SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Peki ya "Hayvan"ın Tanrı'sı var mı?

Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6 7 8

depresif 11.08.2007 08:58:11
peki dine göre tüm kainat tanrının eseriyse

başlıgı gorunce hah dedim okunası bi konu. ama bu kelime grubu benım hevesimi kaçırdı. nitekim ben kainatin tanrının eserinin olmasını dine baglamıyorum. yani dine gore degil benım mantıgıma gore... Smiley


saygılarımla


aynen Smiley

akrepv 11.08.2007 09:28:23
peki dine göre tüm kainat tanrının eseriyse

başlıgı gorunce hah dedim okunası bi konu. ama bu kelime grubu benım hevesimi kaçırdı. nitekim ben kainatin tanrının eserinin olmasını dine baglamıyorum. yani dine gore degil benım mantıgıma gore... Smiley


saygılarımla


aynen Smiley

yani sana göre dinler gerçek dışıdır ama kainatı tanrı yaratmıştır.....
ne kadar tanrı fikrine karşı olsamda evet haklısın bu sorunun muhatabı sen değilsin elbette,ben dini anlamda sormuştum soruyu..........

abı_hayat 11.08.2007 11:21:40
yaratılmışların en üstünü insandır... akıl sahibidir ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenir bu sebeple.... diğer yaratılmışlar ise bitkiler hayvanlar insanın hizmetine sürülmüştür... onlar akıl sahibi olmadıkları için -ki  hücrelerindeki şifrelere göre hareket ederler yani Allahın bir hikmeti olarak - hesaba çekilmeyeceklerdir... dediğim gibi hayvanların tanrısı var mıdır ?? islam inancında hayvanların bitkilerin bile zikir getirdiklerine inanılır Allah adına ki o halde bu soru cevabını bulur evrende bildiğin bilmediğin herşeyin yaratıcısı Allah dır ve hükmeden Odur
Hayvanlar ilhama nasıl mazhar olurlar?

--------------------------------------------------------------------------------

Allah’ın kudret sıfatının tecellileri sonsuz olduğu gibi kelam sıfatının muhatapları da sonsuzdur. Bu muhataplar içerisinde ilk sırayı insanlar alırlar. Peygamberlere vahiy indiren Cenab-ı Hak, veli kullarının kalplerine de ilhamda bulunur. Melekler alemi de bütün işlerini ilhamla yaparlar.

İlham, akıl nimetinden mahrum olan hayvanlar alemine de Allah’ın bir İlâhî ihsanıdır. O günahsız varlıklar da vazifelerini ilhamla öğrenir ve yine ilhamla yerine getirirler. İnsanoğlu şeker pancarından şeker yapacak seviyeye gelmek için asırlar boyu çalışmışken, ilk arıların da bugünkü arılar gibi bal yapabilmeleri ancak ilhamla açıklanabilir. Yine insanoğlu uçak yapmak için asırlarca çalışmışken, bütün kuşların, sineklerin uçmayı bilmeleri ve uçabilmeleri ancak ilhamla açıklanabilir. Bazı çevreler bu İlâhî ihsanlara içgüdü diyerek bu sonsuz mucizeleri tabii ve tesadüfi saymaya çabalarlar.

İlham, hava karardığında bir ağacın dalları arasına saklanan serçelerden, yuvalarına dönen karıncalara, bir kaya parçasının kuytuluklarında gizlenen balıklardan, ormanın tenha bir köşesinde kendine emniyet arayan ceylana kadar her canlıyı sevk ve idare eden ayrı bir âlem. Hepsi bir ilham ile, bir sevk-i kaderî ile geceleyeceği yeri en güzel biçimde belirliyor. Ertesi gün, güneşin ilk huzmelerinin ufukta belirmesiyle başlayan çeşitli, karmaşık, müthiş bir mesai. Görevlilerin hepsi bir his ile yola çıkar, bir tarafa yönelir, uçar, koşar, yürür, yüzer... Ama hiçbiri nereye gittiğini, saatin kaç olduğunu, kaç saat mesai yapacağını, ne zaman yuvasına döneceğini bilmez. Ama hepsinin de işi İlâhî bir ilhamla mükemmel görülür.

Hayvanlar, kendilerine ilham eden Rablerini, yine ilhamla bilirler. Bir hayvan, kendisinin ne olduğunu, kaç ayağı bulunduğunu, midesini, ciğerini bilmese bile var olduğundan haberdardır. Ve bu varlığı korumak ister. Elinden almaya kalkışırsanız sizden kaçar. İşte kendi varlığını ilhamla bilen ve bundan memnun olan her canlının kalbinde, bilemeyeceğimiz bir keyfiyette, bu ihsana teşekkür duygusu mevcuttur. Evet, kendini bilenin Rabbini de bilmesi gerekir. Bu mânâ, hayvanların hepsinde geçerlidir. Lâkin Rablerini bilişleri de kendilerini bilmeleri gibi, çok cüz’îdir, ama gerçektir.

Göz göze geldiğimiz herhangi bir hayvan, bizim ruh dünyamızı bilmekten ne kadar uzak ise, biz de onun iç âlemini bilmekten o kadar uzağız. Bizim bildiğimiz, onun sadece bedeni ve organlarıdır. Kanında nelerin yüzdüğünü bilsek bile, içinden nelerin geçtiğini bilemeyiz. Öyle ise, iç âlemlerinin cahili olduğumuz bu canlıların, Rablerini bilmediklerini nasıl iddia edebiliriz?

nisan 12.08.2007 06:24:23
Kamer Suresi:49 : " Gerçekten biz,her şeyi bir ölçüde yaratmışızdır."
(yani kainattaki her şey aynı eşitliktemidir,  ben bunu anlıyorum bu ayetten,eğer öyleyse
niçin sadece insana atıfta bulunuyor ayetlerde)

En’am:38 : " Yeryüzünde yürüyen  hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki,sizin gibi ümmetler olmasın.Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık.Sonra hepsi,Rablerine toplanıp haşr olunacaklardır

(bu ayetten yeryüzündeki yürüyen hayvanların ve uçan kuşların ümmet olarak kabul edildiğini görmüş olduk,
peki sürüngenler ve suda yaşayan canlılar onlar için niçin bir hüküm yok)

yani bundan şu sonocu çıkarabilirmiyiz ,din olğusu aslen insan faktörü üzerinde geliştirilmiştir,diger tüm faktörler(hayvanlar,bitkiler,daglar,taşlar,ırmaklar,denizler vs,vs...) sadece sadece anafikir olan insan ögesini
desteklemek için dinin içinde şöyle yada böyle yer bulmuşlardır ve din bunlara hiçbir sosyolojik yada dini
kural koymamıştır,o zaman aklımıza şu üç soru gelmektedir,neden?,niçin?,niye?
Bu üç (N) sadece islamın degil bütün dinlerin ortak açmazıdır.........





Bir baska yerde birden fazla alem yarattigini soyleyen yaraticinin, herseyi bir olcude yarattik demesi herseyin(her yaratilanin) esit oldugu anlamina gelmez.Yani kainatta hersey ayni esitlikte degildir. Ama genellikle din olgusunu da bir tarafa birakirsak hepsinin varligi birbirini dengeler. Yani hepsinin olcusu ayridir.




Diger sureye iliskin de; bahsedilen hayvanlar alemidir ancak turlerin fazlaligini dusunursek uzun uzadiya yazmaya gerek yoktur sanirim kisaca bahsi gecilmis ama bu da sadece hayvan olarak kuslar ve yuruyen hayvanlar anlamina gelmez cunku zaten inanan biri icin tum alemlerin yaraticisi birdir. Yani baligi baska bir guc, karincayi baska bir guc yaratmamisdir.

Toparlarsak bahsettigin diger denizler, irmaklar vs. varliklariyla dengeyi saglarlar. Ha hayvanlarin tanrisi var midir diye bir soru sorarsan olabilir bunu bilemeyiz. Belki olabilir. Agac kurduna,orumcege onemli  isler vermistir hatirladigim kadariyla.. Arilarla filan ilgili bir ayette olacakti.

akrepv 12.08.2007 16:36:51
nisan
Bir baska yerde birden fazla alem yarattigini soyleyen yaraticinin, herseyi bir olcude yarattik demesi herseyin(her yaratilanin) esit oldugu anlamina gelmez.Yani kainatta hersey ayni esitlikte degildir. Ama genellikle din olgusunu da bir tarafa birakirsak hepsinin varligi birbirini dengeler. Yani hepsinin olcusu ayridir.

Diger sureye iliskin de; bahsedilen hayvanlar alemidir ancak turlerin fazlaligini dusunursek uzun uzadiya yazmaya gerek yoktur sanirim kisaca bahsi gecilmis ama bu da sadece hayvan olarak kuslar ve yuruyen hayvanlar anlamina gelmez cunku zaten inanan biri icin tum alemlerin yaraticisi birdir. Yani baligi baska bir guc, karincayi baska bir guc yaratmamisdir.

Toparlarsak bahsettigin diger denizler, irmaklar vs. varliklariyla dengeyi saglarlar. Ha hayvanlarin tanrisi var midir diye bir soru sorarsan olabilir bunu bilemeyiz. Belki olabilir. Agac kurduna,orumcege onemli  isler vermistir hatirladigim kadariyla.. Arilarla filan ilgili bir ayette olacakti.
_________________________________________________ _______________________________________
1)burada herseyi bir olcude yarattik diyor sen her yaratılan eşit olamaz diyorsun,tanrıyla çelişiyosun?
2)türlerin fazlalığı hımm...kuranda yaklaşık 6214-6236 civarında ayet olduğu iddia ediliyor ama ne gariptirki sadece insandan
bahsediyor bu ayetler,insanlardan bahsederken  karısına,çocuğuna yedi sülalesine kadar gidiyor ama hayvana gelince hayvanlar alemi.....oh ne ala,üstelik ben şöyle sormuştum, bu canlılarda tanrı tarafından yaratıldıysalar?,onlar içinde bir öbür dünya varmıdır?,onlar içinde cennet ve cehennem varmıdır?,evcil yada vahşi olmalarının bir anlamı varmıdır?,eger bu tip şeyler onlar içinde geçerliyse hayvanlarda erkek veya dişi ayrımı varmıdır...bunların cevabını göremiyorum burada üstelikte tek tek hayvanları sormadımki genelleme yaptım zaten....
3)denge konusunda hemfikirim ama bunun ekolojik olduğunu düşünüyorum ilahi değil?

Amelie 12.08.2007 16:55:42
Dünyada bizim için nimetler vardır.Nimetler yanlızca besin olarak algılanmasın.Sevgi de bir nimettir acımak da.Hayvanlar da bizim için varlar.Küçük bir kedi yavrusu görürsünüz.Titriyordur acırsınız.Kelebeğin ihtişamıyla büyülenip Tanrıya inanırsınız.Köpek size sadıktır.Onlar düşünemezler.Yanlızca içgüdüleriyle hareket ederler.DÜnyada herşey bir döngü içerisindedir.Onlar yapmaları gerekeni yaparlar.Bu yüzden onlar için cennet veya cehennem olduğunu sanmıyorum.Tabi ki en iyisini Allah bilir.

12.08.2007 17:18:54


 
OSET TANRILARI

 
EFŞATİ (AFŞATİ)
Av Hayvanları Tanrısı
 
 

Av hayvanları tanrısı olan Efşati inanışa göre en eski tanrılardandır. Yüksek dağ zirvelerinde yaşar ve aşağıdaki av hayvanlarını kontrol altında tutar.

Vastırci’ye karşı tanrılar arasında en sadık olanı odur. Kendisine av geleneklerine göre dua edilen Efşati, avcıların işlerinin rast gitmesini sağlar.  Ancak avda başarılı olmak için insanların dürüst olmalarını ister, aksi taktirde dualarını kabul etmez.

Dürüst olmayan avcıların başlarına felaketler gelmesi olasılığı da vardır.

Efşati adına yapılmış belirli bir yer veya mabet yoktur. Avcılar kendisine dağlarda ve sabahın ilk ışıklarında dua ederler, dua için yanlarında lavaş ekmeği ve tuz bulundururlardı. İyi ahlaklı avcılar av hayvanlarını usulüyle avladıkları ve israf etmedikleri için Efşati tarafından çok sevildiklerine ve işlerinin rast gideceğine inanırlardı.

Av sonrası kaya diplerinde veya var ise yakınlardaki bir mabedin duvar dibinde ateş yakılır,avlanan hayvanlardan kebaplar yapılır,yenilir,içilir,avcı şarkıları söylenirdi. Avcılar bu yemek esnasında kendilerine rastlayan başka insanlara da yiyeceklerinden ikram etmeyi görev bilir,aksi taktirde,bir sonraki avlarında başarısız olacaklarını düşünürlerdi.

Herhangi bir mabette veya kutsal yerde yemek molası verildiyse av hayvanlarının boynuzlarını oradaki ağaçlardan birinin dallarına asarlardı. Keçi ya da buna benzer boynuzlu hayvanların boynuzlarını alın kemikleriyle birlikte evlerinin giriş kapılarının üstüne asarlardı.Bu hareket düzenli ve başarılı olma temennisinin bir işareti olarak kabul edilirdi
Mısır'da Kutsal Hayvanlar

Mısır dininin tek tanrıcılığı gözlerinize tamamen fetişizm gibi görünebilir. Bununla birlikte Mısır dininin sayısız tanrısının Yüce Varoluşun kendini farklı rollerle ifade etmesinden başka bir şey olmadığı da kabul edilmektedir, tanrısallığın evrensel temsilcileridir. Mısır’ın çeşitli yerlerinde görülen güneş mezhebinin ve bazı hayvanların kutsal sayılmasının nedeni budur. Gerçekten Tanrıların insan görünüşüne bürünmesi daha çok geç dönemlere rastlar.Başlangıçta tanrılar bitkilerde ve hayvanlarda ortaya çıkmaktaydılar. Tanrıça Hathor çınar ağacında, tanrıça Neith (bakire kalıp aynı zamanda doğumu veren; koruyucu kalkanı ve iki çapraz okuyla yunanlılardaki Athena’nın yerine geçer), Nefertum(Yunan Mitolojisindeki Prometheus) lotusla (nilüfer) temsil edilir.

Mısır Tanrıları, hayvan şeklinin içindeki baskın simgedir. Birkaç örnek verecek olursak: Horus şahin, Toth bir ibis, Bastet kedi, Khnum ise bir koç olarak temsil edilir. Bu tanrılar insan vücutlarının üstünde kendilerini temsil eden hayvanların kafalarını taşımaktadırlar. Fakat hayvan şeklinde temsil edilen Tanrılardan bağımsız olarak kutsal olduğuna inanılan bazı hayvanlara da tapınılmaktaydı. Bu tür adetlerin en önemli örneklerinden biri “Apis” mezhebidir. Apis, Memphis’te kendisine tapınılan kutsal boğadır. Kutsal hayvan, sadece rahiplerin bildiği bazı özellikleri sayesinde tanınır. Bir Apis’in ölümünün ardından; rahipler hızla yeni Apis’i aramaya koyulurlar. Bu hayvanın alnında beyaz bir üçgen, boynunda kartal şeklinde bir işaret ve göğsünde de hilal şeklinde bir işaret olması gerekmektedir. Kutsal boğa, Memphis’te özel bir ahırda tutulur ve burada kendisine tapanların sunduğu adakları kabul ederek güçlü öğütlerde bulunur. 19.hanedan zamanına kadar her boğanın kendine ait bir gömülme yeri vardı. II.Ramses zamanında ise “Serapeum”adı verilen toplu bir anıt mezar inşa edildi. Apis öldükten sonra tanrılaşarak “Osor-Apis” adını almaktaydı.

1851’de Sakkarada Fransız arkeolog Auguste Mariette yönetiminde bir “Serapeum” bulundu. Geniş bir yeraltı yapısı olan anıt mezarda uzun bir koridordan geçilerek defin odalarına ulaşılmaktaydı. Burada tek parçadan oyulmuş, granit, kireçtaşı veya bazalttan yapılmış yaklaşık 70 ton ağırlığında, içinde kutsal boğaların mumyaları olan sarkofajlar(lahitler)vardı.

Diğer önemli hayvanlara gelince, Antik Mısırlılar bazı kuşları da kutsal hayvanlar arasında saymaktaydılar. Yine Sakkara’da bugün nesli tükenen türler arasında olan, çok kıymetli, kutsal “ibis” kuşu için bir ölüler şehri inşa edilmişti. Çıplak kafalı ve boyunlu bir balıkçıl kuş olan ibisin kanatlarında mavi–siyah tüyler vardır. İçindeki yapılar ev şeklinde olan bu anıt mezar Mısırlılar’ın bilgelik tanrısı “Toth”a adanmıştı (Yunan Mitolojisindeki Hermes). Hayvan öldükten sonra mumyalanarak kilden bir vazoya yerleştirilmişti. Toth cehaleti simgeleyen timsah tanrı Sobekh’in baş düşmanı olarak kabul edilirdi. Gerçek hayatta da ibis kuşu timsah yumurtalarını yiyerek bu hayvanın nesline zarar vermektedir. Bu da Mısırlılar’ın gözlem yeteneği açısından ilginç bir örnektir.

Thebai de ise çok özel bir timsah mezhebi vardı. Epeyce evcilleştirilmiş kutsal timsahın gözlerine küpeler ayak parmaklarına ise altın yüzükler takılırdı. Bu durum bütün şehirlerde geçerli değildi, tarihçi Herodot’un anlattığına göre “Elephantine” şehrinin sakinleri timsahı kutsal saymazlar ve onu yemekte de herhangi bir sakınca görmezlerdi. Mısırlılar çoğu için timsahın oldukça korku verici bir varlık olması ve tanrılaştırılması avlanmasını da engellememiştir. Bazı mısırlılar kendilerine zarar veren timsahtan kurtulmaya çalışmışlardır.

Gelelim Antik Mısır’da hem dinsel hem de estetik çok önemli olan bir hayvana, yani kediye. Kedi, fare ve yılanları yiyerek Mısırlılara faydalı olmasının dışında estetik ve mistik özellikleriyle de Mısır’da saygı görmekteydi. Kedi Savaşçı kişiliği, güzelliği ve gizemliliğiyle hayranlık uyandırmaktaydı. Saraylarda ve tapınaklarda kedi beslenir kadınlar kedinin zarif ve ahenkli yürüyüşünü taklit etmeye çalışırlardı. Buralarda beslenen kedilerin kutsal timsahlar gibi özel takıları vardı ama onlar çok daha süslüydü. Kedilere alınlık, kolye ve küpe takarlardı. Bu takılar neredeyse insanlarınki kadar ince işlenmiş olurdu. Kedi türleri arasında siyam kedisi özellikle kutsal kabul ediliyor bu türe değer veriliyordu.

Kedinin öteki dünya ile bu dünya arasında görev yapan bir varlık olduğuna ve ruhlar alemine açılan kapıyı koruduğuna, kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı. Kedinin mistik özellikleri bunlarla sınırlı değildi. Aynı zamanda dişi kediler evin ve kedi severlerin koruyucusu, bereket getiren aslan başlı tanrıça “Bastet” ve güneşin yararlı sıcaklığıyla özdeşleştirilirdi. Bastet neşenin, müziğin ve kıvrak dansların da temsilcisiydi. İnanışa göre kedi miyavladıkça evin içi tanrıçanın insanlara hediyesi sayılan neşeyle dolardı. Tüm bu nedenlerle kedi öldüren birinin cezası kazayla öldürmüş olsa bile ölümdü.

Kedi kültü özellikle aşağı Mısır’da Budbaste şehrinde yaygındı. Burada tanrıça Bastet’in adına bir tapınak inşa edilmişti. Kediyi kutsallaştıran Mısırlılar, yaşamdan sonraki hayatta tekrar beraber olabilmek için kedileri de mumyalamışlar. Yapılan kazılarda birçok kedi mumyasına rastlandı. Ayrıca, kedilerin hayranlık uyandıracak güzellikte heykelleri bulundu. Bu heykellerin dışında Vatikan'ın eski Yunan ve Roma salonlarında bronz ve mermer, Napoli müzesinde mozaik kedi heykelleri sergilenmektedir.

En fazla sayıdaki kedi mumyası ise Beni Hassan’da bulunmuştur.

Amelie 12.08.2007 17:20:14
Süleyman Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: Ey insanlar bize kuşların dili öğretildi...

27 Neml Suresi 16

Karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin..."

27 Neml Suresi 18

"Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır..." (Nahl Suresi, 66)



Dünya hayatı insanlar için vardır.
Olmadı yeryüzünü de sorgula.
Onlar da mı cennete gidecek:D

emet 12.08.2007 17:26:35
tanrı herşeyin sahibidir. tüm eksikliklerden mutlak uzaktır. din sadece inançtan oluşur. insanın ne ibadet etmeye nede günah işlemeye kudreti vardır. sadece sanat eserine bakıp sanatcıyı tanımaya onu anlamaya çalışabilir. hayvanların,maddenin onu düşünmek onu anlamak onu ihtiyaç hissetmek gibi bir tasarımı yokturdur. sadece yazılımı  yaşar giderler. bizim gibi. biz sadece yaşarken sebep ve sonuçları görürüz. yani tasarımcıyı. inanç bu.

akrepv 12.08.2007 17:42:00
çark_che_kiç arkadaşıma değişik bakış açıları getirdiği için çok teşekkür ediyorum önce.
ama sonrada küçük bir sitemde bulunucam,buradaki tanrı motifleri sadece hayvan şekilleri ve isimleriyle
betimlenmiş tanrılar! hayvan haklarıyla hiçbi alakası yok gibi geliyor bana yani hayvanları tıpkı insanlar gibi koruyup gözeten yeri gelince cezalandırıp ödüllendiren bir tanrı yok burada,sadece şeklen hayvana benzeyen
tanrılar aslen yine insan için değer yarğıları oluşturmuşlar,hayvanlar için yine hiçbişey yok.....
_________________________________________________ ________________________________________
Amelie
Süleyman Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: Ey insanlar bize kuşların dili öğretildi...

27 Neml Suresi 16

Karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin..."

27 Neml Suresi 18

"Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır..." (Nahl Suresi, 66)
_________________________________________________ ______________________________________
birinci sayfada soruda hayvanlar için getirilen sosyal ve dini kurallar........bir daha bakmanı rica ediyorum...

nisan 12.08.2007 20:10:38
nisan
Bir baska yerde birden fazla alem yarattigini soyleyen yaraticinin, herseyi bir olcude yarattik demesi herseyin(her yaratilanin) esit oldugu anlamina gelmez.Yani kainatta hersey ayni esitlikte degildir. Ama genellikle din olgusunu da bir tarafa birakirsak hepsinin varligi birbirini dengeler. Yani hepsinin olcusu ayridir.

Diger sureye iliskin de; bahsedilen hayvanlar alemidir ancak turlerin fazlaligini dusunursek uzun uzadiya yazmaya gerek yoktur sanirim kisaca bahsi gecilmis ama bu da sadece hayvan olarak kuslar ve yuruyen hayvanlar anlamina gelmez cunku zaten inanan biri icin tum alemlerin yaraticisi birdir. Yani baligi baska bir guc, karincayi baska bir guc yaratmamisdir.

Toparlarsak bahsettigin diger denizler, irmaklar vs. varliklariyla dengeyi saglarlar. Ha hayvanlarin tanrisi var midir diye bir soru sorarsan olabilir bunu bilemeyiz. Belki olabilir. Agac kurduna,orumcege onemli  isler vermistir hatirladigim kadariyla.. Arilarla filan ilgili bir ayette olacakti.
_________________________________________________ _______________________________________
1)burada herseyi bir olcude yarattik diyor sen her yaratılan eşit olamaz diyorsun,tanrıyla çelişiyosun?
2)türlerin fazlalığı hımm...kuranda yaklaşık 6214-6236 civarında ayet olduğu iddia ediliyor ama ne gariptirki sadece insandan
bahsediyor bu ayetler,insanlardan bahsederken  karısına,çocuğuna yedi sülalesine kadar gidiyor ama hayvana gelince hayvanlar alemi.....oh ne ala,üstelik ben şöyle sormuştum, bu canlılarda tanrı tarafından yaratıldıysalar?,onlar içinde bir öbür dünya varmıdır?,onlar içinde cennet ve cehennem varmıdır?,evcil yada vahşi olmalarının bir anlamı varmıdır?,eger bu tip şeyler onlar içinde geçerliyse hayvanlarda erkek veya dişi ayrımı varmıdır...bunların cevabını göremiyorum burada üstelikte tek tek hayvanları sormadımki genelleme yaptım zaten....
3)denge konusunda hemfikirim ama bunun ekolojik olduğunu düşünüyorum ilahi değil?





Benim celismem filan yok ama sen illa celismis olarak algilamak istiyorsan senin ozgurlugun... Smiley Evrendeki hicbir sey birbirine esit degilken, yok sen tersini soyluyor celisiyorsun demek(sirf ateist oldugundan ) biraz abes oluyor.


Canlilarin tanrisinin varligina  dair cevabimi vermistim tekrar sormak anlamsiz olmus.

Hayvanlarda disi erkek ayrimi var mi?  Smiley

akrepv 12.08.2007 20:37:47
amacım polemik yaratmak değil buna inan.
bak tanrı,her şeyi bir ölçüde yarattık diyor....sense,evrendeki hiçbirşey birbirine eşit degilken diyorsun....
eğer tanrı inancın varsa senin söylediğin tanrının söylediğinin tam tersi,nasıl çelişmiyor diyosun.
ben ''bir ölçüde yarattık''cümlesinden hak ve hukuk anlamında bir ölçüden bahsedildiğini çıkarıyorum,
sen hacim,kütle vs.. anlamında bakıyorsan o başka,o şekilde bakarsan eşit değil farklı tabi,

Hayvanlarda disi erkek ayrimi var mi? bende soruyorum zaten varmı?diye, dinde adı konmamış bir cinsiyet ayrımı yokmu?sencede hitap ederken muhatap aldığı cinsiyet ne? yada şöyle sorayım dinler erkeğin tekelindemi,bir tane bayan peyğamber varmı?yoksa niye yok...

kiya 12.08.2007 20:58:30
bakınız evlatlarım, bu konuda kiya hocanızın tezi şöyledir:

matematikte tabanlı sayılar var, mesela: (5X5) 3 tabanında ayrı, 10 tabanında ayrı sonuç verir.

insan kendisine (i) tabanında bir medeniyet kurgulamıştır.

onun zavallılığı buradan doğuyor: (i) tabanında var ettiği herşeyi (e) tabanında evrensel birer gerçekmiş gibi dayatıyor. peki, kime dayatıyor? yine kendine!

kendi tutsaklığını yaratan ve onaylayan salaklardan öte neyiz ki?

tanrı, bunun hesabını soracak mı bizden?

RenaultFerrari 12.08.2007 21:09:10
bülbül neden feryat edercesine bağırır
yani hayvanlar neden halüsinasyon görür
o gördüğü şey nedir
bazı insanlar gizli gözükmeyen şeyleri görürler cinn mesela cin gizli demek
o niye görüyor ben neden görmüyorum
O bizim müşterek hislerimizle gözükseydi görürdük
kendi hayalinde görüyor O insan dimi

hayvanlarda görüyor bazi şeyler

O bülbül neyi sezmişte feryad ediyor
Mevlana misallerine bak o bülbül gül de ne görmüşte yorolurcasına feryad eder

ne sezmiş o hayvan
bunlar hallolmamış daha...
bunlar halolunca hayvanın tanrısı nasılmış anlarsın....

bütün duyduklarını sana söylenenleri hepsini bir yere bırak

tabita bak bütün varlığa bak
hepsinde bu hal var o halusinasyon
nedir o beynin bilmem nesi
ya bırak kardeşim herşeyin içtiğin yediğin her şeyin tesiri var insanın vücuduna
demek ki
madde mana bir niye anlamıyorsun
demek istediğimi şöyle anlatayım
içki içiyorsun bambaşka insan oluyorsun
madde mana bir
madde mananın tekasüf etmiş kısmı
en helal yemeyi yersen tıyp kazanç diyor ona Allah
bak o zaman sende ne haller oluyor görürsün

efendim olmaz yahu dışında yara var kapanmıyor pansuman yapıyorsun bu imkansız kapanmaz diyorsun
en içerden bir şey veriyorlar sana
bu içerde bambaşka işler yapacak
merak etme bu yara kapanacak hiç bir iz kalmaycak diyorlar dimi
tıyp kazancta böyle işte bambaşka işler yapar


demek istediğim o hayvan ne sezmişte feryad edercesine yorulurcasına nağmeler yapar o güle

bunu anlarsan Hayvan Tanrısınıda anlarsın...
bütün duyduklarını taklidi aldıklarını bırak ve olanı gör bütün mevcudata bak tabiat neler yapmış
neler yapıyor






entropii 12.08.2007 21:30:43
hz muhammed mekke yi feth ettiği zaman 10 bin kisilik ordusunun yönünü değiştirmistir peki neden?
cunki orda bir kopek yavrularıyla oynasıyordu ve allah ın resulu onları rahatsız etmemek icin koskoca ordunun yonunu değiştirmistir. allah ın resulunun bakısı böyle ya sizin bakısınız..asrın müceddidi corbasını karıncalarla paylasırdı corbadaki princleri karıncalara verir suyuyla yetinirdi.neden diye soruldugunda onlar gercek cumhuriyetciler benden daha cok hak ediyorlar bu princ tanelerini diyerek cevaplıyordu. medrese insaası sırasında belirlenen tüm yerlerde karınca yuvası cıkınca medreseyi yapmaktan vazgecip kayalıkta uyuyordu..azılı bir katil hapishanede kendisiyle tanısyordu annesini babasını dogramıs ama zamanla bir sineği yanlıslıkla öldürdüğü icin oturup satlerce aglamıstı..neydi bunu ona yaptıran..kuran in verdikleri islam ın kazandırdıkları bunlar. kuran ve islam bu kadar hassasken su medeniyet denilen canavarın ne kadar hassas oldugunu biri anlatabilir mi..


Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6 7 8