağrur
Hadi söyle gözleri yosun kokan kız!
Soluğun hangi yürekleri ateşledi
İğde ağaçlarının sardığı o sıcak yaz gecelerinde?
Kaç karanfil susadı,
Bir damla suyu okyanusa dönüştüren dudaklarında?
Ve hangi yaşamın onurlu elleri
Yurdumda sürgün veren
Bu narçiçeklerini suladı?
Sesimde koca bir çığlık
Ve havalanan martıların kanat çırpışları…
Sesim, öfkeyle yükselen dalgaların
Çalkantılı sesine karışıyor
Ama bu ses ne kadar tanıdık
Sen söyle, gülüşü berrak akan kız!
Bu hangi ananın çığlığıdır böyle
Akşam sefasını  ağlatan
Hadi gel!
Güneş doğduğunda beraber çıkalım bozkırlara
Ateş kırmızısından yaptığımız uçurtmayı
Yıldızlardan önce salmak için…
-ki mavi kızılla buluştuğu zaman sınırsızlaşır-
Alnımızı ikindi güneşinin yüzüne vurup
Papatya kokusu taşıyan bir alizenin peşine takılalım
Ki, nar çiçeği rengindedir aşk biraz
Yaşamak kadar anlamlı ve kavga kadar kaçınılmaz!
Biz olmazsak  hangi ışıltı aydınlatabilir
Bu yeryüzü karanlığını?
Sevda kızılı yüreklerimiz olmazsa
Güneş hangi sabaha vurur şavkını?
Ki aşklarda ölür
Geceye düşürdüğümüz bu ateş parçacıkları olmasa
Mavi düşlere saldığımız uçurtma
Koparıp götürüyor
Ebem kuşağının esmer yürekli çocuklarını
Neşeli bir hüzün sarıyor şimdi mimiklerimi
Ve yaşam
Işıltılı bir okyanusa dönüşüyor
Yüzeyi yakamozlar olan gözlerin
Suyun deltasını tutuşturuyor usulca
Hadi söyle!
Hangi yıldız düştü
Yangını gözlerine?
Bir yayla bulutu ağarıyor üzerimize
Irmaklar boyu akıtıp yağmurlarını
Sessizce çekilip gidiyor
Bu pınarlar durulmazmı hiç?
Nicedir böyle coşkun ve öylesine mağrur akıyor
Nicedir böyle ağlaşır durur
                      Üzerindeki nilüferler
Bütün bir yaşam
Geleceği taşıyan ellerinin terli coğrafyasında şimdi
Hani bir cemrenin toprağa düşüşü gibi
Toprağın o zarif tenine uzanışın
Dudaklarının arasına giren nisan güneşini alıp
Usulca öpüyorsun doğayı
Ve bütün bir yaşamı
Kaç mevsim sardı dalları erik ağacının
Bu pembe beyaz açan tomurcukları?
Sen söyle, gülüşü nergiz kokan kız!
Kaç baharlar öldü bu mevsim?
Ve hangi dalda açtı
Kuşatılmışlığın hükmünü parçalayan beton gülleri
Hadi söyle!
Gözlerin hangi baharı güzelledi?...
Kapattığında taçlarını usul usul…
Ki gözlerin,
Sonsuzluğun o sınırsız uzantısında salınan
Ateşten bir uçurtmadır şimdi
Kıvılcımlar çakıyorsun ardı-sıra
Düşlerim futursuz
        Koşuyorum
Koşuyor tüm insanlık
Yaşamı gözlerinde yakalamak için
Yükseliyor uçurmamız şmdi daha yükseğe…






DİLERİM EN KISA ZAMANDA DÖNERSİN...


Sayfa: [ 1 ]