|
||
| Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya'da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856'da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak, toplantılar ve eğlenceler düzenleyerek, hep birlikte bir günlük iş bırakmaya karar verdiler. Bu kutlamanın yapılacağı gün olarak da 21 Nisan tarihi saptandı. Avustralyalı işçiler bu kararı, yalnızca 1856'da uygulamaya niyetlenmişlerdi. Ama bu ilk kutlamanın Avustralyalı proleter kitleler üzerinde çok büyük etkisi oldu, onları canlandırıp yeni bir heyecana yol açtı ve bu kutlamanın her yıl tekrarlanmasına karar verildi. Gerçekten işçilere, kendi kendilerine kararlaştırdıkları bir anda, kitle halinde işi bırakmaktan daha fazla cesaret ve kendi gücüne güven duygusunu ne verebilirdi? Fabrikaların ve atölyelerin ebedi kölelerine, kendi öz birliklerini toplamaktan daha fazla ne cesaret verebilirdi? Böylece, proleter bir kutlama günü düşüncesi hızla benimsendi ve Avustralya'dan diğer ülkelere yayılmaya başladı, ta ki sonunda tüm proleter dünyayı fethedene dek. Avustralyalı işçilerin örneğini ilk izleyen Amerikalılar oldu. 1886'da l Mayıs'ın evrensel bir iş bırakma günü olmasına karar verdiler, l Mayıs'ta 200 bin Amerikalı işçi iş bıraktı ve 8 saatlik işgünü talebinde bulundu. Daha sonra uygulanan polisiye ve yasal baskılarla, işçilerin bu ölçekte bir gösteriyi tekrarlaması birkaç yıl engellendi. Yine de 1888'de bu yolda yeniden karar aldılar ve gelecek gösterinin l Mayıs 1890'da olmasını kararlaştırdılar. Bu sırada Avrupa'daki işçi hareketi de güçlendi ve canlandı. Bu hareketin en güçlü ifadesi, 1889'da toplanan Uluslararası İşçiler Kongresi oldu. 400 delegenin katıldığı bu Kongrede, sekiz saatlik işgünü talebinin en başta yer alması gerektiği yolunda karar alındı. Bunun üzerine Fransız sendikalarının temsilcisi, Bordeaux'lu işçi Lavigne, bu talebin tüm ülkelerde evrensel bir iş bırakma ile dile getirilmesini teklif etti. Amerikan işçilerinin temsilcisi, yoldaşlarının l Mayıs 1890'da grev yapılması yolunda aldığı karara dikkat çekti ve Kongre bu tarihte uluslararası bir proletarya gününün kutlanmasına karar verdi. Otuz yıl önce Avustralyalı işçiler, aslında yalnızca bir günlük kutlama düşünmüşlerdi. Kongre, tüm ülkelerin işçilerinin, l Mayıs 1890'da sekiz saatlik işgünü için, hep birlikte gösteriler yapmasını kararlaştırdı. Kimse bu kutlamanın daha sonraki yıllarda da tekrarlanmasından söz etmedi. Doğal olarak, kimse, bu düşüncenin bir şimşeğin çakışı gibi başarı kazanacağını ve işçi sınıfı tarafından kısa zamanda benimseneceğini önceden göremezdi. Bununla birlikte, l Mayıs'ın her yıl kutlanacak sürekli bir kurum haline getirilmesinin gerekliliğini herkesin kavraması ve hissetmesi için, l Mayıs'ın yalnızca bir kez kutlanması yeterli oldu. İlk l Mayıs'ta sekiz saatlik işgününün uygulanması talep edildi. Ama bu hedefe ulaşıldıktan sonra da, l Mayıs'ın kutlanmasına son verilmedi. İşçilerin burjuvazi ve egemen sınıf karşısındaki mücadelesi devam ettiği sürece, ve tüm talepleri karşılanmadığı sürece, l Mayıs, işçi sınıfının bu taleplerinin her yıl dile getirildiği gün olacaktır. Ve daha iyi günler doğduğunda, dünya işçi sınıfı kurtulduğunda, büyük bir olasılıkla insanlık o zaman da l Mayıs'ı, geçmişte verilen zorlu mücadelelerin ve çekilen acıların anısına yine kutlayacaktır. Şubat 1894 1 Mayıs Düşüncesi İlerliyor Emperyalizmin vahşi taşkınlıkları arasında, dünya proletaryasının bayramı yirmi dördüncü kez kutlanıyor. 1 Mayıs’ın kutlanması yolunda bir çağ açan kararın alınmasından bugüne kadar geçen çeyrek yüzyıl içinde meydana gelen olaylar, tarihin akışında önemli bir evreyi oluşturuyor. 1 Mayıs gösterileri ilk kez yapılmaya başlandığında, Enternasyonal'in öncüsü olan Alman işçi sınıfı da, aşağılık bir olağanüstü yasanın (Anti Sosyalist yasa) zincirlerini kırıyor ve özgür, yasal bir gelişme yoluna giriyordu. Dünya pazarında 1870'lerdeki bunalımı izleyen uzun çöküntü dönemi aşılmış ve kapitalist ekonomi, yaklaşık on yıl kadar sürecek olan olağanüstü bir büyüme evresine girmişti. Öte yandan, dünya barışının bozulmadığı yirmi yıllık bir dönem boyunca insanlık modern Avrupa devlet sisteminin kan içinde vaftiz edildiği savaş dönemlerini hatırlayarak, derin bir soluk almıştı. İnsanlığın barışçı-kültürel bir gelişim yolunda ilerlemesi için engel yokmuş gibi görünüyordu; sosyalizmin safları içinde, emek ile sermaye arasında akılcı, barışçı bir tartışmanın yaşanabileceği umutları ve yanılsamaları filiz veriyordu. 1890'ların başlarına damgasını vuran, “iyi niyete elini uzatmak” gibi önerilerdi. 1890'ların sonlarına damgasını vuran ise, “sosyalizme yavaş yavaş, adım adım ilerleme” vaatleriydi. Bunalımların, savaşların ve devrimlerin geçmişte kaldığı, bunların modern toplumun doğum sancıları olduğu varsayılıyordu; parlamentarizm ve sendikalar, devlet ve fabrika içindeki demokrasi, yeni ve daha iyi bir düzenin kapılarım açacak sanılıyordu. Olayların gelişimi, bütün bu hayalleri korkunç bir sınavdan geçirdi. 1890'ların sonunda, vaat edilen sessiz, sosyal reformlarla sağlanacak kültürel gelişme yerine, kapitalist çelişmeleri son derece keskinleştiren vahşi bir dönem başladı; toplumun temellerinde görülen bir fırtına ve gerilim, bir patlama ve çarpışma, bir sallantı ve sarsıntı. 1890'ları izleyen dönemde, on yıllık ekonomik refah döneminin karşılığı, dünya çapında yaşanan iki şiddetli bunalımla ödendi. Dünya barışının sağlandığı yirmi yıllık bir dönemi, geçen yüzyılın sonlarındaki altı kanlı savaş ve yeni yüzyılın başlarındaki dört kanlı devrim izledi. Sosyal reformlar yerine komplo yasaları, ceza yasaları ve ceza uygulaması; sanayi demokrasisi yerine sermayenin tekellerde ve büyük işveren birliklerinde yoğunlaşması ve uluslararası çapta dev lokavt uygulamaları. Ve devlet içinde demokrasinin yeniden gelişmesi yerine, burjuva liberalizminin ve burjuva demokrasisinin en son kalıntılarının da sefilce yıkılışı. Özellikle Almanya'da 1890’lardan sonra burjuva partilerin kaderi şöyle oldu: Nasyonal Sosyalistlerin doğuşu ve derhal umutsuzca dağılışları; “radikal” muhalefetin bölünüşü ve parçalarının geriliğin batağında yeniden birleşmesi; ve nihayet “merkez”in radikal bir halk partisi olmaktan çıkarak tutucu bir hükümet partisine dönüşmesi. Diğer kapitalist ülkelerde de partilerin gelişiminde benzer bir değişim görüldü. Bugün devrimci işçi sınıfı, kendi karşısında düşmanca kenetlenen hâkim sınıfların gericiliğine ve sinsi dolaplarına direnirken, genellikle tek başına kaldığını görmektedir. Gerek ekonomik gerekse siyasal alandaki tüm bu gelişmelere damgasını vuran ve sonuçların indirgeneceği formül, emperyalizmdir. Bu, yeni bir unsur, ya da kapitalist toplumun genel tarihsel yolunda görülen beklenmedik bir dönüş değil. Silahlanma ve savaşlar, uluslararası çatışmalar ve sömürge politikası, kapitalizmin tarihine beşikten beri eşlik etmiştir. Modern toplumun gidişinde yeni bir dönem yaratan olgu, bu etkenlerin aşırı biçimde yoğunlaşması ve bu çelişmelerin birbirini daha da sıkıştırarak dev boyutlarla üstüste yığılmasıdır. Emperyalizm olgusu, yoğun bir sermaye birikiminin ve bununla birlikte giden çelişmelerin –içte sermaye ile emek rasında, dışta kapitalist devletler arasında– çoğalması ve keskinleşmesinin hem nedeni, hem de sonucu olan, diyalektik bir etkileşim içinde, son aşamayı, yani dünyanın saldırgan sermaye tarafından paylaşılmasını başlatmıştır. Aralarındaki rekabet bütün kapitalist ülkelerde, kara ve denizlerde aşırı bir silahlanma yarışını başlatmış ve kanlı savaşlar zinciri, Afrika'dan Avrupa'ya dek yayılmıştı. Bu durum tüm dünyayı bir anda ateşe verebilecek olan kıvılcımı her an yaratabilir; üstelik yıllardır yenilemeyen bir enflasyon hayaleti, tüm kapitalist dünyayı kaplayan kitlesel açlık hayaleti –bütün bunlar, yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra, dünya işçi bayramının kutlanacağı günün yaklaştığını gösteren işaretlerdir. Ve bütün bu işaretler, canlı gerçekliğin ve 1 Mayıs düşüncesinin gücünün ateşli bir kanıtıdır. 1 Mayıs düşüncesinin dayandığı muhteşem temel, proleter kitlelerin kendi kendilerine, doğrudan ileri adım atmalarıdır; günlük parlamenter süreç içinde devletin engellemeleriyle atomize olan ve kendi iradelerini ancak oy kullanıp kendi temsilcilerini seçerek ortaya koyabilen milyonlarca işçinin gerçekleştirdiği siyasal kitle eylemidir. Fransız Lavigne'nin Enternasyonalin Paris Kongresinde yaptığı harikulâde önerisiyle, proletaryanın iradesinin bu parlamenter ve dolaylı ifadesine, dolaysız, uluslararası bir kitle gösterisi eklendi: sekiz saatlik işgünü, dünya barışı ve sosyalizm için bir mücadele aracı ve ifadesi olarak grev. Ve fiiliyatta bu düşünce, bu yeni mücadele biçimi, son on yıl içinde ne büyük bir yükseliş kaydetti! Kitle grevi, siyasal mücadelenin uluslararası düzeyde kabul olunan, zorunlu bir aracı haline geldi. Bir gösteri ve bir mücadele silahı olarak kitle grevi, son on beş yılda tüm ülkelerde farklı biçim ve ölçülerde tekrarlandı. Kitle grevi, Rusya'da, proletaryadaki yeni devrimci canlanmanın bir işareti olmuş, Belçika proletaryasının elinde inatçı bir mücadele aracı haline gelmiş, ve böylece canlı gücünü bugün de ispatlamıştır. Ve bugün Almanya'daki en son ve en yakıcı sorun –Prusya’daki oy hakkı–, daha önceki yarımyamalak işleyiş nedeniyle, mümkün olan tek çözüm yolunun Prusya proletaryasının kitle grevine dek yükselecek bir kitle eylemi olduğunu açıkça ortaya çıkarmıştır. Bunda şaşılacak bir şey yok! Son on yıl içinde emperyalizmin bütün gelişimi ve genel eğilimi, uluslararası işçi sınıfını şu gerçeği gittikçe daha açık ve seçik görmeğe yöneltti: Emperyalist politikanın korkunç baskısına karşı proletaryanın doğru cevap vermesini sağlayabilecek olan, yalnızca, geniş kitlelerin bizzat sahneye çıkışı, kitle gösterileri ve kitle grevleridir: bunlar devlet iktidarı için verilecek devrimci mücadeleler dönemini zorunlu olarak er veya geç başlatacaktır. Şu andaki çılgınca silahlanma ve savaş taşkınlıkları karşısında, dünya barışının sürmesini sağlayabilecek ve bir dünya yangını tehdidini defedebilecek olan, yalnız ve yalnızca, emekçi kitlelerdeki mücadele kararlılığı, onların güçlü kitle eylemlerini gerçekleştirme yetenekleri ve buna hazır oluşlarıdır. Ve uluslararası birliğin bir ifadesi olarak, barış ve sosyalizm mücadelesinin bir aracı olarak 1 Mayıs düşüncesi, kararlı kitle eylemleri düşüncesi, Enternasyonalin en güçlü askerleri arasında, yani Alman işçi sınıfı arasında ne kadar çok kök salarsa, er ya da geç patlak vermesi kaçınılmaz olan dünya savaşının emek dünyası ile sermaye dünyası arasındaki proletaryanın zaferiyle sonuçlanacak nihai mücadeleye yol açacağı o kadar kesin olacaktır. 30 Nisan 1913 |
||
|
||
| 1 MAYIS HAYMARKET OLAYI 1 Mayıs'ın neden Uluslararası İşçiler Günü olduğunu ve neden kutlamamız gerektiğini pek fazla bilen yok. Herşey yüzyıldan fazla bir süre önce, Amerikan Emek Federasyonu'nun "sekiz saat 1886 Mayıs'ının 1'i itibariyle yasal günlük çalışma süresi olmalıdır" ifadelerini taşıyan tarihsel önergeyi kabul etmesi ile başladı. Bu günün öncesindeki aylarda, binlerce işçi daha kısa [çalışma] günü için mücadeleye katılmıştı. Kalifiye ve kalifiye olmayan, siyah ve beyaz, erkek ve kadın, yerli ve göçmen, tüm işçiler katılmışlardı. Chicago Sadece Chicago'da 400.000 [işçi] greve çıkmıştı. Şehrin gazetesi "fabrika ve imalathanelerin uzun bacalarından hiç bir duman yükselmiyordu, ve her şey Sebt Günü [Musevilerin çalışmadıkları cumartesi günü] benzeri bir görünümdeydi". Burası ajitasyonun ana merkeziydi, ve işte tam burada anarşistler işçi hareketinin ön saflarında yer alıyorlardı. Hiç de azımsanmayacak bir şekilde, onların [anarşistlerin] faaliyetleri sayesinde Chicago önemli bir sendika merkezi haline geldi ve yine sekiz-saat hareketine en büyük katkıyı sağladı. 1 Mayıs 1886'da sekiz saatlik grev şehri derinden sarstı, McCornick Harvester Co.'nun çalışanlarının yarısı [greve] katıldı. İki gün sonra, yine greve katılan "kereste işçileri" sendikasının 6.000 üyesi kitlesel bir miting düzenlediler. McCormick fabrikasından sadece bir blok ötede düzenlenen mitinge oradaki grevcilerden 500 kadarı da katıldı. İşçiler Merkez İşçi Sendikası [ing. Central Labour Union] tarafından toplantıda konuşma yapması talep edilen anarşist August Spies'ın konuşmasını dinlediler. Spies işçileri birarada durmaya ve patronlara karşı teslim olmamaya çağıran konuşmasını yaparken, grev kırıcılar yakındaki McCormick fabrikasına yönelmişlerdi. "Kereste işçileri"nce desteklenen grevciler sokaktan aşağı doğru ilerlediler ve greve katılmayan işçileri tekrar fabrikanın içine girmeye zorladılar. Birdenbire 200 kişilik bir polis gücü olay yerine geldi, ve hiç bir uyarıda bulunmadan sopa ve tabancalarla kalabalığa saldırdılar. En azından bir grevciyi öldürdüler; beş, altısı ciddi olmak üzere çok sayıda kişiyi yaraladılar. Tanık olduğu vahşi saldırının kızgınlığıyla Spies Arbeiter-Zeitung (Alman göçmen işçilerinin günlük anarşist gazetesi) bürosuna gitti, ve işçileri ertesi gece düzenlenecek olan protesto mitingine katılmaya çağıran bir genelgeyi yayınladı. Protesto Mitingi Haymarket Alanı'nda gerçekleşti ve Spies ile beraber sendika hareketinde etkin olan iki diğer anarşist, Albert Parson ve Samuel Fielden katılanlara hitap etti. Polis Saldırısı Konuşma boyunca kalabalık oldukça düzenliydi. Mitingin başından beri orda bulunan Vali Carter Harrison "polis müdahalesini gerektirecek bir şey olacağa benzemiyor" sonucuna varmıştı. Polis Şefi John Bonfield'e de bu yönde tavsiyelerde bulundu; ve karakolda beklemekte olan büyük sayıdaki yedek polis gücünün evlerine gönderilmesini salık verdi. Fielden toplantıyı sona erdirirken saat akşamın onuna yaklaşıyordu. Sağanak halinde yağmur yağıyordu ve yanlızca 200 civarında insan alanda kalmıştı. Ansızın Bonfield komutasındaki 180 kişilik bir polis birliği [toplantıya] müdahele ederek, insanlara hemen dağılmalarını emrettiler. Fielden "biz barışçılız" diyerek [bunu] protesto etti. Bomba İşte tam bu sırada polislerin arasına bir bomba fırlatıldı. [Bomba polislerden] birisini öldürürken, altı tanesi ölümcül olmak üzere diğer 70 tanesini de yaraladı. Polis izleyicilere ateş açtı. Polis tarafından öldürülen ve yaralanların kesin rakamı hiç bir zaman açıklanmadı. Tüm Chicago'yu bir terör rüzgarı kavurdu. Basın ve vaizler bombanın anarşist ve sosyalistlerin işi olduğunda ısrar ederek, intikam çağrıları yapıyorlardı. Toplantı salonları, sendika büroları, yayınevleri ve evler basıldı. Tüm bilinen sosyalist ve anarşistler toplandı. Hatta sosyalizm ve anarşizmin anlamı hakkında bilgisi dahi olmayan pek çok kişi tutuklandı ve işkenceye uğradı. "Önce baskını yap, yasayı ondan sonra ara" Devlet Savcısı Julius Grinnell'ın kamuya yaptığı bir açıklamaydı. Dava Nihayetinde sekiz erkek "cinayete suç ortaklığı" [suçundan] davada yer aldılar. Bunlar emekçi hareketi içinde etkili olan Spies, Fielden, Parsons ve diğer beş anarşistti --Adolph Fisher, George Engel, Michael Schawab, Louis Lingg ve Oscar Neebe. Dava Cooke Contry Ağır Ceza Mahkemesinde 21 Haziran 1886'da başladı. Jüri üyeleri her zamanki gibi bir kutudan isim çekilmesi suretiyle seçilmedi. Devlet savcısı tarafından görevlendirilen özel hakimin talebiyle mahkeme adayları seçti. Savunmanın, [bu] özel hakimin açıkça yaptığı "Bu davayı ben yönetiyorum ve ne yaptığımı da biliyorum. Bu adamların asılacakları ölüm kadar kesin" şeklindeki ifadeyi delil olarak sunmasına izin verilmedi. Sahte Jüri Neticede ortaya çıkan jürinin kompozisyonu oldukça gülünçtü; işadamları, onların çalışanları ve ölen polislerden birisinin yakınından oluşuyordu. Devlet mahkemeye, bu sekiz kişiden herhangi birisinin ne bombayı attığına, ne bombalamayla ilgili olduklarına ve hatta ne de bu tip eylemleri kabul ettiklerine dair hiç bir kanıt sunmadı. Aslında bu sekiz kişiden sadece üçü o akşam Haymarket Meydanı'ndaydı. Konuşmacılarından birisinin dahi şiddeti teşvik ettiğine dair hiç bir kanıt yoktu; aslında duruşmadaki tanıklığı sırasında Vali Harrison konuşmaları "zararsız" olarak nitelendiriyordu. Şiddete yönelik herhangi bir önceden tasarlamanın olduğuna dair herhangi bir kanıt da sunulmadı. Gerçekte, Parsons iki küçük çocuğunu da toplantıya getirmişti. Hüküm Veriliyor Yargılanan bu sekiz kişinin aslında anarşist inançları ve sendika faaliyetleri nedeniyle yargılandıkları başından beri belli olmuştu. Savcı Grinnell'in jüriye hitaben yaptığı kapanış konuşmasında geçen şu sözlerin tanıklığında duruşma başladığı gibi sona erdi; "Kanun yargılanıyor. Anarşi yargılanıyor. Bu adamlar seçildiler, ve Büyük Jüri tarafından ayırıldılar, ve önder oldukları için suçlandılar. Kendilerini takip eden binlercesinden daha fazla suçlu değiller. Jürinin iyi insanları; bu adamları mahkum edin, onları örnek yapın, asın onları ve kurumlarımızı, toplumumuzu kurtarın". Ağustos'un 19'unda sanıklardan yedisi ölüm ve Neebe ise 15 yıl mahkumiyet cezasına çarptırıldı. Serbest bırakılmaları için düzenlenen kitlesel uluslararası kampanyalardan sonra, devlet "uzlaşarak", Schwab ve Fielden'in cezalarını ömür boyu hapis cezasına çevirdi. Lingg celladına ihanet ederek idamlardan bir gün önce intihar etti. 1887 yılı 21 Kasım'ında Parsons, Engel, Spies ve Fischer asıldılar. Özür Cenaze törenine 600.000 emekçi katıldı. Neebe, Schwab ve Fielden'i serbest bırakmak için başlatılan kampanyaya devam edildi. [Bu üç anarşist] 26 Haziran 1893'de Vali Altgeld tarafından serbest bırakıldılar. [Vali] bu insanların yeterince acı çektiklerine inandığından değil, yargılandıkları davada suçsuz olduklarını düşündüğü için onlara af imkanı tanıdığını açıkça belirtti. Onlar ve asılanlar"histeri, ayarlanmış jürilerin ve taraflı bir jürinin" kurbanlarıydılar. Yetkililer yargılamaların olduğu dönemde bu tip baskıların sekiz-saat hareketini gerileteceğine inanıyorlardı. Gerçekte ise, sonradan ortaya çıkan kanıtlar, çelik patronlarının işçi hareketine olan itimatı sarsmak amacıyla düzendikleri gizli bir teşebbüsün parçası olarak, bombanın Kaptan Bonfield için çalışan bir polis ajanı tarafından atılmış olabileceğini gösteriyor. Spies ölüm cezasını takiben mahkemeye hitap ederken, bu gizli teşebbüsün başarılı olamayacağından oldukça emindi: "Eğer bizi asarak ... tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu arzulayan, [kurtuluşu] bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız -eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burda veya orada, arkanızda, -ve önünüzde, ve her yerde alevler yükseliyor. Bu gizli bir ateş. Bunu asla söndüremezsiniz". -------------------------------------------------------------------------------- Devrimci Politika Chicago'daki ilk 1 Mayıs gösterisinden bir yüzyıl sonra şimdi neredeyiz? Sendika --merkez bürosundan yılda tek bir kere dışarıya çıkarabildiğimiz-- bayraklarımızla şehri dolaşırız. Sonra da sıkıcı sendika bürokratlarının aynı derecede sıkıcı (ve genellikle de oldukça anlamsız) konuşmalarını dinleyerek dikilip dururuz. 1 Mayıs'ın bir zamanlar tüm dünya işçilerinin güçlerini gösterdiği, ülkülerini segilediği ve başarılarını kutladığı bir gün olduğunu sık sık kendinize hatırlatmanız gerekir. Bunun "bir zamanlar" böyle olması önemlidir. Bunu tekrar yapabiliriz. Bağımsız bir emekçi sınıf politikasına ihtiyacımız var. Hükümet ve patronlarla işbirliğine hayır. Atgözlükleri içinde kısmi bir görüş değil, yoldaş emekçilerle mücadelede gerçek bir dayanışma. İşsizlerin çalışabilmesi için, hiç bir ücret kaybı olmadan çalışma saatlerini daha da azaltmalıyız. Devrimci bir politikaya ihtiyacımız var. Bu ise bizi, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmemekten başka hiç bir sınır tanımayan, bir özgürlüğün olduğu gerçek bir sosyalizme doğru götüren bir politika demektir. Gerçek demokrasiye dayanan bir sosyalizm --bugün olduğu gibi-- bazı yöneticileri seççebileceğiniz, ama yöneticiler olmadan yaşamayı seçemeyeceğiniz bir pandomim değil. Karardan etkilenen herkesin kararın alınması sırasında söz söyleme fırsatına sahip olacağı gerçek bir demokrasi. Etkin bir şekilde koordine edilen işyerleri ve topluluk konseyleri demokrasisi. Üretimin ayrıcalıklı azınlıkların karı için değil, gereksinimleri karşılamak için yapıldığı bir toplum. Anarşizm. ---------------------------------- "Sessizliğimizin bugün boğduğunuz seslerden çok daha güçlü olacağı bir gün gelecek" Chicago şehitleri, [bir amaç uğruna ölen kişi anlamında tek kelime bu sanırım, ing. martyr] her ne kadar devlet "Anarşiyi ... yargılama"yı amaçlasa da, kendi ölümlerinin anarşist ülkünün de ölümü olmayacağını biliyorlardı. Bugün anarşist hareket tarihsel olarak hiç bir zaman olmadığı kadar coğrafi olarak yaygınlaşmış durumda. Artık 1 Mayıs sadece Chicago şehitlerinin anıldığı bir gün değil, aynı zamanda da kapitalizme karşı saldırıya geçmenin günüdür. (*) Kaynak : Anarşist Bakış |
||
|
||
| tüm emekçilerin işçi bayramını kutlarım.. emeğin yüceltildiği daha adil bir dünya için hep birlikte.. |
||
|
||
aha bu bayram kıymete biniyor, bizimkisi darbeci cumhuriyet oluyor, gitmeyecem kadıköy'e, protesto ediyorum ![]() ![]() patronlar da dahil olmak üzere, ihtiyacından fazlasında gözü olmayan tüm emekçilerin bayramını kutlarım.. illa kendimce birşey ekleyecem
|
||
|
||
| - ekin sana postal alayım mı? - istemem bubacığım istemem onun adı postal, ezer beni postal istemem bubacığım istemem!!! ![]() sürün de cezveler kaynasın ekin'imin kolları oynasın yarın da çarşıya varayım ekin'e de bir postal alayım ekin de giriyor yaşına kalpak istiyor başına yarın da çarşıya varayım ekin'de kalpak alayım |
||
|
||
| kiya sana sarık alayım mı? istemem bubacığım istemem onun adı sarık, eder beni alık istemem bubacığım istemem!!! kiya sana şeriat alayım mı? istemem bubacığım istemem onun adı şeriat, yeme de yanında yat istemem bubacığım istemem!!! madem öyle.. hehehehe
|
||
|
||
![]() |
||
|
||
| İSTANBUL - İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs’ta Taksim’de kitlesel eylem yapılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğini bir kez daha söyledi ve bazı provokasyonlar yapılacağı yönünde istihbarat aldıklarını açıkladı. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ise “Bu bayram yarım kalan bayramımız. Yarın Taksim’de 36 vatandaşımızı anacağız” dedi. http://www.ntvmsnbc.com/news/406809.asp |
||
|
||
| hepimizin bayramı kutlu olsun tüm işçi ve emekçilerin tüm ezilenlerin. Askerede bu ülkenin onların olmadığını gösterelim hepimiz alanlara çıkalım öyle kafalarına estiği zaman darbe YAPAMAZLAR!!! | ||
|
||
| vapurlar çalışmıyır, köprüler felç, trafik rezil!!! acaba ellerinde bu yaptıklarını meşru kılacak ihbarlar var mı... |
||
|
||
| Ben de tüm emekçilerin bayramını kutluyorum, özellikle kadın emekçilerin. | ||
|
||
| Taksim'e çıkmak isteyen grup gözaltında 1 Mayıs İstanbul'da gergin başladı.1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen gruplara polis yer yer müdahale ediyor. Sabah saatlerinde İnönü Stadı önünde 1 Mayıs pankartı açan ve aralarında tertip komitesi üyelerinin de bulunduğu bir gruba polis müdahale ederek gözaltına aldı. Türk-İş Başkanı Salih Kılıç, birinci bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, EMEP, CHP ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri sabah saatlerinde 1 Mayıs 1977 günü yaşamını yitirenler anısına Kazancı Yokuşu'na karanfiller bıraktı. Faruk Büyükkucak, yaptığı açıklamada 1 Mayıs 1977'de katledilenleri andıklarını, onların hatırasının her zaman kendilerine öncülük yaptıklarını belirterek, 30 yıl önceki mücadeleyi devam ettirdiklerini söyledi. Büyükkucak, DİSK, TTB, TMMOB, KESK ve bazı sivil toplum örgütlerinin Taksim Meydanı'nda anma yapacaklarına ilişkin hatırlatma üzerine de Taksim Meydanı'nın işçilere açılması için çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Büyükkucak, Taksim Meydanı için resmi başvurunun yapılmadığını, tek resmi başvurunun Kadıköy İskelesi için kendileri tarafından yapıldığını kaydederek, DİSK, KESK, TMMOB ve bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşan 1 Mayıs Tertip Komitesi üyelerinin dün gece evlerinden gözaltına alınmasını kınadı ve serbest bırakılmalarını istedi. Türk-İş ve beraberindekiler Kazancı Yokuşu'na kırmızı karanfil bıraktıktan sonra 1 Mayıs çelengini Taksim Atatürk Anıtı önüne bıraktı. OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ DİSK, KESK, TMMOB, TTB, bazı siyasi partiler ve çeşitli demokratik kiltle örgütlerinin Taksim Meydanında yapmayı planladığı 1 Mayıs kutlaması nedeniyle çevik kuvvet ekipleri, askeri komandolar, özel tim görevlileri Beşiktaş, Taksim, Beyoğlu, Dolapdere, Tarlabaşı çevresinde olağanüstü güvenlik önlemi aldı. Sabahın erken saatlerinden itibaren alınan güvenlik önlemleriyle birlikte Taksim'e çıkan güzergâhlar boyunca araçların geçişine kontrollü izin veriliyor. Kadıköy, Üsküdar'dan Karaköy'e ve Beşiktaş'a vapur seferleri kontrollü yapılıyor. Taksim'e yaya girişlerinde de polis arama yaptıktan sonra izin veriyor. İLK MÜDAHALE SABAH SAATLERİNDE Dolmabahçe'de sabah erken saatlerde toplanan küçük bir gruba polis müdahale etti. Yine Beşiktaş meydanda toplanan küçük gruplara da polis yer yer müdahale ediyor. Toplanma yeri olarak duyurulan İnönü Stadyumunun önü ise Çevik Kuvvet ekipleri tarafından doldurulmuş durumda. Sabah saatlerinde İnönü Stadı önünde 1 Mayıs pankartı açan ve aralarında tertip komitesi üyelerinin de bulunduğu bir gruba polis müdahale ederek gözaltına aldı. POLİS MÜDAHALE ETTİ: 2 YARALI Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 1 Mayıs Tertip Komitesi üyelerinin İnönü Stadyumu önünde gözaltına alındığını bildirdi.DİSK'ten yapılan yazılı açıklamada, 1 Mayıs Tertip Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Sekreteri Musa Çam, KESK Genel Sekreteri Abdurrahman Daşdemir, KESK Yönetim Kurulu Üyesi Sevgi Göğçe, Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Dev Sağlık-İş Sendikası Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, ÖDP İstanbul İl Başkanı Alper Taş, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yeşil ve bir grup sendikacının saat 07.30'da Beşiktaş'tan 1 Mayıs toplanma alanı İnönü Stadyumu önüne geldiklerinde, Çevik Kuvvet polisi tarafından gözaltına alındığı belirtildi. Ankara'dan gelen otobüslerin de gişelerde polis tarafından durdurularak otobüslere gaz bombası atıldığı ifade edilen açıklamada, otobüslerle gelenlerin Ankara'ya geri gönderilmeye zorlandığı öne sürüldü. Açıklamada, Ayşe Arapgöz adlı bir kadının kolunun kırıldığı ve kafa travması nedeniyle Göztepe Devlet Hastanesine kaldırıldığı, bazı otobüslerin de Etiler Polis Okulu bahçesi ile Beşiktaş'ta bekletildiği belirtildi. http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel&id=X1178000867187&date=01Mayis2007 1 Mayıs sabahı 82 gözaltı 1 Mayıs, 2007 09:35:00 Vali Güler, İstanbul'da yoğun güvenlik önlemi alındığını söyledi İLGİLİ HABERLER • Taksim'deki okullara 1 Mayıs tatili • "1 Mayıs Taksim'de kutlanamaz" Tüm Türkiye Haberleri Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı. Aynı zamanda Taksim'de 34 kişinin öldüğü, 1977 yılındaki 1 Mayıs mitinginin 30'uncu yıldönümü. DİSK'in bu yıl 1 Mayısı'ı Taksim'de kutlama ısrarı, olağanüstü güvenlik önlemlerine yol açtı. İstanbul'da bu sabah hayat felç oldu; birçok otobüs ve vapur seferleri iptal edildi. 82 kişi de gözaltında. İzin verilmediği halde 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen 82 kişi de gözaltına alındı. İnönü Stadı çevresinde toplanarak Taksim'e yürümek isteyen bir gruba, polis tarafından müdahale edildi. DİSK Genel Sekreteri Musa Çam ile Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Başkanı Hüseyin Karabulut'un da aralarında bulunduğu 48 kişi gözaltına alındı. Kabataş İskelesi'nde de 22 kişi gözaltına alındı. Beşiktaş Meydanı'nda toplanarak, İnönü Stadı'na da yürümek isteyen gruba polisin müdahalesi üzerine 12 kişi gözaltına alındı. DİSK açıklaması DİSK'ten yapılan açıklamada, Ankara'dan gelen otobüslerin gişelerde polis tarafından durdurulduğu ve otobüslere gaz bombası atıldığı ifade edildi. Açıklamada, otobüslerle gelenlerin Ankara'ya geri gönderilmeye zorlandığı öne sürüldü. Açıklamada ayrıca, Ayşe Arapgöz adlı bir kadının kolunun kırıldığı ve kafa travması nedeniyle Göztepe Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı, bazı otobüslerin de Etiler Polis Okulu bahçesi ile Beşiktaş'ta bekletildiği belirtildi. 17 BİN POLİS GÖREVLİ İstanbul'da 1 Mayıs kutlamalarında 17 bin polis görev yapıyor. Bu nedenle İstanbul'a 81 ilden 4 bin polis takviyesi yapıldı; 15 uçakla polis getirildi. Ayrıca, iki polis okulundan 3 bin öğrenci de Emniyet Müdürlüğü'nün hizmetinde olacak. Görevli polislerin büyük kısmı Taksim'de olacak. Taksim'de kontrol noktalarında üst araması yapılacak ve toplu gösterilere izin verilmeyecek. Türk-İş'in 1 Mayıs kutlamaları için adresi ise Kadıköy İskele Meydanı olacak. Taksim'de kitlesel eyleme izin vermeyiz DİSK'in "Kutlamaları Taksim Meydanı'nda yapacağız" duyurusuna karşılık, İstanbul Valisi Muammer Güler kendilerine yazılı bir talep gelmediğini belirtti ve Taksim için böyle bir talepte bulunulması mümkün değil dedi. İstanbul Valisi Muammer Güler, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin 1 Mayıs için, "Biz mutlaka Taksim'de olacağız, çiçeklerle geleceğiz" dediğini belirterek, "Ben Süleyman Çelebi'yi ve sendikanın değerli yöneticilerini, Taksim'e gelmeyi planlayan sivil toplum örgütlerinin değerli yöneticilerini anma yapmak için Taksim'de görmekten büyük mutluluk duyarım. Gerekirse biz onları çiçeklerle karşılarız. Ancak 50-60 bin kişiyle burada kitlesel bir eylem yapılmak istenirse buna izin veremeyiz" diye konuştu. Güler, illegal grupların bugün provokatif eylemler için hazırlandıklarının da bilgileri arasında bulunduğunu vurgulayarak, "Bu nedenle yoğun güvenlik önlemleri almak zorunda kaldık. Bu, günlük hayatı etkileyecek bir tedbirdir. Ancak kamu düzenini sağlamak için bundan başka çaremiz yoktu" dedi. ULAŞIMDA ALINAN ÖNLEMLER Emniyet tedbirleri doğrultusunda bazı caddeler ve sokaklar trafiğe kapatıldı. İstanbul Valiliği'nce yapılan açıklamaya göre, ulaşımda alınan tedbirler şöyle: # Taksim-Levent arası çalışan metro, saat 07.30'a kadar yolcu taşıyacak, saat 07.30'dan sonra ise Mecidiyeköy-Taksim arası yolcu taşımayacak. # Kabataş-Zeytinburnu arası çalışan tramvay, saat 07.30'a kadar sefer yapacak, bu saatten sonra Yusufpaşa-Zeytinburnu arası sefer yapacak, Yusufpaşa-Kabataş istasyonları arası sefer yapılmayacak. # Saat 07.30'dan itibaren Kabataş-Taksim füniküler seferleri yapılmayacak. # Taksim'e ve Taksim'den geçerek diğer bölgelere yolcu taşıyan İETT ve özel halk otobüsleri, Taksim Meydanı'ndaki duraklarda bekleme yapmadan birer durak sonra duracaklar. Taksim Meydanı'ndaki duraklar kullanılmayacak. # Tünel-Karaköy arası çalışan Tünel seferleri iptal edilecek. # İstiklal Caddesi'ndeki tramvay seferleri iptal edilecek. # Taksim, Kabataş, Beşiktaş Dolmabahçe civarındaki otoparklar boşaltılacak ve araç parkına müsaade edilmeyecek. # Kadıköy Kumluk İşletme Şefliği otobüs duraklarından kalkan İETT otobüsleri ve Kadıköy-Moda seferini yapan tramvay seferleri iptal edilecek. # Kadıköy İskele Meydanı'nda yapılacak izinli miting nedeniyle Haydarpaşa Numune Hastanesi ve Tıbbiye caddeleri yürüyüş güzergahı olarak belirlendiğinden, bu güzergah ve yakın çevresindeki okulların bir gün süreyle öğrenimleri ertelenecek. # Mecidiyeköy-Taksim güzergahında bulunan okullar, Dolapdere üst bölgesinde bulunan okullar, Tophane ve Tepebaşı'ndan Taksim'e çıkan güzergah üzerinde bulunan okullarda bir gün süre ile öğrenime ara verilecek. Kadıköy'de trafiğe kapatılacak yollar # Kadıköy'de yapılacak açık hava toplantısı nedeniyle saat 07.30'dan itibaren toplantı bitimine kadar, kontrollü olarak trafiğe kapatılacak yollar ise şunlar: Rıhtım Caddesi tamamen trafiğe kapatılacak. # Boğa Meydanı'ndan Rıhtım Caddesi'ne kadar tüm yol trafiğe kapatılacak. # Söğütlüçeşme Caddesi'nden, Rıhtım'a inen ara sokaklar, Taşköprü Caddesi, Kışla Caddesi, Orgeneral Şahap Gürler Caddesi, Albay F.Sözdener Caddesi ise ihtiyaç duyulduğunda trafiğe kapatılacak. DENİZ ULAŞIMI İstanbul'da 1 Mayıs dolayısıyla Deniz Otobüsü ve Şehir Hatları vapur seferleri kısmen yapılabilecek. İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş.'nin (İDO) internet sitesindeki duyuruya göre, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nce alınan karar uyarınca, Beşiktaş (Barbaros Hayrettin Paşa ve Deniz Otobüsü İskelesi), Kabataş, Karaköy, Kadıköy Şehir Hatları ve Deniz Otobüsleri iskelelerinden saat 07.30'dan itibaren seferler, ikinci bir talimata kadar yapılamayacak. Deniz otobüsleri Buna göre, deniz otobüslerinin Bostancı-Kabataş-Bostancı ve Boğaz Hattı seferleri iptal edildi. Bakırköy-Yenikapı-Kadıköy-Bostancı seferleri ise Kadıköy'e uğramayıp, Bakırköy-Yenikapı-Bostancı olarak yapılacak. Avcılar-Bakırköy-Kabataş-Bostancı-Kartal-Pendik seferi ise Avcılar-Bakırköy ve Bakırköy'den aktarmalı Bostancı olarak yapılabilecek. Şehir hatları Şehir Hatları vapurunun Karaköy-Kadıköy hattında sadece saat 07.00'deki seferi yapılacak. Saat 07.15'ten itibaren diğer seferler ise iptal edildi. Kadıköy-Karaköy arasında ise seferler, saat 07.30'daki sefere kadar yapılacak. Saat 07.45'ten itibaren diğer seferler ise iptal edildi. Kadıköy-Eminönü hattında da saat 07.00, 07.15 ve 07.30'daki seferler yapılacak. Eminönü-Kadıköy hattındaki seferler saat 07.30'dan itibaren iptal edildi. Kadıköy-Beşiktaş hattında saat 06.45 ve 07.15'deki seferler yapılacak.Saat 07.45'ten itibaren diğer seferler ise iptal edildi. Beşiktaş-Kadıköy seferleri de saat 07.15'ten itibaren iptal edildi. Kadıköy-Kabataş-Kadıköy seferleri iptal edildi. Haydarpaşa-Eminönü arasında ise ek seferler düzenlenecek. Kabataş 06.50, Kadıköy 07.10 Adalar seferi yapılacak ancak saat 09.00'dan itibaren diğer seferler ise iptal edildi. Adalar-Kadıköy-Eminönü hattında saat 06.15 seferi yapılacak fakat Kabataş'a uğramayacak. Bu hatta seferler, saat 08.25'ten itibaren Kadıköy'e de uğramadan Eminönü'ne gerçekleştirilecek. Bu arada, Harem-Üsküdar-Kabataş motor seferleri de yapılamayacak. Şişli ve Beyoğlu'nda okullar tatil DİSK'in 1 Mayıs kutlamalarını yapacağını ilan ettiği Taksim ve eylem alanına yakın Şişli'deki toplam 41 okul yarın tatil edildi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, İstanbul Valiliği'nin emriyle Şişli ilçesinden 8 ve Beyoğlu ilçesinden de 33 okulda güvenlik nedeniyle bugün eğitim ve öğretim yapılmayacak. http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=340707 |
||
|
||
| 29 nisanın üstünden bu kadar az geçmişken ne kadar ironik... laiklik şeriat bir yana herhalde en çok korkulan işçiler bu durumda.. |
||
|
||
| istanbula anadoludan ve isatanbulun anadolu yakasından gelen yüzbinlerce araç köprülerde tek şeritten ve kontrollü olarak geçirtiliyor. pendikten itibaren tüm yollar adım adım bile ilerlemiyor. karayollarını kapadıkları gibi deniz yolları da kapalı. yol kenarlarında yığılmış avrupaya geçmeye çalışan halk belediye otobüslerinden ümitlerini kesmiş tek tük barajı aşabilen özel araçlardan medet umuyorlar. metro kapalı. taksim civarı yollar kapalı. ... böyle bir rezilllik dünyanın hiç bir yerinde hatta diktatörlüklerinde bile olamaz. işçilere düşman oldukları yetmiyormuş gibi bir de halkı cezalandırıyorlar. bu derece basiretsizlik ve ilkelliğe şaşkınlıktan kızamıyorum bile. ÇOK SAYIDA VATANDAŞ MAĞDUR Karaköy, Beşiktaş ve Kabataş iskelelerine vapur seferlerinin yapılmayacağı duyurularının ardından özel otomobilleri ve servis araçları ile yola çıkan vatandaşlar, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri girişlerinde polis kontrolleri ile karşılaştı. Üç şeritli trafik bir şeride düşürülerek otomobillerde arama yapılması nedeniyle, trafik yoğunluğunu Boğaziçi Köprüsü bağlantı yollarında Kızıltoprak’a, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bağlantılarında ise Küçükbakkalköy’e kadar ulaştı. Beşiktaş, Taksim, Kabataş ve Karaköy bölgelerinde işyerleri bulunan çok sayıda vatandaşın da Kadıköy ve Üsküdar iskelelerinde mağdur olduğu bildiriliyor. Egzost gazından zehirlendiler Köprülerdeki polis kontrolleri nedeniyle Ümraniye ve Bulgurlu bölgesini Boğaziçi Köprüsü’ne bağlayan Kısıklı Tüneli’nde kalan otomobiller çok sayıda vatandaşın egzost gazından zehirlendiği bildiriliyor. |
||
|
||
| aldığım habere göre kadıköyde CHP ve TÜRKİŞ varmış.. önceden de açıkladığı gibi DİSK taksimi zorlayacakmış.. ben de evi zorlayacam... taksimi .tüm yemiyor.. canlı yayın yasağı var kim bilir neler yapacaklar.. |
||