|
||
| leyleğin ömrü laklakla ğeçermiş akrepv | ||
|
||
| z. Muhammed Aleyhisselâm, sanki Sirius yıldızında oturmakta olan Tanrının, oradan tebliğ edilmek üzere emirlerini gönderdiği Dünya üzerinde seçilmiş postacısıdır!.. Tanrının aklına estiği gibi yolladığı fermânları, Cebrail adlı aracı kurumdan(!) alıp, insanlara tebliğ ile görevli adli tebliğ bürosu memuru sanki!. Yukarıdaki fermân buyura; postacı tebliğ ede; biz kapıkulları da buyrukları tuta!. Tutmayanları da kraldan kralcı yukarkinin kulları döve, öldüre, katlede; “katli vâcip” fermânı çıkara!. Yukarki adına, evlendirme, yargılama, katletme!. Kısacası, yukarıdaki Tanrının yeryüzündeki gölgesi ya da hoparlörü olan bir PEYGAMBER!. Ve, VEHMİYLE PEYGAMBERE tâbi olan çoğunluk!. Tâbi olacak ki, daha az azâp çeksin gelecekte, Cehennem'den kurtulsun; zevk ve saadet içinde bir Cennet yaşasın sonsuz dek!. Beyinlerinden geçmez hiç, “neden-nasıl-niçin” türünden kelimeler!. Böyle buyrulmuş böyle olacak! Yapmıyorsan Cehennemliksin; yaparsan Cennetliksin!!!... Neden Cehennem, nasıl Cennet, türünden soruların bırakın cevaplarını; bu soruları bile akıllarına getirmemişlerdir!… Peygamber, yukarkinden öyle almış ve hoparlör olarak bize iletmiş ya!. Gerisini koyver gitsin!. Namaz kıl, demiş; günde beş defa yatıp kalkıyorum ya!... Bunu ne amaçla mı yapıyorum? Bu önemli değil; önemli olan benim yalnızca bu hareketleri yapıp, anlamını bilmediğim sözcükleri tekrar etmem!. Ben madem yukarkinin buyruğunu tutuyorum; O da beni cennete sokacak!… Senede bir ay aç kalıyorum ya buyruğu üzere; kâinatı Yaratan nasıl benim aç kalmamdan yarar sağlıyorsa, elbette karşılığında da bana cenneti verecek!… Ben PEYGAMBERİNİ dinleyip fermânını yerine getiriyorum da, O beni niye cennetine sokmasın?.. Hem ben bu kadar taşa-toprağa para harcayıp, DİN adına okullar-câmiler yapıp, saraylar gibi süslüyorum O’nun evlerini de, o bana cennette niye bir köşk vermesin ki? Bu arada insanlar dinin ne olduğunu bilmiyormuş, sorularına cevap alamıyormuş; din anlayışı çağa hitâbetmez hâle gelmiş; onlara parasız hiç bir din bilgisi ulaşmıyormuş, bana ne!. Tonlarla insan açlıktan ölecek hâle gelmiş, ne umurum; yarattığı gibi kendisi düşünsün! Milyonlarla insan umurumda değil; ben elli-yüz çocuğa bina yapıp onları okutuyorum ya!. Bunun için yüzmilyarlar harcıyorum ya!. Elbette O da beni cennetine sokup yetmiş hûri, yetmiş gılman, yetmiş köşk verecek!… Evet daha nice, böylesine gökte TANRI ve yerde hoparlörü-postacısı PEYGAMBER anlayışından kaynaklanan bakış açısıyla yapılan değerlendirmelerle oluşmuş müslümanlık anlayışı!. VEHMİN getirdiği, Peygambere tâbiîyet!. Anlayışı kıtların TANRI-Din ve PEYGAMBERİ sistemi; ve buna dayalı yaşam düzenleri… Ve bir de AKLIYLA, “ALLAH RASÛLÜ”ne tâbi olanlar!… Hz. Muhammed Aleyhisselâm'ın ashâbından bazıları kendisi “Ya Nebîyallah” derlerdi, bazıları da “Ya Rasûlallah”!… Kimse, ona “Ya Peygamber” demedi!.. Kur’ân-ı Kerim'de hiç “Peygamber” kelimesi de geçmedi!… “Nübüvvet” nedir, ne işlev görür, neden Nebîdir, nasıl Nebi olunur, “Nübüvvet” nasıl oluşur kişide, “Nübüvvet” varlığını nereden alır; Niye Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a Nebîlik vasfı verilmiştir? Niye Kur’ân-ı Kerim'de, O Zât için, “Peygamber” kelimesi kullanılmamıştır da; özellikle, belli tanımlamalara dönük olarak “Nübüvvetin” işlevine işaretle, “Nebî” ismiyle sözedilirken; başka tanımlamalar ve işlevler için “Risâlet” kavramından ve “Rasûl” oluşundan söz edilerek bu iki kavram birbirinden ayrılmıştır!. Risâlet nedir, ne işlevi vardır, kişi ne yönüyle Rasûldür, nasıl Rasûl olunur, “risâlet” nasıl açığa çıkar kişide, “risâlet” varlığını nereden alır; Ne yönüyle ve NASIL Hz. Muhammed Aleyhisselâm “Allah Rasûlü” olmuştur? Niye Meryem sûresi 54’te, Kitap veya sahife getirmediği halde, İsmail Aleyhisselâm'ın hem Nebî hem de RASÛL oluşu ayrı ayrı vurgulanmaktadır; yalnızca kitap getirene Rasûl denir, diyorlarsa? Bunlar farkedilmeden….. Hz. Muhammed Aleyhisselâm'ın açıkladığı ve bize farkettirmeye çalıştığı “ALLAH Adıyla İşaret Edilen” anlaşılmadan… ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in “VELΔ oluşunun, ne demek olduğu kavranmadan… “Semâ” nın Kur’ân'da pek çok yerde “gök” anlamından ziyâde “BOYUT” anlamına olarak kullanılmakta olduğunu değerlendirmeden… |
||
|
||
| saçmalamayında cevap verin neden çeşit çeşit biri olmadı öbürü olur mantığıyla onlarca peygamber tek bir tane ilk insan yani yetmiyormuymuş ve madem birden fazla neden her döneme ait bitane yollamamış niye bu kadar adaletsiz | ||
|
||
| anlatsam anlayacakmısın ? yukardaki yazılanları anladın mı ? iyi anlayacagın halden anlatayım tanrının canı sıkılmıs belli aralıklarla dünyayı gezmeye gelmiş .. bu kadar başkaca bir şey yok.. |
||