SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Turan Dursun'un iftiraları???

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 [ 8 ]

frodo 16.08.2007 20:48:57
Turan'ın yeni keşfetmiş gibi sunduğu bu iddasının medine dönemi yahudilerinden çalıntı olduğunu kanıtladık.Bu daTuran'ın nasıl bir ilim adamı olduğu hakkında bize bir fikir verir sanırım.---> budha

Sayın budha T.Dursun ve ya bir başkası doğruya parmak basmak için
illa keşifçi olmak durumunda mı ? Dahası T.Dursun'un bu çelişkiyi "ben
keşfettim" havasında sunduğuna nasıl kani oldunuz ki ?

Bay Frodo ''bilinebildiği kadarı ile'' sözünü güzel kullanmışsınız.temkinlisiniz yani,kesinlik arzetmediğini bilmenize rağmen neden bu varsayımı buraya koydunuz ki? ----> budha

Bilim bilinenle bilinmeyenin sınırlarında sürdürülen bir mücadeledir. Her bilinen "insani zeka"ya katkıdır. Bilinebildiği kadarı ile çünkü başka buluntular tarihi daha geriye götürebilir. Ama bu " en eski yapı" kabedir
dogmasını daha fazla çürütür.
 Mevdudi TEFHİMÜ-L KUR'AN'DAN Al-i İmran Suresi 96. Ayet ve Tefsiri

" Onların itirazı kıblenin eski peygamberlerin kıblesi olan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrilmesi hakkındaydı. Bu itiraza Bakara suresinde cevap verilmişti; fakat, Yahudiler bu eleştirilerinde direndikleri için burada bir kez daha cevap veriliyor. Kâbe'nin Hz. İbrahim (a.s) tarfından Mescid-i Aksa'dan önce inşa edildiği, bu nedenle kıble olması için zaman önceliğine sahip olduğu iddia edilir. Kitab-ı Mukkaddes, Mescid-i Aksa'nın Hz. Musa'dan (a.s) yaklaşık 450 yıl sonra Hz. Süleyman (a.s) tarafından yaptırıldığını (I Krallar, 6:1) ve O'nun krallığı döneminde kıble olduğunu yazar. (I Krallar, 8:29-30) Diğer taraftan, Arabistan'la ilgili tüm tarih kitapları ittifakla Kâbe'nin Hz. İbrahim (a.s) tarafından Hz. Musa'nın (a.s) gelişinden yaklaşık 900 yıl önce yapıldığını söyler. Kâbe'nin inşa edilmede zaman önceliğine sahip olduğu konusu o kadar kesindir ki, kimse bunu inkâr edemez."

Hadi biraz çaba gösterin Musa'nın yaşadığı takvim "aşağı yukarı belli biraz araştırın lütfen.

Son bir soru Ali İmran'da belirtilen şehirlerin anası olma vasfı yukarıda
nuzul sıralamasını verdiğim ayetlerden önce midir sonra mı ?


BUDHA 17.08.2007 14:12:52
Alıntı
Bilinebildiği kadarı ile çünkü başka buluntular tarihi daha geriye götürebilir. Ama bu " en eski yapı" kabedir dogmasını daha fazla çürütür. (Frodo)

Size yine yazınızdan alıntıladığım aşağıdaki cümlenizle yanıt veriyorum:

  Adem'in kurduğu ilk yapı, İbrahim ve İsmail Peygamberlerin tamir ettiği kutsal kabeye...(Frodo)

Evet tarih eğer bizi geriye götürecek olursa Hz.Adem'in ilk kurduğu yapıya ulaşırız.

Tarih: Geçmişin sınırsız karanlığını mumla aydınlatıyor.(Keşke daha fazla aydınlatabilseydi.)

Mevdudi'de elindeki sınırlı tarihi belgelere göre konuşuyor,doğrudur.

Tekrar söylüyorum:

Siz zaten kur'anı kabul etmiyorsunuz burası malum,lakin biz kur'anın verdiği bilgi çerçevesi içerisinde çelişki var mı yok mu diye konuşuyoruz.


''İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev, Mekke'de bulunan mübarek ve alemler için hidayet kaynağı olan Kabe'dir" (Alu İmran, 3/96)

Bu özellik de mekke'ye yeryüzündeki tüm şehirlerin anası ''ummul kur'a'' unvanını kazandırmıştır.


İlk yapının mekke'de Hz.Adem tarafından yapılmış olması nedeniyle kur'andan önce de(tarihsel bir bağla) mekke'nin ismi zaten ummul kur'a(şehirlerin anası)dır.
 

Dolayısıyla:

Kur'an,  ''şehirlerin anası ve çevresi'',yani çevre çevre tüm şehirler(yeryüzü halkı)'' derken kendi içinde tutarlıdır.

Turan'ın iftira ettiği gibi bir çelişki yoktur.

Alıntı
Sayın budha T.Dursun ve ya bir başkası doğruya parmak basmak için
illa keşifçi olmak durumunda mı ? Dahası T.Dursun'un bu çelişkiyi "ben
keşfettim" havasında sunduğuna nasıl kani oldunuz ki ?

Aşk olsun Bay frodo! küs  Herşey ortada.
Ha! unutmadan!Turanın bunun gibi, daha da çalıntısı var.
Eski tartışmalardaki iddaları, sen topla topla ve kitap haline getir oh ne ala!

Turan, peygamberimiz dönemindeki yahudilerin(peygamberliği tekellerinde tutmak için çarpıttıkları) ''ummul kura ve çevresi'' iddasını bu asıra taşıyarak onların bu asırdaki sözcülüğünü mü yapıyor yoksa?Öyleyse sorun yok.


ÇEKİRDEK SÖZ:  Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığından faydalanalım ama bilime tapmayalım.

Kur'an güneş gibidir üflemekle sönmez.



KURAN'DA HERŞEY YERLİ YERİNDEDİR.


örnek:

1400 yıl önce genlerin ve kromozomların bilinmediği bir çağda Kur'an önemli bir mesaj daha veriyordu. Kur'an-ı Kerim'de "Nahl" (Arı) isimli bir sure yer almaktadır ve bu sure tam 16. suredir. Aynı şekilde arı da 16 kromozomlu bir canlıdır.

Kur'an-ı Kerim'in birkaç bölümünde 'eşek' kelimesi geçmektedir, fakat Lokman (31.sure) ve Cuma (62. sure) surelerinde bahsedilen tek hayvan 'eşek'tir. Aynı şekilde 'eşek' türünde toplam 31 çift, yani açılım olarak 62 adet kromozom bulunmaktadır. Bu surelerin numaraları da 31 ve 62'dir.





Turan'ın iftirası yukarıdaki yazılarda kanıtlanmıştır,Eğer bu konuda yeni şeyler söylemeyecekseniz Turan Dursun'un diğer iftiralarına göz atalım..(Tabi bilgi ve vaktimizin elverdiği ölçüde)

 

İyi kalın afro








frodo 17.08.2007 18:43:11
"Adem'in kurduğu ilk yapı, İbrahim ve İsmail Peygamberlerin tamir ettiği kutsal kabeye niye arkalarını dönmüşlerdi acaba ?" Bu cümle Kabe'yi Adem'in kurduğunu
kabul etmek amacıyla söylenmemiştir budha. Bu kadar basit bir ayrıntıyı gözden nasıl kaçırdınız ? Bu cümle Müslümanlar kabe hakkında bunları söylerken nasıl arkalarını dönerek namaz kılmışlar sorusunun "ironik" tamamlayıcısıdır. Kaldı ki
Kuran Kabenin yapımını İbarhim ve oğluna dayandırır.

Hac 26 : Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rüku ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.

Bakara 127 Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.

Demek ki Mevdudi, sözkonusu ayetin tefsirinde Kabenin yapımını Adem'e değil
İbrahim'e dayandırırken bir bildiği vardır.

Yani "İlk yapının mekke'de Hz.Adem tarafından yapılmış olması nedeniyle kur'andan önce de(tarihsel bir bağla) mekke'nin ismi zaten ummul kur'a(şehirlerin anası)dır." önermesi açıkça Kuran'ın bile söylemediği şey inanmaktan öte değildir.

(Not: Görüyorum ki "mucizelere" ihtiyaç duymaya başlamışsınız. Çıkar yol değil bence bir an önce dönün  Smiley )

frodo 17.08.2007 18:51:30
"Eski tartışmalardaki iddaları, sen topla topla ve kitap haline getir oh ne ala!" ----->budha

Bu cümleni yeni farkettim sn budha. Turan Dursun eski tartışmaları
toplayıp kitap haline getirmiş sadece. Eski efsaneleri toplayıp din haline
getirenler bile var.

BUDHA 17.08.2007 19:55:56


Alıntı
Yani "İlk yapının mekke'de Hz.Adem tarafından yapılmış olması nedeniyle kur'andan önce de(tarihsel bir bağla) mekke'nin ismi zaten ummul kur'a(şehirlerin anası)dır." önermesi açıkça Kuran'ın bile söylemediği şey inanmaktan öte değildir.
 


Kabe’nin Yapılışı

Zaman geçti, İsmail (a.s) 30 yaşlarına geldi. Hz.İbrahim’in (a.s), 30 yıl önce ailesini ıssız bir çöle getirip yerleştirmesinin asıl amacını yerine getirme zamanı gelmişti. Aslında Hz.İbrahim(a.s), Allah’ın emri ile ailesini, Hz.Adem (a.s) tarafından yapılan ve yer yüzündeki ilk ibadet yeri olan mabedin temellerinin bulunduğu yere getirip bırakmıştı.

Şüphesiz insanlar(ın ibâdet ve ziyâreti) için kurulan çok mübârek ve âlemlere hidâyet kaynağı olan ilk ev (ilk mâbed), Mekke'deki (Kâbe)dir.3/96

Bir zaman Beyt(ullah)'ın yerini İbrâhim'e belirlemiş(ve O'na şöyle vahyetmiş)tik: "Bana hiçbir şeyi eş tutma, tavaf edenler, (ibâdet için) duranlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tut."22/26

Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor  (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.2/127


Hz.İbrahim (a.s) ve oğlu Hz.İsmail (a.s), eski temellere ulaşıncaya kadar toprağı kazmaya devam ettiler. Eski temellere ulaştıklarında,bu temellerin üzerine Kabe’yi inşa ettiler.

Ayette”Beytullah’ın temellerini yükseltiyor» cümlesi bunu ifade eder.]

Evet mevdudi'ye katılıyoruz.Hz.ibrahim kabenin temellerini bulup onu tekrar inşa etmiştir.


Hz. ibrahim'e kabenin eski temellerini bulduran da bizzat Allah: Bir zaman Beyt(ullah)'ın yerini İbrâhim'e belirlemiş (ve O'na şöyle vahyetmiş)tik: "Bana hiçbir şeyi eş tutma, tavaf edenler, (ibâdet için) duranlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tut."22/26



 


frodo 17.08.2007 20:06:32
Aman pes sayın budha. Şimdi de temellerini yükseltmeyi var olan
bir temelin üstüne bina yapmayı mı anlayacağız Huh  Ve Allah yine bir
unutkanlık (!) yaptı ve Adem'i ilk evi yapanı es geçti öyle mi?

Ali İmran 97: Orada apaçık nişaneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün alemlerden müstağnidir.

adnan 18.08.2007 12:51:05
turan hocayı anarken saygılı olursanız başlattığınız tartışmanın ezici haksızlığını biraz hafifletebilirsiniz şimdiden bir uyarı olarak alın bence Smiley

fikirlere saygısı olmayan bir ............. e saygılı olamam
milyonlarca insanın inandıgı bir din e fitne sokacak uydurma iftiralar atacak bide saygı bekleyeceksiniz... yok artık



konu çok uzun ve ben içine zırvalar saçılmış bu kadar şeyi okuyamam
madde..kabe (bildiginiz meşhur yapı
mana ... kabe  ( gönül--kalp )
ilk kutsal yapı adem a.s ın gönlüdür ...

BUDHA 18.08.2007 13:12:13
İslam kaynaklarının çoğunda kabeyi ilk inşa edenin Hz.Adem olduğu yazılır.
Herhalde bunu sizin iddanızı çürütmüş olmak için bu kaynaklara ben serpiştirmedim.
Kur'anın bu hususta detaya girip Hz. Adem'i zikretmemesi de onun ansiklopedik bir tarih kitabı olmamasındandır.
Kur'an bazı bilgileri işareten verir.(Tartışma bu noktaya gelmeden önce evvelki yazımda hatırlarsanız zaten bundan sözetmiştim)

Divan edebiyatı okuyanlar bilirler, bazen bir mısrada saklanmış birçok anlam vardır.

Bazı şeyleri net anlayabilmeniz ve hüküm verebilmeniz için arapça,edebi bilgi ve kur'an ilmi konusunda ön bilginizin olması zaruridir.



Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor   (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.2/127

Hz.İbrahim (a.s) ve oğlu Hz.İsmail (a.s), eski temellere ulaşıncaya kadar toprağı kazmaya devam ettiler. Eski temellere ulaştıklarında,bu temellerin üzerine Kabe’yi inşa ettiler.

Ayette”Beytullah’ın temellerini yükseltiyor» cümlesi bunu ifade eder.''

Yukarıdaki ayetten kabeyi temel anlamında ilk inşa edenin hz.ibrahim olduğu anlamı çıkmaz.








TURAN DURSUN'UN ARAPÇASI ve ÇARPITMALARINDAN BİR ÖRNEK
 


 T.Dursun şöyle diyor:

Yabancı dil biliyor musunuz?  Sorusuna T. Dursun'un verdiği cevap:

-Yazık ki bildiğim yalnızca Arapçadır. Ama klasik Arapçayı biliyorum ve sanıyorum klasik Arapçayı kendi dilimi bildiğim kadar, hatta daha da iyi bildiğimi söyleyebilirim.

Kürt hocalardan ders okuduğunu söyleyen Dursun, Kürtçe bildiğini nedense saklıyor. Utanıyor mu ne?
 

—Daha öncelere dayanır. Klasik Arapça, Fusha Sahih Arapça deniliyor ki, asıl Arapça, bozulmamış Arapça. O bozulmamış Arapçayı çok iyi bildiğimi söyleyebilirim. Bugünkü Arapçayı da bilirim, ama o ölçüde değil. Arapçayı bilmemin önemi şurada, islam kaynakları o Arapçayla yazılıdır. Hem Kur'an, hem hadis tüm İslam kaynaklarında. Ayrıca benim uzmanlık alanım var. Örneğin, fıkıhçıyım ben, yani islam hukukçusuyum. Kelamcıyım, İslam kelamcısıyım. O da ayrı bir daldır. Hadis bilimcisiyim, yani bir hadis nasıl çürük olur, nasıl sağlam olur. Usulü hadisten bilinir, Usulü hadisçiyim. İslamın bu dallarını sadece meslek olarak da değil, özel çabalarımla da öğrenmeye çalışırım. Yani beni bu alanda, karşımda olanlar da yanımda olanlar da uzman olarak görürler. Ayrıca doğubilimciyim. Ben şimdi, kendimden sıkılıyorum anlatmaktan. Bu arada tüm dinlerin kutsal kitaplarını karşılaştırdım. Bir din etnologuyum." (Din Bu I/ 97)

Sarfı, Nahvi, bedi-beyanı, tefsiri, hadisi, fıkhı, kelamı, mantıkı, sıhahı, usulü hadisi, usulü tefsiri, usulü fıkıhı, aruzu, İslam Tarihini,astronomiyi çok iyi bilen, aynı zamanda embriyoloji alanında uzman ve din etnologu olan mütevazı (?) yazarın bunları ne derece bildiğini makalelerinde göreceğiz. Askerde Türkçe okuma yazma öğrenmiş birisinin kitaplarında yaptığı dil hatalarına da hiç değinmeyeceğiz.


Aşağıda ki bölüm Prof. Dr. Süleyman kitabından alınmıştır.



T.DURSUN “DİN BU II” 46 ncı sayfasında, Arapça metni şöyle çevirmiştir:

Birçokları gibi lbn Hazm'ın da, sâbiîlerden, tapınaklarından, ibadetlerinden söz ederken yazdıkları şunlar da var: (lbn Hazm, el Fasl, 1/88)

 "Ancak onlar (Sâbiîler), 7 yıldıza ve 12 burca saygı göstermek gerektiğini söylerler ve bunların suretlerini (resimlerini, heykellerini) tapınaklarında yapıp bulundururlar. Bunların kadîm (öncesiz ve sonra­sız) olduklarını da söylerler. Bunlara kurbanlıklarla ve darıyla yakınlaşmaya çabalarlar. Bir gündüz ve gece içinde, Müslümanların namazlarına benzer beş vakit namazları vardır. Ramazan ayında da oruç tutarlar. Namazlarında, Ka'be'ye, el Beytü'l-Haram'a dönerler (kıbleleri Kabe'dir). Mekke'ye ve Ka'be'ye saygı gösterirler. Ölü etini, kanı, domuz etini haram sayarlar. Müslümanlara haram sayılan kurbanları onlar da haram sayarlar. Hindistanlılar da Buda'ya (ya da putlara) yıldızlar adına tasvir (resim, heykel) ve saygı anlamında buna benzer bir yol izlerler. Arap toplumundaki putların kökenini de bu oluşturur.(l/88.)

Burada sâbiîlerin, yıldız tanrılara "kurbanlıklarla ve darı ile yaklaşmağa çalıştıklarını ifade ediyor. Arapça metindeki “ed-Dehanü” kelimesini, darı diye çevirmiş ve sâbiîlerin, kurban yanında darı ile de tanrılara yaklaştıklarını söylemiş.

Bildiğim kadarıyla tarihte hiçbir millet tanrı diye taptığına darı takdim etmemiştir. Çünkü darı, tanrıya takdim edilecek bir değerde görülmez. Aslında metinde geçen “ed-Dehanü” kelimesi darı değil, "duman, buhur, tütsü" demektir. Tanrılara kurban kesenler, buhur yakarak, güzel koku ve tütsü ile ibadetlerini mabudlarına takdim ederler. Dini törenlerde, mevlitlerde buhur yakmak, tütsü ile topluluğa güzel koku yaymak, hâlâ yapıla gelmektedir.

Şimdi bu kadar basit şeyi dahi bilemeyen bir insanın, ana dilinden daha iyi Arapça bildiğini iddia etmesi uygun mudur? Bu iddia sahibinin, diğer metinlere yaptığı çevirilerin ne derece aslına uygun olduğunu okuyucu düşünmelidir. (Gerçek Din Bu 1, Süleyman ATEŞ,11-14)

Herhalde T. DURSUN tavuk beslemeyi çok seviyor ki Tanrılara tütsü yerine darı takdim etmeyi tercih etmiş. Yoksa tanrı olarak tavuklarımı kabul etti?

Darı ile tütsüyü birbirinden ayıramayacak kadar mükemmel bir Arapça bilgisine sahip yazarın Arapçayı çok iyi bildiği iddiası, kitaplarında gösterdiği kaynaklarının çoğunluğunun Türkçe olmasından ve gibi çok ciltli kaynaklardan istifade etmesinden de anlaşılmaktadır. Erbabına malumdur ki hacimli Arapça kitaplar, Arap dilinin edebi özelliklerini taşımaz ve ortaokul öğrencisinin bile anlayabileceği şekilde basit yazılmıştır


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 [ 8 ]