|
||
| Yıllarca Türkiye solu asıl düşmanın içerde mi dışarıda mı olduğunu tartıştı durdu. 1960'lar, 70'ler böyle geçti. Sistem değişikliğini önerenler, yani sermaye egemenliğinin ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyenler ile öncelikli olarak "dış düşman"a yani emperyalistlere işaret edenler anlaşamıyorlardı. Ayrıntılara girmeyerek son derece kaba bir fotoğraf vermeyi göze alıyorum, bu tartışma Türkiye solunda sosyalizm hedefi ile bağımsızlık hedefinin karşı karşıya gelmesi sonucunu doğurdu. Oysa birinciler sosyalizm olmadan bağımsızlığın sağlanamayacağını vurguluyorlardı; ötekilere göre ise sosyalizmin önü, bağımsızlık sağlandıktan sonra açılacaktı. Sonuç ortadadır, sermayenin egemenliği sona erdirilmeden Türkiye'de ne bağımsızlık ne de demokratikleşme gerçekleşebilir diyenler bütünüyle doğrulanmışlardır. Bilimsel olarak haklılıkları zaten barizdi, ancak gelişmelerin diğer tezi savunanlara belki de hak etmedikleri ölçüde ağır darbeler indirdiğini kabul etmek zorundayız. Türkiye, yalnızca bağımsızlığı değil, var olma hakkı dahi sosyalizme teslim edilmiş bir ülke durumundadır. Geçmişte ve bugün insanlığın eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum projesi olarak sosyalizme nasıl ulaşacağını tartışıyoruz, bizler için bu esastır çünkü ezenlerin, sömürenlerin, emperyalistlerin, efendilerin tahakkümünü istemiyoruz, insanlar arasındaki eşitliği savunuyoruz. Şimdi Türkiye'nin onurunu, varlığını, bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutanlar bir karar vermek zorundalar. Paranın, kâr güdüsünün, piyasanın, özel girişimciliğin eşitsizliklerin yanı sıra onursuzluğun da biricik nedeni olduğunu kabul edecekler mi? Paranın saltanatı sürsün ama Türkiye bağımsız, egemen ve huzur içinde bir ülke olsun! Böyle bir şey yok, bu nedenle karar onlara ait, ya şu anda Türkiye'nin tek dürüst ve kararlı bağımsızlıkçı gücü olan komünistlerle birlikte emperyalizme karşı mücadele edecekler ya da çürüme ve çözülme girdabına teslim olacaklar. Karar vermek zorunda olanlar arasında geçmişte sosyalizmi gerçekçi olmayan bir hedef olarak gören ve "sosyalist Türkiye" diyenleri eleştiren solcular da var. Onların bir bölümü "hele bir bağımsız olalım" diyordu yıllar önce. Biz de şimdi diyoruz ki, bari kendinize sadık olun, emperyalizme karşı mücadeleyi ciddiye alın! Bugün emperyalizme karşı mücadele, insanlığın her tür eşitsizlik ve sömürüye karşı başkaldırısının olmazsa olmazıdır. Kapitalizm denen musibetten emperyalizme karşı mücadeleyi yükselterek kurtulacağız. Ama sizden sosyalizme dönük bir ilgi, bir inanç beklemiyoruz. Emperyalizme karşı tutarlı bir duruş sergileyin yeter! Bunu diyoruz. Hızla ateşin ortasına doğru sürükleniyoruz. Bütün bölge halkları, hatta bütün dünya ABD emperyalizminin (belki de son) büyük açılımının sonuçları ile karşı karşıya. Herkes taraf olmak zorunda, bu taraflaşmadan kaçarak siyaset üretilemez. Filistin halkının yanındaysanız, İran ve Suriye'ye dönük ABD tehdidinin karşısında duracaksınız. Türkiye'deki ABD varlığına ve üslere karşıysanız, Kuzey Irak'taki ABD beslemesi oluşuma itiraz edeceksiniz. Gerçekler acımasızdır, yarın burada değineceğim gibi, Kürt sorununda da derhal karar verilmeli. Bu soruna sınıfsal bir içerikle bakılması gerektiğini söyledik, Türk ve Kürt emekçisinin birliğini sağlayalım dedik, beğendiremedik. Şimdi, ulusal bir soruna sınıfsal bir içerik vermeyecekseniz, bari onu anti-emperyalist bir çerçeveye yerleştirin demek durumundayız. ABD bölgede Türkiye-Kürdistan-İsrail ekseni oluşturuyor, Türkiye'nin yönetici sınıfı bunu çoktan kabullendi, ve siz hâlâ "Kürt sorunu çözülmeden hiçbir şey olmaz" demeye çalışıyorsunuz. Olacak iş değil. |
||
|
||
Konuyu acelem olduğundan dolayı okuyamadım, sonra kesin oluyacağım ama şunu söylemek isterim ki açtığın konular gerçekten çok güzel. İçi boş konular değil. Haddime değil belki ama tebrik ediyorum seni.
|
||
|
||
Konuyu acelem olduğundan dolayı okuyamadım, sonra kesin oluyacağım ama şunu söylemek isterim ki açtığın konular gerçekten çok güzel. İçi boş konular değil. Haddime değil belki ama tebrik ediyorum seni. ![]() üsdat emeğime verdiğin sağgıdan dolayı çok teşekür ederim yaşasın devrimci dayanışma
|
||
|
||
| sevgili dostum bence atı alan üsküdarı çoktan geçti,yani amerika ve israil ortadoğuyu istedikleri kıvam ve şekle getirmek üzereler zaten.dünyanın başına islamcı terörü musallat eden amerika,yine işin ucunu özellikle kendine dokundurarak terör olaylarında masum kurban rolü oynayarak,işbirlikçisi israil ile birlikte tüm ortadoğuyu yeniden ve kendi askeri ve kültürel işğallerini meşru gösterecek duruma getirmişlerdir,kaypak arap toplumu ve medeniyet olmasa bile dini ve kültürel bağlamda birbirine kardeş kadar yakın iran ve türkiyede bu emperyalist işğale hiçbir aşamasında tutarlı bir karşıduruş sergileyememişlerdir,iran bu konuda daha bir antiamerikan ve antiisrail ci politika izlesede kanımca amerika ve israilin diğer meşğuliyetlerinden yararlanarak nükleer güç elde edebilecek ortamı yakalamış ve ortadoğuda bir lokalize süpergüç hayalleri kurarak işğale karşı daha tutarlı tepkiler verebilecekken,tam tersine bana dokunmayan yılan usulü içe dönük bir politika izlemiştir sonraları... Türkiye ise her zaman olduğu gibi amerikan güdümlü bir politika izleyerek, ve hatta işgale kendi topraklarını kullandırarak (amerika ve dolayısıylada israile)işgale sözde karşı çıkmış ama pratikte bizzat içinde yer almıştır... ayrıca türkiye işgal sonrası Irak coğrafyasındaki yeni oluşumları iyi etüd edememiş,özellikle kuzey ıraktaki kürt oluşumunu kendisi için bir tehdit olarak görmüş ve açıkça türkmenlerin yanında yer alarak,yani senden benden ayrımı yaparak gerek ıraktaki ve gereksede türkiyedeki kürtlerinde açık nefretini kazanmıştır,bu coğrafyada yaşayabilmek için amerikaya tamamiyle biat eden kürtler işğal güçlerinin en güvenli müttefikleri konumuna gelmişlerdir... ve dolayısıyla Türkiye bu coğrafyanın önde gelen unsurlarından biriyken ikinci hatta üçüncü rollere kalmıştır,şimdi türkiyenin önünde tek bir seçenek vardır ve bu yaşamsaldır,bu seçenek emperyalist ülkelerin ortadoğudaki çıkarlarını aynen kendi çıkarları gibi korumak ve genişletmek,aksi taktirde yakın bir zamanda (şayet bu kafa tutmacı,hamasi söylemlerden uzaklaşmazsa)İranın uğrayacağı baskı,tecrit ve belkide işgale uğraması kaçınılmaz gibime gelmektedir.... |
||
|
||
| çark çalışmalrın çok güzel dostum elerine emeğine sağlık ne mutlu komünisttim diyene | ||