|
||
sizin üç yaşındaki kızınıza defalarca tecavüz ederek öldürmüş birinin yaşamasını arzu eder misiniz? yani mutlak anlamda hiçbir gerekçe insan öldürmeye yeterli değildir diyebilir misiniz? bana kalırsa yeterli değildir derim ancak gözü dönmek eylemini gerçekleştirebilirim yani böyle bir eylem yapan sonuçta zaaflarına yenilmiş hastalığının kurbanı olmuşsa bende öfkemin kurbanı olabilirim bu durumda aşırı hafifletici bir nedendir ancak yaşama hakkını almak genede yanlıştır |
||
|
||
| O bir ruh hastasıdır, tedavi görmesi için akıl hastanesine kapatılmasını isterim. İşlediği suç zaten "Kasten adam öldürmek" olduğu için en az 30 yıl hapis yatmalı. "Tedavisi olumluysa" 30-35 yıl sonra çıkabilir. Amaa, Allah düşmanıma vermesin böyle birşey başa gelince ne düşünürüm bilemiyorum.Çok zor bir durum. |
||
|
||
| birinin yaşama hakkını elinden almış birinin kendi yaşama hakkını iade ettiğini düşünüyorum. | ||
|
||
| YAŞAMAYA DAİR 1 Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi meselâ, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani, o derecede, öylesine ki, meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak, yani ağır bastığından. 1947 YAŞAMAYA DAİR 2 Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki, hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla yani, duvarın arkasındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 1948 YAŞAMAYA DAİR 3 Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani, bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, hattâ bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için... Şubat 1948 NAZIM HİKMET ÜSTAD YETERİNCE AÇIK BİR ŞEKİLDE ESTİRMİŞ RÜZGARI DEĞİLMİ
|
||
|
||
sizin üç yaşındaki kızınıza defalarca tecavüz ederek öldürmüş birinin yaşamasını arzu eder misiniz? yani mutlak anlamda hiçbir gerekçe insan öldürmeye yeterli değildir diyebilir misiniz? bana kalırsa yeterli değildir derim ancak gözü dönmek eylemini gerçekleştirebilirim yani böyle bir eylem yapan sonuçta zaaflarına yenilmiş hastalığının kurbanı olmuşsa bende öfkemin kurbanı olabilirim bu durumda aşırı hafifletici bir nedendir ancak yaşama hakkını almak genede yanlıştır |
||
|
||
| yaşamak şakaya gelmes..yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın..hesabı bi başkasına diil önce kendine wereceksn önce kendini sorgulayacaksın.. | ||
|
||
| böyle bir ruh hastasının yaşama hakkından bahsedilebilir mi? yaşama hakkı nedir? o kızın yaşama hakkı vardı, hem de tertemizdi... o tecavüz edilerek öldürüldü... ve ona tecavüz ederek yaşamını elinden alan birinin yaşama hakkı mı? hak mı? |
||
|
||
| Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini. yasamaya herkesın hakkı var o ruh hastasının bıle nedenını bılmeıdgımız tepklerınden dolayı bunu yapmıstır bunlar arastırılmalıdır benım hıc boyanmamıs dort duvarım vardı 17de sıyaha calındı hepsı bu yuzden bır hasta bılebılır hayatının kıymetını en fazla |
||
|
||
| herkesin ölmeyede hakkı vardır hayat benims ölümde benimdir | ||
|
||
herkesin ölmeyede hakkı vardır hayat benims ölümde benimdir evet ınsanalrın hakları sınırsız |
||
|
||
sizin üç yaşındaki kızınıza defalarca tecavüz ederek öldürmüş birinin yaşamasını arzu eder misiniz? yani mutlak anlamda hiçbir gerekçe insan öldürmeye yeterli değildir diyebilir misiniz? bana kalırsa yeterli değildir derim ancak gözü dönmek eylemini gerçekleştirebilirim yani böyle bir eylem yapan sonuçta zaaflarına yenilmiş hastalığının kurbanı olmuşsa bende öfkemin kurbanı olabilirim bu durumda aşırı hafifletici bir nedendir ancak yaşama hakkını almak genede yanlıştır eğer 3 yaşındaki bir kıza tecavüz edecek hastaya ölüm cezası verilmezde yaşatırsan daha sonra bu eylemi bir daha gerçekleştirir.... ben bir kız babasıyım vede öldürülmesi gerektiğini düşünüyorum..... hemde acilen............. Hapse atarsanız tecavüz edemez ama öyle değil mi? ![]() |
||
|
||
| hapisten çıkma ihtimali hortlama ihtimalinden çok daha fazladır...nasıl olsa her 10 senede bir af çıkıyor türkiyede............ | ||
|
||
| Bu tip insanlara, normal olmayan, hasta insan gozuyle bakiyorum. Ama normal olmayan insanin da yasama hakki var. | ||
|
||
| Yaşanılan ya da yaşatılan hiçbir olay insanın yaşama hakkını elinden almamalı. Yürek acısıyla ve öfkeyle, zarar verenin ölmesini, yaşattığı acıyı canıyla ödemesini istemek insanın duygusal yanının bir gereği tabii ki. Ancak mantıklı olan, hukuksal yollarla cezalandırılması için gerekenin yapılmasıdır. Bunun için de yasaların ve yargılamanın güvenilir ve hakça olması gerekir. Adalet sistemimizdeki uygulamalar bizi tatmin etmese de ve aflarla suçlunun salıverileceğini düşünsek de yaşama hakkının kutsallığını gözardı edemeyiz. Kaldı ki, ölüm kararı sadece o an için mağdurun yakınlarının isteklerine uygun olur ve yürek yangınını hiçbir biçimde söndüremez. Yaşanan acı ölümle hafiflemiyor ne yazık ki... |
||
|
||
| katılıyorum..... | ||