SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Turan Dursun'un iftiraları???

Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6 7 8

zÜhrE yIldIzI 08.08.2007 18:06:58
aha imamları sevenler derneğinin can-ı yürek sevdiği bir imamı daha Smiley zühre , siz var ya bir tanesiniz , harikasınız

   ESteğfurullah ne demek 
   ben sizin bu söyleminizden çok Turan dursun hakkında söyliyecek bir sözünüz var mı onu bilmek isterdim

BUDHA 08.08.2007 18:57:50
Enterasan ben Tanrı'yım diyenlerden tık yok,

Zühre yıldızı'nın soruları karşısında tıpkı put gibi sessiz kaldılar.

Haydi filozof, o engin fikirlerinle bizi aydınlatmanı bekliyoruz.

flzf 08.08.2007 18:59:29
yok yok heveslenmeyin en güzel cevabı vermek istiyorumda vakit yok

zÜhrE yIldIzI 08.08.2007 19:03:56
yok yok heveslenmeyin en güzel cevabı vermek istiyorumda vakit yok

         acelemiz yok daha kıyamete kdar vaktin var

flzf 08.08.2007 19:04:55
ve bu arada ben vahdeti vücuta biraz açıklama getirdim ben tanrıyım ene'l hak demedim

BUDHA 08.08.2007 19:09:12
Vavvvvvvvvvvvvvvvvv laugh Filozofumuz bizi aydınlatamayacak anlaşılan.

Ama kaçmak yok ha! yanıtlarını dört gözle bekliyoruz.
Alıntı
ve bu arada ben vahdeti vücuta biraz açıklama getirdim ben tanrıyım ene'l hak demedim

Sözlerin dikkate alınmıştır.

flzf 08.08.2007 19:14:03
ilginç doğrusu Smiley

BUDHA 08.08.2007 19:18:24
Takılıyom yavvvvvvvv,sayın filozof kızma hemen.

flzf 08.08.2007 19:21:12
yok estağfurullah ne haddime Smiley

BUDHA 08.08.2007 19:54:25
Turan Dursun’u Tanımak

Turan Dursun, kendisini ateist olmaya götüren düşünce dolu bilimsel deneyini(!), Yüzyıl Dergisi, sayı 6'da kendi ağzından şöyle anlatır: "ALLAH'a inanıyordum. Ancak deneyimler yaptım kendi kendime. Su dolu kovanın içine süpürgeyi batırıp duvara sürdüm. Şekiller bir rastlantı.. Dünya'nın oluşumu da öyle olmasın.. Bu arada o da tümden silindi."

Evet T. Dursun duvardaki şekillere bakarak, dünyanın da böyle bir rastlantı sonucu olabileceğini savunuyor. Yani duvardaki şekiller=dünyadaki düzen. Aklı ve mantığı olan hiçbir insan bunu kabul etmez. Bir düşünün güneş sistemi, gezegenler, dünyanın etrafını saran atmosfer ve tüm bunları kıyasladığı duvardaki şekiller!
T. Dursun'un zekasının durduğu ve ilme nasıl yaklaştığı böylece tescil edilmiş oluyor. Lakin, bilim bu arada boş durmuyor, işin gerçeğini şöyle açıklıyor: "Yapılan hesaplara göre, evrenimizin başlangıçtaki gerçek yoğunluğu ile ötesinde oluşması imkanı bulunmayan kritik yoğunluğu arasındaki fark, yüzde birin bir kovadrilyonundan azdır. Bu, bir kalemi sivri ucu üzerinde bir milyar yıl sonra da durabilecek biçimde yerleştirmeye benzer. Üstelik evren genişledikçe, bu denge daha da hassaslaşmaktadır." (Bilim ve Teknik, Sayı 201, s.16)

T. Dursun'un ateizm deneyi gibi, ilgi çekme deneyi de çok çarpıcı; "Şişman bir kıza aşık olmuş, kızın ilgisini nasıl çeksin, kendini nasıl beğendirsin. İç çamaşırını görürse belki. Çok çaba harcamış ama olmamış" (Yüzyıl, s6).

Yine T.Dursun İslamın akıl ve ilimle olan bağlantısını çarpıtıyor, düşünce ve akılla ilgili yüzlerce ayeti gözardı ederek şöyle diyor: "Din varken kafanızı daha ileri daha güzel şeyleri yapmaya kullanamıyorsunuz. Kullandığınız zaman engeller çıkıyor" (s16) Şimdi soruyoruz;

Harizmi (9 yy) sıfırı bulup kullandığında İslam buna engel mi oldu?.. El-Cezeri tarihte ilk robotları yaparken, Abdüsselam kendisine 1979 Nobel Ödülünü kazandıran teoriyi düşünürken din engel mi oldu?..




ateistlerin ve İslam düşmanlarının sığınak limanı nedense hep TURAN DURSUN olmuştur peki acaba turan dursun kimdir? ne yapmıştır? yaptığı çalışmalar ilmimidir bu başlıkta onu görelim kısa kısa aktaracağım okunması kolay olsun diye

T. Dursun'un yazıları bir metoda mı dayanıyor? Yoksa (Don Kişotça) bazı itilimlerden doğan tepkiler midir? İslami kaynakları değerlendirmede hiçbir metoda dayanmayışı, İslam'ın temelinden olmayan (İslam’ın temeli Kuran ve ona uygun rivayetlerdir) kitaplardan eleştirebileceği parçaları alışı; buna karşın işine gelmeyen bölümlere gözünü kapayışı onun tepkisel olduğunu gösteriyor. Buna birkaç örnek vermek istiyoruz;

1) Şeytan ayetleri masalını anlatırken; "Olayın kalan bölümü, sayılamayacak kadar çok hadis ve tefsir kitaplarında var" (Din Bu I: s101) diyor. Halbuki sayılamayacak kadar çok dediği 3-4 kitabı geçmiyor. T.Dursun ayrıca bu rivayetleri reddeden (Kadı Iyaz, Fahreddin Razi, Alusi, Kadı Beyzavi, Muhyiddin Arabi, İzmirli İsmail Hakkı, MUHAMMED Abduh, MUHAMMED b. İshak b. Huzeyme, Beyhaki, Şevkani, Kurtubi, Ayni vs.) birçok alimi yok saymıştır.

2) Ayetlerin geliş tarihine ilişkin kesin bir bilgi ileri sürülemez (s104) diyerek şeytan ayetleri masalını ispatlamaya çalışırken her nedense ayetlerin tarihine ilişkin kesin bilgi veren kaynakları unutuveiyor!

3) Arap dilindeki mecazi (benzetme, sembolik) kavramları, sanki anlamlarını bilmiyormuş gibi kasıtlı çevirmektedir. Mesela ALLAH'ın gözetlemesi demek olan "ALLAH'ın gözü" deyimini "insanın gözü gibi göz" diye tercüme etmiştir.

4) Eş kelimesini karı diye çevirerek okuyucunun zihninde olumsuz anlamlar uyandırıyor. Mekr kelimesini düzen yerine kasten tuzak olarak çevirerek yine aynı anlam saptırmasına başvuruyor.

5) Tefsirlerdeki bilgilerden işine geleni alarak farklı yorumları gözardı etmekte, hatalı bir tefsirde gördüğü hatayı, İslam’ın görüşüymüş gibi vermektedir. Mesela: Ayın yarılması konusunda (s217) İbnül Cevzi'nin tefsirini kendi yorumuna ters düştüğü için reddetmektedir. s230'da ise İbnül Cevzi'yi güvenilir bir müfessir olarak kabul etmektedir.

Biz T. Dursun un bu "bilimsel!" yöntemli uygulamalarını objektif düşünme ve değerlendirme hassasiyetine zıt buluyor ve reddediyoruz.

6) Bazı konularda tefsirleri kanıt olarak bir hünermiş gibi sıralarken nedense Arapların kızlarını öldürmesi konusunda "güvenilir" dediği tüm tefsirleri bir çırpıda arkasına atıyor, reddediyor ve şöyle diyor: “Tefsirler Ferezdak'ın iki dizesi üzerinde durur. Ne var ki tefsirlerde bu iki dize hep aynı sözcüklerden oluşmuyor. İki dize de değişik biçimde yer alıyor, dizelerin değişik olması göz önünde tutulursa sonradan uydurulduğu bile düşünülebilir (s204)”

Aynı akıl yürütmeyi şeytan ayetleri konusunda nedense yapmıyor. Halbuki şeytan ayetleri denen uydurma dizeler 20 değişik şekilde aktarılmıştır. Şeytan ayetleri bu yüzden uydurmadır deseydi T.Dursun'un samimiyetine inanabilirdik. Şu durumda ise tepkiselciliğine ve sübjektifliğine şahit oluyoruz.

7) Nefislerinizi öldürün ayetini mecburi anlayış istikameti gibi kendinizi (birbirinizi) öldürün diye anlamak gerektiğini söylerken nefsi, insanın eğilimleri olarak anlayanları bilgisizlikle ve Arapçayı bilmemekle suçluyor (s222). Halbuki aynı kitabın 254. sayfasında Şerif Cürcani'nin Tarifat'ından aldığı tanımda nefsin doğal eğilim anlamına geldiğini söylüyor. Göstermek bizden, takdir sizden, çarpıtma T.Dursun'dan...

Aslında kendisinin de güvenilirliğinden şüphe ettiği bazı hadisleri delil olarak öne sürüyor. Halbuki kendisi bunların uydurma olduğunu kabul ediyor. İşte itirafı: "Gerçekten de hadis kitaplarının en güçlü sayılanları bile uydurma hadislerle doldurulmuştur" (2.Kitap, s158)
Bazı yerlerde sorduğu sorular ise saçmalığın doruğunu zorlar nitelikte; işte ilginç soruları: "Neden son peygamber bir Arabi. Muhammedi seçmiş hem neden son Peygamber?" Bu soruda neye itiraz ettiği anlaşılmıyor. Son peygamber kavramına mı? Onun Arap (ki başka bir milletten olsa idi yine aynı şekilde soracaktı) oluşuna mı? Adının MUHAMMED oluşuna mı? (Aslında son Peygamber bir Türk de olabilirdi, hatta adı T.Dursun da olabilirdi!) Ama ALLAH kime katından bir rahmet (Peygamberlik) indireceğini bilir. (bkz. İbrahim, 11)

ALLAH teala, Hz. MUHAMMED'e vahiy gelmesi karşısında o dönemdeki insanların itirazlarını aynen şöyle aktarıyor: "Onlara bir ayet gelince ALLAH'ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe katiyyen inanmayız dediler. ALLAH elçiliğini kime vereceğini daha iyi bilir." (Enam:124)

Görülüyor ki 1400 yıl evvelinin inkarcılarıyla T.Dursun’un mantığı ve itirazı arasında pek fark yok.
"Onlar kendilerinden bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler ve o kafirler dediler ki; bu yalancı bir sihirbazdır." (Sad: 4)

Neden son peygamber sorusuna ise şu kısa cevabı vermekle yetineceğiz. Kuran'dan sonra gerek olmadığından (İlahi öğreti korunduğundan dolayı) yeni bir peygamberin gönderilmesine ihtiyaç kalmamıştır. Dolayısıyla Hz. MUHAMMED doğal olarak son peygamber olarak kalmıştır.

Görülüyor ki, T.Dursun'un kitapları bir metoddan yoksundur. Sadece İslam'a duyduğu tepkiden doğan kimi yerde duygusal, kimi yerde muhakemesiz yargılardır. T.Dursun iyi niyetli olsaydı ve din kavramına şu iki açıdan bakabilseydi böyle bir bataklığa sürüklenmezdi:

A - Din tarih boyunca özbirliğe sahiptir. Bununla beraber dinin pratikleri geldiği toplumun düşünsel, kültürel ve sosyal yapısına göre farklılık gösterir. Bu farklılık (ve değişim) kainattaki diyalektiğin gereğidir.

Gönderilen her dinde inanç esasları (ALLAH'ın varlığı ve birliği, iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağı vs) birdir. İbadet ve insanlar arasındaki ilişkiler ve bunlarla ilgili hükümler ise toplumdan topluma değişirler.

B - Din tarih boyunca karşı din (karşı devrim) taraftarlarınca ya yok edilmeye çalışılmış ya da çarpıtılmıştır. Bu çarpıtmanın dinamiğini üç grup oluşturmaktadır:

a) Kuran'da Firavun ile özdeşleştirilen iktidar sahipleri,

b) Karun ile örneklendirilen sermaye sahipleri (burjuvazi),

c) Bel'am ile tarihsel örneği verilen sahte, özünden uzak, şekilci oportünist, revizyonist din adamları.

Bu dinamiklerin tarihte çok örnekleri vardır. İşte birkaçı:

-Sabiilikteki ruhanilik (aşkınlık), Mezopotamya astrolojisi tarafından materyalize edildi.

-Hz.İbrahim'in Tevhid dini, Arapların tabiatperestlik ve putperestliği ile örtüldü.

-Musevilik dini, Yahudi ırkçılığı ile evrenselliğini yitirdi.

-Hıristiyanlık, Aziz Pavlos tarafından Roma'nın hukuki ve sosyal yapısı ile neo-platonizme adapte edildi.

-İslamiyet (uygulama ve uydurma rivayetler ile) Emeviler'in kabileci (milliyetçi), müşrik ruhlu materyalist saltanatları tarafından çarpıtılmaya çalışıldı.

-T.Dursun'un kullandığı tarih ve tefsirlerdeki rivayetlerin ve israiliyatın çoğu Emevilerin döneminde uyduruldu ve yazıldı. İslam savaş ve ceza hukukunu (uygulamada ve uydurma rivayetlerle) zulüm kanunlarına dönüştürmeye çalıştılar. Bu noktada akıl ve vicdan sahibi her insan İslam'ı bulanık olmayan kaynaktan (Kuran'dan ve ona uygun rivayetlerden) alarak ilahi tekamül yolunda ilerlemeli, uydurma ve çarpıtmalara karşı uyanık olmalıdır. ALLAH doğru olanların yardımcısıdır. (29:69)
Turan Dursun'un Psikolojik Yapısı ve Düşünce Boyutu
Nasrettin Hoca anahtarını kaybetmiş, onu ararken bir adam gelmiş, birlikte aramaya başlamışlar, en sonunda adam "burada düşürdüğünden emin misin?" diye sormuş. O da evinde düşürdüğünü söyleyince adam kızmış ve neden burada aradığını sormuş, Hoca da şöyle demiş: "Burası evimden daha aydınlık ta ondan!"

Bunu niye anlattık, T.Dursun "Yüzyıl Dergisi"nde (sayı:6) aydınlanma savaşçısı olarak lanse edilince yukarıdaki hikaye aklımıza geldi. T.Dursun yukarıdaki olaya benzer bir şekilde Dinin özünü Kuran'da arayıp bulmuyor.

Bunun yerine uydurma olduğunu kendisinin de kabul ettiği bazı sözlerle dinin ne olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ve iste "Din Bu" diyor (aslında "kin bu").

Neden böyle yapıyor, dersiniz. Çünkü yanlış aktarılmış bazı hadisler ve israiliyattan etkilenmiş tefsirlerle dini kötüleyebileceğini düşünüyor. Mesela Peygamberimizin savaşta kadın, çocuk ve ihtiyarlara dokunulmamasını emreden yüzlerce hadisini görmezlikten geliyor, buna karsın uydurma birkaç hadisle bunun aksini iddia ediyor.

Şimdi T.Dursun'a soruyoruz: ortaya koymak istediğin dini neden böyle uydurma rivayetlerde arıyorsun? Cevabı herhalde şu olacaktı; "Burası karanlık da ondan!"
     

flzf 08.08.2007 19:57:31
tek bir soru madem tutarsızdı neden vurulduda tutarsızlığı gözler önüne serilmedi

zÜhrE yIldIzI 08.08.2007 20:00:37
tek bir soru madem tutarsızdı neden vurulduda tutarsızlığı gözler önüne serilmedi

        SEn şimdi bunu boşver  sen bana iddialarımız çürütecek anti tezler ortaya koy konuyu saptırma bu insanın söledikleri yanlıştır bilimsellikten uzaktır.

BUDHA 08.08.2007 20:09:44
Alıntı
tek bir soru madem tutarsızdı neden vurulduda tutarsızlığı gözler önüne serilmedi

Yav filozof alemsin ha laugh

Bir de filozzof geçiniyorsun yav.

Kıvırma yav,

Sinirli ve kızgın biri gitmiş vurmuş işte.

Yani Turoş'u vurdular diye onu yenilmez Mitolojik Bir kahraman mı yapalım.

Getttttttt yav işine.

Biz de fikirlerinle aydınlanalım diye boş yere bekliyoruz.


flzf 08.08.2007 20:15:38
ama ne yapalım sizinkiler boş durmuyoki anasını satiyim bütün kaynaklara saldırıyo mecbur kitaplarını alıp okumak lazım sizin islami kesim sitelerine saldıran yok rahatsınız tabi kopyala getir oh ne ala memleket

zÜhrE yIldIzI 08.08.2007 20:19:50
ama ne yapalım sizinkiler boş durmuyoki anasını satiyim bütün kaynaklara saldırıyo mecbur kitaplarını alıp okumak lazım sizin islami kesim sitelerine saldıran yok rahatsınız tabi kopyala getir oh ne ala memleket

  yaw filozof mazeret üretme yaa o zaman topic açıldığında niye ezici haksızlık edebiyatı falan yaptın.


Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6 7 8