SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Bilim

Konu: Ay

Sayfa: [ 1 ]

anka 16.08.2007 13:32:19
Bilimsel gariplikler
1. Ay, dünyadan daha yaşlıdır, öyleyse kökeni başka bir yerdir, bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani dünyadan daha eskidir...

NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı ama bu Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihtir. Önemli bilimciler ve Ay uzmanları, Ay'dan getirilen elementlerin dünyadakilerden daha eski olduğunu belirlediler ama neden resmen açıklamadılar? 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi, bu tarihleme dünyadan ve güneşten iki kez daha eskidir. Buna karşın Ay'ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık bilinmiyor...

2. Bir grup bilimci Ay'ın yıldızlararası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar.

3. Bazı bilimciler, Ay'ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay'ın içi boş olabilir mi?

4. Ay'ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite vardır, bu elemental olarak doğal mıdır?

5. NASA tarafından 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı ama Ay'da su olmadığı biliniyor.



Ve diğerleri...

1. Ay, hem dünyanın doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadır.

2. Ay, olması gerekenden çok daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.

3. Ay kraterleri çok fazladır ve garip bir biçimde yüzeyseldirler.

4. Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş Sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur.

5. Ölçümlemeler,Ay''da çok fazla demir olduğunu gösteriyorlar.

6. Ay'ın bileşimi, dünyadan farklıdır.

7. Doğa kanunlarına aykırı olarak, Ay'da ağır metaller yüzeydedir ve Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur.

8. Ay dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.

9. Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır, bu bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar.

10. Dünyadan bakıldığında Ay, bir güneş diski gibidir yani tutulmalarda güneşi tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür sanki büyüklüğü güneşi örtmek için ayarlanmıştır.

11. Eğer Ay, dünya tarafından yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay yine uzaklaşıp gidecektir.

12. Normalde Ay'ın çizdiği yörünge, dünyanın ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır ama Ay garip bir şekilde dünyanın yaptığı gibi, güneşe bağımlı bir yörünge çizer.

13. Her ne kadar Ay volkanların ölü oldukları söyleniyorsa da, yüzyıllardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir.

 
     

anka 16.08.2007 13:39:12
Ayın Özellikleri:

Genel tarifi:
Ayın çapı yaklaşık 3476 km olup, dünya çapının % 27'si,
yüzölçümü dünyanın yüzölçümünün % 7,4'ü,
hacmi ise dünya hacminin % 2'si kadardır.
Yoğunluğu santimetreküpte 3,31 gramdır. Dünyanın ise 5,52 gramdır.
Bundan anlaşılıyor ki, ayın yoğunluğu yaklaşık olarak bir kayanın yoğunluğuna eşittir.
Belki de ayın kendisi bir kaya kütlesinden ibaret olan ve merkezinde de metal bulunmayan bir kütledir.

Yüzeyindeki yerçekimi dünyaya kıyasla 1/6 kadardır.
Dünyada 120 kg ağırlığında olan bir madde ayda sadece 20 kg gelir.

Serbest güneş ışınları aya vururken, hararet sebebiyle ay yüzeyindeki bütün gaz molekülleri, saniyede 1,5 milden
daha hızlı hareketleneceğinden, ayda gaz ve su buharının varlığı düşünülemez. Ay yüzeyindeki çatlaklardan bazan
yanardağ menşeli gazlar dışarı çıkabilir. Fakat bildiğimiz manada bir atmosfer ayda mevcut değildir. Bu faktörlerden aşağıdaki birçok netice elde edilmektedir. Dünyanın üzerinde olduğu gibi bir koruyucu tabakanın ayda bulunmaması, öldürücü özellikdeki şuaların (radyasyonların), ay yüzeyine ulaşmasına sebeb olmaktadır. Böylece güneşin zararlı şualarına
maruz kaldığı gibi, devamlı meteorit (göktaşı) bombardımanına da tabidir. Bundan başka atmosferik koruyuculuk
bulunmadığı için sıcaklık ve soğukluk ölçüleri tamamen kontrolsüzdür. Ay üzerindeki ısı, güneş ışını altında
102 dereceye kadar çıkar. Gölgede ise -157 dereceye kadar düşer.


Dünyada olduğu gibi, toz zerreciklerini taşıyan hava ve güneş ışınlarını kırıp yayabilen su buharının bulunmayışı
sebebiyle, ayda gökyüzünün görünümü gündüz ve gece siyahtır. Aynı sebepten, aydaki gölgelerin tamamiyle siyah
bir görünümü vardır. Ay üzerinde gezen astronotlar, ayın gölgeli bölgelerinden güneş ışını bulunan bölgelerine
geçtiklerinde görme zorluklarından yakınmışlardır.

Ay gündüzü esnasında güneş oldukça parlaktır. Güneş ışını semadaki yıldızların ışınını örter. Fakat uygun zamanlarda en parlak yıldız ve gezegenlerden bazılarını görmek mümkündür. Halbuki ay üzerinden dünya manzarası pek muhteşemdir. Gezegenimiz, aydan mavimsi beyaz bir yarımküre şeklinde görülür. Eğer ayın gece tarafından sema seyredilirse siyah olan gökte devamlı parlayan yıldızlar ve dünyadaki bir gözlemciye, atmosferik karışımdan dolayı gizli kalan birçok yıldızlar, rahatlıkla gözlenebilir. Aya teleskoplarla bakılınca, gri olan renginin muhtelif tonlarını görmek mümkündür. Fakat astronotlar ay yörüngesinde gezerken ve yüzeyine inerken ay renginin griden kakao kahverengisine kadar değiştiğini söylemektedirler. Yüzeyin bazan hafif bir parlaklık göstermesi güneş ışınını yansıtmasındandır. Ay, yüzeyine gelen ışınların sadece % 7'sini yansıtır ve güneş sisteminde Merkür ile birlikte en zayıf yansıtıcı sayılır. Ay, sadece dünyaya yakınlığından dolayı parlak gözükür. Astronomik ifadelerle dolunayın parlaklık derecesi, yani kadri -12'dir. Güneş ışınının parlaklığı ise yaklaşık olarak 400.000 defa daha çoktur.

Kraterler:
1962'de yapılan bir tahmine göre ayın görülebilen yüzeyinde bir kilometreden daha büyük çapta 300.000 kadar
krater mevcuttur
. Ayın görünmeyen tarafında, görünen bölgesine kıyasla daha düz bölgeler vardır.
Bu bölgeler \"deniz\" olarak bilinir.

En büyük kraterlere \"duvarlı ova\" adı verilmiştir. Bunların en büyüğü \"Bailly\"dir.
Bu çukurun etrafı 3000 m ile 4000 m yüksekliği aşan dağlar ile çevrilidir.
Diğer bir duvarlı ova olan \"Clarius\" 233.600 m çapındadır.
Bunun dağlar duvarının yüksekliği 3600 ile 5000 m arasında değişir.
Hem \"Bailly\" hem de \"Clarius\" duvarlı ovalarında yüzlerce daha küçük kraterler yığın halindedir.
Hepsinin, meteoritlerin düştüğü yerlerin izleri oldukları tahmin edilmektedir.

Duvarlı ovalardan daha küçük çaptaki kraterlere \"çemberli ova\" adı verilir. Bu çemberli ovalardan \"
Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımıdır. Bilindiği gibi maddenin temel yapısını atomlar meydana getirir. Atom ise, proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ile bunun çevresinde dönmekte olan elektronlardan oluşmaktadır.

"Işın kraterleri" dolunay esnasında en açık bir şekilde görülür. Bunların görünümü, düzensiz parlaklıkta işaretler gibidir.
Bu ışınlar bazı hallerde bu kraterlerden 1600 km kadar öteye yayılabilir. Bu ışınların meteoritlerin çarpmasında meydana
gelen kraterlerin savurduğu maddelerden müteşekkil olduğu tahmin edilmektedir. U.S. Ranger ve Lunar Orbiter sun'i peyklerinden çekilen fotoğraflardan ışın bölgelerinde ikinci tipte kraterlerin gözüktüğü tespit edilmiştir. Bu ikinci tipteki kraterler ışın kraterlerini meydana getiren patlamaların etrafa saçtığı zerrelerin izleridir.

Büyük kraterlerin çoğunda ya merkezi tepeler veya duvarları içerisindeki ovalarında duvar izleri mevcuttur.
Öte yandan 8 km çapında daha küçük olan kraterlerde bu ikisine genelde rastlanmamıştır. Bu gerçek, meteor
çarpmalarının meydana getirdiği en büyük kraterlerde, eskiden volkan faaliyetlerinin var olduğunu akla getirmektedir.
Bu volkan faaliyetleri dağları meydana getirmiş ve bazı hallerde de lav halinde dağların dibine çökmüştür.

Volkan faaliyetlerinin ay üzerindeki kubbeleri meydana getirdiği kabul edilebilir. Bu kubbeler çan şeklinde tepelerdir.
Ay yüzeyinde düzgünce yükselir. Merkezlerinde küçük küçük deliksi çukurlar vardır.
Bu kubbelerin, lavların soğuması ve sertleşmesi ile sıcak gazların meydana getirdiği lav kabarcıkları olduğu
tahmin edilmektedir.

Ranger sun'i peykinin çektiği fotoğraflarda ay yüzeyinde küçük krater bolluğu görülmektedir.
Bu küçük kraterlerin çoğu şüphesiz ikinci sınıf kraterlerdir. Çoğuna küçük meteoritler sebeb olduğu gibi,
bir küçük meteorit bazan büyük kraterlere sebeb olmuştur.

Ayın üzerinde görülen diğer kraterlere \"ufak çukur kraterleri\" denir. Bunlara belki de krater demek bile uygun değildir.
Zira küçük delikler halinde olup, dipleri gözükmez. Bunlara da meteoritler sebeb olmuştur. Ay yüzeyindeki çatlakların
varlığını gösterirler.

Denizler:
Ayın görünür tarafında 30 kadar geniş, düzensiz, karanlık bölge vardır.
Eskiden teleskop ile ayı seyredenler bu bölgelerde su bulunduğunu sanmışlar ve bu sebeple okyanus, deniz,
körfez gibi isimler vermişlerdir. Zamanla ayda su bulunmadığı öğrenilmiş fakat bu isimler yerleşmiş ve
kullanılmaya devam etmiştir.

Aydaki denizlere genel olarak Latince \"mare\" çoğulu \"maria\" yani \"deniz\" ismi verilmiştir.
Bu bölgelerin geniş ve bilhassa düz ova özellikleri vardır.

Bir yanardağ (ya da volkan), magmanın (dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkla ergimiş ya da erimiş kayalar), yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir. Güneş sisteminde bulunan kayalık gezegen ve aylarda (bazıları çok aktif olan) birçok yanardağ olmasına rağmen, bu olgu, en azından dünyada, genellikle tektonik plaka sınırlarında görülür. Ne var ki, sıcak nokta yanardağlarında önemli istisnalar vardır.

Denizler ayın diğer bölümlerine nazaran daha koyu renktedir.
Prüzsüz yüzeyleri güneş ışınını, krater ve dağların yüzeylerinden daha az yansıttığı için daha karanlık görülürler.

Düz ovaların nasıl meydana geldiğini açıklayan birçok nazariyeler ileri sürülmüştür.
Bu nazariyeler arasında ay yüzeyinde çok eski zamanlarda çarpan dev meteoritlerin izleri olduğu nazariyesi de vardır.
Bu ovaların genel olarak daha sonra teşekkül ettiğinde ittifak edilmektedir. Meydana gelişleri esnasında etrafındaki bölgeleri lav ve kütle ile örttükleri; bunun sebebi olarak da ya bir volkan faaliyetinin neticesi veya radyoaktivite zayıflamasının saldığı sıcaklıktan dolayı meydana geldiği kabul edilmektedir.

Deniz bölgelerinin bazılarının yüzeyinin altında \"mascon\" diye adlandırılan daha yoğun maddeler vardır.
Bu kütleler yerçekiminin bölge bölge artmasını sağlamakta ve ay çevresindeki yörüngede bulunan araçları rahatsız etmektedir. Masconların, meteoritlerin düşüşünde etrafa sıçrayan madde artıkları olduğu veya soğumuş lav artıkları olabileceği zannedilmektedir.

Dağlar:
Ay üzerindeki muhtelif görüntülü dağlar hemen hemen dünyadaki dağlara benzer.
Gerçekten ay dağları belkide dünyada dağların meydana geldiği gibi ortaya çıktı.
Yani yüzeyin katlanması ve büzüşmesi ile yükseldi.
Bazı ay tepeleri dünyada bulunan en yüksek dağlardan daha yüksektir.
Leibnitz sıra dağlarındaki \"Epsilon\" tahminen 9.185 m
, yani Everest Tepesinden 305 m daha yüksektir.
İlgi çekici diğer tepeler 6200 m ile 7920 m yükseklik arasında değişmektedir.
Mare Nubium ortasından geçen Straigh Wall, ayda bulunan ilgi çekici birçok sarp kayalıkların en meşhurudur.
96 km uzunluğunda ve 457 m yüksekliğinde olan bir kayalıktır.

Ayın diğer görünümleri:
 
Bütün ay görünümlerinden belki de en ilgi çekici olanları küçük dereler ve çatlaklardır.
Bu sathi hendekler kilometrelerce uzunluktadır.
En ilgi çekicilerinden birisi olan Ariadaeus, Cleft ariadaeus kraterinden 160 km öteye kadar uzanır.
Genişliği 16.000 m, derinliği ise 800 m kadardır.
Ranger peykinden alınan fotoğraflarda Alphonsus Krateri yakınlarında birçok dere görülmüştür.
Bu çukurlar sanki bir dev dozer tarafından oyulmuş gibidir.
Hadley Deresi Apollo 15 astronotlarından James İrwin ve David Scot tarafından araştırılmıştır.
Bu dere ay yüzeyinde 128 km kadar uzanır. Ortalama derinliği 366 metredir.
 
Küçük dereler ve yarıklar muhtemelen yer altındaki çatlaklardan meydana gelmiştir.
Yine bu yer altı çatlakları, küçük kraterlerin krater zincirlerini teşekkül ettirmiştir.
Ayın üzerindeki dağlar kordonunda birçok ünlü ovalar mevcuttur. En ilgi çekicilerinden birisi,
Alpine kordonunda, 96 km uzunluğunda, uzun ve derin bir ova olan Alpine Valley'dir.

Ayın yüzeyindeki maddeler:

1960'larda yapılan deneyler neticesinde ay üzerine insanlı inişlerin mümkün olduğu anlaşılmıştır.
Sonradan ayın üzerinde çok ince tanecikli bir malzemenin bulunduğu, üzerinde ise çeşitli çapta kayaların serpilmiş
olduğu ve bu kayaların kimyevi yapısının bazalt benzeri olduğu anlaşılmıştır. Aydan getirilen taşlarda küçücük cam
gibi maddeler bulunmuştur. Bu maddelerin meteorit (Astronomide, bir gökcismine bir diğer gökcisminin çarpması sonucu yüzeyde oluşan çöküntüye verilen ad Meteor krateri(gök taşları) çarpmalarında hasıl olduğu sanılmaktadır.
Ay toprağında güneş rüzgarından hasıl olmuş ender rastlanan gazlara rastlanmıştır.
Bunların güneşten buraya kadar ulaştığı sanılmaktadır. Bu buluşlar ay yüzeyinin eski olduğunu göstermektedir.
Bununla beraber kayaların bazıları ateş ısısıyla meydana gelmiştir. Böylece eski zamanda ay üzerinde volkanik
faaliyetlerin olduğu anlaşılmıştır.

kaynak: turkcebilgi.com/Ay


Sayfa: [ 1 ]