|
||
| Zaten allah kuranda da söylüyor. NE yaparsaniz kendiniz icindir. Yaptiklarimiz ona ne faydasi nede zarari dokunur. Ben ne yaptim... Dün gece sadece dua okudum. |
||
|
||
| şükür demek yeterli olur herhalde | ||
|
||
alkol aldım allah için fazla içmedim ![]() walla bi duble rakı iki de bira |
||
|
||
| İnsan yapısı gereği fazla alıngan,o yüzden evrenin kapısındaki kendini yitirip kendinin aynasındaki devle oyalanıyordur belki.. Kendi için de dahil olmak üzere bence de bir şey yapmasın insan..Boş versin. Evren işini nasılsa bitirir,senle ya da sensiz. |
||
|
||
| Bugün Allah için hiç gıybet yapmadım. Bugün Allah için hiç harama bakmadım. Bugün Allah için hiç harama el uzatmadım. Bugün Allah için hiç yalan söylemedim. Bugün Allah için hiç namazımı son ana bırakmadım. Bugün Allah için hiç virdimi aksatmadım. Bugün Allah için hiç kalp kırmadım. Bugün Allah için hiç başkalarında kusur aramadım. Bugün Allah için hiç israf yapmadım. Bugün Allah için hiç malayani ve boş şeyler konuşmadım. Bugün Allah için hiç trafikte gözü açıklık(!) yaparak kimsenin sırasını almadım. Bugün Allah için hiç Nam-ı Celil-i Subhani'yi gittiği her yere götüren Allah dostları hakkında suizanda bulunmadım. Bugün Allah için Müslümanlara zararları yüzyıllardır bilinen çevrelerle anlaşılmaz bir hırs ve çekememezlik yüzünden iş birliği yapmadım. Dünya ve dünyalık için, mevki makam hırsıyla hiç kimseye iftira atmadım, bir tek gönlü bile kırmaktan yılandan akrepten çekindiğim gibi çekindim. Bugün Allah için hiç faize el uzatmadım. Bugün Allah için hiç yetim hakkı yemedim. Bugün Allah için hiç insanların ellerindeki avuçlarındakini "ortak olalım" diyerek alıp üzerine yatmadım. M.F.Gülen |
||
|
||
| Bugün "bugün" kelimesinin bitişik yazılacağını bilmeyen kullarına küfrettim. |
||
|
||
Bugün Allah için küfredenleri protesto ettim
|
||
|
||
| bugün allah için kesin şu muhabbeti... | ||
|
||
valla ben bu günde allah için hiç birşey yapmadım diğer günler gibi. yarında yapmayacağım, öbür günde. çünki banim allahım tüm eksikliklerden münezzeh akıllım herşeyi yoktan var eden, sonrada ona hükmeden ve hadsiz hesapsız verendir.
|
||
|
||
Bugün "bugün" kelimesinin bitişik yazılacağını bilmeyen kullarına küfrettim. Ben bu sözü söyleyenlere küfretmeyerek, Allah'ın hoşnut olmadığı birşeyi gerçekleştirmedim. Sabrederek, mükafıtına nail oldum. |
||
|
||
| Bugün Allah için O'nunla beraber oldum.. | ||
|
||
| Bugün Allah için Allah'ı reddettim. | ||
|
||
| Ben bugün benı kosulsuz sartsız seven Allah'ıma şükrettim . O'nun sevgısını kazanmak ıcın bırseyler yapmaya calısan ınsanlar ıcın de uzuldum . Yaratıcımız olan Allah'ın yarattıgı urunlerının ( bız ) ona sukretmekten baska ne görevi olur dıye de dusundum ... Ben bugün Allah ıcın cok dusunmusum yahu . |
||
|
||
yarattıklarıını sevdim
|
||
|
||
| Bu gün evden çıkınca zihnimi meşgul eden, çözümünü bulamadığım bir sorun ile yürümeye başladığımı fark ettim.Günlerdir mevsimim olan sonbahara rağmen,içinde olduğum miskinlik ve uyuşukluk halinin genel bir isteksizlik içerisinde;ne siyah nede beyaz diyerek beni bir griliğe taşıdığını fark ettim.İsteksiz ve inançsız adımlarla, adımlarken geçiş güzargahımı, hadi oğlum *bul şu sorunun çaresini* diyerekten bir hayıflanma duydum içimden. Bana çok yabancı olmayan ama bir uzak akaraba kadar, yakın olan bu sesi farkedince, bu aralar sıklıkla, kendi ismimi zikrettiğimi, yaşamının esas ritüelleri olan mabedlerimi ziyaret etmeyip; mum ve tütsü yakmadığımı, her gün sıkla geçtiğim, hikayaler yazmayı bıraktığım yol kadar, bana yakın olup uzak duran şeylerden iyice koptuğumu duyumsadım. Zihnimin bir sağanak şiddetinde yağdırdığı, yanıtlanması zor sorulara cevap ararken, aynı zamanda zihnimin bana düşman olan diğer yarısın oynadığı akıl oyunlarıyla boğuştumu farketmem çok zaman almamıştı ki, şehrin dumanlı ve kasvetli havasının, göz kapaklarımda ki perdeden hafiçe silindiğini, yürüdüğüm yolun ben sabitken dahi flu'laştığını ve yanımdan geçen hiç kimsenin fotoğrafını çekmeyip, bakışlarını yakalayamayıp, bu köhne coğrafya içerisinde, bir sliüet gibi kaybolmaya başaladığı mı düşünmeye başlamıştım ki,kristal keskinliğinde bir rüzgarın,ince, uzun ve soğuk bir hançer yırtıcılığında nefes borumdan göğüs kafesime saplandığını hissettim. Bir an için son iki, üç haftanın tüm griliği ve matlığı serseri bir rüzgarın içimde oynaşmasıyla kalkar gibi olduysa da omuzlarıma çöreklenen birbirinden ayrı ve farklı güçlerde, ağırlıklar hissettim bedenimde..Bir tümör gibi hücrelerimi kaplayan bu şeyi düşürken zihnimde boş durmuyordu, haftalardır kendi içime fazlasıyla kapandığımı, tüm kutsal ayetlere rağmen hiç kimseden hiç bir şey istemediğimi, tapınak orospularını ziyaret etmediğimi en önemlisi kibirimin mezesi olan ben'liğimi umursamadığımı söylüyordu. Daha 60 saniye dolmamıştıki bir ses sittir et bunları, oğlum! bul şu sorunun çözümünü diyordu..bir başka şey ise sorun sensin o beyaz kıçın diyordu. Ne var, Neden her seferinde kendi ismini zikrediyorsun, deccalin tohumumusun sen diyordu ki, omuzumun sol tarafından seslenen şey, tanrıdan dileyin diyordu..Detone olmuş bir başka şey ise N dileyeceksin bir şeymi yaptın onun için, hak ettin mi diyordu. Ve sesler akustik bir ortamda bir senfoni gibi yükselirken ruhumun kılıf geçirdiği bu kokuşmuş beden de,onlarca enstrümandan çıkan tek bir ses hassasiyetinde, yüzlerce farklı ton ve ezgi çınlıyordu zihnimde.Hala kulağımda olan bir kaç ses ve ben'den bile daha gerçek geliyordu;Tanrı karşılık tanrısı değildir, esenlik tanrısıdır! Tanrıdan dileyin diye çınlıyordu. Başka bir ses, sen yoksun tek gerçek O! sen ondan bir yansımasın. Diz çöküp, yıkan arın ve kendine gel diyordu ki.. Ben Tanrı'dan dile(n)meye başladım, tövbe ve pişmanlık içeren ilk giriş cümlesinden sonra o anlık, günün kıçı kırık sorunundan öte, garip bir aç gözlülükle ben N isteyeceğimi düşünmeye başlamıştım ki (istediğim o kıçı kırık sorunun çözümüydü); Kör şeytanlarım yaklaştılar usulca yanıma. Bana ayrımızın, gayrımızın olmadığını;onlardan rahatça her şeyi isteyebilceğimi, birlikte ettiğimiz duaları ve hz.İsa'nın havarilerine gösterip, öğrettiği kuşku üzerine olan dersi kendilerinde tenkit etmelerini söylediler. Hem benim gerçekten bir şey istemediğimi,isteseymişim onların bunu bileceğini söylemeye gerek kalmadan içimdeki o "tanrısal" güçle gerçekleşeceğini söyledirler. Daha 100 m kadar yol almamıştım ki onların haklı olduğunu fark ettim. Neden tanrıyı yoracaktım bu gereksiz işlerle, ben kendime dahi bir şey söylemiyorken kadim dostlarım ziyaretime gelip halimi hatrımı soruyorlarken, bu hastalıklı zihinle Tanrı'yı yormaya gerek varmıydı. Giriş kısmını o an dahi yalakaca değerlendirdiğim sözsel düşüncelerime son verip -şimdi sırası değil Allah'ım- İlk şeytanlarımla yüzleşeceğim onlarda bulamazsam çareyi onlarla birlikete sana geleceğim diyordum ki- Ezan sesini işittim.Aziz Allah Celle-Şale- deyip kavminden uzaklaştım peki senden Rab'bim? Asla - Sadece göğe bakmıyorum- kutsal ruh'un içime dolmasını dilemiyorum- Dünyanın kasvetinde zamansız ve amansız bu dinginlikte boğulmakta istemiyorum ya- seslendim içimden derin bir uykuda yatan ben'liğimle.. En acısı ise bu gün allah için ne yapabilceğimi düşündüm.. Tanrı'dan dilemek dışında hiç bir şey gelmedi aklıma- Bense hüzünlü ve yorgun adımlarla tek başına içinden çıkamadığım şeyle birlikte, Allah & Şeytan arasında kalıp tutarsız ve anlamsız irademle, hiç kimseden, hiç bir şey istememeyi düşünerek yürümeye devam ettim o üç dakikada. Ve İste Sana Verilecektir. Ara Bulacaksın. Çal ve Kapı Sana Açılacaktır.(Luk.11:9-13) |
||