SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe

Konu: İntihar Ve Kritiği

Sayfa: [ 1 ] 2 3

11.08.2007 09:29:56
Çağlar boyunca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir. Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar, diğer bazı toplumlarda ise olumsuz bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu tür tepkilerin yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz toplumların düşünce biçimleri ve dolayısıyla düşünürleridir. Hata bazı düşünürlerin eserleri, o dönemdeki intihar olaylarından sorumlu tutulmuşlardır.

Düşünürler daha çok insanın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olup olmadıkları ve bu davranışın onurlu bir davranış olup olmadığı üzerinde durmuşlardır.

Eski Yunanistan’daki ilk filozoflar intihara karşı çıkmışlardır. Pisagor ve takipçileri ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için intiharı yasaklarlar. Platon ve Aristo da intihara karşıdır. Fakat bazı durumlarda intiharı onaylarlar. Platon, yasalarında, en yakınını, en iyi dostunu yani kendini öldürenin şerefsizce gömülmesini ister. Eğer kişi bu işi kamu yargısıyla, kaderin başına getirdiği önlenmez, çekilmez bir dert, katlanılmaz bir utanç yüzünden yapmışsa anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtir (Montaigne 1984). Aristo ise, savaşta onur için olan intiharları destekler. Oysa, aşk vb. gibi nedenlerden olan intiharlar cesur insanın yapacağı şeyler değildir (Choron 1972). Bu düşünürlere göre, bizim hayattan nefret edip, yüz çevirmemiz doğaya aykırıdır.

İntihara karşı olan bir diğer düşünür de Epikür’dür. O da, öncekiler gibi, erdeme önem vermiş ve amacımızın bilgeliğe ulaşmak olduğunu savunmuştur. İnsan ihtiraslarını tatmin yoluyla mutluluğa ulaşamaz. Çünkü, hazzın tatminini doğal olarak bir sıkıntı ve isteksizlik takip edecektir. Bu, bizi, gerçek amacımız olan acıdan kaçmak hedefinden saptıracaktır (Fromm 1982). Hatta, ölümü aramaya kadar götürecektir.

Eski Yunan’da intiharın kabul edilebilir bir eylem olduğuna doğru yapılan kararlı ilk değişim, Epikür’ün en büyük rakibi Kitionlu Zenon tarafından olmuştur. Zenon, kişinin intihar etme hakkına sahip olduğunu savunur. Kendisi de yaşlandığında intihar etmiştir.

Stuacılara göre, akıllı adamın intiharı sorunu ahlâki bir doğru veya yanlış değildir. Fakat karşılaşılan bir durumda yaşamayı veya ölmeyi tercih kararıdır.

Stuacılar intiharı savunmakla kalmamış, şu durumlarda yapılması gereken bir davranış olarak kabul etmişlerdir. (Gibbs 1968)

1) Bu hareket diğer kişiler veya vatana bir hizmet taşıdığı zaman,

2) Kişi yasa dışı bir işe zorlandığı zaman,

3) Kronik hastalıklarda; ölümün yaşama tercih edileceği durumlarda,

Hegesias, işi daha ileri götürerek, bilgi olmayan kimselerin kendilerini öldürmeleri gerektiğini savunur. Ona göre mutluluk erdemdir. Günlük olayların nazzını arayan kimse bu mutluluğu hiçbir zaman elde edemez; o halde bilge olmayan kişi erdemsizdir, kendini öldürmelidir. Onun felsefesinin temelini ise, şu sözü çok iyi bir biçimde yansıtır: “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” (Montaigne 1984).

Seneka; “iyi insan yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil” demektedir (Choron 1972). İnsan kendi ölümüne istediği zaman karar verebilir. Yaşamı ile felsefesi birbiriyle çeliştiği için, Roma Kralı Neron tarafından damarını keserek intihar etme cezasına çarptırılmıştır.

Eski Yunan’da son zamanlarda intiharın bu şekilde kabul edilebilir bir eylem olması, o devirde intiharların artmasına neden olan faktörlerden biri olabilir. Özellikle Yunan sitelerinin Roma’ya katılmasıyla bu oranlarda bir artış görülmüştür.

Hristiyanlığın batı dünyasında egemen olmasıyla beraber, kilise öğretileri felsefe alanında da etkin duruma gelmiş ve Rönesans dönemine kadar bu etkinliğini sürdürebilmiştir. Bu dönem filozoflarında, insan hayatının Tanrı’ya ait olduğu fikri egemen durumdaydı. Dinle felsefenin bu dönemde içiçe oluşu intihar olaylarının düşük bir oranda kalmasına neden olmuş; fakat tamamen engelleyememiştir. Rönesans ile birlikte kilise felsefesi etkinliğini yitirmiş ve intihar konusunda da daha tavizkâr bir tutum takınılmaya başlanmıştır.

Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir (Montaigne 1984). Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir.

18. yüzyıl felsefesinde ençok işlenen konulardan biri özgürlük olduğu için, bu dönemdeki filozofların hemen hepsi intihara da izin verir bir tavır takınmışlardır. Montesquieu intihara karşı uygulanan kanunları eleştirmiştir. Hume, intiharın bir suç olduğu fikrini çürütmeye çelışıyor. Ona göre intihar, ilahi yasaya karşı gelme değildir; çünkü bu yasa doğa yasasıyla birlikte işler ve insanın doğadaki yerini bulmasına yardımcı olur. Rousseau, başkasına zarar vermedikce intiharı destekler. Söylentilere göre, mutsuz bir yaşamı olan Rousseau da intihar etmiştir. Aynı dönemlerde yaşamış olan Diderot ise, doğal olmadığı ve kilisenin öğretilerine karşı geldiği için anti-sosyal bir davranış olarak görür ve karşı çıkar.

19. yüzyılda Kant, intihara karşı çıkmaktadır. Hume’un görüşünü eleştirir. Kant’a göre, doğal olarak insanın ilk amacı kendini korumaktır. Bunun için intihar bir kusurdur ve lanetlenmelidir.

Schopenhauer, Kant’a göre daha çok taviz verir. Ona göre, kişi intihar etme hakkına sahiptir; ama bu, boş ve aptalca bir şeydir. İntihar, kişinin doğaya sorduğu bir sorudur: Ölümün ötesinde ne var? Kendilerini öldürenler sadece acı çeken bedenlerinin acısına son verebilirler; sonsuz sürekliliklerine engel olamazlar.

“Bazıları çok erken, bazıları çok geç hayattan ayrılıyorlar, asıl iş tam zamanında ölmektir” (Arkun 1963) diyen Nietzsche, intihara karşı değildir. İntihar kişinin hakkı ve ona verilen bir armağandır. Üst-insanın yaratılması için felsefesini yönlendiren Nietzsche, bu üstün amaca katkıda bulunamayacak kişinin intihar etmesini ve bundan da mutluluk duymasını söyler.

Hartmann ise, insanın sahip olduğu tek şeyin bu dünya olduğunu belirterek, en iyi olmamakla beraber elimizdeki bu dünyadan vazgeçmememiz gerektiğini savunur. Yaşamak, temelde arzu edilmeyen bir şeydir; hayal kırıklığı ile doludur. Fakat yine de, elimizdekinin en iyisi olan bu yaşamdan kaçmamalıdır.

Camus, “acaba hayat yaşamaya değer mi, değmez mi?” sorusuna cevap vermeye çalışır (Hübscher 1980). Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur, fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya, onu incelemeye çalışmak olmalıdır.

Batıdaki bu çok farklı görüşlere karşılık, doğu dünyasında egemen olan mistik felsefenin görüşüne göre, intihar etmek kişinin istemine bağlıdır. Yani kişi, yaşam ile ölüm arasında karar verme hakkına sahiptir.

Jainizm ve Budizme göre, yüreklerimizden yaşama isteklerini çıkarmalıyız. İnsan ancak yokolarak acıdan kurtulur ve mutlu olabilir. Hatta, Jainizmin kurucusu olan Mahavira, insanın aç kalarak kendini öldürmesini büyük bir erdem olarak nitelendirir. Konfüçyus ise intihara karşı çıkar. Ona göre, insanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. İnsan ölümden sonrasını merak etmemelidir. Çünkü, ölümden sonra hayat olduğu bilinirse, kimileri canlarına kıyarak oraya gitmeyi isteyebilirler (Hançerlioğlu 1976).

Belirli bir tarihsel sırayla değindiğimiz bu düşünürlerin görüşleriyle, yaşadıkları dönemlerdeki intihar oranları arasında doğrudan bir ilişki göze çarpmaktadır. Konumuz açısından önemli olan nokta da budur. Fakat bu ilişkiye bakarak, intiharın sorumluluğunu sadece düşünürlere bağlamak da yanlış olur. Çünkü, genelde, toplumsal düşünce toplumu oluşturan öğelerden sadece bir tanesidir.

Konuya felsefi açıdan baktığımızda sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: İnsan yaşamak için doğar, yaşaması gereklidir; olumsuz toplumsal koşullar karşısında çaresiz kaldığını hissettiği anda kişinin, yaşamına son verme hakkı vardır. Çünkü insan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur. Şöyle veya böyle intihar da bir eylemdir ve kişi istediği takdirde bu eylemi gerçekleştirebilir.
(alıntıdır)

kopil118 13.09.2007 14:06:48
intihar eden insanların büyük çoğunluğu dini inancı olmayan ya da kıt olanlardan oluşur. u bilimsel açıdan oryata konulmuş bir veri. O halde dinin insanlığı belki bir sürü gibi yönettiğini söyleyebiliriz. Ama bu işin içinde bir de disiplin var. Ruhun disipline edilişi.

nzn 23.02.2008 22:19:46
intihar aklın kadar yaşayıp,irdeleyip,bunalmak,çıkmaz sokağa çıkan son dönemeçte nefes almaktan vazgeçmektir.intihar yaşamaktan vazgeçmek değildir...intihar etmek isteyen insan son anda bile yaşamı için bir şeyler planlar.intiharda bir plan,yaşamı için,son nefesi için...

son tango 23.02.2008 22:24:06
intihar yaşamdan vazgecmek değildir de nedir? plan olunca yaşama son veremiyormusun? yeni yeni şeylr de öğrenceğiz demekki..hehe..bugünkü dersimiz neymiş? planlayarak yaşama son veremezmişiz Smiley

nzn 23.02.2008 22:28:52
intahar eden,yahu ben ölmek için intihar etmedim,demez azraile.ölmeyi istemek yaşamaktan vazgeçmek değildir,demek istediğim. Smiley

data_grrr 06.03.2008 11:22:40
Eğer böyle bir şey denebilirse yaşamakta hamamböceklerinden ısrarcı başka bir canlı daha bilmiyorum. Kafaları koptuktan sonra bile günlerce yaşamaya devam ediyorlar, atom bombası bile etkilemiyor onları. Hamamböceklerinin insandan tiksinmesinin bir sebebi olmalı. Onları severseniz vücutlarını temizlemekle uğraşacaklardır. Yaşama bu kadar bağlı bir canlı belki de ölümden tiksiniyordur ve de onun avatarından Smiley

MrsBrown 06.03.2008 11:52:19
Nüfuz edemediğin sınırları aşmanın yollarından biridir.
Özne de nesne de kendinsindir. Tüm hayatın boyunca bunu yapmaya uğraşırsın ve adına özgür olmak dersin. Ama bi bakarsın, bunu yapmayı başaracağın ender alanlardan biri ölümünün biçimini ve zamanını kendin seçmen oluvermiş. Pat diye anlayıvermişsin.

ulgnil 07.03.2008 16:35:16
bu tercihi yapanlar gidiyor her nereye gidiyosa da ardında kalanlar fena hırpalanıyorlar.normal bir ölüm olmadığı ya da onlar öyle algıladığı için geride kalanlar asla bir daha eskisi gibi olamıyorlar.kızgınlık öfke isyan yıllarca kendini sorgulayış... intihar bazen farkında olmadan ya da inadına olaraktan geride kalanları iyi cezalandırıyor.

RenaultFerrari 07.03.2008 16:46:13
@ulgnil
olan intihar edene olur.. geridekilere bir şey olmaz
geridekilerde o an için üzütü yas keder olsada
sonra yine herkes kendi haliyle meşgul olmasına devam eder
herkesin ya bir emeli vardır ya bir elemi vardır
yahut her ikisi birden vardır.. herkes kendi elemi veya emeli ve yahut hem emel hemde elemi ile meşgul olmaya devam eder... Olan ölene olur
geridekilere bir şey olmaz...

07.03.2008 17:19:03
intihar eden hakkında atıp tutmak en kolayıdır. Bu konuda Goethe nin Genç Werther in acılarını okuduğumda fikrim değişmişti ve artık küçük görmüyorum bunu. Önemli olan bir insanı o noktaya sürükleyen duygu halini anlayabilmmektir. İntihara meyleden insanların içindeki yangın yaşadığını sananlardan çok daha kuvvetli olabilir. Bunun hükmünü vermek ise bu yoğunlukta bir acı yaşamamış olanlara düşmez. Çünkü kimse, hiç bir varlık ölmeyi istemez. Son çığlık hakkında tepeden bakan küçümseyici anlayışlar kibir den başka birşey değildir. Aslında ölen kişiden ziyade, kendilerinin ego tatminini yapmaktadırlar. Bak ben ayaktayım,başardım şeklinde. Neyi başardın, belki de yalakanın satılmışın duygusuzun en önde gidenisin. Genelde gençlerde görülmesi de bir çırpınış olduğunun ve yapayalnız olduklarının, boş tesellilerden öte bir ikiyüzlülük görmediklerinin kanıtıdır. İntiharı küçümseme bazen hala yaşayanların günah çıkarmasından başka birşey değildir.

07.03.2008 17:53:46
intihar eden hakkında atıp tutmak en kolayıdır. Bu konuda Goethe nin Genç Werther in acılarını okuduğumda fikrim değişmişti ve artık küçük görmüyorum bunu. Önemli olan bir insanı o noktaya sürükleyen duygu halini anlayabilmmektir. İntihara meyleden insanların içindeki yangın yaşadığını sananlardan çok daha kuvvetli olabilir. Bunun hükmünü vermek ise bu yoğunlukta bir acı yaşamamış olanlara düşmez. Çünkü kimse, hiç bir varlık ölmeyi istemez. Son çığlık hakkında tepeden bakan küçümseyici anlayışlar kibir den başka birşey değildir. Aslında ölen kişiden ziyade, kendilerinin ego tatminini yapmaktadırlar. Bak ben ayaktayım,başardım şeklinde. Neyi başardın, belki de yalakanın satılmışın duygusuzun en önde gidenisin. Genelde gençlerde görülmesi de bir çırpınış olduğunun ve yapayalnız olduklarının, boş tesellilerden öte bir ikiyüzlülük görmediklerinin kanıtıdır. İntiharı küçümseme bazen hala yaşayanların günah çıkarmasından başka birşey değildir.

Sonuna kadar katılıyorum Khaos, tepeden bakmak en iyi yaptığımız iş!

Anlamaya çalışmak ise en insan tarafımız olsa gerek.

dark blood.2 07.03.2008 18:44:08
yanlış anlaşılmasın her zaman bir kaçış durumu değildir bu.bazen bıkkınlık bazen söylenilebilcek en büyük sözdür belkide.Denildiği gibi neler yaşandı ve ne şekilde ne derecede etkiledi bunu biz bilemeyiz.Belkide burdaki aydınlıklar yetmemiştir karanlığın bitişlerine.intihar her ne kadar bazı insanlar tarafından dipte kalış güçsüzlük olarak değerlendirilsede ben buna katılımıyorum.Bazen insan kapalı kaldığını düşünüyo dört duvarında yalnızlık asılı olan dünyada buranın zirvelerinde hep kirli olur bazen hava Sad Sadece görülen anlatılan dışarıdan belli olanın farkında oluruz.Şöyle düşünüyorum bu konu belkide büyük bir cesaret örneği.bazılarımızın aklına gelmiştir belkide ama kaçımız yapabildi.YApmak doğru değildir belki doru olmadığı kesin olabilir ama bazı anlarda neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemeyiz bilsekte umrumuzda olan başka şeyler vardır ya.VEee hep zor anlarında yakalar bu düşünce insanı ensesinden.Ellerin bağlıdır karşısında.belkide bedeniyle bir savaşıdır yaşayanların...Çoğu zaman buraya ait olmadığını düşünür insan sorgular kendini ve içinden çıkamadığında bu düşüncelrin, ait olduuğnu düşündüğü yere gider.Zamanı bekleyemez asla bilir ya zaman neler belalar getirdi başına....

 zor bi durum ama umarım hiçbirimiz böle bir seçime gitmeyiz umarım zaman bi bu seçimn olduğu kıyılara sürüklemez...

depresif 07.03.2008 20:01:05
Bükemediğin eli öpmek tabiri gibi, yaşayamadığın hayatı bitirirsin. İntihar bir lükstür. Ve bir insana kendi kendinin katili olabilme lüksü verilmeliydi. Herkes yaşamak zor geldigi için veyahut savaşacak gücü olmadıgından intihar etmez. her intihar edene aciz denmez. Öyledir ki bazen, ölmekten başka care yoktur. Ölebilmelisin istedigin zaman, hayat senin, isteyerek gelmedin ama istediginde gidebilmelisin. Yaşamayı çok severek giden insanlar biliyorum ben.Şu şiir alıntısı demek istedigimi anlatır belki de;

yolcu denmez her gidene
herkes o yolun taraftarı olmayabilir
hiç bir sürgün
gittiği yolu sevmez mesela

ulgnil 07.03.2008 20:33:29
hiç ailende intihar eden var mı reno umarım yoktur ve de hiç olmaz.dediğinde haklısın ama ina ki kalan yıllarca sorguluyor ve suçluyor kendini.bu olay tecrübeyle sabit bende.

kopil118 07.03.2008 20:36:10
çok merak ediyorum acaba intihardan bu korkunuz neden? anlık bir şey şah damarını kopar olsun bitsin bu iş, benim de muhakkak ki yapacağım gibi.


Sayfa: [ 1 ] 2 3