SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Ben yaratıcıyım!

Sayfa: [ 1 ]

23.11.2004 09:29:03
ben yaratıcıyım!...

Ey Okur!

Eğer bu yayın organını satın almış ya da eline geçirmişsen, sayfalarını karıştırırken bu satırlara gözünün takılma ihtimali var demektir. İşte o ihtimal gerçekleşir de, bu yazıyı okumaya başlarsan, bu satırlarının yazarının sana söyleyecek sözleri olduğunu ama bu sözlerin sende de varolan benzer kaygıların bir ifadesi olmaktan ve bir yayın organında derli toplu ifade edilip basılmış olmaktan başka bir değer taşımadığını göreceksin. Bunu peşinen bil ve öyle oku bu yazıyı.

Çünkü bu, satırların yazarı  ben yaratıcıyım demekten korkmuyor. Yaratıcılığın ne kimsenin önüne dikilen bir engel olabileceğini ne de birilerini rahatsız edebileceğini düşünmek istemiyor. Çünkü o, yaratıcılığın kimsenin tekelinde olmadığını, bilim adamı, aydın, sanatçı, şair, vs. bir kimliğe sahip olmasa da yaratıcı olabileceğini biliyor. Çünkü o, "ben yaratıcıyım" demenin ben şahaneyim demekle aynı şey olmadığını, tersine kendi yaratıcılığına olan özgüveni ifade ettiğini ve bunun  "ben yaratıcıyım, çünkü sen de yaratıcısın" anlamına geldiğini düşünüyor. Kendindeki yaratıcı enerjiyi hisseden her insanın bir süre sonra ya "made in yaratıcı" patenti alarak "toplumsal yaratıcılık" kurumlarınca onaylanmak (seçkinler katında yerini almak) ya da kendi yaratıcı potansiyelini inkar edip bu işi "erbablarına" bırakarak toplumsal işbölümü içinde kendisine layık görülen (memur, işçi, erkek, kadın, anne, esnaf, tacir, vs. gibi) "yaratıcı olmayan" kimliklerden birine razı olmak, seçimiyle karşı karşıya kalacağını, ama hiçbir zaman  bu ikisinden birini seçmek zorunda olmadığını, bu ikisinden birini seçmenin aslında aynı şeyi seçmek demek olduğunu düşünüyor. Çünkü diyor, kendi yaratıcılığından vazgeçmiş birinin bir başka yaratıcıya duyduğu hayranlığın ve ona verdiği değerin ne anlamı olabilir?  Bir yaratıcının yaratıcılığını iyi anlayabilmek için, onun yaratımını kendi içinde yeniden ortaya koyabilecek, başka yaratıcılara ihtiyaç vardır. Benim doğrularımı ve yaratıcılığımı ancak başka yaratıcılar anlayabilir, kullar değil. Kullar yaratıcıyı yüceltir ve alkışlarlar, ama onların değersiz yargıları ve anlamadan koparttıkları alkışları, yaratıcıya kıvanç değil tiksinti verebilir. Nietzsche’nin dediği gibi; "yoldaşlar ister yaratıcı ve hasat arkadaşları..."

Ben yaratıcıyım, çünkü: Binlerce yıldan beridir birilerinin; benim, senin, onun yaratıcılığını söndürmeye çalıştığını, biricik varoluş nedenimizi elimizden alıp bizleri kullaştırmaya çalıştığının farkındayım. Hep aynı oyun oynanıyor.

Önce benim yaratıcı çabalarım, faaliyetlerim görmezden geliniyor. Eğer bıkmaz da yaratmaya devam edersem, dudak büküp küçümsemeye başlıyorlar. Ben gerçekten kararlı isem ve buna da pabuç bırakmıyorsam bu kez doğrudan hücuma geçiyor ve yerden yere vuruyorlar beni. Tabii bu arada istemeden kaale almış oluyorlar. Dikkatler üstüme çekilmiş oluyor.Ben yine de yılmadan yaratmaya devam ediyorsam, üstüme yönelmiş dikkatleri etkileme şansım oluyor. Bu defa beni yıldıramayacaklarını anlamaya başlıyor ve geleneksel uysal-kul davranışları göstermediğimi fark ediyorlar. Bu durumda yapılacak tek bir şey kalıyor; bana sahip çıkıp beni aralarına almak ve çabucak ‘öteki’ kullardan  soyutlamak.

Çünkü böylesi bir konumda olmak ve aralarına kabul edilmemek en büyük tehlikedir onların geleceği için. Bana bakıp öteki kullar da kendilerini yaratıcı ‘sanmaya’ başlayabilirler. Düşünebiliyor musunuz?   Herkesin yaratıcı olduğu bir dünyada tanrıların ne önemi kalır? Çarçabuk bir törenle "made in yaratıcı" yaftası boynuma asılır, gözlerim kamaştırılmaya çalışılır. Artık boynumdaki yaftamla gerine gerine dolaşabilirim kullar dünyasında. Çünkü bu dünyanın tanrılarından biriyimdir ve hem benim yaratıcılığım hem de düzen kurtulmuştur. Yani ne şiş yanmıştır ne kebap. Ya sen, o, ötekiler ne olmuştur, ne olacaktır? Benimle onların dünyası ayrıdır artık ve eğer yanıma gelmek isterlerse aynı çileli yollardan geçmek zorundadırlar. Ve kendi yaratıcılıklarını kurtarmak istiyorlarsa, sistemi de kurtarmak zorundadırlar.

Ey okur!

"Ben yaratıcıyım"  diyen bu satırların yazarı, senin de aynı sözleri söylemeni istiyor. O bunu söylerken, asla "ben yaratıcıyım çünkü başkaları yaratıcı değil" demek istemiyor. O sadece kendindeki yaratıcı potansiyele sahip çıkıyor ve başkalarının yaratıcılıklarını yargılama hakkını kendinde görmüyor. Senin yaratıcı olman ve bunu ortaya koyman onu mutlu edecektir. "İşte kendini ve yaratıcılığı savunan bir yoldaş" diye düşünecektir. Bu yüzden onun yaratıcı olması da seni rahatsız etmesin. Şunu unutma ki, siz asla rakip değilsiniz. Yaratının tanıdığı tek rekabet duygusu, kişinin kendisiyle olan rekabetidir. Seni başkalarıyla yarıştırmak isteyenler daima olacaktır, ama sen bu tür kategorilendirmelere yüz verme. Sen kendini bilirsin, başkalarının  övgüleri de yergileri de hiçbir zaman tek başına ölçü değildir. Sen yarattın mı onun hazzını zaten duyacaksındır. Dostlarının eleştirilerini mutlaka dinle ama yine de doğru bildiğini yap. Çünkü ne yapman gerektiğini, asla başkası söyleyemez sana. Onu ancak sen bulursun.

Bu sana bir çağrıdır. Ey okur!

Kendindeki yaratıcılığa sahip çıkmak istiyorsan, seni yaratımdan yoksun bırakmak isteyenleri bir an bile unutma, onlarla mücadele et, uzlaşma. Senin yaratıcılığını onlara kabul ettirme kaygısı  gütme sakın. Onlar zaten kabul edeceklerdir. Eğer onlara bunu kabul ettirmeye çalışırsan, onların senin üstündeki "tanrı" konumunu kabul etmiş olursun. Ve bir gün boynuna "made in yaratıcı" yaftası asarak seni taltif etmeye kalktıklarında, onları reddetme cesaretini kendinde bulamayabilirsin. Bu yüzden tanrı olma, yaratıcı ol! Kul olma insan ol! İnsan ol ki, hayata tanrılar katından değil, ölümlüler arasından bak!  Seni besleyecek olan hayattır. Ve hayatın içinden al ki, hayata verebilesin yani yaratabilesin. Boynuna asmak isteyecekleri "made in yaratıcı" yaftasını yere fırlat! Fırlat ki onların boyunlarındaki yaftalar da sarsılsın, değersizleşsin! Yaftasız yaratıcı ol! Ki insanın ne kadar yaratıcı olabileceğini dost-düşman görsün.Unutma ki insan yaratımla bütünleştikçe, tanrılar değersizleşecek ama insanlar yücelecektir. Yaratımlarla örülmüş yaşamlar, estetiği"sanat" gibi sınırlı ve kapalı kutulardan çıkarıp hayatın tüm yüzeylerine yayacaktır.

Haydi öyleyse!

Yaratıcılığına sahip çık!

Yaşamını yaratıcı kıl, yaşamına sahip çık!

Seni bana, beni diğerine yabancılaştıracak olan rüşvetleri kabul etme!

Yaratıcılığını kurtar, sistemi kurtarma!

(Biz İmlasız Dergisinden Aldık.. Onlarda Ateş Hırsızı dergisinden almış)
 

23.11.2004 11:52:59
Alıntı
Yaratımlarla örülmüş yaşamlar, estetiği"sanat" gibi sınırlı ve kapalı kutulardan çıkarıp hayatın tüm yüzeylerine yayacaktır.
 
Bu cümleye şehit düşmeyeni hayatından asacaksın.Herşeyi çürütür,eskitir,hayatın yoğunluğunu çözüp insanı kendinden eksiltirler çünkü. Wink  

ulgnil 11.06.2008 00:29:50
evet ben de bir yaratıcıyım.ve de sahip çıkıyorum yaratıcılığıma
ama öyle anlar geliyor ki içimdeki bu yaratıcı güç beni günlük hayatımı aksatır durumlara sokuyor.zamansızlıktan mekansızlıktan ve günlük koşuşturma hayhuyundan yaratamadığım zamanlarda mutsuzlaştırıyor beni,acizleştiriyor.
içimdeki tanrı birden yerlerde sürünmeye başlıyor.
ama yarattığım anda da değmesinler keyfime,kendi inşam gökdelenimde günbatımını izliyorum elimde kadehimle
ve diyorum
eyyy içimdeki yaratan
yarattın beni yeniden
ve işte ben o yaratınla
artık bir tanrıyım 

-459.4 11.06.2008 00:31:29
Yaratıcılığını serbest bırakabilecek kimseyi yarattığımı hatırlamıyorum.

-459.4 11.06.2008 00:35:21
Mesajından anlaşılacağı üzere.

negra 11.06.2008 00:38:51
ulgnil sen kuluna kul olmuşsun,ne yapcan şimdi bak sana bi önerim kadehe biraz da saf etil alkol dök,belki işe yarar Wink

son tango 11.06.2008 02:19:46
Çünkü yaratmadın  : )

allah n harfinden razı olsun valla..

ulgnil 11.06.2008 08:58:33
sadece benim yazdığıma odaklanacağınıza yukarıdaki yazıyı bir adam gibi okusanıza Smiley
herkesin içinde bir yaratıcı güç mutlaka vardır.kimi insan ne yapar ne eder onu bir şekilde ortaya çıkarır.ve ortaya çıktığında da bir şey yaratmış olmak onu-sadece kendince-tanrı yapar.bir anda farklı gözükür evren gözüne,içini garip bir coşku sarar.ve gerçek yüce mutluluğu o anda yaşar insan.

ama yazıda da kasdetmeye çalıştığı gibi insan pek   sahip çıkmaz içindeki bu yaratıcı kimliğe.sanki ben yaratıcıyım dediği anda ukalalaşacağını ve bu sözüyle diğer insanları küçük göreceğini düşünür.aslında hiç de öyle değildir çünkü yaratıcılık farklı farklı şekilleriyle aslında her insana bahşedilmiştir.kimi dediğim gibi dinler iç sesini gider yaratısıının peşinden,fırsatları içindeki güç doğrultusunda değerlendirir.hatta ona göre fırsat yaratır ve böylece de iyice hemhal olur içindeki tanrıyla.

ama kimisi de yapamaz bunu,içindeki tanryı keşfeder fakat onu ortaya çıkarmak için  fedakarlık yapmaz,günlük debelenme içinde de söner kalır o dev güdükleşir güdükleşir.tatlı bir anıya gbırakır kendini -ben bir zamanlar şöyle resimler yapardım,işte şöyle şiirler yazardım diye-...


11.06.2008 09:09:22
"ulgnil" kimi kendine, kimi karşısındakine yontar!

Sen, kime yontarsan yont, kendini kanatanlardansın.

İfade fazlasıyla açıkken, içinden süzülüp geçemeyenler,

-Yeterince ağırdırlar- o kadar ki, demirden zırhları var sanki!


Sayfa: [ 1 ]