|
||
| Ahmet ALTAN aaltan@hurriyet.com.tr Chat kadınları... Ne zaman bir kadının yüzüne baksam kendimi bir uçurumun kenarından bakıyormuş gibi hissederim. Kıpırdayan, değişen, çeşitli duyguların ifadeleriyle gölgelenip aydınlanan o çizgilerin arkasında, derinlerde, kımıltısız bir göl gibi duran bir karanlık olduğu fikri beni içine doğru çeker. Orada ne olduğunu merak ederim. Bu merakın insanın bütün hayatını yitirmesine yol açabileceğini, o karanlık göle bir kere dalanın bir daha geri dönemeyeceğini bilmeme rağmen garip bir baş dönmesiyle o derinliğe doğru eğilirim. Tek bir kadının bile içini en saklı köşelerine kadar görebilme ayrıcalığının bir hayata değeceğine inanırım ama bütün hayatınızı verseniz de bunun mümkün olamayacağını bilirim. Orayı göremezsiniz. Hep saklı bir şeyler kalır. Bir insanın, bu bir kadın bile olsa, içinde o kadar büyük bir gizi taşıması zor olduğundan bazen küçük işaretler çıkar yüzeye, sahibinin de fark edemediği işaretler, işte onları görmeyi, onların peşine düşmeyi, onları yakalamayı, büyük bir gömü bulmuş bir arkeolog gibi ele geçirdiğim her parçayı ışığa tutup incelemeyi, sonuçlar çıkarmayı ve neler bulduğumu hiç söylemeden bulduklarımı kendime saklamayı çok severim. Kötü kalpli bir koleksiyoncu gibi biriktiririm onları. Ve hep yeni işaretler ararım. Cıvayla karışmış katran damlası gibi üstünde parlak renkli kaygan bir gökkuşağı taşıyan siyah damlacıklar... Geçenlerde bir hazine keşfettim. Bir arkadaşım "chat" bağımlısı kadınların itiraflarda bulunduğu bir siteden parçalar gönderdi bana. Bir afyonkeş gibi "chat-keş" haline gelmiş, tanımadıkları, yüzlerini görmedikleri erkeklerle bulanık ve belirsiz bir ortamda konuşmadan duramayan kadınların itirafları. Siteyi yöneten doktorun anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla o kadınların tamamına yakını ekranda sevişiyor. Şu tenha yaz sokağında keten etekliği ve kolsuz bluzuyla, alçak topuklu şık ayakkabılarıyla gülibrişimlerin yanından yürüyen hanımefendi geceleri tanımadığı erkeklerle mi sevişiyor? Ya şu, bol elbiseli, biraz bakımsız, yaşı geçkince tombul hanım? O da mı? İçinde milyonlarca insanın dolaştığı bir sonsuzluğun içinde her gece milyonlarca kadın, gündüzleri içlerinde sakladıkları o karanlıklarının kapılarını açıp bütün sırlarını ortaya döküyorlar. Ertesi sabah hayata sanki bir gece önce öyle bir şey yaşamamışlar gibi yeniden karışıyorlar. Sadece duyguları ve düşünceleri gizli değil artık, bir de kimseye söylemedikleri gizli bir hayatları var. Niye yapıyorlar bunu? Neden geceleri tanımadıkları, değişik değişik erkeklerle konuşup sevişiyorlar? Büyük bir ihtimalle gündüz hayatlarında iffetsizlik olarak nitelendirecekleri nice şeyi geceleyin yapıyorlar. Gündüzleri kimselere göstermedikleri ruhlarındaki o durgun göl, geceleri, bir belirsizliğin yüzlerine örttüğü kalın peçenin verdiği özgürlükle çağıltılı bir ırmak gibi "hayalden" oluşmuş bir dünyaya akıyor. Her şey olabiliyorlar orada. İsimleri değişiyor. Boyları, kiloları, saç renkleri, vücutlarının biçimi, işleri, aileleri değişiyor. İstedikleri kimliği seçip kendilerini yeniden yaratabiliyorlar. Kendi bilinen kimliklerinin içinde bir mahkum gibi kendi hücresinde yaşamak zorunda olan "karanlıkları", bir başka kimliğin içinde kendini rahatça ortaya çıkartabiliyor. Aslında benim ilgimi çeken onların yaşadığı fanteziler değil. Beni ilgimi çeken onların ikilemleri. Bir yanları, derinlerde yatan ve söylenemeyen arzuları ayıplıyor, onları reddediyor, varlığını inkar ediyor, sanki onlar yokmuş gibi davranıyor, şakalara kibarca gülümsüyor, ağırbaşlı duruyor, abartılı davranışlardan kaçınıyor, nasıl olması gerektiği söyleniyorsa öyle oluyor ve bunu benimsiyor. O kadar benimsiyor ki bir başkasında bunun aksine bir davranış gördüğünde bunu kınıyor. Ama öbür yanları... O, ayıpladığı her şeyi yapıyor. Hem ayıplamaktan vazgeçmiyorlar, hem ayıpladıklarını yapıyorlar. Kadınları o kadar esrarengiz yapan da belki bu; ruhlarındaki ürpertici çelişki. Hep bir yanlarını saklamak zorunda olmaları. Ve sakladıkları yanlarından vazgeçememeleri. O belirsiz ve bulanık "sanal" alem belki de onların ruhlarındaki bu parçalanmayı ortadan kaldırıyor, ayıplayan yanlarıyla ayıplanan yanları orada barışıyor. Gene de onlara asıl zevk verenin sadece bu olduğunu söyleyemem. Onlar, güneşten korunmaya çalışan çöl savaşçıları gibi, kendilerini yakan "ayıplardan" sakınmak için üst üste çok fazla kimlik giyinirler. Her kimliklerinin altından bir başka kimlik, her duygularının altından bir başka duygu çıkabilir. Herkesin maskeli olduğu o tuhaf dünya onların ruhlarını birleştirerek onlara bütünsel bir haz verse de kadınlar yalnız bu hazla yetinmezler. Bence bu dünya da "aldatmanın" da o inanılmaz hazzı yaşanıyor. Bu, sadece bir sevgiliyi, bir kocayı aldatmak değil. Çok daha zengin, çok daha bereketli bir aldatma bu. Mücevherlerden yapılmış bir "matruşka" gibi her aldatmanın içi açıldığında oradan zümrütlerle, yakutlarla, elmaslarla işlenmiş başka bir aldatma çıkıyor. Tanımadıkları bir erkekle sevişirken kocalarını ve sevgililerini aldatıyorlar. Ama kocalarını birlikte aldattıkları adamı da, sahte bir kimlik ve yanlış bilgilerle aldatıyorlar. Aldatma ortağı da aldatılıyor. Sadece uydurulmuş bilgilerle değil, onunla seviştikten sonra seçilecek başka bir erkekle de aldatılacaklar. Ama bu parlak aldatma zincirinin en parlak parçası, elbette kendilerini tanıyan herkesi aldatmaları. Kendilerini tanıyan hiç kimsenin tahmin edemeyeceği başka biri haline gelmeleri. Ertesi sabah karşılaştıkları herkesi aldattıklarını düşünmeleri. Onları yasaklarla kıstıran bütün hayatı aldatmaları. Bunu yaparken, gündüzleri duyduklarında yüzlerini kızartan ya da duymazlıktan gelmek zorunda oldukları sözleri bütün pervasızlıklarıyla söyleyebilmeleri, bunları söylerken söyledikleri her sözcüğün karşılarındaki erkeği kıvrandırdığını hissetmeleri de onları ürpertiyor. Bir "ruh" teşhirciliğiyle kabuklarından ve kimliklerinden soyunup içlerindekini gösterivermeleri onların da içlerini kamaştırıyor. Ruhlarının karanlık yanlarındaki bütün arzularını parmaklarının uçlarındaki harflere basarak tatmin edebiliyorlar. Kadınlar uzay gibidir, hiçbir duygu "son" değildir onlarda, daima bir başka duygu çıkar. Bütün bunları hayal aleminin o olağanüstü özgürlüğünde yaşarken birden "gerçek" yanları, içlerindeki "gündüz kadını" uyanıyor. Ve, sevişmekten ve konuşmaktan hoşlandıkları bir erkeği seçip onunla "dışarıda" tanışmak istiyorlar. Benim okuduğum sitedeki "itiraf" mektuplarından çoğu, yazışarak seviştikleriyle buluştuklarını anlatmışlar. Genellikle sonuçtan pek memnun kalmasalar da, hayali gerçekle bütünleştirmek istiyorlar. Birdenbire, "chat"e başlamadan önceki kimliklerine, ona yeni bir macera ekleyerek, dönüyorlar. Kendileri oluyorlar, kimlikleri, bilgileri açığa çıkıyor. Yaşadıkları hayalden, bir simyacı gibi, hayallerin çekiciliğine sahip bir gerçek oluşturma isteğine kapılıyorlar. Büyük ve parlak aldatma zinciri sıradan bir aldatma haline geliyor. Oradaki dünyaya alışmış bir kadın için bu yeterli olmuyor tabii. Gerçek bir aldatma, gerçek dünyanın bütün sıkıntılarını da beraberinde getiriyor. Yazışarak tanıştığı bir erkekle buluşmasını o sitede bir kadın şöyle anlatıyor: "Ben ilk bilgisayarımı iki yıl önce aldım. Kocamla birlikte çok eğlendik, bana o makineyle neler yapılabileceğini öğretti, birlikte oyunlar oynadık. Sonra ’chat’i keşfettim. Bağımlısı oldum. Bir erkekle ilişki yaşamaya başladım chat’te. Kısa bir süre sonra onunla buluştum. Planlar yapmak, gizlenmek, yalanlar söylemek sonunda bana ’ben ne yapıyorum’ sorusunu sordurdu. O adamdan hoşlanmamaya başladım. Ben kocamı seviyordum ama daha fazla bir şeyler arıyordum. Bunun kötü bir şey olmadığını düşünüyordum. Ama yanılmışım." Gerçek olmayan bir alemin sonsuz aldatmalarla dolu özgürlüğünden gerçek hayatın sıkıntılarla dolu "tek" aldatmasına geçmek kadını bunaltıyordu. Aradığı o değildi çünkü. Bir erkek "arayan" kadın bunu "dışarıda", gerçek hayatta her zaman bulabilir. Ama "chat-kadınları" için asıl amaç bir erkekle aldatmak değil. O, orada ruhundaki bütün bölünmüşlükleri bir araya getirmenin, ömür boyu gizlediği ruhunu "teşhir" etmenin, sonsuz sayıda erkeği heyecanlandırıp sonsuz sayıda erkekten heyecanlanmanın, binlerce kolu olan bir ahtapot gibi kolları her yana uzanan bir aldatmalar orjisini yaşamanın, bir başkasının kimliğiyle kendi gerçeğini ortaya çıkarmanın, sadece başkalarının baskısından değil kendi kendine de yaptığı baskıdan kurtulmanın hazzını arıyor. Tek başına bir erkeğin verebileceği hazdan çok daha değişik bir haz bu. Üstelik orada tanıştığı her erkeğe kendi hayalinden kimlikler de giydirebiliyor, onu kendi zihninde istediği gibi süslüyor. Ama sonunda bütün bunlardan da sıkılıyor. Gene aynı sitede bir başka kadın bu "bağımlıklıktan" nasıl kurtulduğunu anlatıyor. "Başlarda konuştuğum bütün insanlar çok heyecan vericiydi. Sayısız insan vardı orada. Gerçek hayattaki arkadaşlarımla konuşmaktansa onlarla konuşmayı tercih ediyordum. Sanırım, bu sanal alemde konuştuğum insanların da gerçek hayattaki insanlar olduğunu fark edince sıkıldım. Gerçek hayatta çok fazla sıkıcı, aptal, kaba insan var ve onlar aynı zamanda bu sanal alemde. Bunu anlayınca sıkılıverdim." Bunu anlamak bütün büyüyü bozuyor. Çünkü onların gerçek olduğunu anladığında sen de gerçeğine dönüyorsun, o sıkıcı, yasaklarla, ayıplarla dolu gerçeğe. Sığındığın yerde, kaçtığın insanları bulmak bütün hayalleri solduruyor. Ama sıkılanların yerine yenileri geliyor. Çünkü kadınların içindeki o karanlık ve durgun göl, çağlayıp akabilmek için belirsiz ve gölgeli bir loşluğa muhtaç. |
||
|
||
güzel yazı
|
||
|
||
| aslında kadından kadına degısen bu hareketlerın hepsı ınsandan ınsana degısen harketlerdır nasıl bır kadın dıgerınıe benzemezken aslında bırbırnın aynı gıbı gorunur ınsanlar olarak bakmak lazım ama altan cetını anlayabılıyorum dunyayı bır bakısı ıle yondendıren en ıstıkrarlı ınsanlar kadınl |
||
|
||
Çünkü kadınların içindeki o karanlık ve durgun göl, çağlayıp akabilmek için belirsiz ve gölgeli bir loşluğa muhtaç alıntı.. bence de.. |
||
|
||
| ah kadınlar... ağlatanın yüreğine ulaştıgı, zamanı bir ırmak yapıp başına geçip akışını izleyen kadınlar... | ||
|
||
| Kadınların anlaşılamadığını söyleyenlerin bu yazıyı iyi okuması gerektiği açık. Erkek egemen toplumda, hiç bir konuda düşüncesini söyleyemeyen, insan yerine konulmayan birinin kendisini bulması, bastırılmış duygularını yaşaması için sanal ortamdan daha iyi bir koşul olamazdı. Bu koşullar kadınların hem kendilerini keşfetmelerini hem de erkek ve kadınlarla olan iletişimlerini yeniden oluşturmalarını sağladı. Sadece sanal olması yeterli değildi, çoğu kadın bu yöntemle kendisine verilemeyenleri arayıp bulmak ve yaşamak olanağını da buldu. Bu buluşmalarda doğal olarak istenen ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşılmış, sanal ortamın sıkıntıları ve yalanları yaşanmış olabilir. Ancak bunların hiç önemi yok, önemli olan içinde kalanların dışa vurumu, kendisine uygun olmadığını düşünen birinin başka birinin varlığını ve bu arada kendi içindeki kadını yeniden bulması ve onunla yüzleşmesidir diye düşünüyorum. Kadınlar hayallerinde yaşattıklarıyla yüzleşerek gerçeği bulmak açısından da önemli bir aşama kaydetmişlerdir. Öte yandan "eksik olan ne ise, ortaya çıkan da odur" kuralından hareket edildiğinde, en çok bastırılan duygunun ayıp sayılan cinsellik olması, durumu açıklamamıza yardımcı oluyor. İnsan doğasında var olan her şeyi yasaklama ve bastırma düşüncesinin sonuçları, bastırılan her şeyin daha güçlü olarak ortaya çıkması şeklinde açıklanabilir sanıyorum. Sanal ortamın sadece kadınlarla ilgili olmadığı, iletişim sorunları yaşayan erkekleri de olumlu yönde etkilediği açık. Hayatında hiç bir kadına gidip iki söz söyleme cesaretini bulamamış erkeklerin sanal ortamda canavar kesildikleri ve kadınları taciz edecek kadar ileri gittikleri biliniyor. Bu durumun gerçekle birleşmesi kolay olmasa da, başlangıç olarak böyle bir gerçekdışı provanın yapılmasını da olumlu buluyorum. Belki de sokakta yalnız yürüyen kadınlara tacizin eksilmesini de sağlayabilir kim bilir? |
||
|
||
| torq,son paragrafında bence sende doğru bi noktaya değinmişsin..ayni şekilde erkeklerde mevcut tabii..hatta bunu geliştirirsek,ülkemizde bir dolu erkek eşlerini bi nevi kızkardeş olarak görürler,onlarla sexüel fantezi yapmak ayıp bişidir.bu zaten yetişme çağında henüz ergenliğe adım atmış erkeklere verilmeye başlanır.evlenilecek,karısı olmaya aday kadınlar için fantezi yoktur,eğlencelik kadınlarla olabilir mantığı.daha sonra evlendiğinde ayni felsefe devam ettiği için cinsellikten sıkılmaya başlar erkek.cünkü iş rutine dönmüştür,hiçbir eğlencesi yoktur..ve sadede gelirsek,bu tür erkeklerde chatte olmak istedikleri,ama bir türlü olamadkları kimlklerini sergilemeye başlarlar..ve dediğin gibi bazıları belki de durumu anlayıp gelişiyorlardır..kim bilebilir ki? | ||
|
||
sayın ahmet bey herşeyi açıklamıs güzel bi şekilde
|
||
|
||
| mevcut yazılarda belirtildiği üzere var olabilecek boşluklar,(doğa boşlugu sevmez ilkesinden yola çıkılarak)doldurulabiliniyor fakat burada karşısındaki aynadaki aksi mi? | ||
|
||
Ama sıkılanların yerine yenileri geliyor. Çünkü kadınların içindeki o karanlık ve durgun göl, çağlayıp akabilmek için belirsiz ve gölgeli bir loşluğa muhtaç. Ahmet Altan, son iki cümlesinde kendisini ele veriyor... insanların birçok sebepten dolayı olabilecek zaaflarından yararlanarak, sanal chat'in reklamını yapıp, öneriyor... |
||
|
||
| Gene gaza gelmis sanirim Altan.. Bir bu kadar kadin varsa, ayni kosullarda hareket eden bir dolu erkek yok mu? Konu icerigi yanlis degil, dogru ama sadece kadinlara atifta bulunmasi ilginc..Acaba yazida anlatilan eylemleri yapan kadinlar bu eylemleri kimle yapmaktadir? Bir erkekle degil mi? Ustelik bu eylemlerin bastirilmislikla filan ilgisi oldugunu da sanmiyorum, cunku tum dunyada yasaniyor bu olaylar.. |
||
|
||
sanırım,yazıyı ya tam okumadınız yada anlayamadınız,ahmet altan o kadınları yermiyor ki..böle bi sonuç çıkarılması da ilginç
|
||
|
||
| Ben kendi adima okudum efenim, kaldi ki Altan okurum normal zamanlarda..Bu adamcagiz yayinevinin "Kadini ve aski en iyi anlatan yazar" unvanini vermesi ile gaza gelip yaziyor bazen.. Zaten efendim yermis demedim ki oyle bir yerme hakki yok, sadece gene her zaman yaptigi gibi kadin uzerinden girmis, aciklamis konuyu..Erkek uzerinden incelese unvana ters dusecekti. Halbuki bahsi gecen kadinlarin bu eylemi erkekler ile birlikte yaptiklari gayet asikarken, Altan chat insanlari diye bir baslik atacagina, tutup kadinlar olarak atmis.. Benim dikkat cektigim detay bu kisim. Yazinin giris cumlesine bir bakarsan belki ne demek istedigimi daha iyi anlarsin. |
||
|
||
haa,ok..ama o kadınları anlatır,senin bildiğin gibi..bıyık tayfası ile pek ilgilenmez,kesinlikle haklıdır da ayrıca..ne gerek var ki? ![]() şöyle diorum kısaca,sadece kadını anlatma hakkını kullanmış..erkek tarafını başkalarına bırakmış..zaten işin o kısmına bende el atmaya kalkmıştım torq ile,ama yarım kalmış sanırım
|
||
|
||
Eh ben de okuyucu olarak(yaziya iliskin) elestiri hakkimi kullandim o halde
|
||