SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: İki ünlü yönetmenin ölümü

Sayfa: [ 1 ]

asya 31.07.2007 17:53:44
İsveçli yönetmen Ingmar Bergman öldü

İsveçli yönetmen Ingmar Bergman’ın kızı Eva Bergman, 89 yaşındaki babasının, İsveç’in Faaro adasında, uykusunda öldüğünü açıkladı.

İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni Ingmar Bergman, 14 Temmuz 1918’deUppsala’da bir Protestan papazın oğlu olarak dünyaya geldi. Katı bir dini eğitimden geçen Bergman, kariyerine oyun ve senaryo yazarı olarak başladı. Kısa bir süre sonra ise hem tiyatroda hem de sinemada yönetmen oldu.

Bergman, Metafizik temalarla bezediği “Yedinci Mühür”, insan ruhunun derinliklerine yolculuk yaptığı “Persona”, bir aileyi merkezine oturttuğu “Fanny ve Aleksander” ve bir çiftin
Davranışlarını incelediği “Evlilik Yaşamından Sahneler” ile sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Bergman 2005 yılında Time dergisi tarafından dünyanın yaşayan en büyük yönetmeni olarak nitelendirilmişti.

Bergman 1956 yılında katıldığı Cannes Film Festivali’nde gösterilen “Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri” ile büyük beğeni topladı. Diğer filmlerde çok iyi olduğu için jüri bu filme özgü bir ödül yarattı ve Bergman’a Şiirsel Hiciv Ödülü verildi. Bu film Bergman’ın 18. filmiydi.

1956 yapımı “Yedinci Mühür” ise Bergman ismini tüm dünyaya duyuran film oldu. 1957 Cannes Film Festivali’nde de Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Oscar’a 9 defa en iyi yönetmen olarak aday gösterilen Bergman, 1960, 1961 ve 1983’te çektiği filmlerle üç kez “En İyi Yabancı Film Oscar”ını aldı.

1983’de çektiği ve başyapıtı kabul edilen “Fanny ve Aleksander” ise tam dört dalda Oscar’a layık görüldü. Bergman, Cannes Film Festivali’nde “Palmiyelerin Palmiyesi” ile ödüllendirilen tek sinemacı olarak da tarihe geçti.

Bergman geride, 54 film, 126 tiyatro eseri ve 39 radyo oyunu bıraktı. Çok sayıda evlilik yapan Bergman’ın son eşi, kült oyuncusu Liv Ullmann’dır.

FİLMOGRAFİ
1945 - Bunalım / Kris
1946 - Aşkımızın Üstüne Yağmur Yağıyordu / Det Regnar Pa Var Körlek
1947 - Hindistan’a Giden Gemi ya da Kaybolan Kızlar Limanı / Skeep Till Indialand
Cehennemi Karanlıkta Müzik / Musik I Mörker
1948 - Liman Kenti / Hamnstad
Zindan / Fangelse
1949 - Susuzluk / Törst
Neşeye Doğru / Till Gladje
1950 - Yaz Oyunları / Sommarlek
Burada Yapılmayan Türden Bir Şey / Sant hander inte hër
1952 - Kadınların Bekleyişi / Kvinners väntan
Monika ya da Monika’yla Bir Yaz / Sommaren med Monika

1953 - Gezgincilerin Gecesi / Gycklarnas afton
1954 - Bir Aşk Dersi / En Lektion I Karlet
1955 - Kadın Düşleri / Kvinnodröm
Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri / Sommarnattes Leende
1956 - Yedinci Mühür / Det Sjunde inseglet
1957 - Yaban Çilekleri / Smultronstället
Yaşamın Eşiğinde / Nära livet
1958 - Yüz / Ansiktet
1959 - Kaynak / Jungfrukällen
1960 - Şeytanın Gözü / Djävulens Öga
1961 - Aynadaki Gibi / Säsom i en spegel
1962 - İbadet Edenler / Nattvärdsgâterna
1963 - Sessizlik / Tystnaden
1964 - Bütün O Kadınlar ya da Bütün O Kadınlardan Söz Etmeden / För att inte tala om alla
dessa kvinnor
1965 -Daniel
Persona
1967 - Kurtların Saati / Vargtimmen
1968 - Utanç / Skammen
Ayin / Riten
1969 - Bir Tutku / En Passion
1970 - Temas / The Touch
1972 - Çığlıklar ve Fısıltılar / Viskningar och rop
1973 - Evlilik Yaşamından Sahneler / Scener ur ett äktenskap
1974 - Sihirli Flüt / Trollflöjten
1975 - Yüz Yüze / Ansikte mot ansikte
1977 - Yılanın Yumurtası / Das Schlangenei
1978 - Son Bahar Sonatı
1979 - Farö Adası
1980 - Kuklaların Yaşamından / Aus dem Leben der Marionetten
1983 - Fanny ve Alexandre / Fanny och Alexander

http://www.ntvmsnbc.com/news/415790.asp   


Michelangelo Antonioni öldü


Çağdaş sinemanın ünlü İtalyan yönetmeni Michelangelo Antonioni 94 yaşında öldü.

Michelangelo Antonioni İtalyan sinemasının önde gelen yönetmenleri arasındaydı

1912 Yılında İtalya'nın kuzey doğusundaki Ferrara'da doğan ve Bolonya Üniversitesinde ekonomi eğitimi gören Michelangelo Antonioni, 1930'ların İtalyan komedilerini çok sert dille eleştiren yazılarıyla dikkat çekti.

1940'larda İtalyan ulusal sinema okulu Centro Sperimentale'ye yazılan Antonioni, kısa bir süre içinde senaryo yazarlığına başladı, Roberto Rossellini ve Enrico Fulchignoni gibi yönetmenlerle birlikte çalışmaya başladı.

Yönetmenliğe 1950'de 'Cronoca di un Amore' (Bir Aşkın Güncesi) adlı filmle atılan, ancak 1960 Yılında çevirdiği ve Cannes Film Festivalinde Jüri özel ödülünü alan 'L'avventura' (Macera) filmine kadar uluslararası sinema çevrelerinden adını duyuramayan Antonioni, 20 kadar filme imzasını atmıştı.
   
"Film çevirmek benim için yaşamak demek."
Michelangelo Antonioni

Çağdaş İtalyan sinemasının uluslararası ün kazanmış yönetmenlerinden olan Antonioni, siyasetten de kaçınmamış bir sanatçıydı. Antonioni, kendi bakışıyla, 'çağdaş toplumun duygusal bakımdan kısırlaştırılmışlığını' araştırdığı filmleriyle, dünya çağında isim yaptı.

Michelangelo Antonioni'nin 1966'da çevirdiği ve çılgın 1960'ları konu alan 'Blow Up' (Cinayeti Gördüm) adlı ilk İngilizce filmi unutulmaz yapıtları arasında yeralıyor.
   
L'avventura (Macera)
L'avventura (1960) Antonioni'yi uluslararası bir isim yapmıştı

'Blow Up' (Cinayeti Gördüm), iki Oscar ödülüne aday gösterilmiş ve Cannes Film Festivali'nde 'Altın Palmiye' ödülünü kazanmıştı.

Sinema yaşamına 1940'larda başlayan Antonioni'nin diğer önemli filmleri arasında 'La Signora Senza Camelie' (Kamelyasız Kadın), 'La Notte' (Gece), 'L’Eclisse' (Güneş Tutulması), 'Il Deserto Rosso' (Kızıl Çöl), 'Zabriskie Point' (Zabriskie Noktası), 'Professione: Reporter' (Yolcu) yeralıyor.

1985 Yılında felç geçiren Michelangelo Antonioni, bununla birlikte kamera gerisinde çalışmaya devam etti. "Film çevirmek benim için yaşamak demek" sözleriyle sinema tutkusunu anlatan Antonioni'nin son filmi, 2004 yılında çıkan 'Eros' üçlemesinin parçası olan 'The Dangerous Thread of Things' (Olayların Tehlikeli Dizilişi) idi.

1995 yılında Antonioni'ye, sinemaya katkılarından dolayı özel Akademi Ödülü verilmişti.

http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2007/07/070731_antonioni.shtml

son tango 07.08.2007 02:00:36
film çevirmek,benim için yaşamak..demiş..ne hoş ya ..aslında gercekten öyle olmalı,birileri film çekiyorsa,kaç para kazanırız abi mantığı olmadan,daha doğrusu işin içine hesaplar girmeden olmalı..filmde asolan ''bakın,bi hikayem var,seyredermisiniz?'' olmalı ..insanın kendi çektiği şeyi yıllar geçtikten sonra seyrederken bile heyecanlanmasının verdiği mutluluğu hayatta hiçbir şey veremez..dünyanın en güzel kadınları bile..


persona 13.08.2007 11:18:22
bergman'ın bende yeri çok ayrıdır, ona değinmek demek uzun bir yazıya girişmek demek olurdu.
enteresan bir şekilde peşpeşe bize veda eden bu gerçek sinemacılardan Antonioni'nin "The passenger" ı unutulmazlarım arasındadır.

yabancılaşmanın,kaçma dürtüsünün ve sonsuz yalnızlığın bu kadar güzel işlendiği çok az film vardır.

sinemayı yedinci sanat yapan adamlardır bunlar...


Sayfa: [ 1 ]