SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sosyoloji

Konu: Sosyal Değişme Teorileri

Sayfa: [ 1 ]

deniz 13.11.2004 10:15:22
Sosyal Değişme Teorileri


Sosyal realitenin anlaşılmasında, sosyal değişme anahtar bir rol oynamaktadır. Sosyal değişme teorileri  sadece değişmenin yönünü belirtmekle kalmaz, aynı zamanda değişmenin nasıl ve hangi sebeplerle meydana geldiği hakkında da fikir beyan ederler.  Çok genel hatlarıyla değişmeleri iki grupta toplamak mümkündür.
Değişmelerin tek yönlü bir çizgi üzerinde olduğunu öne süren teoriler,
Değişmelerin devri-dalgalı olduğunu belirten teoriler.

A)    Evrimci (lineer) teoriler
cool    Devri ve ritmik teoriler
C)    Yapısal – Fonksiyonel teoriler
D)    Çatışmalı teori

A)    Evrimci (lineer) teoriler:

1.      Bunlar değişmeyi tek yönlü bir evrim çizgisi üzerinde ele alırlar.

2.      Determinedirler, başka bir deyişle toplumların belirli determine safhalardan
geçerek değiştiğini iddia ederler.

3.      Comte, Marx, Durkheim, Spencer, Weber, İbni Haldun bu gruptaki teorisyenler arasındadır.

4.      Kendi içinde üç alt gruba ayrılabilirler:

                                                              i.      Doğrusal teoriler tek yönlü değişmeleri açıklarlar.

                                                             ii.      Çoklu doğrusal teori. Farklı yönlerdeki değişmeleri açıklarlar. Ancak tek bir doğrusal değişme izahı yetersizdir. Toplumun sosyal yapısındaki her kurumun ve sosyal kuvvetin belirleyeceği ayrı ayrı safhalarda doğrusallıklara rastlanabilmektedir. Başka bir deyişle değişme birden fazla doğrusallıklarda izlenebilir.

                                                            iii.      Genel teori bütün toplumların aynı değişme safhalarına tabi olduğu fikrini ret eder. Her toplum mutlaka aynı safhalardan geçmeyebilir ve hatta toplumlarda benzeri sosyal değişmeler de görülmeyebilir. Genel teori, bütün sosyal değişmeleri kapsayan ve hepsinde de genel olarak ortak bir evrim unsuru olduğunu izah eden teoridir.

Çağdaş sosyoloji, çok sebepliliği esas alan çok yönlü yaklaşımı benimsemiştir. Oysa evrimci model sosyal değişmeyi bir doğru üzerinde hapsetmekte ve sınırlandırmaya çalışmaktadır.  Sosyal değişmeyi yaratan sosyal kuvvetlerin aynı doğrultuda belli bir süre için bir değişme modelini yaratacağı kabul edilebilir, ama bunun medeniyet tarihi ile at başı gideceği beklenemez. Bu yüzden evrimci modeller sosyal bilimciler tarafından pek fazla kabul görmemiştir.

 

1.      İbni Haldun değişmeyi hem maddi hem de manevi faktörlerde aramaktadır. Metodolojisinde tarihi metodu kullanmaktadır. Değişmeye gerekirci (determinist) bir açıdan bakmaktadır. Tarihi metot, günümüzden ulaşılabildiği kadarıyla tarihin derinliklerine inilerek bütün olayları sebep-sonuç ilişkisi bakımından incelenmesiyle belirlenen sistemdir.

2.      A. Comte, toplumu “sosyal statik” ve “sosyal dinamik” kavramlarıyla açıklamıştır. Sosyal statik, toplumsal düzen ve sosyal yapıyı ifade etmektedir. Sosyal dinamik ise toplumsal ilerleme ve sosyal değişmeyi anlatmaktadır. Sosyal değişmeler bağımsız değişkenler olan fikri gelişme ve ilerlemelerin sonucudurlar. Gerçekten de Batı’da fikri gelişmeye ve ilerlemeye bağlı olarak tarih içinde üç safha birbiri ardınca görülmüştür. İnsanlık tarihinin değişmesini ve gelişmesini “sosyal dinamik” olarak açıkladığı üç hal kanunu ile izah etmektedir. Tüm sosyal olaylar ve değişmeler teolojik-metafizik-pozitif safhalarla ele alınmaktadır. Batıda bu üç merhale sırasıyla yaşanmıştır. Teolojik dönemde olaylar dini açıdan değerlendirilmekte ve onların arkasındaki güç Tanrı iradesi olarak kabul edilmektedir. Davranışlar ve akıl tamamen hislerin kontrolü altındadır. Metafizik dönemde ise eşyanın tabiatı araştırılmaya başlanmış ve keşif ve icatlar yapılmıştır. Pozitivist dönem olayların müşahedesi ve illiyet bağlarının araştırılmasına yönelik yapıcı bir dönemdir. Kilise baskısı ve bilim hayatı üzerinde estirilen terör dine tepkiyi ve pozitivizmi güçlendirmiştir. Zamanla büyüyen tepki bilim hayatını sosyal hayattan ve tabiatıyla da dinden tamamen ayrı düşmesine ve bilimin efsaneleştirilmesine kadar uzanmıştır.

3.      Marx bir noktaya kadar Batıdaki gelişmeyi diyalektik ile açıklamaya çalışmıştır. Ona göre toplumsal değişme ilkel toplum – köleci toplum – kapitalist – sosyalist – komünist safhalarda doğrusal olarak vuku bulmaktadır. Marx bu nihai noktada medeniyetin akışına son vermiştir. Komünist safhada sosyal mutlak yani sınıfsız toplum gerçekleşmektedir. Marx’a göre değişmenin dinamiği sınıflar arasındaki çatışmadır. İnsan tabiat çatışması üretim araçlarının mülkiyetini belirler bu da üretim ilişkilerini etkiler ve sonuçta da sınıf çatışması doğar. Üretim güçleri emek, üretim araçları ve üretim teknikleridir ve toplumun alt yapısını oluştururlar. Üretim ilişkileri ise yani toplumun yapısı, sosyal sınıfların nitelikleri ve dağılımı üst yapıyı oluştururlar. Eğer dinamik insan-tabiat çatışması ise bu çatışma devamlı var olacağından sınıfsal yapı da varlığını kuruyacak ve hiç bir zaman  sınıfsız topluma ulaşılamayacaktır. Marx’ın öngördüğü değişmeler gerçekleşmemiştir. Nitekim proleterleşme süreci sosyal refah, sosyal adalet, kooperatifleşme, toplu sözleşme düzeni, asgari ücret sistemi gibi daha bir çok sosyal siyaset tedbirleriyle önlenmiştir. Ayrıca sınıf çatışması , toplumun her kesimi arasında karşılıklı olarak faydanın artması ve gelişme yönünde bir mücadeleye dönüşmüştür. İkili sınıf yapısından çoğulcu sınıf yapısına geçilmiştir. Çalışanlar demokratik rejim içinde baskı gurupları olarak sistemin savunucuları olmuşlardır. Mülkiyeti olamayan aydınlar veya yöneticiler gibi yeni sınıflar türemiştir.

4.      Durkheim sosyal değişmeye iş bölümü teorisi açısından bakmakta ve değişmeyi sosyal farklılaşmaya bağlamaktadır. İş bölümü karmaşık toplum hayatını doğurmakta ve bu sürecin alt başlığı da modernleşmedir. Uzmanlaşma sosyal farklılaşmayı, o da değer hükümlerini etkilemektedir. Ferdiyetçilik ise resmi ilişkilerin artmasına sebep olmakta ve sonuç olarak şekilciliği doğurmaktadır. Böylece toplum genel olarak mekanik dayanışmadan dışa açık çok yönlü ilişkilere dayalı olan organik dayanışmaya geçmektedir.

 

29.11.2004 13:26:11
Bu değişim teorilerine hem biyoloji hem matematik hem de sosyal yaklaşımı içeren bir diğer yeni sayılacilecek teoride prodeterminist yaklaşım. Burada evrimin lineer doğrusunun, çevre değişimlerinin matematiksel olasılık hesabıyla parabolik hale getirilmesi sözkonusu... Toplumsal evrim kavramına yeni açılımlar getirebilecek bir bakış açısı...

20.10.2005 18:22:22
en iyi değişim teorisi
silah


Sayfa: [ 1 ]