SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: Anıtkabir, bayrak ve ötekileştirme

Sayfa: [ 1 ]

anka 06.08.2007 14:46:59
Anıt Kabir, bayrak ve ötekileştirme

ABDULLAH ŞEVKİ-BirGün

Anıt Kabir ile ulusun temsilcilerinin çalışma yeri, demokrasinin yasama kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin askeri bürokrasiyle sivil toplum arasındaki genel düşünce ve ideoloji karşıtlığını simgelediğini düşünüyorum. Anıt Kabir, devlet içinde militarist düşüncenin sonsuz olduğu varsayılan iktidarının simgesi durumuna getirilmiş bir gömüt haline geldi. Anıt Kabir törenlerine katılmak, bir sivil siyasetçi için, militarizmin devlet içindeki konumunun ve gücünün her defasında onaylanmasından başka bir anlama gelmemektedir.
Bu durum Türkiye'yi bir türlü özgürleşemeyen, totaliter görünümlü, militarist, özünde 1940 modeli "askeri tek parti devleti" haline getirmektedir. Anıt Kabir ölümü; TBMM yaşamı; Anıt Kabir antidemokratik, totaliter düşünceleri; TBMM demokrasiyi temsil etmektedir. Günümüz ortamında, örneğin, TBMM Avrupa Birliği yanlılarını, Anıt Kabir Avrupa Birliği karşıtlarını; TBMM sivilliği, Anıt Kabir laikleri; TBMM sözüm ona 'vatan hainlerini, gericileri, dinci ve şeriatçıları', Anıt Kabir demokrasi karşıtlarını, sözde antiemperyalistleri, darbe çığırtkanlarını temsil eder hale geldi.
Türkiye'de sivil toplum ve sınıflar yok, Anıt Kabirciler ve TBMMciler var!
Bu nedenlerle Türkiye, bir sivil toplum ve gerçek demokrasi, tam bir hukuk devleti olamamaktadır.

Çağdaşlık, sivil topluma dönüşmekten geçer. Kemalizm'e "iman" etmeden de çağdaş olunabilir. Kemalizm olmazsa olmaz bir çağdaşlık "düşüncesi" değildir. Bir toplumun gelişmesi, 'eskimiş iyileri' aşabilmeyi, yeni düşünceler üretmeyi, eski iyileri bu düşüncelerle çağdaş yoruma tabi tutarak iç-selleştirmeyi, demokratlaştırmayı, sivilleşmeyi gerektirir. Bunu da ancak, esnek ve hoşgörülü, kültürlü demokrat bireyler, ilerici kurumlar başarabilir. Gerçek demokrasi ve hukuk devletini tek adama inanarak, yurttaşları faşist-totaliter güdülemelerle birbirine karşıt hale getirerek değil, çağdaş yasalar ve kurumlar meydana getirerek oluşturabiliriz. TSK, sivil hukuka uymalı, hukuk devletini savunmalı, savaş dışında Batılı ordular gibi sivil düşünebilmeli, sivil toplumun gelişmesine destek olmalıdır. Türkiye'nin güçlülüğü ve bölünmezliğini, durmaksızın korku ve tehditler üretmek yerine, kültür, sanat, düşünce özgürlüğü ve çoğulluk üzerine oturtmalıyız.

PRETORYEN ANLAYIŞ

Demokrasi ve yasalar adına, beğenmesek de, düşüncelerine katılmasak da seçilenlere saygı göstermek zorundayız. Değiştirmenin aracı bir sonraki seçimdeki sandıktır. Oy vermezsin değişir; yeni seçilen gelir! Askeri bürokrasi genellikle milletvekillerini, sivilleri beğenmemekte, onlara kendi ölçütleri çerçevesinde olumsuz bakmaktadır. Pretoryen anlayış, Türkiye'deki toplumun sivil anlamda gelişmesini her defasında köktendinci tehditleri ileriye sürerek engellemek suretiyle geri bıraktırmıştır. Toplumumuzda sivil bireyler değil, militarist düşüncelerin uygulayıcısı, "itaat" eden, emir almaya hazır, özünde asker zihniyetli insanlar topluluğu vardır. Sivil bürokrasi de her zaman militarizmin yönlendirmesine açıktır. Askeri bürokrasi isterse bağımsız hareket edebilmekte, gerektiğinde seçilmiş hükümetin karar alanını psikolojik uygulamalarla daraltabilmektedir.
Hepimizin tek demokratik güvencesi TBMM olmalı, onun çevresinde toplanmalı, onu savunmalıyız. Seçilmiş milletvekilleri, ikinci sınıf, bilgisiz, yurtseverliği kuşkulu, ilk önce kendi çıkarını düşünen siviller olarak görülmemelidir. Milletvekilleri her yönden toplumumuzun gerçeğidir. Anıt Kabir, günümüzde mimari olarak, ne kadar ortada, apaçık, gözönünde bir yerde ise, TBMM de o kadar gömük, ağaçlar içinde ve mahfuz, saklı bir görüntü sergilemektedir.

TBMM'nin kamuflaja değil, hepimizin gözleri önüne çıkartılmaya gereksinimi vardır.
14 Nisan antidemokratik mitinginde Türk bayrağı, hepimizi temsil etmesine karşın, ayrımlaştırıcı, ötekileştirici bir simgeymiş gibi kullanıldı. 'Kuvayi Milliyeci'ler, Atatürkçü Düşünce Derneği, militaristler, Kemalistler, darbe yanlısı kuruluşlar ve kişiler ay yıldızlı bayrakla kendilerini tanımlıyor. Diğer yurttaşlar neci oluyor? Onlarla aynı fikirde olmayan, totalitarizme, ara rejime, darbelere karşı olan yurttaşlar, gerçek demokrasi ve hukuk devletinde yaşamak isteyenler, aynı bayrağın altında olmak onlara yasak mı? İtiliyor muyuz? Bayrağın anlamı yapay gerginlikler, baskılarla dönüştürülmek isteniyor kanımca. Buna ortam hazırlanıyor sanki.

DELFİ TAPINAĞI

Dünyada resmi törenlerini parlamento yerine önce bir Kabir'de yapan veya Kabir'den başlatan başka bir ülke var mıdır? Mustafa Kemal, bir Thomas Jefferson, bir Abraham Lincoln gibi demokratlaştırılacağına, demokrasinin lideri haline getirileceğine, militarist totaliter tek adamlar gibi tapılırcasına putlaştırılmak istenmektedir. AnıtKabir, antik Yunan'ın Delfi tapınağı gibi her şeyi yöneten öte dünya ile bu dünyanın birbirine karıştığı bir tür resmi tapınak olmamalıdır. Mustafa Kemal ulusuna hizmet etmiş bir devlet adamıdır ve sadece bu nedenle takdir edilmeli,
tarihteki yerini almalıdır.

Türk demokrasisi, topluma, Cumhuriyet kuşaklarına seksen iki yılda parlamento sevgisi ve bilinci kazandıramamıştır. Toplumumuzda Parlamento'nun saygınlığının geli-şememesinde askeri bürokrasinin önemli etkisinin bulunduğu söylenebilir. Bu saygınlığın gelişmesi militarizm yararına yıllarca engellenmiştir. TBMM-Anıt Kabir simgesel karşıtlığının sona ermesi gerekir. TBMM insanlarımızın kolaylıkla gidebileceği, merdivenlerinde oturabileceği bir yer olmalıdır. Birilerinin çıkıp bizi kurtarmasını beklemek yerine, yasalarımıza güvenerek bu topraklarda demokratik bir uygarlık ve refah devleti oluşturmalı, kurumlarımızı sağlamlaştırmak, demokrasimizi gerçek demokrasiye dönüştürmeliyiz.

ABDULLAH ŞEVKİ - BirGün

deniz 06.08.2007 14:49:32
ilginçtir ki anıtkabirin şekli yunan tapınaklarını andırıyor


Sayfa: [ 1 ]