|
||
| AHLAKSAL EYLEM Ahlaksal karar sonucu varılan düşünmenin eyleme dönüşmüş halidir. Burada söz konusu yalnızca etkin olmak değil bazen de yapmamak olacaktır. Yani amaçlı bir “yapma” veya “yapmama” durumunu içerir. Ahlaksal eylemlerin amaçları; mutluluk, haz, fayda ve ödevdir. Ahlak felsefesi bu kavramlar üzerinde uzun uzadıya durur. Yine bu kavramlardan başka ahlaksal eylemde bulunan insan özgür olup olmadığı da felsefenin temel sorunlarından biri olagelmiştir. Bu konuda iki farklı yaklaşım sergilenmektedir: Determinist yaklaşım : Bireyin kararları içinde bulunduğu koşullara bağlıdır ve zorunludur. Koşullar istenci belirleyerek özgürce karar vermeyi olanaksızlaştırır. Bu bir çeşit yazgıcılıktır (fatalism). İndeterminist yaklaşım: Birey ahlaki karar verirken tamamen özgürdür. Zaten özgür olmayan kişinin eylemlerinden sorumlu olması da beklenemez diyen görüşlerdir. Peki sizce , Determizmmi ? İndetermizmmi? |
||
|
||
| insan herşeyin üzerindedir. iyi yada kötü ne olursak olalım kendi tercihlerimizle olalım. genel ahlak bizi biz olmaktan çıkarır. sürü içinde rakamsal bir değerden başka birşey ifade etmeyiz. ancak kendi etiği olmayan hiç bir şeyde yoktur. herşey mutlaka kendine göre bir etiğe muhtaçtır. bu durumda iki yolun ortası olarak kendini var etmeye yardımcı olacak etik değerlere sahip olmak gerekir derim ben. böylelikle tutarlılığımız içinde varoluruz. |
||
|
||
| amadeusa katılıyorum ahlak toplumsal olduğu sürece, bireyleri de ehlileşmiş sayılacaktır. böylece zaten birey olmaktan çıkacaklar. dayatılan her kural, inanış ya da ritüel aslında bireyin öz iradesine yapılan bir darbedir. ben insanı insan yapan şeyin tamamen onu özgür iradesi olduğuna inanıyorum. zaten ahlak ya da adı ner neyse, tüm kurallar, bireyleri sakinleştirmek, ehlileştirip zararsız birer sevimli robota dönüştürmek için icat edilmediler mi. düşünmeyen, sorgulamayan, sormadan sadece itaat eden, kabul eden.. |
||
|
||
| Determinist yaklaşımda bir durum-koşul değerlendirmesine karşılık eylem sözkonusuydu yanılmıyorsam. Fakat burada bu değerlendirme yine bireye aittir. Yani bir zorunlu eylem değil, koşula uygun eylem sözkonusudur. Ki bunun özgürlüğü kısıtlayıcı etkisi koşulun kendisinden değil yine bireyin kararından doğar. Yani koşul ne olursa olsun verilen karar bireye aittir. Bunlar olması beklenen parametrelerdir. Ancak gerçekte varolan baskıcı herhangi bir tutuma tabi olmadan verilen kararın özgür olduğudur ki bu da sorumluluğu azaltır. | ||
|
||
| Determinist yaklasim bana yeni bir din gibi geliyor..Determinizm kolayca reddedilecek bir dusunce fakat Shopenhauer Istencin özgurluguyle bizi rehin aldi...ve diger yandan da Freud Bilinc alti teorisi atinca bu bizi ksitirdi... Einstein görelilik teorsisi hepsini aciklar aslinda Kurallar olsada bunlarin duruma göre degisir bazende ortadan kalkar |
||
|
||
| Kurallar neye göre oluşur ve neye göre ortadan kalkar? Özgür iradeye göre değil sanırım... | ||
|
||
| Bireyin kendi değiştirme gücü dışında kalan şartlar elbette ki vardır ,ancak buna nasıl uyum sağlayacağı kendi özgürlük alanında kalır. Öte yandan insanın doğruyu kendi dışındaki sabitlere-örneğin aileye-onaylatma eğilimi onun özgürlük alanını zorlar ve en önemli ahlaki savaşlardan biri başlar,başkaları için ahlak mı kendi inandıkları için mi.. Determinist yaklaşımda kişinin kendisi için mücadele etmesi yerine başkasını kendinde kabul etmensini sağlayacak kolaycı zemine aşırı bir müsaitlik var.Diğerindeyse aynı şekilde özgürlüğü şuursuzca kendini yaşamaya döndürme zemini.. Kişi kendine emek harcayarak kendi etiğini oluşturmalı ve evreninin varlık koşullarını ,dinle ilgisi varsa bunun koşullarını da zihninde gözden geçirerek ahlaki sistemini ortaya çıkartabilmeli. Kısaca ne salt dış koşullara ne de iç koşullara bağlı bir ahlak ,ikisinin de tanımının iyi yapıldığı bir ahlak insani bir ifade ve ya değere kavuşabilir. |
||
|
||
| yalnızca ahlaki davranış konusunda değil, karakterler olarak da, bireyin içinde bulunduğu şartlar ve kendisi.. elektrik ve manyetik alanlar gibi sürekli birbirlerini yaratırlar. yani birbirlerinin içiçe nedenleridir.. şartlar karakterleri belirler.. ve karakterler şartları kendi 'tek'liklerine göre modifiye ederler.. bu bakımdan determinizm de indeterminizm de yetersiz kalır.. benim fikrim, bunun kişinin yaşamının değişik dönemlerinde farklılık göstermesi.. insan, kişiliğinin henüz oluşma döneminde (gençlik diyelim) şartlara -deyim yerindeyse- daha çok boyun eğer.. (edilgenlik anlamında değil. yani, şartların kişiliğine ne kadar yansıdığının farkında değildir.) ama güçlü bir kişiliğe sahip olduğu dönemde, şartlarını ona çarpıp onu gösteren ışığa dönüştürebilir. |
||
|
||
| şartlar ihtiyaçların ortaya çıkması konusunda belirleyicidir.karar alırken iradeye ihtiyaç duyulur.şartlar bu noktada belirleyici bir unsur değildir.özgürlük buna ilişkin olarak determinist yaklaşım içerisinde önemli bir anlam kazanır.ama şartlar gözardı edilmemelidir.irade üzerinde bir egemenliği olmamasına rağmen özgürlükler üzerinde etkili bir rol üstlenir. | ||
|
||
| ahlak eninde sonunda içindeki sese boyun eğer... kilit altında ya da aleni. duvarın altındaki rengi yüzeye salması gibi. tasma ....ikna olmaya kendinden gizli direnen benlikte illa ki bir açığa yenilir. |
||
|
||
| bir eylemin ahlaklı olabilmesi için, o eylemin nelere sahip olması gerekir? | ||