|
||
| Kendine güveni az, algılama ve yorumlama yetisi gelişmemiş insanların, toplumun etkisiyle kendi düşünce ve isteklerini serbestçe ortaya koyamaması ve kalabalığın gittiği doğrultuda gitmesi durumunda "sürü psikolojisi"nden söz edilebilir. Bence genelde yalnız kalma, dışlanma korkusu olanlar, kendilerini ayakları üstünde duracak ölçüde geliştirmeyenler ve insiyatif kullanamayanlar bu durumdan etkilenirler. |
||
|
||
| katılıyorum tamamiyle asya. | ||
|
||
| ayrıca birey;sürüde yer edinmek ve dışlanmamak için, sürekli sürünün ortak düşüncesiyle hareket eder, bu da bana göre insanda en tiksinilesi özelliği oluşturur. |
||
|
||
| sürü psikolojisi atalardan mirastır koruyalım,yaşatalım... ''bir elin nesi var iki elin sesi var'' ''sürüden ayrılanı kurt kapar'' meeeeeee meeeeeee |
||
|
||
| sürü psikolojisi kendini güçlü hissetmeye çalışma psikolojisi olabilir mi acaba ? kendini yalnızken hissettiğin gücün bilmem kaç katını hissetme çabası... mesela ülkü ocaklarından çıkmayan gençlerin amacı ideolojik midir yoksa kedilerine arka bulma, güçlenme, sözde söz sahibi olma çabası mıdır ? insanlar tek başlarına sokakta provakatif bir eylem yapamazlar ama topluluk şeklinde güçlüdürler, polise meydan okuyabilirler... yani ayrılsalar sürüden polis kapacak misal olarak ![]() |
||
|
||
| Bitlis'in Ahlat ilçesinde dereye atlayan iki keçiyi izleyen 320 koyundan 103'ü telef oldu. Çoban Abdulhakim Balkaya, Ahlat'ın Kırklar Mahallesi'nde yaşayan 16 ailenin koyunlarından oluşan sürüyü, mahallenin 3 kilometre uzağında bulunan Godolar mevkisinde otlatmaya götürdü. Bu sırada iki keçinin tahmini 10-12 metre yükseklikteki dereye atlamasının ardından 330 koyunun bulunduğu sürü de keçinin peşinden dereye atladı. Çocuğuyla birlikte koyunların atlamasına engel olmak isteyen çobanın çabaları ise boşa çıktı. Dereye atlayan koyunların leşlerinin üzerine düşen diğer koyunlar telef olmaktan kurtuldu. Kırklar Mahallesi'nin çobanı Abdulhakim Balkaya yaptığı açıklamada, ilçede 8 yıldır çobanlık yaptığını belirterek, şöyle konuştu: “Son 4 aydır Kırklar Mahallesi'nde çobanlık yapıyorum. Sürüde benim de 9 koyunum telef oldu. Olay karşısında hala çok şaşkınım. Sürümdeki 330 koyun iki keçiyi takip ederek uçuruma atladı. Sürünün çoğunu kurtarmama rağmen, 103 koyunu kurtaramadım. Zaten hava da çok sıcaktı. Elimden başka bir şey gelmedi.” Kırklar Mahallesi'ndeki 11 ailenin toplam 103 koyununun telef olması nedeniyle dar gelirli aileler, yetkililerden yardım talep edeceklerini kaydettiler. Koyunları telef olan vatandaşlardan Kahraman Akarçay, “Mahallede 11 ailemiz mağdur oldu. En az 22 bin YTL zararımız var. Koyunları telef olan insanlarımızın çoğu mağdur durumda. Yetkililerden yardım talep ediyoruz” diye konuştu. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4810709.asp?m=1&gid=69&srid=3047&oid=6
|
||
|
||
biz insanların da bu koyunlardan farkı kaldı mı aceba
|
||
|
||
| Duygusal bağlanımların, kitlenin karakteristik özelliklerinden birini, yani kendisini yaratan bireylerdeki bağımsızlık ve girişim gücünden (inisiyatif) yoksunluğu, kitleyi oluşturan bireylerin tepkilerindeki aynı türdenliği, bu bireylerin adeta kitle bireyleri düzeyine indiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kitle de daha başka özelliklerde vardır; kitle bireylerinin düşünsel başarılarında bir azalma, duygularında başını alıp gitme, bunları yatıştırma ve ertelemede güçsüzlük, duyguların dışavurumunda bütün engelleri aşma ve onları eylemlere dönüştürerek eksiksiz boşalıma kavuşturma yolunda bir eğilim. Kitledeki bireylerin duyguları ve düşünsel alandaki kişisel çabalarının tek başına söz sahibi olacak kadar güçlü bir karakter taşımadığı, bunun için öbür bireylerin aynı şeyleri aynı tarzda yinelemek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Bu sürüsellik, biyolojik bir benzeti, adeta çok hücreliliğin sürdürülüşü, libido kuramı açısından ise aynı tür canlıların bir araya gelerek kapsamı gittikçe daha geniş topluluklar oluşturma yolunda libidodan kaynaklanan eğilimin bir dışavurumudur. Çocuklardaki korku bile sürü içgüdüsünün bir belirtisidir. Sürünün istemine aykırı davranış ondan ayrılmakla bir tutulmakta, bu yola başvurmaktan korkuyla kaçınılmaktadır. Ancak sürü tüm yeniyi ve alışılmamışı da yadsır her zaman. Sürü içgüdüsü birincil bir özellik taşır, yani daha başka öğelere bölünemez. Toplumda hiç kimsenin ötekilerden öne çıkmak istememesi, herkesin aynı konumda olması, aynı konumu elinde bulundurması gerekmektedir. Sosyal adalet kavramı, bireyin pek çok şeyi kendinden esirgemesi ve böylelikle başkalarını da aynı şeylerden el çekmeye ya da bir başka deyişle aynı şeyleri ele geçirmek istemeye zorlamasıdır. Eşitlik koşulu, toplumsal vicdanın ve görev duygusunun temelidir. Bu temelin, hastalıklarını başkalarına bulaştırabilecekleriyle ilgili olarak bulaşıcı hastalıklara sahip bireylerin duyduğu korkuda şaşılacak biçimde kendini açığa vurduğu görülür. Gerçekte bu insanların içlerindeki korku, bilinçdışında besledikleri hastalıklarını başkalarına bulaştırma isteğine karşı gösterdikleri şiddetli direnişten kaynaklanır; çünkü bu kişiler, neden yalnızca biz hasta olalım da bu kadar çok şeyden yoksun kalalım, neden öbür insanların da başlarına böyle bir dert gelmez diye kendi kendilerine sorup dururlar. Hazreti Süleyman’ın adaletiyle ilgili o güzel anlatıda da yine aynı öz saklıdır. Kadınlardan biri, mademki kendi çocuğu ölmüştür, öteki kadının da çocuğunun da diri kalmamasını ister, bu istek de çocuğun gerçek sahibini açığa çıkarır. Buna göre, toplumsallık duygusu, düşmanca duygunun özdeşleşme niteliğindeki olumlu bir bağlamına dönüşmesidir. Gelişim sürecini izleyebildiğimiz kadar, söz konusu dönüşüm, kitle dışındaki bir kişiye karşı ortak bir sevgi bağlanımıyla gerçekleşir. Özdeşleşme sorununda kitle bireyleri arasında eşitliğin hiç şaşmaksızın sağlanması isteğine vurgu yapılabilir. Ancak kitledeki eşitlik isteği yalnız bireyler bakımındandır, önderler bunun dışında bulunur. Bütün bireyler eşit olmayı, ama hepsi de bir önder tarafından yönetilmeyi ister. Birbiriyle özdeşleşebilen, birbiriyle eşit haklara sahip pek çok birey ve bireylerin üstünde bir kişi; gücünü içeren bir kitlede gerçekleşmiş durum budur. Dolayısıyla, insan bir hayvandır sözünü, insan daha çok insan sürüsünün bir hayvanı, önder tarafından yönetilen sürünün bireyidir şeklinde düzeltmek mümkündür. |
||