|
||
| bahsettiğin kitaplar hakkında bilgim var ancak onlar soyut kavramlar üzerine kurulu.Ayrıca o adamların o kitapları farklı güçlerin dayatmasıyla yazdığı da bir ihtimal... Bugün sosyalizmin çöktüğü bir gerçek.Soyut şeylerle bana savunma yapma...Sosyalizmle içsel anlamda iyi bir devlet kurulabilir ancak dış politikada senin canına okurlar bu da bir gerçek...Yakın bir zamanda TRT de sosyalizmle ilgili bir belgesel yayınladlar.Kübe ile ilgili oranın halkının hali ortada... bu arada ben de bir maliye öğrencisiyim.3.50 ortalamam var.üstelik maliye bölümü olarak iktisatlardan kaç kat daha fazla politika üzerine yoğunlaştığımızdan haberin var mı?biraz daha saygılı yaklaş insanlara horoz gibi ötme...((RIFKIYA...) |
||
|
||
| Geleceğin sosyalist toplumunun ayrıntılı bir tasvirini yapmak mümkün değildir. Bu Marksistlerin değil ancak falcıların işi olabilir. Ancak Marksistler tarihin genel akış yönüne ve mevcut toplumun gelişim eğilimlerine bakarak geleceğin sosyalist toplumunu karakterize eden bazı temel özellikleri tespit etmekten geri durmazlar. Sosyalist toplumun en temel özelliği, artık sınıfsal bölünmenin ortadan kalkmış olmasıdır. Yani sosyalist toplum sınıfsız bir toplumdur. Sınıfların ortadan kalkmasıyla bundan kaynaklanan tüm sonuçlar da ortadan kalkacaktır. Yani her şeyden önce insanın insanı sömürüsü son bulacaktır, bu nedenle devlet de son bulmuş olacaktır. Siyaset, partiler, bürokrasi, savaşlar vb. hepsi son bulacaktır. Öte yandan bu toplumda insanlar ihtiyaçları için ortak ve planlı bir üretim yapacaklar ve bu nedenle insan emeğinin ve doğanın israfı son bulacaktır. İnsanlar neye, ne kadar ihtiyaç olduğuna ve bunlar için ne kadar ve nasıl çalışılması gerektiğine kendi özgür ortak iradeleriyle karar verecekler ve uygulayacaklardır. |
||
|
||
| çark_che_kiç arkadaşıma teşekkür ediyorum...Kendini övmeyi bırakıp güzelce nedenini açıklamış... Arkadaşım ben de sana katılıyorum.Bugün kapitalizm denen şey parası olanların, olmayanları sömürmek için oluşturduğu bir sistemdir ve vahşice bir sistemdir. Ancak sosyalizmde de ölçüyü tutturmak gerek.eğer çok koyu bir sosyalizm politikası izlenirse dünya ekonomisinden silinir gideriz...benim demek istediğim bu...Bence karma bir ekonomik sistemle sosyalizm ve kapitalizmin bir sentezi oluşturulmalı.sonuçta ikisi zıt kutuplardır ve bilirsiniz ki kutuplarda yaşamak hiçbiz zaman yarar getirmez... |
||
|
||
| Çözüm mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesidir Kapitalist üretim toplumun ihtiyacı gözetilerek değil, sadece daha fazla kâr elde etmek amacıyla gerçekleştirilir. Kapitalist toplumda pek çok ürün kapitalistlerin satabileceklerinden çok daha fazla üretildiği ve bunlara ihtiyacı olan yüz milyonlarca yoksul insan bulunduğu halde, bu ürünler onlara dağıtılmayıp imha edilir. “Uygarlıkta yoksulluk bolluğun kendisinden doğar.”[6] Kapitalizm böylesine akıldışı bir sistemdir. Oysa işçi iktidarı altında, merkezi olarak örgütlenen işçi konseyleri, hangi ürünün ne kadar üretileceğine tüm nüfusun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak karar verecek, bunu planlayıp hayata geçirecektir. Sosyalizme doğru ilerleyen böyle bir devlette, üretim araçlarının gelişiminin önündeki en büyük engel haline dönüşmüş olan kapitalizm ortadan kalkmış olacağı için, teknolojinin de bugünkünden çok daha fazla gelişmesi mümkün olacaktır. Buna bağlı olarak, herkesin günün bugünkünden çok daha az bir bölümünü toplumsal üretime, geriye kalan bölümünü ise kişisel yeteneklerini geliştirmeye ayırabilmesinin koşulları da olgunlaşacaktır. İşçi iktidarı altında yeni sınıfsal ayrıcalıklar söz konusu olmayacaktır, işçi iktidarının amacı insanlığı sınıfsız topluma hazırlamak olacaktır. Açlık da, yoksulluk da, savaşlar da kapitalizmle birlikte geçmişin kötü anıları olarak tarih kitaplarındaki yerlerini alacaklardır. Burjuvazi kendi sınıf iktidarını işçi sınıfının omuzları üzerinde yükseltti, işçi sınıfının ürettiği zenginliklere el koyarak daha da semirdi. Sınıfsal iktidarını kurmak için harekete geçtiği ilk zamanlarda sıkça kullandığı özgürlük ve eşitlik masallarının sadece kendi sınıfının unsurları için geçerli olduğu, kısa sürede çok net olarak ortaya çıktı. Kapitalizmin küreselleşmesinden çok önce de işçi sınıfının bu sistemin mezar kazıcısı olduğunu biliyordu burjuvazi. Bu nedenledir ki, her zaman, dev bir gövdeye sahip olan işçi sınıfını kontrol altında tutmak için çeşitli yollara başvurdu, başvuruyor. Ne var ki, mülksüzleştirenlerin iktidarının sonsuza dek süremeyeceğini Marksistler çok iyi biliyorlar. Sefaletin sebebi olan sınıfın yani kapitalistlerin iktidarı, mülksüzlerin yani işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle yıkılacaktır. sence kapitalizimle sosyalizim sentezleşebilirmi ? |
||
|
||
| sosyalistdüzende ötekiler gibibaskıcı ve hiyerarşiktir |
||
|
||
| sosyalizimde bir araçtır.kısaca yaşamak istedigim toplum eger sınırların kalktıgı,ezme ezilmenin olmadıgı,sömürünün olmadıgı,tüm dünya halklarının ortak yaşadıgı ve paylaştıgı dünya için buna ister sosyalizim ister kominizim diyin . |
||
|
||
| Bu iki kavram da çeşitli açılardan çeşitli anlamlar ifade ediyor olmakla beraber, burada kastedilen, insan toplumunun gelişmesindeki basamaklar olarak bunların ne anlama geldiği ve bu açıdan aralarındaki farkın ne olduğudur. Marksizme göre kapitalizmin yıkılmasıyla birlikte bir geçiş dönemi başlar ve bu dönemin bitimiyle komünist topluma ulaşılır ki, bu toplum da kendi gelişimi bakımından iki temel evreye ayrılır. Marx bu evreleri komünizmin alt ve üst evreleri olarak adlandırır. İşte komünizmin alt evresine aynı zamanda sosyalizm denir. Bu alt evreye sosyalizm denmesi dolayısıyla, üst evreyi anlatmak için de yine komünizm kavramı kullanılmıştır. Böylece komünizm kavramı hem komünist toplumun alt ve üst evresiyle birlikte tamamını anlatmak için, hem de bu toplumun yalnızca üst evresini anlatmak üzere iki ayrı kapsamda kullanılagelmiştir. Sınıfsız toplumun bu iki aşaması arasındaki farkı şöyle açıklayabiliriz. Sınıfsız toplumun ilk evresine, sosyalizme varıldığında insanoğlunun binlerce yıllık sınıflı toplum döneminin miras bırakmış olduğu tüm sorunlar henüz tamamen çözülmüş durumda olamaz. Bunlar arasında yalnızca en temel nitelikte olanları, yani sınıflar ve devlet ortadan kaldırılmış durumdadır. İnsanoğlunun genel gelişimi sınıfsız topluma varıldığında da devam edecektir. Temelde üretici güçlerin daha yüksek bir atılımı ve buna eşlik eden bir kültürel dönüşüm sayesinde sınıfsız toplumun daha yüksek aşaması olan komünizme ilerlenecektir. Bu aşamada üretici güçler o denli gelişmiş olacaktır ki, bunun doğuracağı muazzam bolluk sayesinde çalışma bir zorunluluk olmaktan çıkarak artık sadece bir zevk halini alacaktır. İnsanlar büyük oranda zamanlarını ve enerjilerini, kendilerini ve nesillerini özgürce geliştirmeye ve daha yüksek arayışlara adayacaklardır. İşte ancak bu aşamada, insanların toplumdan aldığının ona verdiğiyle orantılı olması ilkesi son bulacak, insanlar topluma verdiği emekten bağımsız olarak tüm ihtiyaçlarını ondan alabilecektir. Böylece, herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre hedefi yaşama geçirilmiş olacaktır. Komünist toplumun ilk aşaması sosyalizmde ise üretici güçlerin bolluk düzeyi henüz bunu mümkün kılamadığı için bölüşüm ancak herkese çalışmasına göre ilkesi temelinde yapılabilir. Bir başka deyişle sosyalizmde orantılılık ilkesi henüz hüküm sürer. Sosyalizmde, çalışabilir durumdaki herkes çalışmak zorunda olacak ve herkes toplumdan çalışmasıyla orantılı olarak alacaktır. Şüphesiz buradaki çalışma, kapitalizmdekinden sonsuz ölçüde farklı bir nitelik taşır. Hem sömürücüler ve hem de onlarla birlikte onların pahalı devleti, bürokrasisi, kapitalizmdeki muazzam israf artık olmadığı için, üretim planlı ve tamamen insanların gerçek ihtiyaçlarına dönük olarak yapıldığı için, sosyalizm üretici güçleri çok daha yüksek düzeyde geliştirir. Böylece sosyalizmde hem ortalama zorunlu çalışma süresi muazzam ölçüde azalır hem de çalışanlara düşen ortalama refah muazzam ölçüde artar |
||
|
||
| bence mümkün...Yani iç politikada sosyalizmin, dış politikada kapitalizmin ağır olduğu bir politika izlenmeli.Çünkü ekonomi sadece halkın refah düzeyini etkileyen bir sistem olmaktan çıktı, artık bir savaş halini aldı...Karma ekonomik sistem de bir bakıma sentezdir...Ekonomik faaliyetlerde sadece devletin etkinlik göstermesi kesinlikle ülkenin ekonomik verimliliğinde düşüklüğe needen olur... Ayrıca sermaya kötü birşey değildir.Tabii ki ülkemizde zenginler olmalı ancak bunu işçileri ezmek için değil ülkemize dışardan altın ya da para rezervi çekmek için kullanmalı bu da zaten zenginliğini artıracaktır. Ayrıca bence belirli büyüklüğü geçen firmalar kendi işçileri için özel bir oturum alanı oluşturmalı ve orada şirketteki tüm kademedeki kişiler birlikte yaşamalı...Bunu yapan uzakdoğulu şirketler var...Bir alanda villalar yaptırmışlar ve tüm çalışanlarına oradan yer göstermişler.Şirketin sahibi de o alanda oturuyor...Biz de aile olarak bir KOBİ yiz, uzak doğudaki bu şirketler kadar olmasa da biz de işçileri elimizden geldiğince ortak edip şehrin güzel yerlerinde ev sahibi yapıyoruz...Mesele sermaye değil, mesele o sermayeyi kullanan kişilerin kötü amaçlı kullanmasıdır... Ha ayrıca biz bunu sosyalist olduğumuzdan falan değil sadece insan olduğumuz ve dinimizin de İSLAM olduğu için yapıyoruz... |
||
|
||
SOSYALİZM ÇÖKMÜŞ BİR SİSTEMDİR.NE ÜLKE İÇİNDE NE DE ÜLKELER ARASI POLİTİKADA HİÇBİR İŞE YARAMADIĞI AÇIKTIR.BOŞUNA UĞRAŞILMASIN. BÖYLE BİRŞEYİ BU SAATTEN SONRA DAYATMAK DA SAÇMALIKTIR... bence mümkün...Yani iç politikada sosyalizmin, dış politikada kapitalizmin ağır olduğu bir politika izlenmeli.]Ha ayrıca biz bunu sosyalist olduğumuzdan falan değil sadece insan olduğumuz ve dinimizin de İSLAM olduğu için yapıyoruz... çağatay arkadaşım kısa zamanda çok yol aldın... tebrikler... |
||
|
||
| sosyalizm denen illet sonuçta merkezi bürokrasiye batmış devlettanrısına inmanetmiş, seçkinci bir sistemdir iişte tarih açıkça sosyalfaşizmin tarihidir, sosyalistler şunu anlamalıdır ki özgürlük aslaa devlete peşkeşçekilemez birçook arkadaşın iyi niyetli umutları, anarşizmi içermektedir. sonbayrakyakılana sondevletyıkılına dek insanlığın mücadelesi bitmeyecektir. | ||
|
||
| hayır...hala karma ekonomik sistem...başından beri aynı şeyi diorum... bir de o yazılar farklı yerlerden alınmış onların öncesine bakın...Birinde tartışma teoriye kaymıştı teorik olarak ülke içinde ii bir politikadır fakat diğer yorumda gerçeği tartışıyorduk bu konuda da çöktüğü ortada çünkü o zamanda işçiler falan yönetmiyor ülkeyi yine bikaç tane uyanığa akıyor paralar.Bu konuda tolstoyu dikkatlice okuyun bence o çok iyi vurguluyor.Yani o yazıların öncesinde konunun gelişine de bakarsanız sevinirim... tabii ki bu arada hala sosyalizmin tek başına uygulanamayacağını düşünüyorum.Bu sosyalizmin kötü olmasından kaynaklanmıyor.Bunu şu örnekle açıklayım: Örneğin silahlar kötüdür.Tüm insanlar bunu söyler ama her ülke silah üretimi için yarışır ve halk olarak da biz silahlanmayı destekleriz...Peki neden?Hani silahlanmak iyi birşey değildi...İşte şimdi gerçekçi bir yaklaşımla yaklaşıyoruz...Karşı güçler silahlandığı için sen de mücadele edebilmek için silahlanırsın.Bakın aslında burada da zıt iki düşünceyi söylemiş oldum.Aslında silahlanmak istemeyiz ama gerçekçi olarak bakınca silahlanmak zorundayız... Sosyalizm de böyledir ve ÇÖKTÜĞÜ DE BİR GERÇEKTİR...Rusya bile bu sistemle tutunamamışsa başka hiçbir ülke burada tutunamaz...Hala niye ısrar ediliyor ki anlamıyorum...Olmamış işte... |
||
|
||
| sosyalizmi yorumlayış şeklin farklı olabilir. fakat, yanıldığın nokta şu; sosyalizm henüz çökmüş bir sistem değil, sosyalizm henüz birkaç farklı denemesi olmuş, bazı yerlerde başarısız olmuş, bazı yerlerde rütuşlar yemiş, bazı yerlerde ise kısmen de olsa başarı göstermiş yeni bir sistem. sizinki 15. yüzyılda 'kapitalizm çökmüş bir sistemdir' demek gibi bir şey... sosyalizm uygulamasının farklı ülkelerde, farklı şekilde algılanması ve uygulanmasıda bilimsel bir olgudur... şunu diyebilirsiniz, 'ülkemiz sosyalizme geçmek için yeterli altyapıya sahip değildir, bunun için şu şu dinamikleri daha diri olması gerekli, veya sistem altyapısında şu değişiklikleri şimdiden yapmak daha doğru olabilir' gibi. ama sosyalist sistemin olumsuz denemelerine, veya uygulamalarına atıfta bulunarak ''çöktü'' demek dünya tarihinin çıkış, gelişme sinsilesini takip ettiğinizde doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum... çok kesin ve önyargılı değerlendirmeler hiçbirimizi geliştirmez... |
||
|
||
| ÇAĞATAY > armutla ,elmayı amaçla aracı karıştırmamak lazım.silah araç amaç degil.sosyalizimde araçtır, kominizme taşıyacak köprüdür. |
||
|
||
| Acaba dünyada hiç bir zaman uygulanamayan bir sistem nasıll olur da çökebilir.Siz hiç dünya da sınıfların ortadan kalktığı,sınırların ortadan kalktığı bir dönem yaşadınız mı?Ben yaşamadım. Tarih sahnesinde bize her zaman dayatılan Stalin'in tek devlette sosyalizm mantığının sosyalizmin tek örneği olmasıdır.Tek devlette sosyalizm modeli bazı eksikliklerden dolayı komunizmle bağdaşmaz.Bunlardan ilki işçinin özyönetiminin olmamasıdır;komünist sistem işçinin emeğine yabancılaşmaması üzerine kurulacak ve doğal olmayan bir hal olan emekçinin emeğini bir mal gibi satılabilir hale getirip ondan sonra o mala yabancılaşması ,bu yabancılaşmının tüm toplumsal özelliklere sıçraması son bulacaktır.Sovyetler birliğinde ise ezen kapitalist değildi,devletti.Bu noktada sovyetler birliği sosyalizmi daha geri bir sistem olarak uygulamıştır.Emekçinin emeğine yabancılaşmasının yegane sebebi sovyetlerdeki bürokratik yönetim ve tekno bürokratların ukalalığıdır. İkincisi sovyetler birliği her daim finans Kapitale bağımlı kalmıştır.İhraç ettiği ürünler ham maddesi idi ve tek silahı da oydu.Fakat ihraç ürünleri arasındaki fark uçurumdu.Sosyalist bir devletin Dünya finans kapitali ile bağlarını koparmadan komünimze yol kurabileceğini hiç bir zaman düşünemeyiz.Bu yüzden Lenin'in de devrimlerin sömürge ülkelerden gelmesi gerektiği tezi çürümüş olur.Çünkü finans kapitalin odağında devrimler gerçekleştirilemezse hiç bir zaman daim olamaz. Küba'nın bizim son kalemiz olması ve belki de samimi olarak sosyalizmi ağzına alan tek ülkedir ve emperyalizmin kalesi amerikanın burnunun dibinde hala hayat bulduğu bir gerçektir.Ülkeleri eliştirirken önce içinde bulundukları jeopolitik yapıya,sonra dünya konjoktüründeki yerine bakmak gerekir.Çünkü Küba her zaman amerika'nın açık müdahale tehditi altındadır ve ekonomik anlamda da kıskıvrak çevrelenmiş bir ülkedir.Ne bir ağır sanayisi vardır ne gelişmiş silah üreten fabrikaları. Yugoslavya örneği gerçekten kayda derğer bir örnektir.Yugoslavya ,1952'den 1980'lerin sonunda ülkenin çöküşüne kadar bir işçi öz yönetimli piyasa ekonomisinin canlı bir örneği idi.yugoslav ekonomisinin bu dönemin büyük bir bölüünde dünyanın en yüksek iktisadi büyüme oranına_''Japon iktisadi mücizesi''nin en civcivli dönemindeli JAPONYA'DAN daha yüksek büyüme oranına sahip olduğunu çok az kişi bilir.Yugoslavya da ekonomik ayak oyunlarıyla değil direk emperyalizmin mikro milliyetçilik silahı ile tarih sahnesinden silinmiştir. Uluslararası iktisada gelince;kapitalist bir dünya ekonomisinde maalesef ki toplumsal maliyetler göz ardı edilerek ticaret anlaşmaları imzalanır ve uygulanır.Örnek ülkemizden tütününe konan kota;ege de belkide kaç nesil tütün parası ile okudu,evlendi,askere gitti,karnını doyurdu.Fakat şimdi tüm tarlalar bomboş.Ve artık bu tarla sahipleri en yakın fabrika da çlaışmaya başladılar.Sonuç olarak o köydeki toplumsal yaşam da kapitalizmin dayattığı zorba davranışlar ve suni ihtiyaçlarla hiç alışık olmadığı bir piyasa toplumu modeline girerek kuşaklar arasında onulmaz yaralar açmaktadır.Bu örnekte bize uluslararası kapitalist anlaşmaların karşılıklı fayda vermesi yerine,emperyalizme dönüştüğünün açık bir kanıtıdır.Uluslararası iktisadi anlaşmaların diğer bir yüzü de sermaye yatırımı yapan ve bu tekeli elinde bulunduran ülkelerin emek teknik ülkelere karşı kazandığı avantajdır.Buna örnek olarak dünya da sadece iki konfederasyon olduğunu düşünelim kuzey ülkeleri konfederasyonu ve güney ülkeleri konfederasyonu kuzey ülkeleri sermaye teknik ülklerin oluşturduğu bir konfederasyon ve güney ülkeleri de emek yoğun teknik ülkelerin oluşturduğu bir konfederasyondur.Karşılaştırmalı avantaj teorisiyle tutarlı olarak model ,güney ülkeleri görece emek yoğun tahıl üretiminde uzmanlaşır,tahıl ihraç eder ve makine ithal ederlerken ;kuzey ülkeleri görece sermaye yoğun makine üretiminde uzmanlaştıkları,makine ihraç ettikleri ve tahıl ithal ettikleri zaman kürsel bir verimlilik kazancı öngörür.Fakat sermaye,küresel olarak kıt olduğu sürece ,uluslararası tahıl ve makine piyasalarının rekabetçi olduğu var sayıldığında bile,serbest piyasaticaret şartları,ticaretin olmadığı koşullara kıyasla küresel eşitsizliği daha da artırarak ticaretten sağlanan verimlilik kazancının daha çoğunu güney ülkelerinden çok kuzey ülkelerine verir.Kısacası dostlar kapitalist dış ticaret de kendi doğası gibi ezici ve güçsüzü yok edici bir özelliğe sahiptir. İşi nihayete erdirmek gerekirse son kez komünizmin ancak ve ancak ezici bir çoğunluktan ses gelip de,emekçilerin üretimden gelen güçlerini kullanıp kapitalizmin doğa karşıtı,insan karşıtı,ahlak karşıtı gelişmesi durdurulacaktır.Komünizm çökmedi daha yaşayacağı çok şey var... |
||
|
||
| İnsanların haber alma,mülkiyet edinme,haberleşme,seyahat etme,yurt dışına istediği zaman gidebilme ,vs haklarını sınırlandıran çağdaş toplumlar gibi yaşamaya engel,en önemlisi seçme ve seçilme hakkını hiçe sayan sözüm ona sınıf eşitliği sağlayan,ama her zaman bir zümre (proleterya ) diktatörlüğüne götüren çağdışı bu rejimde yaşamayı kimse istemiyor......kendinizi kandırmayın!!!!!! |
||