|
||
Alıntı felsefede de kanun yoktur,bir fikri herkes kabul edecek diye de bir şey yoktur sürekli değişik fikirler ortaya çıkar. Sürekli değişen fikirler ha! Evet doğrudur. Yanlışlığı sonradan ortaya çıkacak olan bazı felsefi düşüncelere inanan piyasada çok zavallı var. |
||
|
||
| Sen bulmuşsun işte bütün doğru ve gerçekleri,neden burda "boyuna arama" nın olduğu bi sitedesin ve hala neyi arıyorsun ... Gir Kurana bak orda daha ne cevherler var,bakarsın aya bi füze göndermeyi o sayade başarırsın,ya da ne bilim kanserin çaresini bulursun.Burda "boyuna arayarak" vakit kaybetme bence dime ama... Zühre yılsızı na gelince: Kendi haklarımızı savunmak için boyuna aynı şeyleri savunuyoruz.Sonuçta çoğunluğun tiranlığı altında çok ufak bir azınlığız biz.. |
||
|
||
| turan dursunun aklı imana üstün gelmistirde einstein in de imanı aklına üstün gelmis..nereye varılır böyle:) kisiler ve kisilerin fikirleri üzerinden bişeyleri dogrudur yada yanlıstır diye değerlendirmek doğru değil bence.dursun böyle düsünüyorsa düsünsün ama su olmasım turan bu isi çözmüş ama diger insanlar geri zekalıdır..baslıgın burda acılmasındaki amac bu değilse sorun yok sayet amac bu ise o da kendi acısından bi dogma dır..ee sadece inananları dogmatiklikle suclamak haksızlık diimi ama.anladıgım kadariyle baslık o sekilde acılmamıs o yüzden sükunet:) evreni nasıl algılıyosan o oyledir yada dursun u yada kuran ı yada dini ama algılanan seyin mutlak dogru oldugunu idda etmek amac ne olursa olsun bagnazlıktır. | ||
|
||
| yaw şu topic açılalı 90 yanıt verildi ama hala turan dursuna karşı sölenmiş iddialara karşı hala net bir cevap hatta normal bir cevap verilebilmiş değil .şurda bilimsel sorular soruyoruz onlar hala bilimsellikten uzak gidin kuranda arayın gidin islami forumlara gibi cevaplar veriyorlar arkadaşlar turan dursunu savunmak ağır mı geldi ağır geliyorsa evet bize ağır geldi diyebilirsiniz. biraz tribünlere oynuyormuşum gibi geldi ama ne yapayım
|
||
|
||
Alıntı Sen bulmuşsun işte bütün doğru ve gerçekleri,neden burda "boyuna arama" nın olduğu bi sitedesin ve hala neyi arıyorsun ... Doğrulara iftira atanların yanlışlığını ortaya çıkardığımızda cevap verememeleri üstelik ''herşeyin bir açıklaması var'' diyerek acziyet göstermeleri kendi inancımıza daha çok bağlanmamıza yol açıyor. Karanlığı gördükçe ışık şiddetlenir. Turoş'un demogoji foyalarını ortaya çıkarmak Hakikat adına bana zevk veriyor. Bu sitedeki dostlarımıza da Turan'ın nasıl bir çarpıtma ustası olduğunu kanıtlayıp onların bu adama bilgi eksikliğinden dolayı kapılmamalarını sağlamaktır. Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın. |
||
|
||
Tamam düşman arayan kardeşim ben cevabımı aldım.
|
||
|
||
| Sözlerimi nasıl algılarsan algıla. Kimi siyah camlı gözlük kimi de normal camlı gözlük takar. Beni görmek istediğin gibi görüp sonra da mahkum etmek istiyorsan bu senin sorunun. Ben kişileri değil yanlış fikirleri düşman bilirim. VE bu düşmanla da düşünce kılıcıyla savaşarım. Şimdi kılıç dediğim için de biri bu sözcükten katliam mı yapacaklar anlamı çıkarmasın. |
||
|
||
Turan DURSUN'u hayatımın en b.ktan zamanında yani tam kendimi sorgulamaya basladığımda okudum Cem YILMAZ ı severim ama inanın Turan DURSUN ondan daha komik birisi kahkalarla güldüm peygamberimizin eşleri ile ilgili seyleri anlatırken aslında kendi bastırılmıs dürtülerini ortaya koymasına komik adam dı yaw ALLAH RAHMET EYLESİN eyvahhhhhhhh cem yılmaz'ın hayatı tehlikede....... |
||
|
||
2) Kuran’ın Sadece Araplar Ve Mekke Çevresindekiler İçin Gönderildiği İftirası Turan Dursun'un bir diğer iddiası, Kuran-ı Kerim'in sadece Araplara yönelik bir kitap olarak vahyedildiği, diğer milletlerin Kuran'dan sorumlu olmadığı şeklindedir. Bunu, şu sözleriyle ileri sürmektedir: "Kur'an'ın bütünü içinde, Muhammed'in "kavm"ından, yani "toplum"undan "Tanrı vahiyleri"ni, bu "toplum"a iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed'in "toplum"u, "Arap toplumu"dur. Öyleyse "muhattap" da bu toplumdur. Kur'an, kendi deyimiyle "Arapça", seslendiği kesim de, "Araplar". Ama "Araplar"ın da tümü değil; yalnızca "bir kesimi". Korkutma yalnız "Mekke ve çevresi"ne. Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor." (Turan Dursun, 2000'e Doğru, 28 Ocak 1990, Yıl 4, Sayı 5) Arkadaşımız Turan Dursun'un yazısını keserek aktaran bir kaynaktan aldığı için yanlış sonuçlara ulaşmış.T.Dursun'u Muhammed Mustafanın tüm insanlara hitap eden peygamberliğini konu eden ayetlerini görmezden gelmekle, bilerek çarpıtmakla suçlamış. Alıntının doğrusu şudur: "Kur'an'ın bütünü içinde, Muhammed'in "kavm"ından, yani "toplum"undan "Tanrı vahiyleri"ni, bu topluma iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed'in "toplum"u, "Arap toplumu"dur. Öyleyse "muhattap" da bu toplumdur. Kur'an, kendi deyimiyle Arapça, seslendiği kesim de, Araplar. Ama "Araplar"ın da tümü değil; yalnızca "bir kesimi". Korkutma yalnız "Mekke ve çevresi"ne Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor. Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca. Bugün kendilerini müslüman sayan öteki toplumlarda hiçbirisinin, bu kapsamda yeri yoktur. Konu, bu denli açık. Muhammed'in "tüm insanların peygamberi", Kur'an'ın da "tüm insanlara yönelik" olduğunun anlatıldığı ayetler de var. Kur'an'daki nice çelişkilerden biridir bu. Ama, "kendisine açıklama yapılan toplum"un "Arap toplumu", bu toplum içinde de yalnızca "Mekke ve çevresi"nin ( hem de o zamanki) "halk"ı olduğu da bir gerçek. Başka toplumlardan, bu arada "Türkler"den "müslüman" olanlar olmuş; daha doğrusu kendilerini "müslüman" saymışlar; ama Kur'an'ın hangi toplumu "müslüman" saydığı önemli." Görüldüğü gibi Turan Dursun dürüst bir aydın olmanın gereğini yerine getirmiş açık yüreklilikle kendi savını dışlayan ayetlerin varlığını kabul etmiştir. Turan Dursun yanılmış olamaz mı ? Elbette olabilir. Ama forum arkadaşımız zühre yıldızının kaynağında görülen çarpıtmayı asla yapmamıştır. Çünkü arkadaşımız yazısının devamında, kaynağın alıntıyı kısa keserek yaptığı çarpıtmayı bilmediğinden şöyle demekte beis görmemektedir :"Bir ayeti ele almış, içinde geçen bir kavramı kasten yanlış yorumlamış, dahası bu konuyu açıklayan, tefsir eden diğer Kuran ayetlerini kasten görmezlikten gelerek basit bir çarpıtma yapmıştır."(zühre yıldızı). İlginç bir başlıkmış fırsat buldukça diğer iddialarla da ilgili bir kaç lafım olacak. Esenlikler dilerim. |
||
|
||
| turan dursun'u tanıyıp eleştirebilmek için dinci arkadaşlara ''din bu ve kulleteyn'' adlı kitaplarını tavsiye ederim ''kuran'daki islam ve muhammedin cinsel hayatı'' adlı kitaplar başta biraz ağır gelebilir...... | ||
|
||
2) Kuran’ın Sadece Araplar Ve Mekke Çevresindekiler İçin Gönderildiği İftirası Turan Dursun'un bir diğer iddiası, Kuran-ı Kerim'in sadece Araplara yönelik bir kitap olarak vahyedildiği, diğer milletlerin Kuran'dan sorumlu olmadığı şeklindedir. Bunu, şu sözleriyle ileri sürmektedir: "Kur'an'ın bütünü içinde, Muhammed'in "kavm"ından, yani "toplum"undan "Tanrı vahiyleri"ni, bu "toplum"a iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed'in "toplum"u, "Arap toplumu"dur. Öyleyse "muhattap" da bu toplumdur. Kur'an, kendi deyimiyle "Arapça", seslendiği kesim de, "Araplar". Ama "Araplar"ın da tümü değil; yalnızca "bir kesimi". Korkutma yalnız "Mekke ve çevresi"ne. Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor." (Turan Dursun, 2000'e Doğru, 28 Ocak 1990, Yıl 4, Sayı 5) Arkadaşımız Turan Dursun'un yazısını keserek aktaran bir kaynaktan aldığı için yanlış sonuçlara ulaşmış.T.Dursun'u Muhammed Mustafanın tüm insanlara hitap eden peygamberliğini konu eden ayetlerini görmezden gelmekle, bilerek çarpıtmakla suçlamış. Alıntının doğrusu şudur: "Kur'an'ın bütünü içinde, Muhammed'in "kavm"ından, yani "toplum"undan "Tanrı vahiyleri"ni, bu topluma iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. Muhammed'in "toplum"u, "Arap toplumu"dur. Öyleyse "muhattap" da bu toplumdur. Kur'an, kendi deyimiyle Arapça, seslendiği kesim de, Araplar. Ama "Araplar"ın da tümü değil; yalnızca "bir kesimi". Korkutma yalnız "Mekke ve çevresi"ne Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor. Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca. Bugün kendilerini müslüman sayan öteki toplumlarda hiçbirisinin, bu kapsamda yeri yoktur. Konu, bu denli açık. Muhammed'in "tüm insanların peygamberi", Kur'an'ın da "tüm insanlara yönelik" olduğunun anlatıldığı ayetler de var. Kur'an'daki nice çelişkilerden biridir bu. Ama, "kendisine açıklama yapılan toplum"un "Arap toplumu", bu toplum içinde de yalnızca "Mekke ve çevresi"nin ( hem de o zamanki) "halk"ı olduğu da bir gerçek. Başka toplumlardan, bu arada "Türkler"den "müslüman" olanlar olmuş; daha doğrusu kendilerini "müslüman" saymışlar; ama Kur'an'ın hangi toplumu "müslüman" saydığı önemli." Görüldüğü gibi Turan Dursun dürüst bir aydın olmanın gereğini yerine getirmiş açık yüreklilikle kendi savını dışlayan ayetlerin varlığını kabul etmiştir. Turan Dursun yanılmış olamaz mı ? Elbette olabilir. Ama forum arkadaşımız zühre yıldızının kaynağında görülen çarpıtmayı asla yapmamıştır. Çünkü arkadaşımız yazısının devamında, kaynağın alıntıyı kısa keserek yaptığı çarpıtmayı bilmediğinden şöyle demekte beis görmemektedir :"Bir ayeti ele almış, içinde geçen bir kavramı kasten yanlış yorumlamış, dahası bu konuyu açıklayan, tefsir eden diğer Kuran ayetlerini kasten görmezlikten gelerek basit bir çarpıtma yapmıştır."(zühre yıldızı). İlginç bir başlıkmış fırsat buldukça diğer iddialarla da ilgili bir kaç lafım olacak. Esenlikler dilerim. Öncelikle 80'in üzerinde yanıt geldikten sonra ilk defa bilmsel cevap geldiği için teşekkür ederim.Şimdi iddialarınızı dikkatli bir şekilde okudum inceledim.Ancak siz benim yazımı sanırım dikkatlice incelememişsiniz.Benim alıntı yaptığım kaynak bu yazıyı kesmiş ancak sayın turan dursun kendi yazdığı sözleri bir alt paragrafta yazarın kendisi de dile getirmiş yani alıntıyı kesmesi iddiayı doğrulamaz.Ayrıca turan dursun onca sene tefsir kelam siyer okumasına rağmen kuranı eksik yorumlamıştır.elbette hata yapabilir diyorsun sonrada bana çarpıtmayı bilmediğinden söylediğim yorumun yanlış olduğunun söliyorsun.sence turan dursunun yaptığı çarpıtmalar onu dürüst mü ilan ediyor? Ayrıca En'am suresinin tefsiri şudur:::Mekke şehri İslam Dünyasının merkezidir.çünkü ilk müslümanlık burda çıkmış ilk ayetler bu kutlu şehirde indirilmiştir elbette şehirlerin anası olacak bir yer varsa o da mekkedir.mekkenin çevresi de bütün dünyadır. |
||
|
||
| "Nitekim bu konuyla ilgili diğer ayetlere baktığımızda, Turan Dursun'un ne kadar büyük bir çarpıtma yaptığı tüm açıklığıyla ortaya çıkar. Hz. Muhammed'in tüm insanlığa gönderilmiş bir peygamber olduğu ve Kuran hükümlerinden kıyamete kadar tüm insanların sorumlu tutulduğu pek çok ayette vurgulanmıştır. Aşağıdaki iki ayet, konuyu açıklığa kavuşturmaktadır:" ---->zühre yıldızı Sayın zühre yıldızı bahsettiğiniz paragraf bu olmalı. Ama ben burada Turan Dursun kendi savının dışında ayetlerin olduğunu söylese de.... diye bir atıf göremiyorum. Tam aksine T.Dursun'un bu ayetlerden "bilerek" bahsetmediği anlamı çıkmaktadır. Bu Turan Dursun eleştirmenlerinin genel "carpıtma" yöntemidir. Hadi sizin bu başlığı açan mesajınızdaki o itici ifadeyi kullanayım; Turan Dursun eleştirmenlerinin "iftiralarının" genel karakteri budur. İddia ne idi ? Turan Dursun kuranın ilgili surede muhatabının Mekke çevresi olduğunu ileri sürmesi idi.(iftirası!!!) Siz ilk mesajınızda buna cevaben demişsiniz ki: "Turan Dursun'un "Mekke" anlamında yorumladığı kelimenin ayetteki asıl ifadesi "ümmü’l kura"dır. Bu kelimenin sözlük karşılığı ise "köylerin, kasabaların, kentlerin anası" demektir. Yani bu kelimeyle sadece Mekke değil, bütün ana şehirler, kasaba ve köyler ifade edilmiş olur. Mekke de bir şehir merkezidir, fakat "ümmü’l Kura" Mekke ile sınırlı olmayıp, tüm zamanların tüm merkezi şehirlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla, "Kuran sadece Mekke çevresindekilere yöneliktir" diye bir iddiada bulunmak, sadece bu iddia sahibinin cehalet veya samimiyetsizliğini gösterir." Anlaşılan bu iddianızın düzeltilmeye ihtiyaç duyduğunu farketmişsiniz ki son mesajınızda ümmü'l kura deyiminin mekke'yi anlattığını ancak islamın çıktığı yer olarak "şehirlerin anası olacak tek yer" olan mekkenin dünyanın (islamiyetin) merkezi olduğuna hükmetmişsiniz. Olabilir, buna inanıp ümmül kura'aya muhatap olan kuranın bu şekilde tüm dünyaya şamil olduğunu söylemeniz Turan Dursun' a bir özür borcunuz olduğunun zımmi bir kabulüdür. Çünkü ilk mesajınızda ümmül kurra'nın dünyadaki tüm şehir merkezleri olduğunu tesbit edip Turan Dursun'u samimiyetsizlik ve cehaletle suçlamaktaydınız. Çünkü onun suçu bu deyimin Mekke için kullanıldığı gerçeğinden hareketle Enam suresindeki ilgili ayete göre kuran hükümlerinin sınırlı bir coğrafya için geçerli olduğunu iddia etmekti.(diğer ayetlerin varlığını da kabul ederek) Sn zühre Mekke konusunda aşağı yukarı aynı noktaya geldiğimizi düşünüyorum. (aksi durumda son mesajınızla düzeltme ihtiyacı duymazdınız) .Eğer bu konuda yeni şeyler söylemeyecekseniz Turan Dursun'un diğer iftiralarına(!) göz atalım. Esenlikler dilerim. |
||
|
||
| Anlaşılan bu iddianızın düzeltilmeye ihtiyaç duyduğunu farketmişsiniz ki son mesajınızda ümmü'l kura deyiminin mekke'yi anlattığını ancak islamın çıktığı yer olarak "şehirlerin anası olacak tek yer" olan mekkenin dünyanın (islamiyetin) merkezi olduğuna hükmetmişsiniz. Olabilir, buna inanıp ümmül kura'aya muhatap olan kuranın bu şekilde tüm dünyaya şamil olduğunu söylemeniz Turan Dursun' a bir özür borcunuz olduğunun zımmi bir kabulüdür. Çünkü ilk mesajınızda ümmül kurra'nın dünyadaki tüm şehir merkezleri olduğunu tesbit edip Turan Dursun'u samimiyetsizlik ve cehaletle suçlamaktaydınız. Çünkü onun suçu bu deyimin Mekke için kullanıldığı gerçeğinden hareketle Enam suresindeki ilgili ayete göre kuran hükümlerinin sınırlı bir coğrafya için geçerli olduğunu iddia etmekti.(diğer ayetlerin varlığını da kabul ederek) Madem Turan Dursuna bir özür borçluyum sizce Turan dursrn ve onu destekleyen kişlerin samimi müslümanlara karşı bir özür borcu yok mu inanan bir insan hem enam suresi 92.ci ayette geçen ummü-l kura ifedesiyle şehirlerin anasının mekke olduğunu bilir hem de eğer samimiyse diğer ayetlerin ifade ettği gibi kuran tün insanlığa indirilmiştir ifadesi arasında bir çelişki bulamaz zaten o devirde müslümalık sadece mekke ve çevresinde vardı yani kuran şunu mu diyecek istanbul,londra ,diyarbakır böyle şehir adlarını tek tek sayacak mı ? |
||
|
||
| Turan, (Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca) diyor. Kur'anda geçen ''çevre'' sözcüğünü mekan olarak da kafasına göre daraltıyor.(çarpıtma yapacak ya!) Biz ''çevre'' sözcüğünü Mekke'nin dışındaki her yer olarak algılasak yanlış mı yaparız? Nitekim bu duruma çelişki olarak gördüğü Turan'ın kendisinin de Kitabında belirttiği diğer evrensel ayetler, ''çevre'' sözcüğünü nasıl anlamamız gerektiğine dair bir ipucu vermiyor mu? İşte Turanca takılan arkadaşlarımıza bir demogoji örneği sunuyorum. Alıntı Sayın zühre yıldızı bahsettiğiniz paragraf bu olmalı. Ama ben burada Turan Dursun kendi savının dışında ayetlerin olduğunu söylese de.... diye bir atıf göremiyorum Niye göremiyorsun, sayın zühre Yıldızı'nın yerine onun affına sığınarak ben cevaplayayım. Ayetler çok açık. "Kur'an"la yapılan "uyarı"ların, "korkutma"ların, "Mekke" (Ümmü'l-Kura) ve "çevresi"ne yönelik olduğu, En'am suresinin 92., Şura suresinin 7. ayetinde, kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla anlatıyor. Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca. Bugün kendilerini müslüman sayan öteki toplumlarda hiçbirisinin, bu kapsamda yeri yoktur. Konu, bu denli açık 1-Demogog Turan, Konu bu denli açık diyerek son noktayı koymuş.Bu,Turan'ın savunduğu ve kabul ettiği görüş. İşte zühreyıldızı da bu görüşü yıkmak için malum alıntıyı yapmış. 2-Atıf yapılması gereken Turan'ın bahsettiği diğer evrensel ayetlere gelince Turan, Evet, Kur'an'ın "muhatab"ı, "Mekke ve çevresi"dir yalnızca. Bugün kendilerini müslüman sayan öteki toplumlarda hiçbirisinin, bu kapsamda yeri yoktur. Konu, bu denli açık diyerek yanlış bir yargıda bulunmuş ve evrensel ayetlerle çelişkili göstermek için de bu yanlış yargıyı öncelikli olarak zihnimizde temellendirmeye çalışmıştır. Zühre Yıldızı'da çelişki oluşturacak bu yanlış yargıyı yıkmak için alıntı yapmıştır. O halde zühre yıldızın'a bir atıf göremiyorum demenizdeki sebeb ne? Bu da ayrıca bir demogoji örneği değil mi sizce? Ne bizim ne de Turan'ın Kur'anda evrensel ayetler olup olmadığına dair bir sorunu yok ki buna dair atıf yapalım. Demogogcu Turan, evrensel ayetleri sırf kur'anda bir çelişki varmış görüntüsünü oluşturmak için kitabına koymuştur. o halde biz buna niye atıf yapalım. cevap verir misiniz,Bay frudo. |
||
|
||
| Niye göremiyorsun, sayın zühre Yıldızı'nın yerine onun affına sığınarak ben cevaplayayım Estağfurullah efendim ayrıca teşekkür ederim. |
||