SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Kuran'da Recm var mı?

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4

sina 15.08.2007 00:56:33
İslam dini içerisinde seriat kanunları ve bızım konu edındgımız ceza anlayısı benım tarafımdan da sorgulandı ornegın kadının Recm edilmesi ser'i nin kesınlıkle bugunde uygulanmaması gerektıgıne ınanıyorum ama bu demek degıldır ki Recm konusundaki ayetı ınkar edecegım cunku dinler anlasılmak ıstendıgı zaman cıkıs donemlerı ve o zamankı toplumlar da degerlendırılmelidir.Recm konusundaki ayet nuzul ettıgı vakıt hz peygamber ıslam devlletının baskanı idi.Kendisine nazil olan kuran ı yasadı ve onu anlattı boylelıkle seriat eyleme gecmıs oldu.Seriatın sureklı anlatılıp uygulandıgı bır toplumda butun alınan onemlere karsı olum cezasını gerektırecek curumlerın hala ıslenmesı halınde de recm yada ölum, ceza olarak belırlendi ve gunumuze donuyorum seriatın butun anlamıyla yasandıgı bır toplum yoktur ozellıklede yasadıgım ulkede boyle bır hal kesınlıkle yoktur.Hal boyle ıken Recm konusunda da ıdam etmek konusunda da seriatın butunuyle yasanıyor olması gerekıyorki uygulanmasıda vuku bulsun ve yerınde olsun.Bu nedenle kuran ayetlerı hukumsuz kalmıyor aslında sadece kusuf donemı yasıyor bır tutulma yanı cunku bu hukumlerın uygulanması ıcın seriatın tamamıyle yasanılması gerekır.Aksi halde adalet zalımın elıne gecer ve onune gelen asılır kesılır.İdam cezalarının kalkmıs olması yada recm cezasının uygulanmıyor olması benı mutlu edıyor fakat bu Allah'ın ayetıne muhalıf olmanın verdıgı bır sevınc degıl zalımın elınden cıkan fetvanın önunun kesılmesınden dogan bır sevınctır allah burda da rahmetını tecelli ettirmistir dıye dusunuyorum.Kuran evrenseldir ayetlerın hukumlerı daıma gecerlıdır fakat Kuran ve ıcındekı ceza hukuku, seriat bır butun olarak algılanıp yasanıldıgı olcude faalıyete gecer.

anka 16.08.2007 17:24:03
Aşağıdaki yazının kelime-cümle kurma üslubuna katılmamakla birlikte,
içerik olarak %100 katılmaktayım.

Buyrun...

***

BİR BÜYÜK UYDURMA: RECM (TAŞLAYARAK ÖLDÜRME)

Bu bölümde mezhepçi İslam’ın en haddi aşan uydurmalarından birini göreceğiz. Bu uydurma ile Kuran’ın ayeti iptal edilmeye çalışılmış ve dine taşlayarak öldürme gibi bir ilave yapılmıştır. Fakat asıl dehşetli olan şudur ki; gelenekçiler sırf recmi, yani zina edeni taşlayarak öldürmeyi haklı çıkartmak için, Kuran’ın eksik olduğunu, aslında recm ayetinin var olup, bu ayetin keçi tarafından yenilip yok edildiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.

Bu bölümü okurken lütfen şunu bir kez daha hatırlayın:
Kuran’a ilave olan recmi tüm mezhepler savunur. Yani midye ve karidesi yemenin haramlığını, altın ve ipek giymenin kötülüğünü, başörtüsü ve peçe takmanın farziyetini, müzik dinlemenin ve resim yapmanın yasaklığını, namazlarda ve hacda Kuran’da olmayan detaylar olduğunu savunan Ehli Sünnet mezhepler; Hanefiler, Şafiler, Malikiler, Hanbeliler ile Şii mezhepler aynı zamanda recmi, hem de istisnasız hepsi savunurlar. Eğer recmin yanlışlığı ve uydurma hadislerin dinin kaynağı olamayacağı iyice anlaşılırsa, o zaman tüm bu mezheplerin hatalı yolda oldukları da iyice ortaya çıkar. Eğer bu mezheplerin hatası iyice anlaşılırsa; o zaman Kuran’da olmayan ipeğin, altının, başörtüsünün, peçenin, haremlik-selamlık ve diğer-lerinin de dinde olmadığı daha iyi anlaşılır. Çünkü Kuran’da olmayan bu ilave farzlar ve haramlar hep mezhepler yoluyla dinimize girmiştir. Recm konusu ise hem mezheplerin hatalı olduğunu, hem de hadis kitaplarının saçma olduğunu en güzel şekilde gösterir. Çünkü Buhari, Müslim, Ebu Davut, Hanbel, İbni Mace gibi bütün meşhur kitaplar recmi savunurlar. Üstelik bunu savunurken recmi haklı çıkartmak için Kuran’ın eksik olup, recmin aslında Kuran’da olduğunu (keçi Kuran ayetini yemeden önce) bile söyleyebilmişlerdir. Her şeyden önce Kuran-ı Kerim’de zinanın cezası belirtilmiştir. Kuran’da belirtilen bir konuda Kuran’ın hükmü ile çelişen bir hüküm ortaya atmak gelenekçi İslam’ın, mantık ve Kuran’a bağlılık seviyesini bir kez daha ortaya koymaktadır.

"Zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun."

24-Nur Suresi 2

Ayette zinanın cezası yüz celde olarak geçer. Arapça’da “ celde” kelimesi deriyi incitecek bir değnek manasındadır. Bu ceza için Arapça’da “asa, minsee” (sopa, değnek) kelimelerinin geçmemesi, ayette bir grubun bu cezaya şahitlik etmesinin istenmesi, suçlunun canını acıtmaktan çok toplum önünde teşhir edilerek cezalandırıl-masının hedeflendiğini gösterir. Kuran’a göre zinanın ispatı için dört şahit gerekir. İslam’da özel mülkiyetin dokunulmazlığının ol-duğunu düşünürsek, aslında gizlice zina yapanları dört kişinin cinsel ilişki anında görmesi çok zordur. Fakat bu ceza alenen zinayı, genelevler şeklinde yapılanmaları yok edecek bir uygulamadır.
Allah bu uygulama için bile
“sizi Allah’ın dinini uygulama konusunda acıma duygusu yakalamasın” demektedir.

Peki nasıl olur da, taşlayarak öldürme gibi çok şiddetli bir ceza, hem de bu konunun hükmü Kuran’da açıkça belirtilmişken gerçek olabilir? Üstelik bu ayetten bir önceki 24- Nur suresi 1. ayette bu surenin ayetlerinin farz ve apaçık olduğu söylenir. Bu; kelime sıkıntısı çekmeyen (31-Lokman suresi-27), en iyi yasa koyucu (5-Maide suresi-50), unutkan olmayan (19-Meryem suresi-64), Kuran’ı detaylı bir şekilde indiren (11-Hud suresi-1) Allah’ın yasasıdır. Gelin şimdi de uyduruk İslam’ın türeticisi mezhepçi İslamcıların (aslında İslam tahripçilerinin demek daha doğru olabilir) hadislerle uydurdukları dindeki recm uygulamasını inceleyelim.

KEÇİ KURAN AYETİNİ YOK EDİYOR

Recmi topluma kabul ettirmeye çalışan recm savunucuları yalanlarını halka kabul ettirmek için bir hikaye de uydurdular. Bu hikayeye göre recm ile ilgili Kuran ayetleri sayfalara yazılı şekilde Hz. Aişe’nin evindeydi. Peygamber’in vefatından sonra odaya giren aç bir keçi bu ayetleri yemiştir. Böylece keçi bu ayetleri neshetmiştir, yani hükmünü kaldırmıştır. (Nasih-Mensuh rezaletini bir önceki bölümde işledik. Bu konu, o bölüm için çok önemli bir delildir.) Bu hikayeyi İbni Mace Nikah 36,1944 veya Hanbel 5/131,132,183 ve 6/269’da bulabilirsiniz. Peygamber’in vefatından sonra hem ta-mamlanmış, hem ezbere bilinen Kuran’ın bir ayeti hem de keçinin yemesi suretiyle nasıl ortadan kalkar?
Geleneksel İslam’a göre büyük alim olan İbni Kuteybe, konuya şu cümlesiyle giriş yaparak açıklık getirir:
“ Keçi mübarek bir hayvandır.” Devamında ise bu büyük(!) alim keçinin faziletlerini açıklar ki konu iyice anlaşılsın.
Sonra da şu ilginç cümlesiyle konuyu açıklar: “ Ad ve Semud kavimlerini ortadan kaldıran Allah, bir ayetini keçiye yedirerek kaldıramaz mı?”
Allah’ı inkar eden bu iki kavmi Kuran ayetlerine benzeten İbni Kuteybe böylece geleneksel, hadisçi, mezhepçi
İslamcıların tutarsız yaklaşımlarına iyi bir örnek oluşturmaktadır. Türkçe’ye “ Hadis Müdafası” diye çevrilen orjinal ismi “Tevilu Muhteliful Hadis” olan İbni Kuteybe’nin kitabını okumanızı tavsiye ediyoruz. Okuyun ki Kuran’ın yeterliliğini, geleneksel İslamcıların çap ve kimliklerini daha iyi anlayın. Hadis kitaplarının bizim kanaatimize göre Hz. Ömer’e iftira olan bir hadisiyse şöyledir:

"İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kuran’da bulmuyoruz diye recmi inkar edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Eğer halkın “ Ömer Kuran’a ilave ediyor.” demesinden korkmasam bu recm ayetini Kuran’a yazardım."

Buhari 93/21, Müslim Hudud 8/1431, Ebu Davut 41/1

Bizce bu hadis bile tek başına Buhari, Müslim ve Ebu Davut’un güvenilmeyecek kitaplar olduğunun anlaşılması için yeterlidir. Böylece en sahihleri, en doğruları böyle olan hadis kitapları bile bir kenara atılıyorsa diğer hadis kitapları ve hadislere dayanan tefsir, ilmihal kitabı gibi kitapların da tereddütsüz bir kenara atılmaları ge-rektiği anlaşılır. Görüldüğü gibi bu recm hadisleri hem dine, hem Peygamber’e, hem Ömer’e iftiralardır.
Bu hadislerin mantığına göre Hz. Ömer Allah’tan çok halktan korkuyordu
Demek Hz. Ömer halktan değil de Allah’tan korkmuş olsaydı keçinin yiyerek yok ettiği recm ayeti,
hadis kitapları yerine Kuran’da olacaktı! (Lütfen 11. Bölüm’ü bir daha okuyun ve Hz. Ömer’in Ebu Hureyre ve
diğer uyduruculara karşı tavrını, Kuran’a sahip çıkışını bir daha gözden geçirip Hz. Ömer’e yapılan bu iftiranın
yalanlığını kavrayın.)

ZİNA YAPAN MAYMUNLARIN TAŞLANMASI

Bu uydurmalarla yetinmeyenler maymunların da zina eden bir maymunu yakalayarak taşladıklarını ve sahabelerden birisinin de maymunu recm etme olayına katılarak maymunu öldürdüğünü an-latırlar. Sözde recmin ne kadar mantıklı olduğunu, maymunların bile bunu anladığının, fakat bazı insanların anlayamadığının mesa-jını veren bu çok değerli (!) hadisi bilin bakalım hangi alim rivayet etmiştir? Evet, bu, süperlerin süperi diye takdim edilen, bir hadisini bile inkar edenin kafir olacağı söylenen en doğru hadis kitabının yazarı olan (diğerlerini siz düşünün) Buhari’nin 63/27’de geçen hadisidir.

Kurtubi’nin bir izahında ise Ahzab suresinin sonunda recm ayetinin eksik olduğu, Hz. Osman’ın döneminde bunların yazılmadığı söylenir. Bu izahta da Kuran’da mevcut olmayan recm geleneğine dayanak yaratma endişesinin, nasıl Kuran’a iftiralar atmaya kadar uzanmış olduğunu gözlemliyoruz.

MEZHEPÇİLER LÜTFEN BUNU DÜŞÜNSÜNLER

Görüldüğü gibi bir sürü çelişkili, mantıksız izah, sırf recm gele-neğinin yerleşmesi için uydurulmuş ve Kuran’ın açık hükmü olan 24- Nur suresi 2. ayetin de hükmü kaldırılmaya(neshedilmeye) ça-lışılmıştır. Bir rivayete göre Hz. Ömer döneminde Kuran’da recm yoktu, öbür rivayette Hz. Osman döneminde yazılmadı denir. Başka bir rivayette ayet keçi yüzünden ortadan kalkar. Diğer yandan maymunların recminden ve sahabelerin buna katıldığı komedisinden bahsedilir. Üstelik Kuran’daki açık hüküm yok sayılır. Neresine el atılırsa mantıksızlık ve çelişki olan bu konu geleneksel İslam’ın uydurucularının sıkışınca nasıl Kuran-ı Kerim’e iftiralar attıklarını da göstermektedir. Oysa birçok gelenekçi hem Kuran’ın, hem hadislerin doğruluğunu, hem de kelimesi kelimesine kabul ettiklerini söylemektedirler. Bu kabulü yapan gelenekçilerin çoğunun ne yazık ki kendi gelenek ve inançlarından habersiz oluşları büyük bir sorundur.
Kuran’a göre Kuran yeterlidir ve dinin tek kaynağıdır. En sahih hadis kitaplarına ve mezheplere göreyse Kuran eksiktir. Aç ve mübarek bir keçi(!) Kuran’ı yiyip eksiltmiştir! Lütfen aldatılan mezhepçi arkadaşlar bu konuyu iyice araştırın. Çünkü ilmihal kitapları bu konuyu örtbas etmekte, şeyhler, hocalar milletin kafası karışır diye bu konuya hiç girmemektedirler. Mezhepçi arkadaşlar eğer bu konuyu araştırırsanız çok güvendiğiniz mezhebinizin, hadis kitaplarınızın nasıl kendilerini haklı çıkartmak için Kuran’ı eksik saymaktan geri durmadıklarını ve tüm bu zırvaları uydurduklarını göreceksiniz. Mezhebi kabulle hiç bilmeden bu izahları da kabul etmiş oluyorsunuz. Çünkü bu izahlar mezheplerin, en doğru (!) hadis kitap-larının bir parçasıdır. Oysa Kuran apaçık bir şekilde din adına tüm detayları veriyor.
Bizi, “Fırkalara bölünmeyin” diye mezhepçilikten alıkoyuyor.
Mezheplerse “Recm nohut büyüklüğünde çakıl taşları ile olur. Kadın bir çukura gömülür, erkek ayakta taşlanır.
(Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı 7/97)”
tipi dehşetli açıklamalarla vahşeti, yavaş yavaş öldürmeyi, Kuran’la çelişkiyi telkin etmektedirler.

KURAN’I BOHÇADAN ÇIKARALIM

Ne yazık ki yıllarca mezhepçilik övüldü. Mezheplere karşı çık-mak sapıklık olarak gösterildi. Mezhepsiz kelimesi dilimize bir hakaret unsuru olarak girdi. Kuran evimizde bohçalar içinde, yüksek bir yerde asılı olarak bulundu. Kuran ölülerin arkasından okundu ama, dirilerin hayatına yön vermesine izin verilmedi. Buna izni vermeyen mezhepçiler; dini ancak üç-beş kişinin anladığını, bizimse, onlardan ve onların kitaplarından dini öğrenmemiz gerektiğini söylediler. Allah kitabından dini anlamak gibi büyük bir cürete kalkı-şırsak çarpılacağımız anlatıldı. Bu çabaya ne gerek vardı ki! Mezhep imamları dini anlatmıştı. Bu mantıkla ne mühendisler, ne profesörler bile uyutuldu. Çünkü bu anlatımda akıl yok, taklit vardı. Aslolan taklit olunca profesörle, mühendisle, en cahil bir oldu. Çünkü akıl, ilim hiç kullanılmayacaktı ki! Onu, kullanması gerekli olan mezhep imamları, hadis imamları kullanmıştı. İnşallah onların akıl-larını ne kadar kullandıkları ve sadece Kuran’a sarılmanın önemi bu recm örneği ile anlaşılmıştır.

"Allah pisliği aklını kullanmayanlar üzerine bırakır".

10- Yunus Suresi 100

"Andolsun size, içinde öğüt bulunan bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız? "

21- Enbiya Suresi 10


http://www.kurandakidin.net/bolumler/26birbuyukuydurma.htm

sina 16.08.2007 18:13:29
anka yazını okudum cogu yerı banada mantıklı geldi zaten recm konusunda bazı karsı cıkıslarım vardı ve mukayese olanagı buldum...peki bıde hz peygamber donemınde tatbık edılen recm cezalarını yorumlayabılrımısın arastırdıgın bu kaynaklarda yada baskaları ıle...

denge 16.08.2007 21:48:58
Alıntı
Recm konusundaki ayet nuzul ettıgı vakıt hz peygamber ıslam devlletının baskanı idi.Kendisine nazil olan kuran ı yasadı ve onu anlattı boylelıkle seriat eyleme gecmıs oldu.Seriatın sureklı anlatılıp uygulandıgı bır toplumda butun alınan onemlere karsı olum cezasını gerektırecek curumlerın hala ıslenmesı halınde de recm yada ölum, ceza olarak belırlendi

Daha neler! Recm cezası sadece zina eden yahudilere uygulanmışlardır o kadar, kendi şeriatlerine -Tevrat'a- tabi oldukları için... Kuran'da zinanın cezası bellidir, değnektir.

denge 16.08.2007 22:44:07
Alıntı
denge haklısın orda ayet lazfı tarafımdan hatalı sarfedılmıstır fakat soyle rivayet edilir senin degnekdir dedigin ceza;

Resulullah (sav)'a, Maiz İbnu Malik el-Eslemi (ra) gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, ben nefsime zulmettim, zina fazihasını işledim, beni temizlemeni istiyorum" dedi. Resulullah (sav) onu reddetti (geri çevirip meselenin üzerine gitmedi). Ancak Maiz ertesi gün tekrar geldi. Yine: "Ey Allah'ın Resulü, ben zina fazihasını irtikab ettim!" diye ikinci sefer itirafta bulundu. Adamı ikinci sefer geri çeviren Resulullah (sav) adamın kavmine birisini yollayarak: "Onun aklında bir noksanlık biliyor musunuz, normal bulmadığınız bir davranışına rastladınız mı?"diye tahkik ettirdi. Ancak hep beraber: "Biz onu gördüğümüz kadarıyla, aramızdaki salih kişilere denk akıl (ve feraset) sahibi biliyoruz" dediler. Maiz üçüncü sefer müracaatta bulundu. Hz. Peygamber (sav) onlara yine birini göndererek adam hakkında sordurdu. Yine ne kendinde, ne aklında bir kusur olmadığını söylediler. Adam dördüncü sefer müracaat edince, ona bir çukur kazdırdı. Taşlanmasını emretti ve taşlandı. Ravi der ki: Gamidiye adında bir kadın da gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, beni niye reddediyorsun. Görüyorum ki, beni de Maiz gibi geri çevirmek istiyorsun. Allah'a kasem olsun ben hamileyim de!" dedi. Hz. Peygamber (sav) "Öyle ise hayır. Sen git ve çocuğu doğurunca gel" dedi. Kadın gitti, çocuğu doğurunca, bir beze sarılmış olarak çocukla geldi. "İşte çocuk, doğurdum!" dedi. Resulullah (sav): "Git, sütten kesinceye kadar emdir, sonra gel!" buyurdu. Kadın gitti, o çocuğu sütten kesince çocukla birlikte geldi. Çocuğun elinde bir ekmek parçası vardı. "Ey Allah'ın Resulü, işte çocuk, sütten kestim, yemek de yedi" dedi. Resulullah (sav) çocuğu alıp, Müslümanlardan birine teslim etti. Sonra bir çukur kazılmasını emir buyurdu. Göğsüne kadar derinlikte bir çukur kazıldı. Bundan sonra halka taşlamalarını emretti. Herkes taşladı. Halid İbnu Velid (ra) elinde bir taş ilerledi, başına attı. Kan yüzüne fışkırmıştı, kadına küfretti. Resulullah (sav) Halid'in kadına küfrettiğini işitince: "Ey Halid ağır ol!" dedi ve ilave etti: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelal'e kasem olsun, bu kadın öyle bir tevbe yaptı ki, şayet alış-verişte sahtekarlık yapanlar aynı tevbe ile tevbe yapsalardı, onların bile mağfiretine yeterdi." Sonra Resulullah (sav) (tekfin) emretti. Kadının üzerine namaz kıldırdı ve defnedildi."

Kaynak: Müslim, Hudud 22, (1695); Ebu Davud, Hudud 24, 25, (4434, 4441)

Hadislerin kaynaklık etme açısından benim için bir değeri yoktur, üzgünüm...

Ayetlere gelince ; "Zina eden kadın ve erkeğe yüzer değnek vurun" 24/2

"Evlendikten sonra fuhuş yapan cariyelere, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısını uygulayın" 4/25

Alıntı
Recm konusundaki ayet nuzul ettıgı vakıt hz peygamber ıslam devlletının baskanı idi.Kendisine nazil olan kuran ı yasadı ve onu anlattı boylelıkle seriat eyleme gecmıs oldu.Seriatın sureklı anlatılıp uygulandıgı bır toplumda butun alınan onemlere karsı olum cezasını gerektırecek curumlerın hala ıslenmesı halınde de recm yada ölum, ceza olarak belırlendi

Bir de recmin tevraın bir hükmü olduğunu tekrarlama istiyorum... yani alıntıda olduğu gibi önce diğer cezalar denenip caydırcılığı olmadığı anlaşılınca recme geçilmemiştir, tam aksine önce recm vardı sonra değnek...

sina 16.08.2007 22:57:51
peki soyle bı soru sormak ısterım recm cezası ıcın degnek dedın kur'an ın bıcmıs oldugu sınıra bu degnek cezasında sınır nedır degnek ıle ölüm vuku bulursa o zaman adı ne olur bu cezanın?


denge 16.08.2007 23:00:29
İşte iş buradan sonra safsataya giriyor zaten... bu soruyu bir fakihe sorman gerekiyor..

Dikine 16.08.2007 23:06:18

"Zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun."


Bakalım İncil'de konu nasıl geçiyor ?

http://kutsalkitap.com/kkitap/?b=43&c=8     Yuhanna "Zinada yakalanan kadın"

Sapiens 16.08.2007 23:48:28
recm daha çok taşlanarak öldürülmeye denmiyor mu?
diğrei zaten normal sopa cezası  yanılıyormuyum.

birde bu ceza müminleri bağlayıcı değil mi gayri müslimlerin cinsel münasebetelride boyle cezalandırlmakta mı?bilen ağabeyimiz söylerse sevinirz



flzf 17.08.2007 00:01:26
güç onlarda oldukdan sonra hertürlü eziyet serbest kardeşim teizm budur işte Smiley

sina 17.08.2007 00:10:14
sopa sayısı ne kadar malumum degıl fakat sopa ıle de ölünebilir galiba.gayrı muslımlerın cezalandırılması soyle o donemde yahudılerden bır grup hz peygamberın yanına gıdıyor ve kendılerınden zina yapanın hali nakledıyorlar peygamberde bunun uzerıne o gayrı muslımlere cezayı uyguluyor yanı gayrı muslımlerın talebı soz konusu galıba benım bıldıgım kadarı ile.
nedır bu her turlu eziyet dıyecem sen yıne daldıracaksın bızı bı had cezanına...yok flzf her turlu ceza dıye bırsey en azından teızm tumlemende islam tarafında.
güç onlarda oldukdan sonra hertürlü eziyet serbest kardeşim teizm budur işte Smiley

akrepv 17.08.2007 00:17:07
sina kafam karıştı o peyğambere giden yahudilerin kendi kitaplarında zina ile ilgili ayetleri,cezaları filan yokmuki islam peyğamberine gidiyorlar....sonra onlar başka bir dinden olduklarına göre muhammet nasıl o cezayı uyğulayabiliyor,kafam karıştı......

Sapiens 17.08.2007 00:19:41
her dinin kuralalrı vardır  yanlış uygulamalr olabilir ama din lerin cezaları sadce o dinin müminleri için geçerlidir bu nedenle inanmıyanlar için problem olmamaıs lazım inananlar içinde kendi düşen ağlamaz yada  tatlı tatlı yemöenin ........... sözlerini uygun gördük

sina 17.08.2007 00:26:40
Benim kafamı daha cok karıstırdın : ) evet haklısın soyledıklerınde ama dedıgım gıbı bu sadece bır rıvayet ve dusunup elemek lazım.
sina kafam karıştı o peyğambere giden yahudilerin kendi kitaplarında zina ile ilgili ayetleri,cezaları filan yokmuki islam peyğamberine gidiyorlar....sonra onlar başka bir dinden olduklarına göre muhammet nasıl o cezayı uyğulayabiliyor,kafam karıştı......

torq 17.08.2007 00:41:30
Kafanızın karışmasını engelleyebilir mi bilmiyorum ama konunun islamla ilgisi olmadığı ve Muhammed'in mezopotamyada uygulanan ilkel cezalandırma yöntemlerinden biri olarak kullanılmasına karşı koyduğu gibi bir düşünceye sahip olduğumu belirtmek isterim.

Tevrat, tesniye 22: 24

 Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. israil'den kötülüğü atacaksınız.Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı ergen bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa, ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.

Hz. Peygamber Yesrib'e (sonradan Medine) hicret ettiğinde, şehir halkıyla "anayasa" kabilinden bir sözleşme yaptı. 47 maddelik bu sözleşmenin ilk 24 maddesi Müslüman Arap kabilelere, geri kalanı Yahudilere ilişkindi. Bu sözleşmeye göre Yahudiler şehirde kendi hukuklarını uygulayabileceklerdi. Hatta Allah Rasulü kendisine gelen davalarda eğer davacılar Yahudi iseler onlara kendi hukuklarına göre hükmediyordu. Bu Maide suresinin 42-50. ayetler arasında yer alan ilkelerin sözleşmede yer almasından başka bir şey değildi. Bu sözleşmenin 36. maddesi Yargı ve yürütmenin işleyişine kimse nüfuzunu ve statüsünü kullanarak müdahale edemeyeceği hükmünü içeriyordu.

Rasulullah'ın Medine'de recmine hükmettiği ilk zani ve zaniye Yahudilerdendi. Onlara sözleşme uyarınca kendi hukuklarına göre hükmetmişti.

Bir çok kaynağın birlikte naklettikleri bir rivayette, Yahudiler kendi aralarında dahi adil yargılama yapmıyorlardı. Varsıl ve erk sahibi biri zina ettiği zaman "tahmim" (yüzü siyaha boyayıp eşek üzerinde sırt sırta dolaştırma) cezası veriyorlar, fakat bu işi fakir yaparsa taşlayarak öldürme cezasına mahkum ediyorlardı.

http://www.mustafaislamoglu.com/makaleler.php?Makale_id=572&Kat_id=8


Sayfa: [ 1 ] 2 3 4