SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: Kısa Film ve Artistik Zeka

Sayfa: [ 1 ] 2

23.11.2004 02:38:37
Kısa filmlerin edebiyattaki karşılığı en koyu anlamıyla şiir olurdu sanırım..İnsanın sanat yaratımını ortaya çıkaran zekasının en artistik haliyle yoğunlaşmasını gerekli kılıyor çünkü..

Kısa bir süreç boyunca öyle zekice bir şekilde ve sarsıcı bir estetikle anlamı işlemelisiniz ki,izleyici filmden kendine dönüşünde filmden bir parçayı da yanında götürsün.

Adı içeriğini karşılamıyor bu tarz sinemanın bence.Kısalığını değil vuruculuğunu vurgulayan bir isim sanki daha yerinde olurdu.

"Kısa Film"  kavramı sizin için ne ifade ediyor?

Sizi en derinden vuran bir 'kısa ' ama derinliği çook uzun filmin senaryosunu özetler misiniz?

23.11.2004 03:07:22
yanlış hatırladıklarım olabilir-filmin ismi de dahil

sivrisinekle vampirin aşkı

(not:filmde her sahne değiştiğinde sivrisineği devrilip duran sonra yeniden yükselen şekillerden kaçarken görüyoruz)
tabutundan çıkıyor vampirimiz ve gecenin karanlığında avını aramaya başlıyor
ona aşık sivrisinek de peşinde
birsüre sonra penceresi açık bir ev buluyor vampir,içerde güzel bir kız uyumakta
sivrisineğimiz birşeyi farkediyor-kız uyku hapı yutmuş
vampiri uyarmaya çalışıyor ama nafile
kızı ısırıyor ve uyuya kalıyor vampir
güneş doğmak üzre,sivrisinek aşkını kurtarmak için çırpınıyor ama boşa tabiki
yapılacak birşey kalmadığını anlayınca sarılıyor vampire ve gözlerini kapıyor
güneş doğuyor ve vampirimiz ölüyor
notta anlattığım gibi şekiller yine devriliyor ama bu sefer sivrisinek hareket etmiyor
sonunda vampirin hikayesinin bir karton-kitap olduğunu görüyoruz,şu her sayfası açıldığında sayfanın ortasından şekillerin yükseldiği
son sayfada sivrisinek ölmüş,aşkına sarılarak
 

23.11.2004 13:10:42
ben kendime biraz kıyak geçip en sevdiğim kısa film hikayesi kendiminkiydi diyorum..
ölümünün güzelliğine aşık olup, ısrarla peşinden koşup onla aşk yaşamaya çalışan bi çocuğun,  güzel ölümüne olan güzel aşkını anlatıyordu.
ve güzel ölüm sonunu yine gözleri kadar güzel hazırlıyordu... saçları kadar uzun, gözleri kadar siyah.

onlara da fonu dead can dance çalıyordu.. Wink  

23.11.2004 13:29:28
Emel,çok büyüleyici bir senaryosu varmış filminin.Görmek isterdim.

Benim en çok sevdiğim kısa filmin bir konusu yok ya da kendi konu.Kopuk kopuk bir sürü insanı kendine çeken ama içinde de kıvrandıran sahnecikler bir hastane odasında sona eriyor. Soğuk bir ses hayat için duyduğu yorgunluktan bahsederken kamera binanın etrafını dolaşıyordu.

Bir de türk filmi var.Çok etkileyici olmamakla birlikte hep aklımda kaldı.
Bir kadın yürüyor,çok bitkin .Bir grup insan görüyor.Bir kadına tecavüz etmişler ve öldürmüşler ve yüzleri hayvan şeklinde.Sonra yatanın kendi olduğunu farkediyor vs.Klasik aslında.

deniz 23.11.2004 13:34:06
sana david lynch filmleri yakışır buz.

23.11.2004 13:37:36
İyi biz de yakışanı seyrederiz. Tongue  

23.11.2004 13:37:43
Alıntı
Emel,çok büyüleyici bir senaryosu varmış filminin.Görmek isterdim.





 
neden olmasın..

sana gönderebilirim. yada dışarda belki bi ara görüşürüz ve sana veririm..




benim etkilendiğim hatta çok etkilendiğim bi kısa film vardı.. çok ünlü bir yönetmenin..hatta bilenler mutlaka vardır. ama anımsayamıyorum.

bi çocukla kız barda tanışı aşık oluyorlar ve bir gece geçiriyorlar.
sabah çocuk kıza çok aşık olduğunu anlıyo ve ona güzel bir kahvaltı hazırlamak için
markete gidiyor..
ve marketten dönerken evi bulamıyor ve ilişkileri bitiyor..

çarpık kentleşme, yozlaşma, şehir hayatı ve ilişkilerin zavallılığı ancak böyle yalın ve başarılı anlatılabilir

23.11.2004 13:41:13
Bir gün mutlaka görmek isterim,Emel.

Bir de aklıma geldi ,aslında kısa film değil ama o tatta ,adını hatırlamıyorum ,Koş Lola Koş olabilir ve ya koşmalı başka bir şey.3 ayrı bölümde kahraman aynı olayda sevgilisinin ölmemesi için kendini yeni seçimlere zorluyor ve aynı hayat kesitini tekrar yaşıyor.Bayağı hoşuma gitmişti film.

23.11.2004 13:43:36
koş lola koş evet

gerçekten çok yaratıcı bi senaryo, kurgu, müzik..
ve hepsini de filmin yönetmeni yapmış.
çok başarılı

zaten 60 dk lık bir filmdi
orta metrajlı

23.11.2004 15:44:42
Alıntı
benim etkilendiğim hatta çok etkilendiğim bi kısa film vardı.. çok ünlü bir yönetmenin..hatta bilenler mutlaka vardır. ama anımsayamıyorum.

bi çocukla kız barda tanışı aşık oluyorlar ve bir gece geçiriyorlar.
sabah çocuk kıza çok aşık olduğunu anlıyo ve ona güzel bir kahvaltı hazırlamak için
markete gidiyor..
ve marketten dönerken evi bulamıyor ve ilişkileri bitiyor..

çarpık kentleşme, yozlaşma, şehir hayatı ve ilişkilerin zavallılığı ancak böyle yalın ve başarılı anlatılabilir
izlemiştim,ingiliz yapımıydı sanırım hatta boşroldeki eleman ünlü bi tipti
couplingde oynayan olabilir emin diilim
dediin gibi çok hoş filmdi

24.11.2004 02:39:20
Fena sayılmaz ,en azından ölüme soğuk sonu  açısından okumaya değer bence aşağıdaki kısa film senaryosu.

'İnfaz'  
Tuna Kiremitçi
Yakın çekimde, otuzlu yaşlarda bir adamın yüzü. Yorgun, yıpranmış bir yüz. Görüntü açıldığında, önce boynundaki ilmiği, sonra da darağacını görürüz. Darağacının hemen yanında, siyah takım elbiseli, siyah gözlüklü bir adam vardır. Darağacındakine yüzünü buruşturarak bakar ve konuşur: “Son bir diyeceğin var mı?” Kısa bir sessizlik olur. Sonra darağacındaki adam tüm gücüyle tükürür herifin yüzüne. Siyah gözlüklü adam telaşla mendil çıkarır, yüzünü (ve tabii gözlüklerini) siler. İki adam kinle bakışırlar. O sırada bir telefon sesi duyarız. Penceresi idam alanına bakan, ikinci kattaki bir büroda telefon çalmaktadır. Siyah gözlüklü adam koşarak çıkar merdivenleri, telefonu açar. “Emredin efendim!” der, aniden hazırola geçerek: “Dinliyorum!” Kısa bir dinlemeden sonra da “Anlıyorum efendim...” der: “Kararın iptal edildiğine ben de çok sevindim. Ama ne yazık ki artık çok geç. Çünkü infaz çoktan gerçekleştirildi.” Son sözleri söylerken pencereden aşağı, darağacındaki adama bakarak sırıtır. Darağacındaki adam da ona bakar, üstelik gülümseyerek.

24.11.2004 10:18:41
tuna kiremitçiyi ve tarzını hiç sevmem.
ama bu dediğin gibi fena değil. biraz klişe ama izlenebilir.
 

25.11.2004 02:16:43
Evet,tarzı beni de sıkıyor ve o iyi aile çocuğu tavırlı yazınsal iyimserliği.

27.11.2004 06:00:45
koş lola koş (lola rennt), alman yapımı harika bir film. yönetmeni tom tykwer ki diğer filmleri (ölümcül maria örneğin. bir de das parfüm, yani tom robbins'in koku isimli kitabını da çekmeye başlamış) de bulunduğu yerde izlenmelidir. başrolde oynayan adam (moritz bleibtreu) fatih akın'ın temmuzda filmini de alıp götüren kişi, kadınsa (franka potente) tez (alejandro amenabar filmidir)  isimli bir filmde oynuyordu.
 

27.11.2004 09:34:33
bütün sinema tv okuyan öğrenciler kahrolsun en azından izmirdekiler
3 senedir bunların bitirme filmlerinin gösterimine gidiyom deseme
toplasan en az 30 kısa film izlemişimdir hepsi de rezalet olabilir mi?
oluyor işte
metafor mu ne diyolar işte şekil şemal mesaj olayı
iyi abicim metafor kullanıcan da gözümüze sokmana gerek yok ki
bi de filmlerden sonra yorum isterler kimse yorum yapmayınca da kimse bişey kapamamış halbuki neler var o filmde tribine girerler
kes kendini  :angry:  


Sayfa: [ 1 ] 2