|
||
| Ellerimi uzatıp ağlamaklı dua ediyorum tanrıya.Karanlık gecede hintli kızların yerde yatan kutsal bedene yakardıkları ağıtlar gibi.Tanrım beni zamanın boşluğunda doğrula ve düşüncelerimi dinle.Gözlerimi kapadıgımda ve ellerim göğe uzandıgında keman sesinin kutsal tınısıyla rüyaya daldıgımı bilmeyi diliyorum.Bütün gerçek olmayan kaderleri yaşamak için. En bencilce dua bu.Tüm soyut anılarımı yaşayabilmem için gözyaşı melodisi.Yitik anlarla dolu resimler arkasına yazılmıs bi kaç anıya ait tebessümü anlatan kelimeler gibi hissediyorum kendimi.Anlatılası okadar şey varki kaderin şehir tiyatrosu senaryosundan bozma anlarla dolu oyununda.Sokaktan hiç tanımadıgın birini çevirip yıllar önce mucizelere inanıyodum ve şimdi omzuna yaslanıp ağlayabilcek kadar çaresiz hissediyorum düşüncelerimi.,,Aklıma kazıyabilceğim gerçek çıkış yoluna dair bi kaç cümlene tabi olabilmeyi diliyorum..! Benim için biraz yalan uydurun. Şehri sis kapladıgında içine büründüğü yalancı mutluluk gibi.Fahişe düşüncelerden yorulmus bitkin haline dair olmayan evsiz çocuklarına ağlamayan sarı sokak lambalarıyla donanmış aydınlık bi cennete benzemesi gibi.Aşıkların ilk buluşmasına yagmur yagmıyacagına dair bi yemin gibi. Bana beni avutcak bi yalan bul..! Asırlar sonra aynı rüyada ( görülemiyen ) sana bu şehri gezdireceğime dair verdiğim söz gibi.Tanrıdan bu gece seni diliyorum, yıllar önce uyanmaktan kortugumda sensizliği dilediğim gibi..Ve dua ediyorum tanrıya...! Yarım bıraktıgın hüzünbaz hayatı , cennette beklediğini benimseyerek beni gerçeğin en güsel mısrasına yazması için.Hangi sözle anlatılabilir ki bu his.Sanırım susmalıyım..! Böle anlarda tarafine uygun bi mısra dolduramas asla gecenin yanlızlık çeken karanlıgını. Ve susuyorum Şimdi tanrıdan seni diliyorum..! Yaradılışıma ihanet bu düşünceye kavusmak için. Yitik cennette görüşmek üsere. Duaların çaresizliğe ağlayan mısralarını En kutsal dokunusla silmelisin (tanrım) Dokunmalısın artık bedenime... (hep beraber yazıldı..) |
||
|
||
| hep beraber derken.......? | ||
|
||
| Kendini Bu acını parçası Hisseden Herkes Shugunpeh... Yani ben oldum 'herkes' bir gece vakti.. Yatağımdan Kendimi Bir den fazla hissettim.. Sol yanımın Çürüyen Kokusuyla, Çok büyük Acılar hissettim..Ve bir den Herkes olmaya karar verdim... |
||
|
||
anlaşılmıştır efenim
|
||
|
||
| İlkez birinin beni Anlaması Garip geldi...Çok sağol shugunpeh... | ||
|
||
| Amed belki de anlaşılıyoruz fakat anlaşıldığımızı anlayamıyoruz, ne dersin guzum? | ||
|
||
| Belki Bütün acılar aynı rengi veriyordur gözümüzde Belki Türkülerimizin yarım kalması bundandır.. Belki ulaşama tedariğin de olan çığlığımız Sağır kulaklara değiyordur.. Belki Bizi biz yapan herşeyin yalnışlığında savruluyoruz.. Belki Herkes olan dan bir farkımız yok..Belki Anlaşılmaz olanbizleriz.. Herkesin bi suçu yok... Peki shugunpeh yüzümüzdeki Anarşist gülümsemenin manası nedir.. Peki kendi içimizde büyyüttüğümüz Eşkiya Amed in manası nedir.. Peki neden 'neden' leri olan soruların cevabını arıyoruzçç Madem ki herkesiz...Amed nerde? |
||
|
||
ne güzel bişey bu yazı
|
||
|
||
| Güzel olan bakışlarının Açısıdır güzel dostum.. Çirkinliklerin bakışlarına değmemesi umuduyla...Tşk ederim güzel yorum için... |
||
|
||
| anlaşılmamak suçmudur diğeri için eşkiya ruhum? | ||
|
||
| Suç olan Anlaşılmaktır shugunpeh... Diğerl kalanların sadece bakışları mirastır... Ya da bi kaç güzel sözdür bırakılan... Uğruna akıtılan bir kaç damla yaştır.. yada silineceğinini bile bile yine Deniz dalgasının dibinde Adını kuma yazmaktır... Shugunpeh anlaşılmak suçtur... Anlaşılmamak en normalidir.. Anladıysan Ölüsün artık..Üretkenliğin biter.. Herşeyi el de etmişsindir.. Yani çocukluktan bir den İhtiyarlığa terfi etmek tir Anlaşılmak.. O zaman kaçak dolaşamazsın.. Gözlerinde ki ifadeyi,kini,Öfkeyi,Sevgiyi Saklayamazsın..Anlaşılıyorsun.. Oysa Zamının her hangi bir An ın da hayata mülteci olmak daha güzeldir... İyisimi ben üzerine basacak bir mayın bulayım kendime... |
||
|
||
| elde etme istemi, kısırlaştırdı sevgileri ve düşünceleri ve çürüttü birer birer beyinleri hakimiyet duygusu!!! oysa anlamak, ne büyük bir erdemdi bir çaba, bir değer vardı özünde; en çok ta insana saygı... ve anlaşılabilmek bir yürek tarafından en büyük meydan okuyuşa bile boyun eğerdi... büküldü bileği, kırıldı kanadı kolu inandırdı bunu kendine insanoğlu anlaşılmanın bir suç olduğunu... kimbilir? belki de korkularından kaçıyordu... düşüncesinin büyüklüğünde gizlenen, küçücük kovuğunda saklanıyordu!... peki nereye kadar? shugunpeh, artık durmadan, kendine bu soruyu sordu...nereye kadar eşkıya ruhum? nereye kadar? |
||
|
||
| Dotum Dostum -------------------------------------------------------------------------------- Bin Cefalar Etsen Almam Üstüme Gayet Şirin Geldi Dillerin Dostum Varıp Yadellere Meyil Verirsen Gış Ola Bağlana Yolların Dostum Dostum İlahi Onmaya Yardan Ayıran Bahçede Bülbüller Ötüyor Uyar Kula Gölge İse Allah’a Ayan Senden Ayrılalı Gülmedim Dostum Dostum Pir Sultan Abdal’ım Gülüm Dermişler Bu Şirin Canıma Nasıl Kıymışlar İster İsem Dünya Malın Vermişler Sensiz Dünya Malı Neylerim Dostum Dostum -------------------------------------------------------------------------------- Pir Sultan Abdal |
||
|
||
| Amed, nerdesin? hangi duan, hangi tanrının avuçlarında? ağlayan mısraların, saklıdır, o kutsalın, o saf, bakışlarında,,, |
||
|
||
| Burdayın shugunum... Sen burda haykırırken bana, Mahkeme salonlarında hakkımda kararlar alıyordular, barıştan korkanlar... We seni dört duwarın, tel örgülerin ardından duymak zorunda kaldım, Üzülmedim değil, bu haykırışa.. Duydum, incindim...Nefret ettim ilkez yaşamdan ayrı kaldığıma.... Ama geldim...ne zaman istersen, Çizerim yine yüreğimdekini...Belki nefretim erir gider,sana yazacaklarımla.... |
||