SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: Zafer Üskül: "Anayasada Atatürk ilke ve inkılaplarına gerek yok"

Sayfa: 1 2 [ 3 ]

ekin 30.07.2007 16:48:56
hmmm marka diyorsun..
ya da tescilli boklar kokmaz diyorsun..

torq 31.07.2007 00:01:32


AHMET TAŞGETİREN
Anayasalar ideolojilerden arındırılabilir mi, ideolojiden bütünüyle arındırılmış bir anayasa mevcut mudur, anayasaların karşıtlıkları bile bir ideolojik yaklaşım sayılmaz mı, ve nihayet ideolojiden arındırma yaklaşımı da bir ideolojik yaklaşım sayılmaz mı soruları her zaman gündemde olmakla birlikte, anayasanın ideolojik muhtevadan arındırılması görüşü yeni değildir. Liberal eğilim, anayasalarda herhangi bir ideolojik yönelim bulunmaması gerektiğini öngörür.

Anayasalar ve ideolojiler tartışması, bir yönüyle “İslam devleti” tartışmaları ile paralel yürümüş ve modern devletin bir ideoloji dayatmaması yaklaşımı ile, bir “İslam devleti olamayacağı” noktasına  dayanmıştır. Bu eğilim, zaman içinde İslam'ın toplum hayatını tanzime yönelik ilkelerinin bulunduğu gerçeği gözardı edilerek ya da bunların devletle alakasının bulunmadığı görüşü geliştirilerek kimi İslamcılar tarafından da kabul edilmiştir. Bu noktanın hemen ardından da, laik yapılanmanın devlet adına bir ideolojik tercihi yansıtmamak anlamına geldiği öngörülmüştür.

Ancak, Türkiye'deki laik yapılanmanın hem dikte ettiği sosyo – kültürel değişim talepleri hem de İslam'la ilgili alanı sınırlama yönüyle, ideolojik muhteva taşıdığı gerçeği görmezden gelinmiştir. Ya da özellikle islami alanı sınırladığı ölçüde, devletin bu yapısı görmezden gelinmiştir.

Ancak zaman içinde devletin bu ideolojik çerçevesi bir kısmı dünya güçlerini ilgilendiren başka alanlarda da ciddi özgürlük problemlerine yol açınca devlet ve ideoloji tartışması daha geniş muhitlerin ilgi alanına girmiştir.

İşbu noktaya gelince şöyle bir söylemle karşı durulmuştur:

Tamam, ideoloji dayatmayalım, tamam özgürlükleri açalım ama ya bundan İslamcılar (bunun günlük literatürdeki tanımlaması gericiler, şeriatçılar tarzında daha aşağılama yönündedir) daha çok yararlanırsa... Şu anda Türkiye'de Komünist Partisi mevcuttur, seçimlere girmiştir ama İslam adına bir siyasi partu kurulması yasaktır.

Üskül'ün çıkışı, Ak Parti bünyesinde gerçekleştiği için özel dikkat çekiyor. yoksa, Üskül bu çıkışını ilk defa yapıyor değil, ayrıca Üskül'le beraber bu tür çıkışlar yaparak gündem oluşturan gruplar da olmuş. Türkiye Barolar Birliği'nin anayasa değişikliği teklifi, TÜSİAD'ın teklifi, hatta CHP'nin teklifi...

Ak Parti bünyesinde ortaya çıktığı için dikkat çekiyor, çünkü burada, İslamcılarla (Ak Parti hala gizli İslamcı kabul ediliyor ya) liberallerin ortak yapımı bir eylemin mevcudiyetinden kuşkulanılıyor.  Yani liberaller, İslamcıların değirmenine su taşımış olmaktan suçlu bulunuyor.

Olayın bu kadar gürültü koparmasının altında, Atatürk'le birlikte gündeme gelmesi özel ağırlık taşıyor. “Anayasanın ideolojik dayatma içermemesi yaklaşımı en çok nasıl tartışma doğurur?” sorusuna cevap aransaydı, herhalde ilk akla gelen şey, “Atatürkçülüğün tasfiyesi” eksenli bir hareket olurdu. Böyle bir çıkış, bu alanda duyarlı kesimlerin tüylerini diken diken etmeye yeter, hatta artardı.

Aslında Anayasa'da “Atatürkçülük vurgusu” hiç olmasa, bu anayasa ideolojik muhteva taşmazdı demek mümkün mü? Hayır değil.

Bir şey daha:

Anayasada “Atatürkçülük” ile ilgili tüm ifadeler, muhtevası belirsiz bir nitelik taşıyor. Mesela “Atatürk milliyetçiliği” deyince neyi anlamamız lazım, bu, ancak yorumla belirlenecek bir husus.

“Atatürk ilke ve inkılapları” dediğinizde de, 1920'ler Türkiye'si ile 2000'ler Türkiye'si aynı şeyi mi anlayacak, ya da 2000'ler Türkiyesinin kendisine gözgü bir yorumu olmayacak mı sorusu boş bir soru değil.

Ama Atatürkçülüğün, sembolik mahiyeti ile böyle bir tartışmada son derece tansiyon yükseltici bir değer taşıdığı açık. O yüzden, bir “Anayasa değişikliği” projesinin, daha ilk adımda gelip “Atatürk” konusuna kilitlenmesi,  hadi, iyi niyet sorgulaması yapmayalım, ama kötünün kötüsü bir taktik hamledir.

Ak Parti'nin bir anayasa değişikliği projesi bulunduğu biliniyor. Seçimler döneminde Başbakan bunun altını ısrarla çizdi.  Zafer Üskül'ün Ak Parti'den aday olması da, anayasa değişikliği çalışmaları ile ilgili idi. Ama anayasa değişikliği gibi zor, hassas, Meclis içi – dışı bir çok kurumu ilgilendiren bir konunun böyle, Üskül'ün inisiyatifi ile gündeme getirilmesi herhalde Ak Parti'nin hiç arzu etmeyeceği bir şeydi. Bu konu ile ilgili olarak entelektüel planda sütunlar dolusu tartışma yapılabilir, medyamızda – sivil toplum platformlarında her tür görüş seslendirilecektir, ama Atatürk eksenli tartışmalardan yola çıkılarak bir Anayasa değişikliği gerçekleştirmek herhalde en az Ak Parti'nin göze alacağı bir hadisedir. Bu hadisenin Anayasa değişikliğinin önünde ciddi bir engel oluşturmasından endişe duyanlar haksız sayılmaz.

Ak Parti, anayasa değişikliğini önemsiyorsa, önce doğru bir komisyon oluşturmalı, sonra titiz bir yapılabilirlik çalışması yapmalı sonra projesini kamuoyu ile ve Meclis'le paylaşmalı... Yeni bir anayasa için “Kurucu meclis” oluşturulmasının bile konuşulduğu bir ortamda meselenin, gelişigüzel tartışmalarla pişebileceğini düşünmek herhalde işin ciddiyetini kavramamak demektir.   

http://www.internethaber.com/images/author/44_b.jpg

anka 01.08.2007 11:09:24
Atatürk bir ideoloji oluşturmuş mu?

Atatürk Refet Paşa ya ''yarın komünist olacağız'' demişti.
Hatta bir komünist partisi kurdurmuş daha sonra bu partiyi kapattırmış komünizmi memleketten silmişti.

Aynı Atatürk meclisi dualarla, Kuranla açmıştı.Cami minberlerinde ateşli dini nutuklar çekmişti.
Sonra memlekette İslama ait ne varsa nerdeyse kökünden kazımıştı.1930-46 arasında dini eğitim veren tek bir kurum yoktu.

Aynı Atatürk ''ne mutlu Türküm diyene demiş'' hatta ''Vücudumun babası Ali Rıza bey ise fikirlerimin babası Ziya Gökalp tir demişti''. Sonra ise Türklükle hiç örtüşmeyen ne kadar şey varsa Avrupa'dan devşirip millete uygulamıştı.

Aynı Atatürk kendisi Anadolu da gezerken, elde silah düşmanla dağ bayır savaşan Çerkez Ethem, Topal Osman, Karabekir Paşa, Ali İhsan Paşa gibilerini büyük vatanseverler diye övmüş ama zamanı gelip eli güçlenince onları toplumun hafızasından silmekten hatta öldürtmekten geri kalmamıştı.

Şimdi hangi ideolojiden bahsediyoruz?


torq 02.08.2007 10:15:05
Evet anka bu konuda haklısın, atatürkçülük diye bir ideoloji yok ve tümüyle makyavelist bir eylemler bütünü. Ancak geniş anlamda bakıldığında ve yapılanlar alt alta toplandığında planlı ve örgütlü bir harekete dönüşebiliyor, böylece toplumun dinamikleri uzun bir süreçte değişebiliyor. Böyle bakıldığında din de bir ideoloji olarak tanımlanabilir. Nitekim Lenin, Marx gibi bir felsefi yaklaşımda bulunmamasına karşın yaptıkları ve düşündüklerine "Leninizm" denilmiştir, keza Mao için de aynı şey söylenebilir.

Ahmet Taşgetiren kendi ideolojik (İslamcı) bakış açısıyla olayları değerlendirirken, İslamcı olmayan her şeye ideolojik damgasını vurmaktan çekinmiyor. Çünkü liberaller kemalizme karşı çıktıklarında bu durum hoşuna gitse de, sonuçta M. Kemal'in islamcılarla hesaplaşması gerektiğini biliyor ama bu cesaret ve altyapı henüz o cenahta oluşmuş değil.

Ak parti kendi elemanlarına yaptıramadığı eylem ve söyletemediği düşünceleri, solcu ve entelektüelleri içine alarak yapmaya çalışıyor. Aslına bakarsanız hiç de yabana atılacak bir düşünce değil, çünkü Zafer Üskül bu söylemleri dile getirdiğinde "partiyi bağlamaz" kendi düşüncesidir denilebiliyor. Doğal olarak süreçte İslamcılar da kendi aydınlarının sayısını arttırarak düşüncelerini özgürce dile getirecekler ve Kemalizmle "başkaları" üzerinden hesaplaşma dönemini bitirecekler.

ekin 02.08.2007 15:44:56
kitabı lisedeyken okumuştum; "binbir surat Atatürk" ismiydi sanırım.. bu kafa karışıklığınızı giderecek yazılar vardı içinde; özetle o döneme bu zamandan bakıldığında çelişkili veya faşistik gözüken hallerin nedenini savaşta her kesimden güç,destek almak gayretine bağlıyor; sonrası ise geçiş dönemindeki cilveler..

eridim laan; bu kadar kıvrılır mı? hatasız kul olmaz, hatasıyla sev onu de, geç yahu.. yoksa Atatürk'e taşı atanın sicili çok mu berrak hani? o durumda o olsaydı ne mi yapardı?? Samsun'dan Anadolu'ya GIK'ını çıkartabileceğini iddia ediyorsa konuşsun.. de geç yaw..bir insanda kusursuzluk aramak çok mu samimiyete sığıyor hani.. fesatlık diye niteleyip geç olmm.. erittin beni laaann.

harbi yaw..

Castro yönetimden çekildi, ABD küba karışacak diye umdu, olmadı..şimdi Castro öldü ölecek diye ABD sırtlan gibi bekliyor; yine kargaşayı umarak..Küba'nın yerinde olsam anayasa gibin bir şeye abanırdım Castro tavırlarını.. geleceğe aktarmak adına.. haaa bu benzer sırtlanlar Türkiye'de demokrasiyi kullanarak silmeye çalışıyorlar o benzer tavırları.. belki Küba'da da demokrasi olsa, orada da buradaki tiplemeler türerdi..

anka 02.08.2007 17:26:01
Atatürk ve Anayasa

AK Parti Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül, "Atatürk milliyetçiliği" ve "Atatürk ilke ve inkilapları" terimlerinin Anayasa'dan çıkarılmasını, daha doğrusu yeni Anayasa'da bu kavramlara yer verilmemesini önerince, duymadığı laf kalmadı.
"Ulus devleti ortadan kaldırmayı" istemekle suçlayan mı ararsınız, "Milliyetsiz, işbirlikçi" ilan eden mi, "Dahili ve harici bedhahların sözcüsü" diyen mi..
Ancak Üskül'ü neredeyse vatan haini ilan edenler, bir noktayı gözden kaçırıyorlar: Bu önerinin asıl sahibi Atatürkçülüğünden, Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılığından kimsenin en küçük kuşku duymadığı, duyamayacağı rahmetli Prof. Dr. Bülent Tanör'dü. 1997'de TÜSİAD için hazırladığı raporda, demokratikleşme için zorunlu gördüğü anayasal ve yasal değişiklikler arasında onu da saymıştı. 10 yıl sonra yine TÜSİAD'ın isteğiyle Üskül bu raporu güncelleştirirken, Tanör'ün önerisine katıldığını vurguladı. Şimdi de "Tutarlılık" adına yeni Anayasa'yla ilgili görüşlerinde buna da yer veriyor.
Üskül'e yönelik öfke selinde ayrıca "Atatürk milliyetçiliği" ile "Atatürk ilke ve inkilapları"nın sanki Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana Anayasa'da yer alıyormuş izlenimi yaratılmak isteniyor. Yanlış.
1924 Anayasası'nın 2'nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri sayılırken sadece "Milliyetçi" sözcüğü kullanıldı. O da 1937'de yapılan ve CHP'nin 6 Ok'unun Anayasa'ya sokulduğu değişiklikle oldu.
1961 Anayasası'nın Kurucu Meclis'teki görüşmeleri sırasında "Milliyetçilik" kavramı sakıncalı bulundu. Bunun hem "Irkçılık" diye algılanmasından, hem de totaliter rejim heveslilerine meşruiyet kazandırmasından kaygı duyuldu, sonuçta "Milliyetçilik" yerine daha "Nötr" veya "Renksiz" olan "Milli devlet" kavramı tercih edildi.

"Sivil" toplumun talebi
12 Eylül müdahalesinden sonra Milli Güvenlik Konseyi'nce yeni Anayasa'yı yapmakla görevlendirilen Danışma Meclisi, Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı'nın başkanlığında 15 üyeli Anayasa Komisyonu kurdu. Komisyon ilginç bir yöntem izledi: Bir yandan yeni Anayasa taslağını hazırlarken, bir yandan da halka açılan şirketlerin talep toplaması gibi üniversitelerden, yüksek yargı organlarından, valiliklerden, meslek kuruluşlarından, odalardan, sendikalardan, derneklerden görüş ve öneri istedi. "Atatürk milliyetçiliği" ile "Atatürk ilke ve inkilapları" 1982 Anayasası'na işte bu "Sivil toplum"dan gelen yoğun talep sonucu girdi. Elbette bunda Evren'in her konuşmasında Atatürk'ü iki değişmez referanstan biri (diğeri din) yapmasının etkisi vardı. Bu konuda bakın kimlerden ne öneriler geldi:
* "Atatürk ilkeleri ve Atatürk milliyetçiliğinden esinlendiği belirtilmeli." (Odalar Birliği)
* "Gücünü Atatürk milliyetçiliğinden aldığı ifade edilmeli." (TİSK)
* "Atatürk ilkeleri eksiksiz Anayasa'da yer almalı." (Türk Eczacılar Birliği)
* "Anayasa'da Atatürk ilkeleri hem yer almalı, hem de açıklanmalı." (Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu)
* Daha ileri gidenler oldu: "Anayasa'da yer verilecek Atatürk ilkelerinin türlü yorumlara neden olmayacak biçimde kesin tanımları yapılmalı!" Kimdi dersiniz bu önerinin sahibi? Yargıtay!
Şükredelim: Atatürk ilkelerini dogmatik ve dar kalıplara hapsedecek, çağdaş gelişmelere göre yeniden yorumlanmasının, yeni sentezlerinin önünü kesecek, hem de yüksek yargıdan gelen bu öneri dikkate alınmadı.
Toplumsal baskı boyutlarına varan bu taleplere karşı çıkanlar da oldu elbette. Hem de bugüne göre çok daha cesur şekilde. Onu da yarın anlatalım.

erdal şafak - sabah

02.08.2007 17:55:41
kesinlikle anayasadan kemalizm fikrini empoze edilen bu maddeleri çıkarmak lazım arkadaş ben mecburmuyum atatürkün dediklerini yapmaya ben istemiyorum kemalizm fikirlerini de sevmiorum atatürk milliyetçiliği ne demek ya! ben atatürkü sevmiyorum hoşlanmıyorum onun fikirlerini de dayatma zoruyla yayamazsınız ki

BUDHA 02.08.2007 18:10:17
Atatürk'ün bu millete hizmetini kimse inkar edemez.

Lakin Atatürk üzerinnden siyaset yapan bazı insanlar onu mitolojik bir Tanrı gibi göstermeye çalışarak ona en büyük haksızlığı yapıyorlar.

Ne mucize Ne efsun/Ne örümcek ne yosun/ Çankaya yeter bize/ Kabe Arab'ın olsun...<Kemallettin Kamu>

Atatürk'ü sevmeyen portatif gibi arkadaşların düştüğü durum bu yüzdendir.

Hukuk evrensel ve ortak akla dayanan bir kanunlar manzumesidir.

Hukukta salt kişilere ait ilkeler sunulması kanımca geri kalmışlık örneğidir.

Bu düşüncelerimizden dolayıda lütfen bir ortaçağ rahibi edasıyla bizi aforoz etmeyin.

zafer hocayı da Atatük düşmanı konumuna düşürmeyin o bir bilim adamı.

Evet katılıyorum anayasa renksiz olmalıdır.



02.08.2007 18:15:27
sağolaın budha evet ben atatürkten medet umanlar yüzünden böyleyim.hizmetleri de var inkar etmem.çanakkale savaşı gibi tüm anadolu halklarının sırf islamiyet için savaşmasını atatürke mal etmelerini de kesinlikle reddederim.

ekin 02.08.2007 18:24:22
-ben böyle değildim yaşarken oldum ağlayan
 2funny

Atatürk hizmetler yapmıştır,tamam...ama..ama...ama..ama..ama...
höst ulan!
sen de varlığınla illa ki saygıyı hakediyorsun, ama .....!

ekin 04.08.2007 16:16:23
araname; Küba'nın simge ismi Castro, düşünsel varlığının sürmesi için gerekli önlemleri alırken Türkiye'deki Atatürk karşıtlarının beslendiği bataklıkların kendilerindeki yansımalarını kurutmasını bilir umarım..

araname; yaw bu takıntılı solcuları da anlamıyorum; adam "che" tişörtü giyen birini gördüğü zaman duyguları kabarıyor; ama aynı adam "atatürk" tişörtü giymiş birini görse "kemalist faşist" diye nitelemekten çekinmiyor ya.. tübe tübe..

BUDHA 07.08.2007 16:18:26
Alıntı
yaw bu takıntılı solcuları da anlamıyorum; adam "che" tişörtü giyen birini gördüğü zaman duyguları kabarıyor; ama aynı adam "atatürk" tişörtü giymiş birini görse "kemalist faşist" diye nitelemekten çekinmiyor ya.. tübe tübe..

sebebi çok basit Atatürkçü geçinen sahtekar Atatürkçüler yüzünden.

Yarım doktor adamı candan yarım hoca adamı dinden sahte Atetürkçülerde insanı Atatürkçülükten edrler.

Bakınız Musatafa Sarıgül ne demiş:  Bunlar haktan ve halktan uzaktırlar.

Yanlış mı demiş yani.

deniz 07.08.2007 16:32:39
mustafa sarıgül demeyin yaw.. en nefret ettiğim politikacı modeli..

popülist, ikiyüzlü politikacılık.


Sayfa: 1 2 [ 3 ]