|
||
| Özgür irade olanağı üzerine kısa bir yazı. Çağımızın etkin düşünce akımı nedir? Budizm vs. gibi piyasa işi akımları saymazsak, buna hepinizin cevabı kesin ve net bir şekilde 'bilimsellik' olacaktır. Söylemesi kolay, değil mi? Ama farkında mısınız, bunu söylerken ne hayalleri, ne mutlulukları bir kalemde silip atıyorsunuz? Yoksa farkında değil misiniz? Öyleyse hadi biraz algınızın kapılarını temizleyelim.1 Bilimsel düşünce dediğimiz şey temel anlamda olayların arasında bir neden sonuç bağı olduğu varsayımına dayanır. Taşı bırakırsanız düşer. Bırakmazsanız düşmez. Kütleçekimin sırrı çözüldüğü ve taşın düşmesi ile taşı bırakmanız arasındaki neden-sonuçsal2 bağı bildiğinize göre, taşı bırakmadan bile taşın düşeceğini bilebilirsiniz. Fazla dikkat etmeden okuyup geçtiğiniz son cümleyi lütfen bir defa daha okuyun: "Taşın düşeceğini taşı bırakmadan bilebilirsiniz." Yani, hakkında yeterli ön bilgiye sahip olduğunuz bir sistemin gelecekte nasıl davranacağını daha olaylar gerçekleşmeden ayrıntıları ile bilebilirsiniz. Tam olarak şöyle diyebiliriz yani: "Eğer bir insan herhangi bir an için doğayı oluşturan bütün nesnelerin durumlarını ve onlara etkiyen bütün kuvvetleri bilirse, ve de bu verileri işleyebilme yeteneğine sahipse; bu insan evrendeki en büyük nesnelerden en küçük atomlara kadar bütün nesnelerin hareketlerini tek bir formülde birleştirebilir. Bu insan için hiçbir şey belirsiz olmayacaktır; gelecek gibi geçmiş de gözlerinin önünde olacaktır.3 Pierre Simon de Laplace'ın açıklaması da adı gibi biraz uzun ama bütün önemli noktalara değiniyor. Peki haklı mı? Galiba evet. Ortaçağ'ın sonuna kadar birisi Avrupa'da böyle bir şey diyecek olsa sonu herhalde kalabalık bir meydandaki mangal partisinde olurdu. Dünya'ya Ortaçağ'dan birkaç yüzyıl sonra gelmekle akıllılık ettiğini söyleyebiliriz Laplace'ın. O bunları söylerken Newton diye bir dinsiz çoktan gezegenleri meleklerin hareket ettirmediğini ve gezegenler ile Güneş arasında Dünya ile bir elma arasında olan etkileşimin aynısından olduğunu söylemişti: İki nesne birbirlerini kütlelerinin çarpımı ile doğru, aralarındaki mesafenin karesi ile ters orantılı bir kuvvetle çekerler: Bunlar elma da olsalar gezegen de bu yasa değişmez. Aynı şekilde nesnelerin üzerlerine uygalanan kuvvet ile doğru, kütleleri ile ters orantılı olarak hızlandıkları da hem elmalar, hem gezegenler için geçerli bir yasadır. Determinist4 düşünce Newton ile kollarını bir ahtapot misali beynimize dolamaya başlamıştı. Madem bu yasalar her yerde geçerliydi, o halde bu yasalar hakkında yeterli bilgisi olan birisi herhangi bir nesnenin davranışını önceden bilebilirdi. Bu bir felaket, değil mi? Hala değil mi diyorsunuz? Az sabredin. Newton, fizikte 'yasa' denilebilecek ilk buluşları yapmıştı.5 Bunun ardından ilerlemeler peşpeşe geldiler. Kimya ve diğer uygulamalı bilimlerdeki ilerlemeler artık insanın birçok konuda tahminler yürütmesine ve bunların büyük ölçüde doğru çıkmasına olanak veriyordu; yanlışlıkların sebebi hesap hataları ya da bilgi eksikliğiydi. Ve, insanların yemyeşil akıllarında determinist düşüncenin beton blokları yükselmeye başladı: Herhangi bir sistemin başlangıç koşulları bütünü ile biliniyorsa, o sistemin gelecekte alacağı hal önceden hatasız olarak bilinebilir. Doğa da, şu anda karşınızda duran gibi bir bilgisayardır. Girdiler ve çıktılar vardır, hangi girdinin hangi çıktıyı yaratıcağı bilinebilir. Laplace bunu zaten 3-4 paragraf önce söylemişti. Ama, o bunu söylerken henüz adı konmamış bir bilim vardı, ve maalesef bu bilim de determinizmden nasibini en az astronomi kadar alıyordu... Nöroloji!6 Eğer herhangi bir şekilde bu yazıyı okuyorsanız, düşünmenizi sağlayan bir beyniniz ve bu beyninizde nöronlarınız7 vardır. Bu nöronlar sayesinde bu satırları okur, cümlelerin anlamlarını kavrar, "bunları yazan saçmalamış" şeklinde (ya da tersi) bir yargıya varırsınız. Bu yargınız yazıyı okumaya devam etmeniz ile başka bir siteye geçmeniz arasında bir seçim yapmanızı sağlar. Bütün bu algılar, yargılar ve seçimler kafanızın içindeki o şekilsiz organdaki nöronlar üzerinde gerçekleşir. Beyniniz, nöronlardan oluşur. Nöronlarınız, doğanın bir parçasıdır. Doğa, deterministtir. Sonucu bulmak zor değil: Beyniniz determinist bir sistemdir! Ne demek bu? Eğer yazıya buraya kadar tutunduysanız, kesinlikle sonucu görecek yetenekten yoksun değilsinizdir, sadece görmek istemiyorsunuzdur. Beyniniz tıpkı dijital bir bilgisayar gibidir, belli girdilere belli çıktıları verir. Genleriniz, gelişiminiz, çevreniz, vs. beyninizin yapısını belirler. Yaşadığınız herhangi bir olaya, bu yapının belirlerdiği şekilde tepki verirsiniz, yapacağınız şeyler belli kurallara bağlıdır. Kalkıp tuvalete gitmeye bile siz karar veremezsiniz, alnınızda yazıyorsa gidersiniz, yazmıyorsa gitmezsiniz. Siz bir makinesiniz, bir robot, özgür iradeden yoksunsunuz... Determinizm. (Katı determinizm anlamında) Her olayın bir nedeni bulunduğu, bundan dolayı özgürlük ya da irade özgürlüğü diye bir şeyin olamayacağı görüşü.8 Umut ölmez... Yazının devamı "Umut Veren Bir Nazi: Kuantum'un Gözünü Seviyim" şeklinde gelecek. Ama, şimdilik bu kadar. 1 "Eğer algının kapıları temizlenseydi, her şey insanlara gerçekten olduğu gibi gözükürdü, yani sonsuz!" demiş William Blake, bizim konumuz ile tamamen alakasız bir maksat ile. 2 Felsefe terimleriyle biraz daha ilgili olan sayın okuyucularımı 'neden-sonuçsal' yerine 'determinist' kelimesi biraz daha memnun edebilir belki. 3 Tercümede hatalarım olabilir. Asıl metin şu şekilde: "If an intellect were to know, for a given instant, all the forces that animate nature and condition of all the objects that compose her, and were also capable of subjecting these data to analysis, then this intellect would encompass in a single formula the motions of the largest bodies in the universe as well as those of the smallest atom; nothing would be uncertain for this intellect, and the future as well as the past would be present before his eyes." Alıntıyı 'Ohanian Physics'in 2. Basımından yaptım. (Sayfa 123) 4 Bknz. Dipnot 2. 5 Sir Isaac Newton bu yasaları "Philosophiae naturalis principia mathematica" (Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri) adlı kitabında açıklamıştır. Daha fazla bilgi istiyorsanız, kendisi adından bile daha uzun olan bu kitabı okumak yerine herhangi bir temel fizik kitabından yardım alabilirsiniz. 6 Sinirbilim. 7 Sinir hücresi. 8 Kaynak: Felsefe Terimleri Sözlüğü, Ahmet Cevizci, Paradigma Yayınları, sayfa 80. http://www.metu.edu.tr/~e127484/ivirlar/ozgur1.html |
||
|
||
| inancımız yaşamımızı belirler. bence siz raylara alışmışsınız raylar olmadan gitmekten korkuyosunuz çünkü kendiinizi tren sanıyosunuz. | ||
|
||
Leo sözu nerden bilmiyorum ama yanlis zamanda söyledin..cunku bu söz özgur olmak istemeyenler icin söylenir.
|
||
|
||
| irade yok diyosun. toplum yaratır diyosun. algının kalıpları var diyosun. kalıpları toplum yaratır diyosun... bunlar saçmalık. yani çocukken evet. ama belli bi yaştan sonra bu tamamen yanlış. zihnim benim kontrolümde. çiçek düşünmek istersem çiçek düşünürüm. böcek düşünmek istersem böcek düşünürüm. istersem akşama kadar yatıp çiçek düşünürüm. Lenine inanmayı seçerim. staline inanmayı seçerim. babam refah partili olması mı beni engeler. satanist olurum budist olurum. din dersi mi buna engel? boş. determinizm, kadercilik, yokoluşculuk, yaşamdan korkan adamın rasyonalite perdesinin arkasına saklanması. |
||
|
||
| özgürlügüme dokunan ve temas eden herhangi bi ideolojiyi savunup herangi bi şekilde bi kişinin ölümüne yada bi ucujndan benim rahatıma dokunuyorsa ve bei bişilere mecbur tutmak gibi bi niyeti varsa bi kişinin ben o kişinin laneti olmayı çok isterim. bi de becerebilsem.. adam bile olamadıktan sonra..,,, |
||
|
||
| Leo seni toplum yaratmadimi? Sen Arjantinin arka sokaklarinda buyuseydin suan esrar satiyordur belkide... |
||
|
||
| belki... belki de komünist olurdum? belki işsiz olurdum, belki rahip olurdum, belki çalışırdım, belki hem çalışıp hem okurdum, belki eroin bağımlısıydım, belki orospu, mafya olmuştum, belki inthar etmiştim, belki amerikaya göç etmiştim, belki yazar olmuştum... beni toplum yaratmadı beni ben yaratım. |
||
|
||
| leo seni bulunduğun toplum yarattı bunu inkar edemezsin içinde bulunduğun ortam senin duydularını,düşüncelerini kısaca herşeyini etkiler sen doğduğunda bir kil topağısın toplum ise senin heykeltraşındır |
||
|
||
| ben doğumumuzu da kendimizin seçtiğine inanıyorum. ayrıca şu anda kil topağı değil yetişkinim. şimdi burdan kalkıp nur cemaatine de gidebilirim, 3 sene sonra şeyh olurum. ya da işci partisine üye olurum meydanlarda slogan atarım. istersen cama çık dene, sana senden başka kimse engel olmaz. gözünü seviim abiler gelene kadar yarım saatin falan var. atlarsan demek ki seni toplum şekilendirmiş. |
||
|
||
| leo konuyu sürekli çarpıttığın için ve anlamak istemediğin için artık cevap yazmayacağım sana istediğine inan ama gerçek budur |
||
|
||
| ilginç bi düşünce. paylaştığın için teşekür ederim. | ||
|
||
| Aslında çok önemli bir konuyu gündeme getirdiğini söylemek isterim Marcos Kişinin varlığını oluşturan etkenlerle, doğanın dengesi arasında bir bağ kurabilir miyiz? Başka bir deyişle, doğa yasalarını tam olarak öğrenmiş olmamız halinde, kendi geleceğimizi de tümüyle şekillendirebilir miyiz? Doğanın yasalarını çözen bilim adamları bu kuralları koyduktan sonra kesin bir sonuç belirlemiş değilller. Yani doğa kendi yasalarını uyguluyor ama bunların bir kader çizgisi gibi önceden öngörülebilen bir bilgisi olduğunu sanmıyorum. İnsanın oluşması ya da evrim gibi bir çok olayın rastlantılarla oluşuyor diye düşünmek gerekir. Kişinin kendi kaderini oluşturması konusunda da fazla iyimser olmadığımı söylemek isterim. Bizi biz yapan etkenlerden kurtulmamız Leo nun söylediği kadar kolay olmuyor, çoğu zaman bunun farkına da varamıyoruz. Her şeyi kendi irademizle yaptığımızı sanıyoruz ama gerçekte bizi eğiten korkutan büyüten kuralların bakış açısıyla düşünüyoruz. Burada ben bir soru sorayım: Düşünme özgürlüğü ne demektir? |
||
|
||
| düşünce özgürlüğü benim freud ve darwinin saçmalıklarına (ikisini de okumuş olamama rağmen) inanmamayı seçmemdir. evet kendilerine göre kanıtlar falan var. yine de bu çok saçma. niye diyeceksin. boğa ve inek bi araya gelirse çiftleşirler. bazı pavlovcu yöntemler dışında bi hayvanın acıkınca yemesini engeleyemezsin. insanlarda bu durum farklı. serviste kızın bacaklarını kesiyosundur. taş gibi olur, fırlıycak gibi olur. ama senden başka kimse fark etmez. açsındır oruç tutuyosundur. bizim irademiz var. iradenin sınırı nedir? öyle bir sınır yok. Beyin, beden, içgüdü, duygu, tamamı senin hizmetinde, sana boyun eğmiş. daha doğrusu seninle birlikte çalışmak, iş birliği yapmak için tasarlanmış. Yani cevabım evet. kendi geleceğimi tümüyle şekilendiririm. |
||
|
||
| Düşünme özgürlüğü, boş inançlar ve dogmalardan uzaklaştırılımş bir bakış açısı demektir. Hiç bir ideolojiye bağla kalmaksızın tümüyle nesnel gerçekleri kabul eden, aklın süzgecinden ve bilimsel bilgiden başka referans kabul etmeyen insanın bakış açısıdır. | ||
|
||
| buna inanmayı seçtiysen ve bununla mutluysan mesele yok. | ||