|
||
| Geç duyumsadığım bir öykünün pişmanlıklar toplamısın sen... İki kişilik bir paylaşımın çoğul bilinmezliğidir şimdi, kıyının iki yanına düşen... Kendimize yontarız zamanı. En bildik kuytularda bile çıplakken, çıplaklığımıza her damladan buhar, bir ayrılık reesmi çizeriz... Herşeyin bittiği yerde. yeni bir sey başlıyor istesek de istemesek de.. Bilindik bir otomasyon bu yani. Yakamadığımız sinir uçlarımızın bizi denetlediği çaresizlık, korku VE sessizlik sonra... İnsanlar, büyük aşklar yaşadıklarına dair yalanlar söylerken, kibrit kutularına bile sığmayan sahte mektuplar yazıyorlar şimdiki zamana. Akrepler dolaşırken, uğruna öldüğümüz yollarda, kör bir dilenciye bırakıyoruz yarınlarımızı.. Geç duyumsadığım bir öykünün pişmalıklar toplamısın şimdi sen... Cesaretini, bilgeliğini, yolunu, yorgunluğunu, yalnızlığını, umudunu biriktireyazmış, bir insanın; "kendin olma güzelliğindesin" güzelim farkında değil misin? Boşver sen olup bitine.. Aldırma senden önce yazılan şiirlere ve şarkılara. Hiçbir aşk yaşanmadı daha senın miladına göre. Ne sevgiyi kutsayan bir peygamber ne çanı çalan bir zangoç çıkmadı daha... Unutmaki "uzak" diye bir yer yok.. Aşk, kalbinin attığı yerde... |
||
|
||
| sevgiyi kutsayan, sevginin kendi bilgeliğiydi kalp, isterse bir evren kadar büyüyebilirdi büyük aşklara dair söylenen yalanlar sıcak çöl kumlarının üzerine düşen bembeyaz karlar kadar kısa bir ömrün esiriydi çaresizliği besleyen çaresizlik düşüncesiydi yollarda bekleyen akrepler kadar gerçek ve kör dilencilere bıraktığını sandığın yarınların kadar yeniden dirilişine GeBe herşeyin bittiği bir yer yok Amed yenileniyorsan eğer tekraR kendi iÇiNdE en bildik kuytuların çıplaklığıyla örter insan kendini ve yontulan zamanın ağırlığıyla yol alırken pişmanlıklarının toplamı kadar büyür ve yazar öyküsünü her seferinde bir kez daha yeniden... |
||