SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Şeriat Nedir Gerçekten Biliyor musunuz?

Sayfa: [ 1 ]

turakine 09.08.2007 10:07:02
Şeriat (Arapça: الشر يعة), bir İslam dini terimi.

Etimoloji ve Tanım [değiştir]Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; "yol, mezhep, metod, âdet, insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı", "İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın âyetleri, İslam'ın son peygamberi olan (hz.)Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî kanun"dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, "dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü", "dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı", "İslam Hukuku" gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.

Şeriat sözcüğü şer' (الشر ع) sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana "Şâri'"denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı "Şâri-i Hâkim" veya "Şâri-i Mübîn" denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. Şeriat sözcüğünün çoğulu "şerâyi"dir.

Şerîat kelimesi diğer kanunlar için de kullanılabilir. "(hz.)Musa'nın şerîatı", "Zerdüşt şerîatı" gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: "Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma" (el-Câsiye, 45/18). İslam inancına göre son peygamber olarak kabul edilen (hz.)Muhammed'den önce de birçok peygamber gelmiştir, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani kanun bütünü ile gönderildiğine inanılır, (hz.)Muhammed'in getirdiği şeriat ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: "Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, (hz.)İbrahim'e, (hz.)Musa'ya ve (hz.)İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13). .

ALINTIDIR. Fikirlerinizi Bekliyoruz.

anka 09.08.2007 10:12:36
Forumdaki bir başka başlıktan alıntı:

Bazı insanlar, bu asırda İslami hükümlerle hükmetmenin mümkün olmadığını iddia ederken, diğerleri de İslam hükümleriyle hükmetmeyen herkesi, niyetlerine bakmaksızın, hemen küfürle itham ediyorlar. Bunların biri ifrattadır diğeri, tefritte. Yani ikisi de aşırı, ikisi de istikametten sapmış...

Önce birinci yanılmadan söz etmek isterim. Meşhur bir kaide vardır. "Bir şey sabit olursa, levazımıyla sabit olur." El, dendi mi parmaklar onun lazımıdır. Eli, parmaksız düşünemezsiniz. Ve böyle bir elden istifade edemezsiniz. Yüz dendi mi, göz ondan ayrılamaz. Gözsüz bir yüzün önemli bir yanı eksik demektir. Gözün de akı karasından ayrılamaz. Parmak elin, göz yüzün, göz bebeği de gözün lazımıdır. Ondan ayırır ve tek olarak düşünürseniz bir fayda elde edemezsiniz. İslami hükümler de böyledir. Bir bütün olarak düşünülmelidir. Ve ancak o zaman, ferdi ve cemiyeti terakki ettirir; huzura, saadete kavuşturur.

İslam'ın temel şartlarının ihmale uğradığı, ferdi ve ailevi hayatın yanlış esaslar üzerine bina edildiği bir cemiyette, sadece muamelat ve ceza hükümlerinin tatbiki fazla bir fayda sağlamaz. Yahut bu hükümlerin, böyle bir cemiyete tatbiki mümkün olmayabilir. Olsa bile, birçok kimse, bunlara, inanmadan ve istemeyerek uymakla nifaka düşer. Müslüman görünür, ama bir İslam düşmanı olarak yaşar.

Bu durumda, İslami hükümlerin insanları ıslah edemediği iddia edilemez. Noksanlık hükümde değil bünyededir; toplumun yapısındadır.

Gelelim, istikamet sınırlarını aşan ikinci iddiaya. Bir cemiyette, İslam'ı tam tatbik etmeyen, hükmünü ona göre vermeyen veya veremeyen bir insana hemen kafir damgası vurmak da insaf değildir. Zira, iman küfre zıttır. Bir insan İslam'a zıt bir hüküm veriyor, bir icraat yapıyorsa, bunu İslam'ı reddederek yapacaktır ki küfre girsin. Aksi halde onun küfründen değil günahından, isyanından söz edilebilir. İman gibi küfürde de niyet ve irade şartı vardır. Bir adam ancak, "İslam'ın şu husustaki hükmü şöyle ama, ben onu kabul etmiyor ve şöyle hareket ediyorum" derse küfre girer böyle bir niyeti ve iradesi yoksa, işlediği hata, verdiği yanlış hüküm tamamen cehlinden yahut irade zaafından kaynaklanıyorsa, yaptığının da yanlış olduğunu biliyorsa bu adama kafir demek ehl-i sünnet itikadınca mümkün değildir. Bunu ancak, büyük günah işleyenin kafir olduğuna hükmeden "Hariciler", yahut böyle bir kimsenin imanla küfür arasında kalacağını savunan "Mutezile" iddia edebilir. Bunların ise ehl-i dalalet olduklarında bütün ehl-i sünnet alimleri müttefik...
Çok dikkatli olmak gerek, İslamı savunuyorum derken, bilmeden dalalet ehli olma tehlikesi de mevcut...

Kaynak: Gerçeğe Doğru C:3, Zafer Yayınları

denge 09.08.2007 10:20:03
Ömer ehli sünnet değil mi?? "Namaz kılmayan kafirdir" diyor Ömer. Kütüb-ü Sitte'den bakabilir merek edenler. Peygamberin ölümünden hemen sonra herkes birbirini kafir ilan etmedi mi? İtikad mezheplerinin imamları birbirlerini tekfir etmediler mi?

turakine 09.08.2007 10:32:21
Ömer ehli sünnet değil mi?? "Namaz kılmayan kafirdir" diyor Ömer. Kütüb-ü Sitte'den bakabilir merek edenler. Peygamberin ölümünden hemen sonra herkes birbirini kafir ilan etmedi mi? İtikad mezheplerinin imamları birbirlerini tekfir etmediler mi?

Ey Canım Kardeşim,
Tut ki Öyle Bu Neyi Değiştirir. Lenin'den Sonraki Stalin Döneminde İnsanlar Katledilip Öldürüldü. Rusya Korku Tüneline Döndü, Bu Sosyalizm'in Yanlış Olduğunu Gösterir mi? Peygamber Efendimiz'den Sonra Yapılanlar Yapanları Bağlar. Tıpkı Şu Anda Benim Ve Senin Yaptığın Gibi. Ben Falanca Kafirdir Desmem Kafir'mi Olur? Bunları Boş Verip İnanç Sistemine Bakmak Daha Doğru Olur Kanaatindeyim.

İslam'a Göre Kul ve Allah Arasında Hiç Kimse Yoktur. Peygamberimiz Bile Bazı Konularda Alenen Uyarılmıştır. Örneğin;

"Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yerlere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ama insanların çoğu bilmezler" (el-A‘râf 7/187).

Söze Dikkat Edin ....... Sanki sen onu biliyormuşsun gibi  

Bilmiyorum Anlatabildim mi?

anka 09.08.2007 10:49:05
Ömer ehli sünnet değil mi?? "Namaz kılmayan kafirdir" diyor Ömer. Kütüb-ü Sitte'den bakabilir merek edenler. Peygamberin ölümünden hemen sonra herkes birbirini kafir ilan etmedi mi? İtikad mezheplerinin imamları birbirlerini tekfir etmediler mi?

Denge,
Kütübü Sitte nin en çok hadis naklettiğini söyleyen yazarı Buhari, Hicri 194-256 yıllarında yaşamış.Yani Peygamber öldükten 200 yıl sonra dere tepe arabistanı İranı Irakı dolaşmış ve hadis toplamış.
Artık o hadisler ne kadar güvenilir olur sen tahmin et.Sen bugün (2007)bir söz söylüyorsun, 2207 yılında birisi Anadoluda dolaşıp Denge ne söylemiş biliyor musun diye halka sora sora bir kitap derliyor..


Sanırım bazen İslam Hukuku kavramı ile Şeriat kavramını karıştırıyoruz.
Namaz, zekat, oruç gibi ibadetler Şeriat'ın içindedir.

Ama İslam hukuku başka şeydir, İslam hukukuna göre İslam hukuku ile yönetilen bir ülkede herkes namaz kılmak, zekat vermek zorunda değildir.Hristıyan ve museviler de o ülkede yaşayabilir.
Yani "İslam hukuku" ile yönetilen bir ülkede
herkes "İslam şeriatı"na uymak zorunda değildir.

denge 09.08.2007 11:32:16
Alıntı
Kütübü Sitte nin en çok hadis naklettiğini söyleyen yazarı Buhari, Hicri 194-256 yıllarında yaşamış.Yani Peygamber öldükten 200 yıl sonra dere tepe arabistanı İranı Irakı dolaşmış ve hadis toplamış.

Usul-ü Hadis okudum, ne demeye çalıştığını anlıyorum.  Ben alıntı Zafer'den olduğu için kendi literatürleriyle cevap verdim o yazıya.

Ben zaten hadisleri toptan reddediyorum.

turakine 09.08.2007 11:44:41
Alıntı
Ben zaten hadisleri toptan reddediyorum.


Aman Aman Arkadaşlar Ne Yapıyorsunuz.

Hadis Konusunda Red, Sünnetin Reddidir. İslamı En Güzel Yaşamış Efendimiz (S.A.V.)'in Yaşadığı, Söylediği, Yaptığı Şeylerin Yazılmışıdır Hadisler. Öyle Red'le Falan Olmaz.
Tamam Aralarında Belki 1 Doğru 1000 Yanlış Olabilir. Fakat Red O Bir Doğrununda Red'didir. O Nedenle Yazanları Eleştirmek, Toplayanları Suçlamak Falan Bizim İşimiz Değil. Bizler ALLAH İÇİN YAŞAYAN VE HER YAPTIĞINI ALLAHIN RIZASINI KAZANMAK İÇİN YAPAN İNSANLARIZ. İnançımız Bize Bunu Emreder. O Nedenle Yapılması Gereken Hadislerin Kur'an'sal Kaynaklarınıa Ve Mantığına Bakmaktır. Eğer Kur'an'sal Verilere Ters Düşüyorsa, Yanlıştır. O Nedenle Red Etmek Yerine Aksine Okumalı ve Doğrularını Gündelik Yaşantımızda Uygulamak Zorundayız.

Yüceler Yücesi Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.)'in İnsanların Yemek Alışkanlıklarıyla İlgili Olarak
"Midenizin 3'de 1'i Yemek, 3'de 1'i İçmekle Doluyken Sofralarınızdan 3'de 1'i Boş Olarak Kalkınız." Dediğini Hadisi Düşünün Bu Gün Dünya Obezitesinin Büyülü Sırrı Burada Değil mi?

Bence N'olur Bir Daha Düşünüp, Düşünüp, Düşleyip Hazmetmekte Fayda Var.
Allah'a Emanet Olun..

akrepv 09.08.2007 11:47:37
şeriatın ne olduğunu boşuna tartışmayalım,çünki eğer öğrenme şansımız olsaydı
şu anda burada bunları yazma şansımız olmazdı bu kadar basit..

anka 09.08.2007 12:10:23
Ben zafer yayınlarından yaptığım alıntıda daha çok, koyu renk/bold yaptığım cümlelere dikkat çekmek istedim.

*******************************************************************

Şeriatın Üç Ana Bölümü:

Klasik İslam hukuku (fıkıh) alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir:
İbadetler, muâmeleler ve ceza hukuku.

İbadetler:
İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir.

Muameleler:
İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, boşanma, nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir.

Ceza hukuku:
İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar.

----------------------------------------------------------------------------------

Fıkıh veya İslam hukuku, bir İslam dini terimidir.
Şeriatin, ulema tarafından verilen fetvaların da katkılarıyla genişletilmesi ve
Müslümanların hayatını düzenlemek amacıyla açıklanmasıdır.

Fıkıh, Arapça kökenli bir sözcüktür. "Bir şeyin özünü ve inceliklerini kavramak" anlamındadır. İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an'da bir bilimden çok "ince anlayış, keskin idrak ve konuşanın amacını anlamak" anlamlarında kullanılmıştır. Bu nedenle genel açıdan fıkıh "bir şeyi özüne vakıf olarak anlamak ve deliliyle birlikte bilmek" anlamında kullanılır. Fakat fıkıh bir bilim olarak, İslam hukuku anlamında kullanılmıştır. Bu anlamda kullanımının farklı bilgin ve taraflarca yapılmış iki ana, farklı tanımı vardır. Biri fıkıh mezheplerinden Hanefilik mezhebinin tanımıdır ki "kişinin ameli bakımdan lehinde ve aleyhinde olanları maharetle bilmesi" şeklindedir. Diğer tanımsa yine bir fıkıh mezhebi olan Şafiilik mezhebinin tanımıdır ve "eylem ve şeriat hükümlerini, yani ibadet, muamelat ve cezaları (ceza hukukunu), açıklayıcı (tafsili) delillerden çıkararak bilmek, tanımak" şeklindedir.

Delillerden hüküm çıkarma yetisine sahip kişiye fakîh yani hukukçu denir. Hükümleri çeşitli kaynaklardan öğrenen kişiye fakih denmese de bazen mecazen fakih dendiği olmuştur.

Aman Aman Arkadaşlar Ne Yapıyorsunuz.

Hadis Konusunda Red, Sünnetin Reddidir. İslamı En Güzel Yaşamış Efendimiz (S.A.V.)'in Yaşadığı, Söylediği, Yaptığı Şeylerin Yazılmışıdır Hadisler. Öyle Red'le Falan Olmaz.
Tamam Aralarında Belki 1 Doğru 1000 Yanlış Olabilir. Fakat Red O Bir Doğrununda Red'didir. O Nedenle Yazanları Eleştirmek, Toplayanları Suçlamak Falan Bizim İşimiz Değil...

turakine, hadis yazanları eleştirmekle bir şey kazanamayız haklısın.Ama yanlış bir şey var ki o da hadis yazan alimlere hatasızkullarmış gibi davranılması.1 Doğru 1000 yanlış'lar yüzünden belki de islam bugün bazı çevrelerce kötü tanınıyor.
Şu hadis denen laflara bak lütfen:
http://www.kurandakidin.net/bolumler/06hadiskuranceliskisi.htm

17.09.2007 13:20:35
Şeriatı gerçekten uygulusaydık Türkiye bu halde olmazdı


Sayfa: [ 1 ]