SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Tarih

Konu: Kür-Şad Destanı

Sayfa: [ 1 ]

16.11.2004 18:38:05
Büyük Göktürk Devleti yıkılmış,Türkler dağıtılmış, kalanlar tamamen Çinin esaretine girmiştiler.Büyük oyunlarla,büyük hilelerle koca Türkistan Çin esaretine girmişti.Çinliler yavaş yavaş himayesi altındaki Türklere Çin adetleri aşılıyor, Çin elbiseleri giydiriyo,Çimce konuşturuyor ve onlara Türklüklerini unutturmaya çalışıyorlardı...
Hakaniyet ailesinden kalan tek kişi Göktürk Prensi de Çin de esir durumundaydı...

Tang İmparatorluğu'nun baş muhafızı olan Kürşad ve onun 40 korkusuz dostları Çin'de esir tutulan Göktürk Prensi'ni alarak Türk Birliğini yeniden kurmak için harekete geçtiler.Önce Çin Kralı esir edilecek daha sonra takas ile Göktürk Prensi alınacaktı.

Çin kralı bazı geceler şehri dolaşmaya çıkardı.Ancak o gün yoğun fırtına yüzünden çıkmamıştı.Ama Kürşad'ın da kaybedeceği zaman yoktu...Çünkü en ufak bir anlaşmazlıkta Çinliler Bu İhtilal'in haberini duyacak ve bunu binlerce Türk öldürerek  geçiştirecekti.

Mecburen Kürşad ve 40 Türk, Çin sarayını bastılar. Amaçları Çin Hükümdarını alarak kaçmak idi. Ancak, Saraydaki nöbetçi ve korumaların hepsi önlerine yığıldı. Yerden adeta mantar gibi Türeyen Çin çerileri arasında kalmıştı 41 Yiğit.

Çin Hükümdarına bu etten duvarı geçerek ulaşlımayacağını anlayan Kürşat, askerlerini Sarayın ahırına doğru yöneltti. Seyisleri öldürerek 41 at alıp, uzaklaştılar. Ancak, dillere destan Büyük Çin Ordusu, bu 41 Çerinin ardına takılmış,geliyordu. Kürşat, gidebildikleri son yerde durup, ordusunu kovalayan Çin Ordusuna döndürdü. Vey Irmağı Kıyısındalardı ve 41 kişiye Bir Ordu çıkıyordu...

Kürşat, bunun artık bir ölüm-kalım savaşı olduğunu anladı ve 41 Çeriyi, Çin Ordusuna saldı. Gecenin körü idi savaş başladığında. Bu 41 Türk Önderi, üstün Savaş yöntemleriyle Çinliler üzerinde büyük bir nüfuz kurdular...
...

Gün atıyordu... Ve Kürşat, etrafı oklarla dolmuş zırhını sıyırarak etrafına baktı. 40 Çerisinin 40ı da ölmüş, gerisinde ezik bir Çin Ordusu bırakmıştı... Kürşat da Savaşmaktan, Oklardan, Kılıç darbelerinden yorgun düşen bedenini bir arkadaşının koynuna yasladı ve 41 Çerisiyle birlikte Bu Türk Asilzadesi Uçmağa vardı...


Elbette amaca ulaşılamamıştı ve bu hareketten bir sonuç çıkmamıştı.Ancak bu 40 Türk yiğidinin bu cesareti dilden dile ,ilden ile yayıldı..Herkes Türk'ün isterse neler yapabileceğini bir kez dahaanladı ve tüm Türk illerinde ayaklanmalar başladı...

Bu ayaklanmalar ise sonuç verdi ve sonunda 2.Göktürk (Kutluk) Devleti kuruldu.Bu devlet Asya da en büyük sınırlara ulaşan devlet ünvanıyla tarihe adını altınlarla yazdırdı...


Durağı Uçmağ Ola...  

20.11.2004 22:55:06
Yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
Varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
Kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
Izdırabı dinecek belki o gün Kür Şad’ın.

20.11.2004 23:12:42
sen şimdi "HULEEEYYYNNN!!" diye bi bana kükrersin ama derste gördük paylaşmak istiyorum; Tongue

Türkçe sözlü değilde yazılı kaynakları en erken M.S.7.-8. yüzyıllara dayanırken; Çin'in yazılı kaynakları M.Ö. 400lere falan dayanıyomuş ve o kaynaklar üzerine araştırma yapan bir Rus dil bilim adamı;
Türklerin M.Ö.si zamanlarda soykırıma uğradığını, Çinlilerce kılıçtan geçirildiğini saptamış.. sonraki Türk boylar,devletler de Türkün barbar,kabadayı sıfatını kullanmak için Türk olduklarını iddaa ederek, sıfat yapmışlar kendilerine..

ÖZETLE;
bana sözlü kültürün,cemaatçi kültürün hikayelerini sıkma.. :rolleyes:

braveheart.. :rolleyes:  

21.11.2004 13:26:27
Bahsettiğin Soykırıım M.Ö. yüzyıllarda yaşanmıştır. Ancak yalnız Çin değil, Asya'daki neredeyse tüm kavimler tarafından olmuştur. Bu destan ve efsanelerin dışında onanmış da bir olaydır. Bu olayı anlatan bir de "Ergenekon Destanı" var ki bunu da ileride eklerim.

Öte iddian yazılı edebiyatın görülmeyişi...

Türkler, yazıya büyük önem vrmiştir Ünlü Araştırmacı "Kazım Mirşan"ın bulumları, bizlere ışık tutarak ilk yazının Türkler tarafından "Tek Tanrı Dini öğretimi" için tamgalar biçiminde kullanıldığı, bunun da M.Ö. 7000 yıllarına değin uzandığı öğrenildiğinden ; ayrıca birçok kırıma ve kıyıma uğranıldığı bilindiğinden bu savınız çok çürük idi...ya da artık çürütüldü.

Ayrıca da Türklerde sözlü edebiyat çok güçlüdür. Asırlarca parçalanmadan gelir ki ayrıca bunlar dönem dönem yazıya da geçirilerek korunma altına alınmıştır.

21.11.2004 14:57:31
Türklerin sözlü edebiyatının güçlü olması bi şey ifade etmez.. Keloğlan,Battal Gazi tamam bi derece ama tarihte Kara Murat diye bi fedainin varlığı gerçekten de sözlü edebiyattır..  önemli olan yazılı edebiyattır..hatta dersteki şu dipnotlarımı da aktarayım;
sözlü VS yazılı

1. sonuç...........: Eğer ki yazılı kültüre önem verip, dini bilgileri hacı hocadan dinleyerek değilde(sözlü kültür) bizzat kaynağından, Kuran'dan okuyarak öğrenseydik (yazılı kültür), din konusundaki cahil durumumuz aşılmış olurdu.. Hurafeler neyim olmazdı..

neyse heralde konuyu dağıtıyorum...

ama Sözlü Kültürümüzle övünmek yerine, yazılı kültürümüzü geliştirmeye çalışmak daha mantıklı...
Cem Yılmaz'ın G.O.R.A daki dünyalı tipler içinde çok konuşan ve boş konuşan, kuru komik tipi Arif de sözlü kültür ürünüdür, ve güzel bir eleştrisidir..

21.11.2004 15:54:07
Yazılı edebiyatın değeri elbette çoktur. Ama Sözlü edebiyat da en az Yazılı kadar önemlidir.Düşün:

Ninniler, türküler, öyküler, koşuklar, yiğitlenmeler, oyunlar... bunların kaynağı hep sözlü edebiyattır.

Eğer bunlar olmasa, yazılı edebiyatta olmazdı. Yazılı Edebiyatın kaynağıdır bu ve Türklerin kaynağı sözlü olarak en büyüktür. Onun içindir ki Yazılı Edebiyat ünlüleri bu kadar ün kazanmış ve büyümüştür.

Sonuç olarak Sözlü Edebiyat önemlidir ve Yazılıya kaynak oluşturur. Ancak Senin de dediğin gibi bunların Yazılı edebiyata geçirilmesi son derece gereklidir.

05.12.2004 17:33:23
sözlü edebiyat?
kaldı mı ki?

06.12.2004 11:21:51
vay be bu kürşad iskender gibiymiş

07.12.2004 21:20:27
olur mu hiç iskender halt etmiş onun yanında laugh


Sayfa: [ 1 ]