|
||
| Zor seyler neden hep gercek? Saglikli yemek zor, sagliksiz yemek kolay. Para calmak kolay. Kazanmak zor. Yalan söylemek kolay gercegi anlatmak zor. Dindar olmak zor, ateist olmak kolay. Müslüman olmak zor, hiristyan olmak kolay. |
||
|
||
| tamamen yanlış bir akıl yürütme. zor olan gerçek (doğru) demek değildir. örneklerin bi kere sakat: para çalmak bazıları için çok zordur. (yani izafi) sağlıksız yemek yemek bir tercihtir. sağlıksız olmayı göze alan yer alamayan yemez. yani burda doğru olan tabiki sağlıklı yemektir. mesela şunu da diyebilirdin. alırsın eline tabancayı kafanı bozanı indirirsin aşağıya. ne kolay ve sonuç getirici bir eylem değil mi? ama yanlış dindar olmak kimi yerde ataist olmaktan zordur. diyelim senin çevren muhafazakar bir çevre. ama sen inanmıyorsun ve buna göre yaşamak istiyorsun. hayatının alacağı sıkıntıyı düşünebiliyor musun? müslümanlığı ataerkil ve kültürel yaşıyorsan toprağında yaşadığından sana en kolay din müslümanlık olacaktır. ... örneklerin doğru değil. ama ben senin söylemek istediğini şöle anlatmaya çalışayım: "nehir yatağında akar. su bulduğu boşluğu doldurarak yol alır. su farklı istikametlere yönlendirilmekle yol aldırılırsa çok çaba sarfedilir. bu örnekte olduğu gibi suya iş yaptırmak için harcadağımız çaba, amacının sıhhatini koyar" diyebilirsin. ben de sana derim ki hayır bu suyla neyi sulamak istediğine bakarım. suyu getirmek için gösterdiğin çabaya değil. |
||
|
||
| zor olan gercektir diye dusunuruz cunku ugrastigimizdan...ancak hicbir sey gercek degildir. | ||
|
||
| çok doğru. tamamen katılıyorum. insanların en büyük sorunu tembellik. şunu eklemek istiyorum: kendini yönetmek zor. kendini bırakmak kolay. sabahtan beri buraya çöreklendim. kendimi bunun için suçlamıyorum ama ne kadar çok şey yapabilirdim sabahtan beri... ve de kendi iradem dışında birinin bana bişeyler yaptırmöası ne kadar kolay görünüyor... insanlığın en büyük sorunu kendini yönetebilmektir. varoluşsal tembeliği yenmektir. bunu yapınca tanrının kralığı ya da komünizm ya da herneyse hepsine on basacak bişey olmuş olacak. düşünsenice. milet çöpü niye toplayan yok diye yakınmaktansa çöpleri bizzat toplayacak. niye açım demek yerine toprağı ekip biçecek. niye yanlızım demek yerine benciliğinden vaz geçecek. dünya neden bu kadar kötü demek yerine iyileştirmeye çalışacak. birbirini değiştirmeye çalışmak yerine kendini geliştirecek... bu bilinçle ilgili. daha çok bilinçlenme daha az laf daha çok iş. bi de sabahları kalkınca kendime sorarım. bugün hangi sorunu çözmek istersin? senin senin için ne yapabilirim diye... ve bu bazen zor geliyo. eyleme geçirmek. bişeyleri oldurmak. zor değil aslında. sadece burda böyle oturmak aşırı derecede kolay. uyuşturucu gibi resmen. sıgara alışkanlığı gibi. |
||
|
||
| Cok güzel anlattin leonardo. Her zorlugun arkadasinda iyi bir sey var. Zorlugu basarinca cok mutlu oluyoruz. Burasi tam yeri degil ama islam zor bir yoldur basaran sonunda mutlu olacak. |
||
|
||
| bu duruma bi çözüm bulamaz mıyız.?? insan kendini yönetmeye başlıyınca gerçekler kolaylaşır mı?? |
||
|
||
| saol ceren. tartışmanın pratik faydasını elde edeceğimiz noktaya getirdin bizi. güzel bir tespit. aslında kendini yönetmek değil de kendi kararlarını dış etkilerden bağımsız verebilmek yani bi bakıma özgürlük işimizi kolaylaştırır. düşünün gönüllü yapılan işlerden aldığınız zevki, başarıyı, kolaylık hissini. |
||
|
||
| Insna kendini yonetmeye basladiginda..her sey bitmis olacak! | ||
|
||
| gerçek gerçek nie bitmişlik ki..? bide şimdi gerçekleri yaşamıoz diince bana sanki hayal aleminde yaşıomuşuz gibi gelio ama hayaller insanı acıtmaz ki... |
||
|
||
| Soruyu Biraz Daha Degistirsek. Gercege Ulasmak Icin Ne Yapiyoruz. |
||
|
||
| Gerçeğe ulaşmak için benim çeşitli dönemlerim oldu. İlkinde bir doktrin altında buna ulaşmaya çalıştım. Sanırım olmadı. Sonra tamamen serbest bıraktım. Böylelikle sisteme katıldım ve onu anladım. Şimdi de bu serbestlik içinde kendi bilincimi üretmeye çalışıyorum. en zor birincisiydi. bu sistemde teslim olmak ve sorgulamamak gerekiyor. ne denirse onu yapcaksınız. ikincisi en kolay olan ama üretmekten çok kendini kaybetmeye veya bilgi toplamaya yönelik sınırlı bir durum. üçüncüsü ise nispeten biraz daha zor ama yaratıcılığın getirdiği haz ile sizi mutlu eden ve gerçeğe daha yakınlaştırdığını hissettiğim bir tutum. |
||
|
||
| Ben asla teslim oldadım. Sürü ile ölümüne savaştım. ne dayak ne ceza umrumda değildi. en sonunda başarısızlık, depresyon, kriz. ve yanlızlık... ve düşünceler. bazı kitaplar. üfürükçüler, medyumlar, ölüm düşünceleri... başlangıçta aşırı asi, aşırı bağımsız olduğum için böyle olduğumu zannettim. oysa tam tersi. ben özgür falan değilmişim. özgürlüğün kendini yönetmenin ne olduğunu bilmiyormuşum. şimdi bile kısmen biliyorum. ya da bu yolun öğrencisiyim. şimdi eylemlerime ben karar veriyorsam bu özgürlüktür. ama koşullar elverdiği sürece her insan özgürdür. yani sınırsız paranız varsa her yere gidersiniz. yapabilirsiniz. nasıl açıklasam bilmiyorum ama asıl özgürlük bundan farklı. asıl özgürlük her şeyin mümkün olduğunu kabul edip zindanın içinden çıkabilmektir. zindanı yaratanın sen olduğunu fark edip onu ortadan kaldırmaktır. ben bunu fark ettim ve her unutuğumda da burnumu sürtüyorum. zindanın içindeki adam olabilirim. ama zindan da benim. parmaklık da benim. gardiyan da benim. en önemlisi anahtar da benim... mistik bi konu biraz yani. kurban olmadığımı anladım. benim dışımdan gelen bişey yok. mesela sokakta bi adam gelip beni soysa bütün paramı çalsa. ya da bi yerden çıktığımda arabam yoksa ben yine de kurban değilim. gecenin köründe ıssız bi sokakta dolaşmayı ben seçmişimdir. ya da arabanın kapısını açık bırakmayı seçmişimdir. ya da arabaya alarm takdırmamayı ben seçmişimdir. en son anladığım da düşüncenin gücü. Ben bu işi yaparım diyip hiç çalışmadığım sınava girdim. ve sınavı başardım. sonra hadi ordan dedim sen kim türkiyede okumak kim? sonra eşit ağırlıklı değil dil ağırlıklı olduğum ortaya çıktı... biraz uçuk ve sıradışı gelebilir. ama bence gerçek biziz. hepsi bizim eserimiz. hepsi derken. hepsi yani. tamamı. |
||
|
||
güzel bir yazı leo teşekkürler. ben notlarımı düşeyim ![]() her şey bizde saklı. gerçek bilincimizden ve algılarımızdan başka bir şey değil. belki madde olarak mutlak anlamda varlar ama onların bizim için var olması için onları algılamamız gerekir. algıladık ve bilincimiz onun gerçekliğini doğruladı diyelim. tamam bunu yapmakta hürsün. ancak algılarını doğru çalıştığında emin olmalısın. eğer algıların seni yanıltırsa bilincin seni yanlış yönlendirecek ve hep hata yapacaksın. leo, bence kendini fazlaca yüceltme. hareket noktan o olsun ama sağlama yapmayı da bil. |
||
|
||
| bilinç de ayrı bir mesele. eskiden kendimi kafatasımın içinde olarak düşünürdüm. şu anda... bir nevi hiçbiyerdeyim ya da heryerdeyim. yani algıladığım şey her neyse bunu bilincimle değil farklı bir kaynaktan doğru kontrol edip seçimlerimi bu kaynaktan aldığım verilere göre yapıyorum. ve gerçek algılarımız değil. gerçek var ve gerçeği yaratıyoruz. ve bunu yaratmada düşünce de eylem kadar önemli. yani ben şimdilik kaşık falan bükemiyorum. ama kaşık bükebilirim. ben büküyorum diyen adama da inanırım. |
||
|
||
| leo o kaşık hiç bükülmeyecek. onun büküldüğünü kabul ediyorsan senin için o bükülmüş demektir. ama kimseye o kaşığın bükülmüş olduğunu söyleme sakın. yoksa seni başarısızlıkların ve çıkmazların bekler. benden tavsiye
|
||