|
||
| torq'a Anlıyorum soyledıklerını hemde bazı kotu hatıralarımı anımsayarak...dın adına bır cok soylemın hurafe ve yalan oldugunu buyuyup sorguladıkca bende kızıp hatta kufur ederek ozumsedım sen ne kadar cesaret dersın bılmem ama cesurca reddettım belkıde bagnazlık dızboyu olan bır zumre ıcınde ılgılendırmedı benı dıslanmak yada ızole yasamak sarsmadı kımyamı..uzun zaman olmadı ama yazılarının ıcerıklerı ve goruslerın konusunda dıkkatımı cektın bu nedenle sorgulamadan sırf marjınal durmak adına ınancsızlıgı secmıs oldugun olasılıgı bende sıfır... sımdı gercekten tanrıyı nasıl gozden cıkardıgını merak edıyorum ama samımı bır merak bu.hangı noktalarda neler senı ondan alıkoydu vede tamamen uzaklastırdı? cok ozel sorular ıse konuyu kapatabılırız... |
||
|
||
| sina, bu yaklaşımını çok beğendiğimi ve cesaretin nedeniyle ilgimi çektiğini bilmeni isterim. Seni ve senin gibi bir kaç dindar arkadaşı da izliyorum ve sizi bu forumun en cesur insanları olarak kabul ediyorum. Çünkü bir dogmatik yaklaşımın içinden gelip onun dışına çıkmaya çalışmakla, daha özgür bir ortamda düşüncelerini geliştirmeye çalışan arasında büyük bir fark vardır. Birinci grubun içindeysen, ikinci grubun düşünme sistemine ulaşmak için ayrıca bir çabaya gereksinim duyulur. Bana gelince, özel bir konu olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim ve kendimi anlatmaktan da çekinmediğimi bilenler bilir. Ateizme giden gerçekten çok uzun ve sancılı bir öyküdür bu ve konunun başlığına da çok uyuyor. Burada senden önce konuştuğum ve her zaman örnek olarak gösterdiğim ceben adlı arkadaşı anmadan geçemeyeceğim. Papanın bir söyleminden yola çıkarak tüm din kavramlarını irdelemeyi başardığımızı ve bu tür konuları konuşarak bir sonuca varabileceğimizi de herkese göstermiş olduğumuzu anımsıyorum. Önce o linki vereyim, bazı soruların yanıtlarını bulabilirsin. http://sifirforum.com/din_felsefesi/ynt_papalik_ve_katolikler-t4758.0.html Devam ediyorum... Benim din konusundaki düşüncelerim, hayatı ve her şeyi sorgulayan bir kişiliğimin oluşmasıyla değişmeye başladı. Herkese söylenen ve kimsenin karşı çıkma gereği duymadığı konuları sorular sorarak deşmeye başlamıştım. Bu durum çok kişiyi rahatsız etse de, ben kendi tatmin olma düzeyime gelinceye dek inatla ve ısrarla sormaya devam ettim. Ancak bazı soruların tehlikeli olduğunu anladığımda ilkokul 4. sınıftaydım ve yanlış bir şey söylediğimde çok büyük sıkıntılar yaşayacağım gerçeğini orada öğrendim. Din dersinde öğretmen insanları 3 gruba ayırıyordu ve bunların dışında inancın olamayacağını söylüyordu;mümin, münafık ve kafir. Bu kavramları açıkladıktan sonra, herkes kendisini mümin olarak nitelendirirken, ben o zaman kendime münafık sıfatını ugun bulmuştum. Çünkü inancın bu şekilde kabullenilmesini doğru bulmuyordum, doğruyu bulana kadar inançlı görünüp inkar etme yolunu seçmiştim. Her durumda sorular soran kişiden korkulur ve rahatsız olunur. Çünkü sorgulamak gerçeği bulmanın anahtarı ve en önemli dayanağıdır. Yanlış bilgiyi vermek isteyenler, sorgulayanların er ya da geç yalanı bulacağını ve kendisini zor duruma sokacağını bilirler. Sonraki yıllarda da bu münafık tavrımı sergilemeyi uygun buldum, çünkü kafir olduğumu söylemeye kalktığımda küfürle başlayıp en ağır sözlere kadar giden tavırlarla karşılaşıyordum. Gerçekleri kabullenmek ya da onlarla yüzleşmek bir yana, farklı bir şey söylemenin bile kabul edilemediği ortamlardan söz ediyorum. Sonuçta sorduğum sorulara yanıt alamamak, verilen yanıtların doğru olmadığını düşünmek, beni kendi yöntemimle gerçeği bulmaya itti. Din kitaplarını okuyarak içeriği hakkında bilgi sahibi olmanın doğru olacağını düşünerek tek tanrılı din kitaplarını, onların eleştirilerilerini yapan kitapları okudum. Daha sonra hadisleri ve bunlar üzerine yazılan yazıları inceledim, dinlerin çıkış noktalarını bulabilmek için çok tanrılı dinleri, ezoterizmi, uzak doğu inançlarını, anadolu ve mezopotamyada varlığını sürdürerek öteki dinleri de etkilemiş mezhepleri (sabilik, yezidilik, maniheizm, mitra, mazdaizm, şamanizm) araştırdım. Hıristiyanlık ve museviliğin öncesi ve sonrasında kimlerin dinleri şekillendirdiğini, aslında peygamberlerin ne demeye çalıştıklarını, onlardan sonra gelenlerin din adına başka bir şeyi yaydıklarını, sonra bunları güç ve kontrol kavramlarıyla başka bir şeye çevirdiklerini öğrendim. Bunlar üzerin kafa yorarken, engizisyon dönemi, rönesans ve reform hareketlerinin toplumsal çıkış noktaları, laiklik ve sekülerlik kavramlarını da incelemek zorunda kaldım. İslamı incelerken,şiilik ve alevilik gibi karşı duruşları, çıkış noktaları, başka dinlerle ortak kavramları buldum. Sonuçta bazı gerçeklerin her kaynaktan doğrulamasını yaptığımda gidecek bir yer kalmamıştı, her konunun özü beni aynı noktaya getiriyordu. O andan itibaren inançsızlığın en sağlıklı yöntem olduğunu anlayarak kendimi bütün dinsel korkular ve sıkıntılardan arındırmaya karar verdim. Bu saydığım süreçte çok sıkıntılar yaşadığımı, gerçeklerle yüzleşirken çok sinirlendiğimi, anlatılanların büyük bölümünün yalan ve yanlış bilgiler olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Üstelik en zoru da, bu bilgilere ulaşmamış kişilerin benim bildiklerimi bilmeden ahkam kesmeye devam etmeleri ve aynı yanlışları bir bilge tavrıyla yapmalarıydı. Karar verdiğim andan sonra benim yaşamımı da etkileyen ve insanları sorgulamaya yönelten bir tavır sergilemeye başladım. Vardığım sonuçları kısaca şöyle özetleyebilirim; 1-İnsanlık tarihini incelediğimizde, varlık nedenini bilememek ve doğada yaşamaya çalışırken doğayı anlayamamaktan kaynaklanın korkularımız, bilgisizliğimiz en önemli etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin gök gürlediğinde ya da deprem olduğunda bunu kimin yaptığını, neden böyle bir sıkıntı yaratarak insanların ölümüne neden olduğunu anlamakta güçlük çekilmiş. Göklerde oturan birinin bunları yapması onu dokunulmaz, erişilmez ve kızgın sıfatlarının uygun görülmesini sağlamış. 2-Daha sonra bu tanrıları kızdırmamak ve eylemlerini durdurmak için kurban etme geleneğini başlatıp bugün kestiğimiz hayvanlar dahil, her nesneyi adak olarak sunmuşuz. Bu aşamadan sonra tanrılarla bağlantı kuracak kişileri keşfedip onları din adamı, rahip gibi sıfatlarla donatmış, beslemiş ve kendimizi sömürtmeye başlamışız. Çünkü sadece o kişilerin ancak tanrıyla kendi aralarındaki bağı kurabileceğine inandırılmışlar. devam edecek... |
||
|
||
| tanrıyla olan bağlaramı kestim diyeyim ben bu konuya çünkü varlık yada yokluk sonu gelmez tartışmaların sebebidir kesin sonuç yoktur var ise; beni yarattığından dolayı teşekkürlerimi iletir ellerinden öper ama sırf bu yaratma nedeniylede kendisine hizmet etmeyeceğimide iletmek isterim ( çıkarlarım için tanrıyı seviyosam bu kendi başına bir günahtır , ama sırf bunun için cehenneme atacaksa beni bırakın cehennemde ben yanayım "kendim" olarak...o yapmacıklıkla cennette yellenmenin ne anlamı var )yok ise; zaten sorun yok
|
||
|
||
| anlamak ıstemek bu galıba ama gercekten anlamak bı ınsanı.herkesın okuması gereken bı dusunce platformu kesınlıkle okuyun. | ||
|
||
Bu da dahil bütün genekkemeler yanlıştır. ![]() Konumuz tartışma adabı mı Tanrı ve varlık sorunu mu karar verin. |
||
|
||
tanrım galiba seni inkar edicem,az kaldı
|
||
|
||
| istediğim zaman var oluyor , istemediğim zaman olmuyor.ama bu aralar bu huyumdan dolayı bana küstü sanki. | ||
|
||
demek sen ateizme giden uzun ve sancılı bi öykü yaşamadın,sorular sor , sorgula , kurcala , kutsal kitapları , tefsir-hadis falan oku , işte o zaman şimşek çarptı gök gürledi tanrı çıktı aydınlanmasına ulaşıp onu her zaman inkar edebilirsin ha gayret kardeşim,tesadüf bizimle olsun
|
||
|
||
| inanç doğası gereği kötü bir eylemdir | ||
|
||
| "inanç doğası gereği kötü bir eylemdir" bu söylediğine inanıyor musun
|
||
|
||
| inanmıyorum ''biliyorum'' | ||
|
||
| nerden biliyosun ? | ||
|
||
| 90 ların başında İz yayınlarının İZlenim isimli dergisin ilk sayısında hilmi yavuzdan can yucele oruç aruobadan hüeyin hatemiye değin pek çok aydınla Tanrı ile alakalı bir soruşturma yapılmıştı orhan alkaya olabilir yazarlrdan biri şunu demişti tanrıyı enden redettiğine dair 15-16 yaşlrında tuvalte sağ yapıyla girmiş ve bir şey olmayınca (yani çarpılmayınca) tamam demiş tanrı yoktur Ateistler ne kadar ateist Ateizmin kuralları ritüelleri var mıdır (sanki var gibi) kuralalrı rütüelleri varsa ateizme bir d,in diyebilrimiyiz? diyebilirmiyiz diyebilemezmiyiz Uyarı: Siz mesajınızı yazarken 2 yeni mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun |
||
|
||
| çünkü seni kandırmak isteyen biri olursa gerçekleri bilmen yerine mutlaka ona ''inanmanı'' ister vatandaşlar ulus devlet politikasını benimsemiş kendileri ve diğer milletlere mensup kişilerin farklı yaşam formları olduğuna ''inanmış'' kan dökmüşlerdir töre inançla bağlantılı bir konudur çocuk babasından bir kızın ''kirlenmesi'' halinde katledilmesi gerektiği bilgisini almış buna ''inanmış'' ve uygulamaya geçmiştir sahte tarikatlarda müritler şeyhlere ''inanmış'' kendilerini sonuna kadar sömürtmüşlerdir örnekleri binlerce yapmak mümkün yani inanmak ve dogmalar toplamda totalde sonuçta insanlara her yerde yıkıcı sonuçlar getirmişlerdir bukadar mantıksal çıkarım deneylerlede desteklenince ''BİLMEK'' doğal sonuç tabi |
||
|
||
bana getirmedi napcaz ben inanmaya devam edebilir miyim? hani belki o yıkıcı sonuçlar getirdikleri inancı yanlış anlamış olmasınlar.
|
||