|
||
| eşkiyadır sırtında dağı taşır.. umutlarını rüzgar... kan kokusu silemez hiç bir zaman uzak sevdanın hayallerini... gökyüzü düşmelidir o vakit... sevgilinin koynundaki andır bu eşkiyanın.... pes etmez değilmi eşkiya.. bu bana öğretilmedi.. sen eşkiya!!! temiz et gönül evini yar gelecek kon(dur)maya... |
||
|
||
| ah eşkıya ruhum "bir merhem bulsam da çalsam yaralarına" diyeceğim.. fakat, hayır! böyle olmamalı(!) diken sende yara sende kan sende acı sende senin 29 harflik yaşadığın kalabalığın farkedemediğin en güzel yalnızlığı da benDe.................... |
||
|
||
| dicle kırgındır dostum çok acı çekmiştir bilirim... ama küsmez kendi çocuklarına gözyaşımızdır bizim yakamadığımız ağıtlarımız sarılamadan yitip giden caımızdır büzim çocukluğumzdur en çok yakılıp yıkılan ve yanlızlığımız | ||
|
||
ah eşkıya ruhum "bir merhem bulsam da çalsam yaralarına" diyeceğim.. fakat, hayır! böyle olmamalı(!) diken sende yara sende kan sende acı sende senin 29 harflik yaşadığın kalabalığın farkedemediğin en güzel yalnızlığı da benDe.................... Yaşam Zaten Bir Ömürlük Misafirlik, Ne yana Dönersek dönelim Hep Aynı Acılar Kemirir beynimizi, Bu yüzden Yalnız olmak lazım Bu yüzden Yalnız ölmek lazım... Söylesene Shugunum sen Öldüğünde Sana kendinle Birini Götürme Hakkını Verseler KİME KIYABİLİRSİN? İşte bu Kaos,Bizim tek mutluluğumuz Kendimizi Acı ya endeksledik çünkü ÇÜNKÜ Acı bizim en bencil yanımızdı, Kimseyi buna layık göremezdik,buna hakkımız yoktu, Sevdik Acı çektik... Yaşadık Acı çektik Sustuk,Öldük,Yalnız kaldık Hep Acı Çektik, Ama Bize Öğretilmeyen Tek Şey var dı...Onu da Biz Öğrendik.. Acıdan Sonra BÜYÜK MUTLU olmayı... Bü Yüzden Büyüdük,BÜYÜTTÜK Acı yanımızı kendimize sakladık Bizden Arta kalan herkese Mutluluğumuzu Dağıttık.. İşte Bu Yüzden Yalnız Ve Kelime Doluyuz... |
||
|
||
| eyyyy aşk tanrıçası... eyyyy gerçekliği inkar edilemeyen aşk tanrıçası... afrodit olduğun günden beri kaç aşk kaç sewgi kaç bebek hayata güldü.. ..biliyor musun? |
||
|
||
| Bilinen Tek şey Büyük İHANETLERİN gölgesinde sade Aşklar yaşamaktı, İklime Hazan yağdığından beri Tanrılar İntihar etmekte, Tanrıçalar Zafer Nidalarıyla Yeri Göğü inletmekte Ve kazananı olmayan Bir Savaşın Tek Kurbanı Yine Aşk tır.. İhanetle Sınanır Bütün renkleri, Artık DÜNYA yaşanmayacak kadar kirli Ve orospudur... Herkesin çıkında ihanetle Cellat gibi Kapı kapı Dolanır... Bildiğiniz Kirlenmemiş ikinci el bir ekolojik Denge Varmı? mümküsse bayandan olsun... Delinmemiş ozon tabakası, Ya da Yüklemleri vurulmamış Bir MASAL... |
||
|
||
Yaşam Zaten Bir Ömürlük Misafirlik, Ne yana Dönersek dönelim Hep Aynı Acılar Kemirir beynimizi, Bu yüzden Yalnız olmak lazım Bu yüzden Yalnız ölmek lazım... Söylesene Shugunum sen Öldüğünde Sana kendinle Birini Götürme Hakkını Verseler KİME KIYABİLİRSİN? İşte bu Kaos,Bizim tek mutluluğumuz Kendimizi Acı ya endeksledik çünkü ÇÜNKÜ Acı bizim en bencil yanımızdı, Kimseyi buna layık göremezdik,buna hakkımız yoktu, Sevdik Acı çektik... Yaşadık Acı çektik Sustuk,Öldük,Yalnız kaldık Hep Acı Çektik, Ama Bize Öğretilmeyen Tek Şey var dı...Onu da Biz Öğrendik.. Acıdan Sonra BÜYÜK MUTLU olmayı... Bü Yüzden Büyüdük,BÜYÜTTÜK Acı yanımızı kendimize sakladık Bizden Arta kalan herkese Mutluluğumuzu Dağıttık.. İşte Bu Yüzden Yalnız Ve Kelime Doluyuz... beynimi kemiren ne acılarımdır, ne de yalnızlığım... bazen düşünüyorum da acaba yanlış bir zamanda mı esir kalmışım? senin beynin, isyana gebe düşüncelerin manzumesinde, can çekişmekte... ben, sırAdanlığının hiçliğinde gezinen bir bilmece... bu yüzdendir ben öldüğümde belki de kendimden eksik gömüleceğim ve eksikliğim toprağımla tamamlanacak bütün sırlarımı bahşedeceğim o zaman doğaya haklısın bu konuda, acıyla sevişen bencil yanımız istese de sunamazdı kimseye acılarını ve biraz daha tatlandı bu sayede acılarımız... sonsuzluğa yelken açan ruhlarımız, tamamlandığı gün ölecek... fakat, acımız yine de biz de esir kalır.. tanrıyla bile bunu paylaşamayız!.... |
||
|
||
| Tanrı...Suçlanmaya en yakın İSİM Asılna bakarsa Tanrı Masum Shugunum.. Bize Bir DÜNYA verdi,Cennet diye, Biz yaşatamadık,Aç kurtlar gibi Güzel olan herşeye üşüştük Tükettik Yetmedi Kendimize saldırdık... Acı Çektik,Yalnız Kaldı ve sıra sıra ÖLMEYE başladık Bütün Öznelerimiz bizi terk ettii... Ay çekildi sularımızda Yakamoz sırt döndü türkülerimize Aşk BİR CİNAYETE kurban etti kendini Ardınsıra milyonlarca kimsesizlik kuşattı şehri... Ölmek istedik Ona bile musade etmediler... Daha zamanınız var dediler... İşte o zaman TANRI ya sığındık Aciz dualarımızla ona ulaşmaya çalıştık, Oysa Bizi Terk eden Oydu... Oysa Masumdu tanrı,Bizden Nefret etmesi Haktı, Kızamazdık ona,çünkü onu bile Kovduk Kendi Dünyamızdan, Söylesene Shugunum Küsmüş Bir Tanrın Var... Kime sığınabilirsin Şimdi... İYisimi Biz kendimi Kimsenin sesimizi duymayacağı Haritanın yırtık bir köşesine Sürelim... Acılarımızda Yol arkadaşımız olsun... Bağdaş kurmaya Geliyormusun? |
||
|
||
| acılarımız; biz bağdaş kuramadan çok önce, bağdaş kurup oturmuşlar yüreğimizde!.. benim tanrıyla bir derdim yok, eşkıya ruhum... ne çaresizliğimin çıkmazlarını yükledim O'na bugüne kadar, ne de yaşadığım dünyanın kirlenmişliğini... hani sana bugün demiştim ya "dünyayı daha güzel yapamayan bir insan, insan değildir" yazıyordu tarihin bir köşesinde... ve sen de dedin ki bana seslenerek Shugunpeh; nefesimin yetmediği düşüncesiyle yürürken bile, kocaman yüreğim bomboş göğüs kafesimde, yaramıyor ağırlık yapmaktan başka bir işe... dünyadaki en küçük bir eylemi bile, bulaştırıyorum yüzüme ve gözüme... selpak satan küçük kızın yüreğinin içindeki gözyaşlarını bile göremeyecek kadar körüm!!! o zaman ben niçin yaşıyorum? |
||
|
||
| Sumer'in neşesi, Tanrıça İnanna'dan... ''...tanrıların baş tacı inanna'yım ben babam bana göğü verdi, yeri verdi. krallığı verdi bana, savaşta koşmayı, saldırmayı verdi bana. göğü taç yaptı başıma, yeri sandal yaptı ayağıma. kutsal elbiseyi giydirdi üstüme, kutsal asayı verdi elime. tanrılar serçe ben şahinim, enlil baba'nın yaban ineğiyim ben! ...'' |
||
|
||
teşekkürler fikir, güzel bİr alıntı
|
||
|
||
| amed şehrim benim sende kaldı tüm düşlerim .... demişler iyi de yapmışlar
|
||
|
||
dicle kırgındır dostum çok acı çekmiştir bilirim... ama küsmez kendi çocuklarına gözyaşımızdır bizim yakamadığımız ağıtlarımız sarılamadan yitip giden caımızdır büzim çocukluğumzdur en çok yakılıp yıkılan ve yanlızlığımız Bir ew sahibi sıcaklığıdır Dicle... Kimsesizliğin, kimliksiz Dostudur... Basara bütün hışmıyla seni yüreğine, morarsa da yüzün gözün bu sıcaklığın karşında nefessiz, Yine da bir bakışıyla can werip, Uzaklarştırmasını da bilir seni mülteci acılarından... |
||
|
||
| fıratı fırat yapan dicledir..muradıdır kavuşma isteği.. zerafete koşar adım gitmez sadece , sever adım atar yüreğiyle... mezopotomyanın kör kızı ! fıratsız bir hiçsin ! unutmaki tezekten yapılmış evler senin üstündedir. |
||
|
||
| tüter yoksulluğun bütün büyüsü o ewde, tandır ekmeğine sürülen katık kadar sadedir... içinde umutlar yeşeren bir iklimin, çocuklarıdır, dicle we fırat.. Çocukluk döneminden Erginliğe ulaşma telaşıdır, bir kelebeğin altıncı günü olmaktır, kanayan kanadınla güneşi selamlama özledimidir... Yoksullda olsan insan olmanın erdemi olmaktır dicle we fırat olmak.... |
||