|
||
FEVZİ EL ATRUŞİ Genel seçimleri beklendiği gibi kazanan AKP, bu başarıya layıktı. Belirgin ekonomik kazanımlarının yanı sıra, özellikle de Kürtlere verilen bazı kültürel haklarla ilgili konularda çağa uymayan bir bağlamda meydana gelen bazı çatlaklar seçimleri kazanmasının temelini oluşturdu. Bu haklar büyük ölçüde sınırlı olsa da Erdoğan'ın partisi, Türk siyasi yasaklarının en önemlisine 'dokunmaya' yaklaştı. Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal da geçmişte bu konuyu ele almıştı ama Milli Güvenlik Kurulu pusuda bekliyordu. Askeri 'çözüm' çözümsüzlük demek Türkiye'deki Kürt sorunu ve Irak'ın Kürt bölgesine yönelik süregelen tehditler, 'Türk seçim pazarı'nın en revaçtaki ürünüydü. Siyasi partilerin Kürt sorununun demokratik temelde çözümü için planlar sunulması bağlamında bir rekabete girmek yerine, birbirlerini 'Kürt terörü' veya 'ayrılıkçı eğilimler' diye adlandırılan soruna ödün vermekle suçlamakta yarışmasıysa acı vericiydi. Aşırı sağcı MHP, Kandil Dağı'ndaki PKK sığınaklarının vurulması için Irak Kürdistanı'na derhal saldırılması ve Abdullah Öcalan hakkındaki idam kararının infaz edilmesi çağrısı yapan kışkırtıcı bir sözlü savaşı ateşledi. Hal böyleyken AKP de seçim kampanyasında Irak Kürtlerine tehditler yöneltti ve öfkeli mesajlar göndermeye devam etti. Bu mesajlar, ABD ve Avrupa'nın askeri operasyonlara veya büyük bir saldırıya açık itirazı nedeniyle endişe verici. ABD, çözümsüzlüğe batmış halde bulunan Irak'taki güvenlik karmaşasının yayılmasından endişeleniyor. Türk seçimlerinin en önemli noktası, Kürtlerin 71 vekillik kazanan ezeli rakipleri MHP'nin karşısında 27 vekillik elde etmesi. Rahatlama Kürtlerin hakkı; zira, bağımsız milletvekilleri bugünden itibaren Kürtlerin meclisteki yasal sözcüsü olacak, Kürtlerle Türkler arasında uzlaşı üzerine kurulu gerçekçi programlarını gündeme taşıyacaklar ve Kürt sorununun askeri çözümlerle ele alınmasını engelleyecekler. Zira askeri çözüm, Irak Kürdistanı saldırısının faydasızlığının görülmesine, Türk aydınlarının Kürtlerin kültürel ve siyasi haklarının genişletilmesine yönelik taleplerine ve Kürt yazar Yaşar Kemal'in Alman Der Spiegel dergisine 1995'te yazdığı makalede ifade ettiği üzere 'denizin kuruması'na rağmen, balık tutmakta aciz kaldı. Türkiye Kürtlerinin ve AKP'nin, Kürt vekillerin meclise girişiyle meydana gelen olumlu gelişmede çıkarları var. Zira Kürtler iyi karşılanır ve kapılar, Leyla Zana ve arkadaşlarına yapıldığı gibi yüzlerine kapatılmazsa, hükümet, asker ve Kürt isyancılar arasında gayriresmi bir köprü oluşturabilirler; bu durumda, AKP de PKK'yla doğrudan bağlantı kurma suçlamasından kurtulur. Türkiye Kürtlere düşmanca yaklaştığına yönelik suçlamaları ortadan kaldırmak için, meclisteki Kürt varlığını kullanabilir. Meclisteki etkin Kürt varlığının yanı sıra, 'Türkiye Kürdistanı'nda 2002'den bu yana onlarca Kürt belediye başkanının görev yapması, Kürt kimliğinin yasal çerçevede daha fazla belirdiği ve Kürdistan'ın 'aşılması zor bir marka' olduğu anlamına geliyor. Akılcılık ve meclisteki diğer partilerle sakin ve esnek bir çalışma ihtimali, Türkiye'deki Kürt sorununun çözümünün silah ve şiddette değil, diyalogda olduğuna dair umut aşılıyor. Yeni Kürt vekillerin, Leyla Zana'nın başına geldiği gibi uzaklaştırılma veye hapse yol açabilecek anayasal tuzağa düşmemek için mümkün olduğunca dikkatli ve uyanık davranması gerektiğini hatırlatmak uygun düşer. Zana bütün engelleri bir anda aşmak istemiş, Türkçe yemin etmeyi reddetmiş, Türkiye'nin tanıdığı bir Kürt devletinin kurulması çağrısı yapmış ve PKK'yla işbirliği yapmakla suçlanmıştı. Sonuçta Kürtler, yüzeysel ve şekilci nedenlerden dolayı önemli bir fırsatı kaybetmişti. Belki de Leyla Zana'nın yaptığı federasyon çağrısı gerçekçi çözüme dair özlemini teyit ediyor. Bu yüzden Kürt vekiller tahrik edici bir dilden kaçınmalı ve emaneti taşımaya ehil olduklarını ispatlamalı. Ayrıca Avrupa'nın Türkiye'deki Kürt sorununa yönelik olumlu tutumunu da işleve koyabilirler. Böyle bir durumda, Türk hükümeti istemese bile onları çözümün aracı olarak görmek ve gizli bağlantılarını göz ardı etmek zorunda kalır. Türkiye ders almışsa, Kürt vekilleri siyasi çözümün müzakere ve diyalog aracı kılabilir. Aksi takdirde demokrasisindeki çatlaklar genişler ve Avrupa ailesine katılma umudundan gitgide uzaklaşır. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=228766 |
||
|
||
| Bu sorunu Avrupa ailesine katılmak adına değil ülke bütünlüğünü korumak adına yapmak,kürt vatandaşların sorun ve haklarını halletmek için meclisteki kürt varlığı ile diyalogta bulunmak çok daha birincil hedef olmalıdır. | ||